Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/12777 E. 2023/83 K. 10.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12777
KARAR NO : 2023/83
KARAR TARİHİ : 10.01.2023

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2375 E., 2021/80 K.
DAVACILAR : … 2 -… vekilleri Avukat …
DAVALILAR : 1 -… 2 -… İnşaat Taahhüt Ticaret Ltd. Şti.
3- …
4 -… vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 20.09.2013
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/291 E., 2020/41 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesi ile; sigortalı …’ın 02.10.2012 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek sigortalı için 3.000,00 TL maddi, 1.000,00 TL bakıcı gideri, 100.000,00 TL manevi tazminatın, sigortalının eşi için 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacılar vekili yargılama sırasında 07.08.2017 tarihli dilekçe ile sigortalı yönünden maddi tazminat talebini toplam 401.825,45 TL’ye, bakıcı gideri talebini toplam 5.620,20 TL ‘ye çıkarmıştır.

II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesi ile; davalının asıl işveren sıfatının dolayısıyla pasif taraf sıfatının bulunmadığını, davanın alt işverenlere yöneltmesi gerektiğini, belediyenin hiçbir sorumluluğunun bulunmadığını, yüklenici firmaların ihale ile aldığı işlerde kendi elemanlarını çalıştırdığını, kazaya uğrayan işçilerin tedavi giderlerinden, kendilerine ödenecek tazminatlardan yüklenici firmaların sorumlu olduğunu savunmuş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Diğer davalılara usulüne uygun dava dilekçesi ve duruşma günü tebliği edilmiş, yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1-Davanın kısmen kabulüne,
Meydana gelen iş kazası nedeniyle 401.825,45 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … İnşaat….Ltd. Şti., …Ltd. Şti. iş ortaklığından müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

5.650,20 TL bakıcı giderinin kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … İnşaat….Ltd. Şti, …Ltd.Şti iş ortaklığından müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya verilmesine,

2- Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, davacı … için 80.000,00 TL manevi tazminatın, … için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … İnşaat….Ltd.Şti., …Ltd.Şti iş ortaklığından müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya verilmesine,

3-Davacının manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebinin reddine,

4-Davalılar Yenişehir Belediyesi ve … yönünden davanın reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: belediyenin asıl işveren olduğunu, diğer davalıların alt işverenliğinde çalıştığını, bilirkişi tarafından işverenlerin sorumluluğu tespit edilemediğini, bu konudaki itirazların mahkemece dikkate alınmadığını iddia etmiş, Mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya arasında yer alan Uygulama Projeleri ve Özel Teknik Şartnamelerde de, yapılacak işler ve bu işlerde kullanılacak malzemelerin vasıf ve mahiyetlerinin en ince detayına kadar düzenlenildiği ve idarece görevlendirilen yapı denetim görevlisinin denetimine tabi olacağının kararlaştırıldığının görüldüğü, dosya kapsamındaki, inşaat sözleşmesi, bir kısım hükümleri yukarıya alınan yapım işleri genel şartnamesi, uygulama projeleri ve özel teknik şartnameler incelendiğinde, davalı … başkanlığının, inşaat sözleşmesiyle ilgili işte, işin başından sonuna kadar, sözleşme imzalayan şirketlerin, işe alacakları alt işverenlerin, işte çalıştırılacak, en üst düzeyden en alt düzeydeki işçiye kadar işçilerin seçimi ve işyerinde bulundurulup bulundurulmayacakları konusunda söz sahibi olduğu, yine işin tüm aşamalarında, malzeme seçiminde ve işin yapımıyla ilgili süreçlerde denetleme ve düzeltme yetkisine sahip olduğu, sözleşme yapan şirket yetkilisi veya vekillerinin, idarenin kontrol görevlisin izni olmadan işin başından ayrılamayacaklarının düzenlendiğinin görüldüğü, bu haliyle sözleşme her ne kadar anahtar teslim sözleşme ifadeleriyle düzenlenmiş ise de, işin sözleşmenin başından sonuna kadar, kullanılacak malzeme, yapım süreçleri, çalıştırılacak alt işverenler ve işçilerin seçimi konularında idarenin denetimi ve gözetimi altında yürütüldüğünün anlaşıldığı, sözleşmede sadece “yapı denetim görevlisi,” olarak anılan bir görevliden bahsedilse de, yapılan işin hacmi göz önüne alındığında, dökülen betonun kalitesinden, yapılan inşaatın aşamalardaki projeye uygunluğunun denetimine, kullanılan kablodan, yer döşemesine kadar, tüm malzemelerin idarenin onayıyla kullanılabileceğinin düzenlenmesine göre, malzemelerin uygunluğunun denetimine kadar geniş alandaki kontrol işlerinin bir yapı denetim görevlisi tarafından denetlenmesinin mümkün olmamasına göre, idarenin yaptığı sözleşmeye göre, inşaat sözleşmesini imzalayan şirketleri, sözleşmenin yürütümüyle ilgili her aşamada birçok yönden denetleme yetkisini elinde bulundurduğunun anlaşıldığı, yukarıda anılan sözleşme hükümleri ve getirilen düzenlemelere göre somut olayda, davalı … Başkanlığının, kendi asli işlerinden olan kültür ve sanat işlerinde duyduğu kültür merkezi inşaatı işinin uzmanlık gerektiren bir iş olması nedeniyle davalı şirketlere yaptırdığı tüm dosya kapsamına göre sabit olduğu, İş Kanun’u 2/6 maddesi gereğince davalıların iş sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerden birlikte sorumlu olacakları, davalı … aleyhine verilen hükme karşı bir kanun yolu başvurusunun bulunmamasına, davalı … Başkanlığının asıl işveren olduğu kanaatine varılmış olmasına göre, davanın tüm davalılar aleyhine kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle;
1- Taraf vekillerinin aşağıdaki bentler dışındaki istinaf taleplerinin esastan reddine.

