YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12612
KARAR NO : 2022/14458
KARAR TARİHİ : 17.11.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
No :
Dava, aksine işlemin iptali ile kesilen ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanması, ödenmeyen aylıkların faiziyle ödenmesi ve davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı 1989 tarihinden itibaren emekli sandığından eşinden dolayı ölüm aylığı aldığını, 2007 tarihinden itibaren de oğlundan dolayı 506 sayılı kanun kapsamında ölüm aylığı aldığını, Kurumun oğlundan aldığı aylığı keserek tüm ödenen aylıkları borç çıkardığını, Kurum işlemlerinin iptali ile kesilen ölüm aylığının kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanarak ödenmeyen aylıkların yasal faizleriyle ödenmesini, Kuruma yersiz aylık borcu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
SGK vekili davacı hakkında yapılan Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
III-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemesince “…Mahkememizce yapılan değerlendirilmelere göre; 506 sayılı kanunun 69.maddesinde yer alan sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmayan veya 2022 sayılı kanuna göre, bağlanan aylık hariç olmak üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan anaya çocuğundan dolayı ölüm aylığı bağlanacağının hüküm altına alındığı, davacının oğlu nedeni ile ölüm aylığı alamayacağı, bu konuda alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bulunduğu anlaşılmış, davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesi ile aşağıdaki hüküm oluşturulmuştur.” gerekçesi ile, “…Davanın reddine,…” karar verilmiştir.
IV-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, “…Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının eşinden 01.01.1989 tarihinden itibariyle 5434 sayılı Yasa kapsamında yetim aylığı almakta olduğu, oğlu … … 01.02.2007 tarihinde vefat ettiği, davacıya 01.03.2007 tarihinde hak sahibi anne sıfatıyla ölüm aylığı bağlandığı, oğlunun ölüm tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasanın 69. Maddesine göre eşinden aylık alması nedeniyle, oğlundan hak sahibi sıfatıyla ölüm aylığı bağlanmasına imkan bulunmadığı, borç bildirim belgesinde belirtilen yersiz aylık miktarına yönelik açık istinaf bulunmaması da dikkate alınarak, mahkemenin redde dair maddi vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.” gerekçesi ile “…Davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine,…” karar verilmiştir.
V-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili eksik araştırma ve inceleme sonucu usul ve yasaya aykırı olarak verilen kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davacının sair temyiz itirazlarının reddine,
2-) Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 1938 doğumlu davacının 01.01.1989 tarihinden itibaren emekli sandığı iştirakçisi olan eşinin vefatından sonra 5434 sayılı kanun kapsamında ölüm aylığı aldığı, 01.03.2007 tarihinden itibaren ise vefat eden oğlunun üzerinden 506 sayılı kanun kapsamında ölüm aylığı aldığı, davalı Kurumun 20.08.2019 tarihinde sistem üzerinden çift aylık aldığı görünen davacının eşinden de aylık aldığının tespiti üzerine 02.02.2007 tarihinden itibaren 506 sayılı kanun kapsamındaki ölüm aylığını keserek 5510 sayılı yasanın 96/b maddesi kapsamında davacı adına 70695,36 TL yersiz aylık borcu aslı çıkardığı, davacının eldeki dava ile Kurum işlemlerinin iptalini talep ettiği Mahkemece davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan “Yersiz ödemelerin geri alınması” başlıklı 96. maddesi “…- Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan,182 itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” düzenlemesini içerir.
Mahkemece davalı Kurum tarafından davacı hakkında yapılan Kurum işlemlerine ait tüm bilgi ve belgelerin ve özellikle yersiz aylık borcu çıkarılan dönemlere ilişkin dökümün getirtilerek, davacının iptal edilen ölüm aylığını talep ederken eşinden de ölüm aylığı aldığı hususunu belirtip belirtmediği veya davalı Kurumun bu hususu bilebilecek durumda olup olmadığı hususunun yeniden incelenmesi ile borcun 96. maddenin hangi fıkrası kapsamında çıkarılması gerektiği tespit edilerek çıkarılan yersiz aylık borcunun süresi ve miktarı denetlenmeli ve varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
O halde davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk derece Mahkemesine gönderilmesine, Üye … ‘in muhalefetine karşı, Başkan … ile Üyeler …, … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla, 17.11.2022 gününde karar verildi.
(M)
KARŞI OY GEREKÇESİ
5510 sayılı Kanun’un Geçici 7. maddesi uyarınca Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce birden fazla dosyadan gelir veya aylık alınması durumunda, bu gelir ve aylıklar ödenmeye devam edilecektir.
5510 sayılı Kanun’un geçici 7/5. maddesinde; sigortalı ve hak sahiplerinin Kanunun yürürlük tarihinden sonra yeni bir dosyadan gelir ve aylığa hak kazanması durumunda, yeni bağlanacak dosyadaki gelir ve aylık miktarı da dahil olmak üzere mukayese yapılarak en düşük miktarlı dosyanın kapsamdan çıkarılacağı hüküm altına alınmıştır.
Mülga 5434 sayılı Kanun kapsamına, 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden önce başlayan Kanunun 4/1-(c) bendi kapsamındaki sigortalılar dışında kalan, 4/1-(a), 4/1-(b) ve ilk defa 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihinden sonra 4/1-(c) bentleri kapsamında sayılan sigortalı veya hak sahiplerinin Kanunun yürürlük tarihinden sonra 5510 sayılı Kanuna veya Mülga 506 sayılı, 1479 sayılı, 2925 sayılı ve 2926 sayılı kanunlara göre gelir/aylığa hak kazanmaları halinde geçici 7. madde uygulanacaktır.
5510 sayılı Kanuna göre yeni bir dosyadan gelir veya aylığa hak kazanılması halinde, 54. maddeye göre mukayese işlemi sadece statüleri (sigortalılık halleri) aynı olan sigortalılar için(Kanunun 4/1-(b) bendinin (4) numaralı alt bendine tabi sigortalılar hariç) yapılacak, statülerin farklı olması halinde karşılaştırma yapılmayacaktır.
Mülga 506 sayılı, 1479 sayılı, 2925 sayılı ve 2926 sayılı Kanunlara göre yeni bir dosyadan gelir ve aylığa hak kazanılması halinde, mukayese işlemi; hak kazanılan veya ödenen gelir ve aylıkların aynı kanuna göre olması durumunda ilgili kanun hükümlerine göre yapılacak, farklı kanunlar olması durumunda ise karşılaştırma yapılmayacaktır.
Hukuk Genel Kurulu’nun 2021 tarihli 1577 ile 1585 arası karar sayılı ilamları ve Anayasa Mahkemesinin 21.04.2004 tarihli ve 2017/31861 başvuru nolu kararında belirtilen hususlarda Anayasının 35. maddesindeki mülkiyet hakkı ihlal edilmiş olduğundan belirtilen gerekçelerle, davanın kabulü gerektiğinden bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılamamaktayım.