YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12490
KARAR NO : 2022/15752
KARAR TARİHİ : 08.12.2022
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :
Dava, hizmet ve prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği üzere bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı, davalılardan … Hiz. Dış Tic. Ltd. Şti. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Somut davada; davacı 25.01.1995-20.01.2006 tarihleri arasında çalıştığının ve prime esas kazancının 1.500 dolar olduğunun tespitini talep etmiş, 02.01.2019 tarihli beyanında 01.05.1998-16.05.2000 tarihleri arasındaki talebinden feragat ettiği, mahkemece davacının 17.05.2000-14.06.2000 tarihleri arasında davalı … … Hiz…Ltd.Şti. nezdinde aylık 1.500 dolar ücretle çalıştığının tespitine, davalı … aleyhine açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Çekişmeli yargıda kural olarak, “tasarruf ilkesi” geçerlidir ve taraflar dava konusu üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilirler. Bu suretle davaya son verilebilmesinin bir yöntemi davadan feragattir ve anılan kurum 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307 ila 312’nci maddelerinde (mülga 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu’nun 91 ila 94’üncü maddelerinde) düzenlenmiştir.
Hükmün kesinleşmesinden önceki herhangi bir aşamada davadan feragat edilebilir. Temyiz edilen ve fakat henüz temyiz Dairesince görüşülmeyen bir karar, usûl hukuku çerçevesinde kesinleşmiş olmadığından, bu aşamada davadan feragat mümkündür.
Hâkim, gördüğü davada tahkikatı bitirip hüküm kurduktan sonra davadan elini çekmiş olur ve kural olarak dava sonunda verilen karar temyiz edilip bozulmadan ve bu suretle yargılamaya yeniden başlanmadan davanın esası ile ilgili hiç bir karar veremez.
Feragat, davayı kesin olarak sonuçlandıran bir hukuki neden olduğundan, hakim karar verdikten sonra dahi belgelendirilen feragat üzerine davanın bu nedenle reddine karar verebilir ise de, Yargıtay uygulamalarında (örneğin Hukuk Genel Kurulu’nun 21.10.1981 gün 1981/2-551, 1981/683 ve 02.06.1982 günlü 1982/376 – 547 sayılı Kararları ile 11.04.1940 gün ve 1939/15 – 1940/70 sayılı tevhidi içtihat kararının gerekçesinden esinlenen uygulama) hüküm temyiz edildikten sonra vaki feragat üzerine mahkemece kendiliğinden bir karar verilmeyerek Yargıtay’ın bu konuda (feragat konusunda) mahkemece bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına dair verilecek kararından sonra ancak dosyayı ele alabilir.
Ne var ki; 506 sayılı Kanun’un 6. maddesinde ve 5510 sayılı Kanun’un 7 ve 8. maddelerinde çalıştırılanların işe alınmalarıyla kendiliğinden sigortalı olacakları, sigortalılar ile bunların işverenleri hakkında sigorta hak ve yükümlerinin sigortalının işe alındığı tarihten başlayacağı, bu suretle sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamayacağı ve vazgeçilemeyeceği yönünde düzenleme yapılmış olmakla, buna göre sigortalı olmak, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilemez ve kaçınılamaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü meydana getirmektedir ve kişiler ile sosyal güvenlik kuruluşlarının bu statünün oluşumundaki rolü de, yenilik doğurucu ve iradi bir durum değil, Kanun gereği kendiliğinden oluşan statüyü belirlemekten ibarettir. Dolayısıyla, sosyal güvenlik hakkından 6100 sayılı Kanun hükümleri kapsamında feragat olanaksız olduğu gibi sigortalılığın ve sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davadan da feragat edilemez. Ancak, anılan Kanunun 123. maddesinde düzenlenen hak kullanılabilir ve ileride yeniden dava açabilme hakkı saklı tutularak, davalının açık rızası ile dava geri alınabilir veya 150. maddede öngörülen hak ve olanaktan yararlanılarak dava takip edilmeyip yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucu elde edilebilir.
Somut dosyada; davacı 01.05.1998-15-6.05.2000 tarihleri arasındaki talebinden feragat etmiş ise de, yukarıda belirtildiği üzere mahkemece, davadan feragat edilemeyeceği davacıya (vekiline) bildirilmeli, feragat beyanının HMK. 123 veya 150. maddelerinde düzenlenen haklardan birinin kullanımı niteliğinde olup olmadığı kendilerine sorulmak suretiyle belirlenmeli, beyanın, anılan anlamlarda kullanıldığı saptandığı takdirde duruma göre 123 veya 150. maddelerde öngörülen prosedür işletilmeli, aksi durumda ise elde edilecek sonuca göre dava konusu istem hakkında karar verilmelidir.
Diğer yandan hizmet tespiti ve ücrete yönelik kabul kararı isabetli ise de, ne var ki ücret yönünden tavan ücretin gözetilmemesi yerinde değildir. Ayrıca hükmüne uyulan bozma ilamı kapsamında araştırma çerçevesinde davacının 1.500 TL ücretle çalıştığının belirgin bulunması karşısında bildirime konu 20.01.1996-12.05.1998 ve 15.06.2000-31.01.2006 dönem bakımından da söz konusu ücretle çalışıldığının kabulüyle tavan ücret de gözetilerek bu yönde bilirkişi raporu alınmak suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ile yazılı biçimde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı, davalı Kurum ve …. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 08.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.