2- HMK 353/1-b.2 ve 355 inci maddeleri gereğince İlk Derece Mahkemesi hükmünün aşağıdaki şekilde düzeltilmek üzere ortadan kaldırılmasına.

3- Davanın kısmen kabul, kısmen reddine;
a- Meydana gelen iş kazası nedeniyle 401.825,45 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 02.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

b- 5.650,20 TL bakıcı giderinin kaza tarihi olan 02.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

c- Davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, davacı … için 80.000,00 TL manevi tazminatın, … için 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 02.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

d-Davacının manevi tazminat yönünden fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin müvekkilinin usuli kazanılmış haklarına ve aleyhe bozma yasağı ilkesine aykırılık teşkil eden karar verdiğini, davacının eşinin (diğer davacının) meydana gelen kazadan dolayı yaşadığı üzüntü ve elemden ötürü talep ettiği manevi tazminat talebinin İş Mahkemesinde görülerek karara bağlanmasının hukuka uygun olmadığını, bu nedenle davacı eş yönünden görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, müvekkil kuruma husumet yönlendirilmesinin hatalı olduğunu, müvekkil kurumun işveren olmadığını, diğer davalılar … İnş.Ltd.Şti ve Adıl İnş. Taah, Ltd.Şti iş ortaklığı ve müvekkil kurum arasında Limonluk Mahallesi 20-K-l pafta, 10851 ada 1 nolu parsel üzerine yapılacak olan … Merkezi inşaat işine ilişkin 30.03.2012 tarihli ve 2011/168291 ihale kayıt numaralı sözleşme yapıldığını, İhale yapıldıktan sonra inşaatın yapımında müvekkil kurum işveren sıfatına haiz olabilecek hiçbir iş ve işlemde bulunmadığını, müvekkil kurumun sorumluluğunu doğuracak şekilde … İnş. Tic. Ltd. Şti., ve … İnş. Ltd. Şti. adi iş ortaklığı ile müvekkil kurum arasında alt işveren-asıl işveren bağının olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının sürekli iş göremezliğe uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 74 ve 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun’un 4 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
1. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 nci maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun’un 77 nci ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 37 nci maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir.
2. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un “İşverenin Genel Yükümlülüğü” kenar başlıklı 4 üncü maddesinde:
“İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede;
a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.

b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.

c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.

ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.

d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır.” hükmü düzenlenmiştir.

Aynı Kanun’un 5 inci maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, “İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:
a)Risklerden kaçınmak,

b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,

c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,

ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,

d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,

e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,

f)Teknoloji, iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,

g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,

ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek.” hükmü yer almaktadır.

3. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5 inci maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10 uncu maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.2013 tarih 2013/21-102 Esas 2013/1456 sayılı kararı)

4. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 ve 5 inci maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır.

