YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12513
KARAR NO : 2022/15641
KARAR TARİHİ : 07.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı; feri müdahil kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, feri müdahil kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilesinin, ekonomik ihtiyaçlarından dolayı 7.4.2008 tarihinde davalılara ait …/Ilıca’daki villada yatılı olarak çalışmaya başladığını, yemek ve temizlik işlerini yaptığını, eşinin ise şoförlük ve bekçilik yapmaya başladığını, aynı zamanda o dönemde … hastası olduğu için Kent Hastanesinde tedavi gören …’ın eşi …’ın hasta bakıcılığını da yaptığını, müvekkilesinin ve eşinin sezon boyu tam gün mesai ücreti ödenmeden çalıştığını, maddi sıkıntıları olduğu için tüm bunlara boyun eğmek durumunda bırakıldığını, müvekkilesinin eşinin 2010/Haziran ayında işten ayrılmasına rağmen, müvekkilesinin davalıların yanlarında çalışmaya devam ettiğini ve 2010 yılından beri yaz aylarında …’de, kalan kış aylarında …’de yaşayan davalıların evine her gün giderek sağlık, temizlik, hasta bakıcılık, hastane işleri, banka işleri ve mutfak işlerini yürüttüğünü, bu şekilde müvekkilesinin 7.4.2008 tarihinden itibaren 31.3.2016 tarihine kadar 8 yıl boyunca davalılar yanında sürekli çalıştığını, defalarca sigortasının yapılmasını istemesine rağmen “sigortaya ihtiyacın yok” şeklinde karşılık alıp sigortasının yapılmadığını, akabinde müvekkilesinin sigorta istemesi sebebiyle davalılar tarafından işten kovulduğunu beyanla müvekkilesinin davalılar nezdinde 7.4.2008–31.3.2016 tarihleri arasında geçen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalılar vekili, cevap dilekçesinde özetle; davada 5510 sayılı Yasanın 6/C maddesine göre ev hizmetlerinde çalışanların sigortalı sayılmadığını, ancak, anılan Kanuna 11.9.2014 tarihinde eklenen ek 9.madde ile bu şekilde çalışanların ücretli ve kesintisiz çalışmaları halinde sigortalı sayılacaklarının hükme bağlandığını, Kanunda yapılan bu değişikliğin yürürlük tarihinin 1.4.2015 olup, bu sebeple bu tarihten öncesi için davacının sigortalı sayılmadığı gibi, davacının ev işlerine yardım etmek amacıyla haftada 1-2 gün yapmış olduğu çalışma süresinin de Kanun kapsamında olmadığını, yine ileri sürülen iddiaları kabul etmemek kaydıyla, 2008 – 2016 yılları arasındaki çalışmalarının kesintisiz bir çalışma olmadığından, 2015 yılından sonraki bölümün dahi talep ve dava edilmesinin mümkün bulunmadığını, ayrıca, davada 5 yıllık hak düşürücü sürenin söz konusu olduğunu, davacının müvekkillerinin yanında her ne kadar 2008 yılında başlayan bir çalışması olduğu iddia edilmişse de, bunun kesinlikle doğru olmadığını, …’de oturan davacının her gün …’den …’e ve …’den …’e süresiz gidip gelmesinin ve yatılı olarak kalmasının da söz konusu olmadığını, diğer taraftan müvekkillerinin yaz sezonunda Amerika’da yaşayan çocuklarının Türkiye’ye gelip aynı evde birlikte kaldıklarını, evin 2 oda, 1 salon olup, davacının yatılı kalıp kalmayacağının tereddüde dahi muhtaç olmadığını, müvekkillerinin yaşantılarının büyük bir bölümünü otellerde kalmak suretiyle geçirdiklerini, öte yandan, dava dilekçesinde davacının müvekkillerinin banka ve hastane işlerini yaptığı iddia edilmişse de, davacının müvekkillerinin banka işlerini yapabilmesi için usulüne uygun olarak verilmiş vekaletnamesinin olmasının şart olduğunu, oysa kendisine böyle bir vekaletname verilmediğini, ayrıca hasta bakımı hususunda davacının herhangi bir eğitiminin de olmadığını beyanla davanın reddi gereğini savunmuştur.