5. Öte yandan, objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2 nci maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4 üncü maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir.

5. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.2013 tarih 2012/21-1121 E. 2013/386 sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir.

6. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır.

7. Borçlar Kanun’u 74 üncü (818 sayılı Borçlar Kanun’u 53 üncü) maddesi hükmü gereğince, hukuk hakimi kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgu ile bağlıdır. Ceza mahkemesi kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahiptir. Bu nedenle, hukuk hakiminin, ceza hakiminin fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağı saptayan maddi vakıa konusundaki kabulü ve ceza mahkemesinin kabul ettiği olayın gerçekleşme şekli diğer bir deyişle maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet veya maddi vakıa tespiti yapan beraat hükmüyle bağlı olacağı hem ilmi (Prof Dr. Kemal Gözler, “Res Judicata’nın Türkçesi Üzerine”, … Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 56, Sayı 2, 2007, s.45-61) hem de kökleşmiş kazai içtihatlarla benimsenmiş bulunmaktadır.

8. Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden; kazalı sigortalının, …’na ait Yenişehir Kültür Merkezi inşaatının yapımını üstlenmiş olan … İnş. Tic. Ltd. Şti.- … İnş. Ltd. Şti. İş Ortaklığı çalışanı olduğu, 02.10.2012 tarihinde kalıp imalatında çalışırken meydana gelen dengesizliğe bağlı olarak bulunduğu iskelenin üzerinden düşmesi sonucu yaralandığı, bu olay nedeniyle sürekli iş göremezliğe uğradığı, SGK Başkanlığı inceleme raporunda; olayın iş kazası olduğunun, davalı işverenin %80 oranında kusurlu olduğunun, kazazede …’ın %20 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece aldırılan 11.05.2015 tarihli kusur bilirkişi raporunda, olayın meydana gelmesinde kazalının %20, davalı iş ortaklığının %80 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Bölge Adliye Mahkemesince kararın kaldırılmasından sonra alınan 17.11.2019 tarihli kusur bilirkişi raporunda ise olayın meydana gelmesinde kazalının %20, davalı iş ortaklığının %80 oranında kusurlu, davalı …’in kusursuz, davalı …’nın kusursuz olduğunun belirtildiği, dava konusu olaya ilişkin SGK tarafından açılan rücu dava dosyasının, Mersin 1. İş Mahkemesi’nin 2016/133 Esas sayılı dosyası ile görüldüğü, işbu rücu dosyasında mahkemece kazalının %20, davalı iş ortaklığının %80 oranında kusurlu olduğu rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu ancak kararın henüz kesinleşmediği, böylelikle eldeki dosya ile çelişir nitelikle raporlar bulunduğu ancak bu çelişkilerin giderilmediği anlaşılmaktadır.

9.Mahkemece yapılacak iş; hüküm altına alınacak tazminat miktarlarına etkisi bakımından, aynı olaya ilişkin ceza dosyası ile rücu dava dosyasındaki kusur raporlarının irdelenmesi suretiyle – verilen kararların kesinleşip kesinleşmediğinin gözetilerek, yukarıda bahsedilen kusur raporlarını düzenleyen heyetlerden farklı, A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak farklı bir bilirkişi heyetine; dosyada mevcut raporlar ile rücu dosyasındaki kusur raporları arasındaki çelişkiyi gidertmek, davalı … ile davalı iş ortaklığı arasındaki sözleşmenin detaylı incelenerek aralarında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunup bulunmadığını irdelemek, tarafların iş kazasının gerçekleşmesindeki kusur oranlarını – tarafların dosyada mevcut kusur raporlarına itirazları da göz önünde tutulmak suretiyle- her türlü şüpheden uzak şekilde tespit ettirmek, belirlenecek kusur oranını mahkemece hükme esas alınan 25.07.2017 tarihli hesap raporuna uygulamak, bu hesap raporundaki bilinen devre sonu olarak esas alınan tarihi ileri çekmemek ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren asgari ücretteki farkları rapora yansıtmamak suretiyle alınacak raporu hükme esas almaktan ve taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakları da gözeterek davacının talepleri doğrultusunda karar vermekten ibarettir.

10. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

11. O halde, davalı … vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi’nin kararı bozulmalıdır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

.