Fer’i müdahil Kurum vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacıya ait … s.s. numaralı sigortalı hizmet cetvelinin tetkikinde; dava konusu dönemde çalışma bildiriminin olmadığının görüldüğünü, Kurum kayıtlarına göre davalılardan …’a ait … sicil sayılı ve 8211/11 Sk. No:30 D:1 Çiğli/… adresinde bulunan “ev hizmetleri” işyerinin 3.5.2007 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığını, bu işyerinin 30.10.2007 tarihinde Yasa kapsamından çıkarıldığını, diğer davalı müteveffa …’a ait herhangi bir işyerinin tescilinin bulunmadığı gibi, davacının iddiası ile ilgili hiçbir kayıt ve belgeye rastlanılmadığından, öncelikle 5510 sayılı Yasanın 6/I-c maddesi kapsamı dışında ücretle ve sürekli olarak hizmet akdi ile çalıştığının kanıtlanması gerektiğini, öte yandan, bir kişinin 8 yıla yakın bir süre boyunca sosyal güvenceden yoksun olarak çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyanla davanın reddi gereğini savunmuştur.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece ” 1- Davanın kabulü ile, davacının, davalı … ve dahili davalı …’a ait … … İl Müdürlüğünde tescilsiz “ev hizmetleri” işyerinde; 7.4.2008 – 31.3.2016 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak ve asgari ücretle toplam 2815 gün çalıştığının ve 2815 günlük çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin tespitine” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… 1. İş Mahkemesinden verilen 16.11.2020 tarih, 2016/307 Esas ve 2020/90 Karar sayılı kararının kaldırılmasına yönelik fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Yasanın 353/1-b.1 hükmü gereğince Esastan Reddine,dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Fer’i Müdahil Kurum vekili, resmi Kurum kayıtlarına dayanmayan, eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın hatalı olduğunu müvekkili Kurumun talebi doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek temyiz kanun yoluna başvırmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ:
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddeleri olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
Hukuk Genel Kurulu’nun 05.02.2014 tarih ve 2013/10-2280 E., 2014/65 K. sayılı ilamında, ev hizmetlerinde çalışma ile ilgili davaların hukuki niteliği ve ispat şekline ilişkin ilkeler şu şekilde belirtilmiştir.
İş mevzuatı yönünden, ev hizmetlerinin, gerek mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5. maddesinin 1. fıkrasında, gerekse 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasında yer alan hükümler ile bu Kanunların uygulama alanı dışında bırakıldığı görülmektedir. Sosyal güvenlik mevzuatı açısından ise gerek mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu gerekse 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında sigortalı olabilmek üç temel koşula bağlanmıştır. Bu koşullar; hizmet akdi ile çalışma, işin işverene ait işyerinde yapılması ve mülga 506 sayılı Kanun’un 3. ve aynı yöndeki 5510 sayılı Kanun’un ise 6. maddesi kapsamında olmamak olarak sıralanabilir. 506 sayılı Kanun’un 3. maddesi sigortalı sayılmayanları; diğer bir ifade ile anılan Kanun kapsamına alınmayanları sıralamaktadır.
Buna göre mülga 506 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3. maddesi uyarınca:
“Aşağıda yazılı kimseler bu Kanunun uygulanmasında sigortalı sayılmazlar.
D) (Değişik: 11/8/1977 – 2100/1 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…”
Yine 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 6. maddesi uyarınca;
“…Bu Kanunun kısa ve uzun vadeli sigorta kolları hükümlerinin uygulanmasında;
…c) (Değişik: 17/4/2008-5754/4 md.) Ev hizmetlerinde çalışanlar (ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç)…4 üncü ve 5 inci maddelere göre sigortalı sayılmaz.”.
Buna göre ev hizmetleri, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun ilk halinde Kanun kapsamı dışında bırakılmış iken, 24.08.1977 tarih ve 16037 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 24.11.1977 tarihinde yürürlüğe giren 11.08.1977 tarih ve 2100 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle yapılan değişiklik ile mülga 506 sayılı Kanun’un 3. maddesinin (D) bendinde yapılan düzenleme uyarınca, ev hizmetlerinde “ücretle ve sürekli çalışanlar” anılan maddede yer alan istisnalar içinden çıkarılmış, 5510 sayılı Kanun’un 6. maddesi ile de aynı yöndeki uygulamaya devam edilmiştir.
Görüldüğü üzere, anılan maddeler uyarınca, ev hizmetlerinde çalışanlar; ücretle ve sürekli olarak çalışanlar hariç, bu Kanunların uygulanmasında sigortalı sayılamazlar.
Sigortalı sayılmak için, ücret ve sürekli çalışma birlikte arandığından, her iki koşulun da gerçekleşmiş olması gerekir. Hizmet karşılığı ücret alınmıyorsa veya ücret alınmakla birlikte çalışmada süreklilik yoksa bu tür çalışmayı sigortalı çalışma saymak mümkün değildir.
Buna göre, diğer koşulları gerçekleştirmiş olanlar eğer anılan maddelerin kapsamına giriyorlarsa, sigortalı sayılamayacak ve 506 veya 5510 sayılı Kanunlarda düzenlenen haklardan yararlanamayacaklardır.
Yeri gelmişken belirtilmelidir ki, mülga 1475 sayılı İş Kanunu’nun 5/1. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4/1. maddeleri uyarınca, İş Kanunları hükümleri ev hizmetlerine ve ev hizmetleri çalışanlarına uygulanamayacak, bu işler ve bu işleri yapan kişiler Borçlar Kanunu’nun hizmet akdini düzenleyen hükümlerine tabi olacaklardır.
Evde yapılan işle, ev hizmetleri arasında bazı farklılıkların da tanımlanması gerekir. Ev hizmeti evde yapılmakla birlikte, herhangi bir iş olmayıp doğrudan yaşanan mekâna yönelik bir iştir. Yaşanan konutla doğrudan bağlantı içerisindedir. Doğrudan eve ve ev yaşamına yöneliktir. Dolaylı olarak ev yaşamına katkıda bulunan, onu kolaylaştıran hizmetlerdir. Ev hizmetinin doğrudan eve veya ev yaşamına yönelik olması gerekir. Ev hizmeti evden soyutlanamaz (…………., Ev Hizmetlerinde (İşlerinde) Çalışanların Sigortalılığı, Kamu-İş Dergisi, Cilt 7, Sayı 3, 2004, s. 10).
Bir işin ev hizmeti sayılabilmesi için yapılan işin evde gündelik yaşamın gerektirdiği faaliyetler kapsamında ev yaşamının gündelik, olağan gereksinmelerini karşılayan işlerdir (Mollamahmutoğlu H., İş Hukuku, Turhan, …, 2004, s. 179).
Öğretide ev hizmetleri, evde gündelik yaşamın gerektirdiği; temizlik, yemek, çamaşır, ütü, çocuk bakımı, mürebbiyelik gibi işler olarak kabul görmektedir. Ev hizmetleri çalışanları ise uşak, kahya, hizmetçi, temizlikçi, aşçı, çocuk bakıcısı, bahçıvan, şoför, bekçi, hayvan bakıcısı vb. evin gündelik işleyişine ilişkin faaliyetleri yürüten kişiler olarak kabul görmektedir ((…………, … 2004, s. 43).
Yukarıda ayrıntıları açıklandığı üzere, “ev hizmetleri” 506 sayılı Kanun ile tamamen sigortalılık dışında tutulmuş iken 2100 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle ev hizmetlerinde sadece “ücretle ve sürekli olarak çalışanlar” sigortalı sayıldıklarından, bu kişilerin sigortalı olarak kabul edilebilmesi için önemli olan, ev hizmetinde geçen çalışmanın ücretle yapılması ve sürekli olmasıdır.
Sürekli çalışma kavramı yönünden uygulamada, haftanın çoğu ev işlerinde geçirilmiş ve çalışma bir süre devam etmişse, bu çalışma sigortalı çalışma olarak değerlendirilmekte, süreklilik için çalışmanın belli bir yoğunluğa ulaşması aranmaktadır.
Mülga 506 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun uyarınca “iş” tanımı açık olup, burada “iş” ev hizmetidir. Bu nedenle ölçü, işin niteliği değil ev işinde çalışanın, bu işte ne kadar süre çalıştığıdır. Ev işlerinde çalışma devamlı ise sürekli sayılacak, devamlılık yoksa, iş belirsiz aralıklarla geçici olarak ya da çağrı üzerine yapılıyorsa süreksiz sayılacaktır.
Eldeki davada mahkemece tesis edilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Davacının davalıya ait evde hasta bakıcı ve ev hizmetlerinde çalıştığı iddiası üzerine yapılan yargılamada davalıların tatile gittikleri dönemlerde çalışma olmadığı yönünde bu sürelerin dışlanması doğru ise de, dava konusu dönemde davacının eşinin hastanede uzun sürelerde kaldığı, davacının bu dönemlerde eşinin yanında refakatçi olarak kalıp kalmadığı, kalmışsa bu sürelerin de dışlanması gerektiğinin gözetilmemesi buna göre davanın kısmen kabulüne dair hüküm kurulması gerktiğinin gözetilmemesi ve tespiti yapılan sürelerin hükümde açık şekilde gösterilmemesi, hükmün infaza elverişli olarak kurulmaması usul ve yasaya aykırıdır. Uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, feri müdahil Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının, HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine ve kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.