Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/12977 E. 2023/1195 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12977
KARAR NO : 2023/1195
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2209 E., 2022/2280 K.
DAVACIlar : 1-… 2-… 3-… 4- … vekilleri Avukat …
İHBAR OLUNAN : 1- …Türk Sigorta Şti.
vekili Avukat …
2- …. vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 13.09.2017
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/690 E., 2021/723 K.

Taraflar arasındaki iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat isteminden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilip, temyiz incelemesinin davalı tarafından duruşmalı icra edilmesi talep edilmekle 14.02.2023 Salı günü için yapılan tebligatlar üzerine murafalı temyiz eden davalı adına Av. … ile davacılar adına Av. … geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 11.12.2016 tarihinde müteveffa …’ un sevk ve idaresinde bulunan … plakalı aracın Manavgat- Serik Karayolu üzerinde trafik kazası yapması sonucunda araç sürücüsü …’un kaza yerinde hayatını kaybettiğini, kazaya ilişkin soruşturma başlatıldığını ve Manavgat 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/ 147 Esas sayılı dosyası üzerinden kamu davasının açıldığını, kazanın hukuken iş kazası niteliğinde olduğunu, gerekli önlemlerin alınmadığı gibi kazanın oluşmasını engelleyen hiçbir zorunlu hususa dikkat edilmediğini, kazanın meydana gelmesinde davalının asli ve tam kusurlu müvekkili çocukların babalarının, eş ise eşinin bu elim kaza nedeniyle ölümüyle derinden sarsıldıklarını ve yıkıldıklarını, geçimlerini çok zor şartlarda sağlamaya çalıştıklarını, maddi ve manevi destekten yoksun kaldıklarını, müteveffanın aylık net gelirinin 5.000,00 TL seviyesinde olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla eş ve çocukların her biri için 1.000,00 TL’şer maddi tazminat ile eş lehine 200.000,00 TL, çocukların her biri lehine 100.000,00 TL’şer manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacılar vekili yargılama sırasında verdiği talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemlerini eş için 743.528,72 TL’ye, çocuk … için 35.043,99 TL’ye, çocuk … için 64.741,36 TL’ye artırmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket yetkililerinin kazanın meydana gelmesi ve çalışanlarının vefatı sebebiyle üzgün olduklarını, kazanın meydana gelmesinde şirketçe şahsi olarak herhangi bir ihmal ya da kusurlarının olmadığını, müvekkili şirketçe işçisi bulunan müteveffanın her türlü eğitim ve gerekli araç-gereç verildiğinden raporda yer aldığının aksine izinlerinin kendisine kullandırıldığını, fazla mesaisi gibi bir durumun da söz konusu olmadığından dolayı müvekkili şirkete kusur atfının yerinde olmadığını, bu sebeplerle müvekkili şirket bakımından husumet itirazında bulunduklarını, davayı kabul etmemekle birlikte davacı tarafların iddialarına konu taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin Burdur ilinin Bucak ilçesi ile …’nın Alanya ilçesi arasında taşımacılık yaptığını, bunun dışında herhangi görevi ve sorumluluğunun bulunmadığını, yaklaşık olarak 196 km olduğunu, bu mesafenin 11 saatte kat edildiğinin belirtilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müteveffanın son 1 haftada 24 saat kesintisiz olarak çalıştığı, izin yapmadığı şeklinde hatalı bir tespitte bulunulduğunu, hafta sonu kesinlikle çalıştırılmadığını, müteveffanın şahsi bir işi için şirkete ait aracı kullandığını, müvekkili şirket yetkililerinin iyi niyetli olarak kazadan sonra müteveffanın ailesiyle maddi ve manevi anlamda da ilgilendiklerini, manevi tazminat yönünde ise, meydana gelen kazada kusur durumu, olayın oluşu ve etkileri düşünüldüğünde davacıların haksız kazanç elde etmek amacıyla hareket ettiklerini, bu nedenlerle davacıların usul ve yasaya aykırı farazi maddi tazminat taleplerinin ve haksız, fahiş manevi tazminat taleplerinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı (sigortalı murisin eşi) …’ un maddi tazminat davasının kabulü ile, 743.528,72 TL maddi tazminat ile 50.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı (sigortalı murisin oğlu) …’un maddi tazminat davasının kabulü ile 35.043,99 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı (sigortalı murisin kızı) …’un maddi tazminat davasının kabulü ile 64.741,36 TL maddi tazminat ile 40.000 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacı (sigortalı murisin oğlu) …’un maddi tazminat davasının reddine, manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 11.12.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: çok düşük manevi tazminatlara hükmedildiğini, maddi tazminat yönünden talepleri gibi karar verilmiş ise de istinaf mahkemesince farklı bir karar verilmesi halinde fazlaya ilişkin talep haklarının saklı tutulmasını talep etmiştir.

2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: müvekkili şirketin olayın meydana gelmesinde herhangi bir ihmali veya kusuru bulunmadığını, husumetten davanın reddi gerektiğini, dosya kapsamında düzenlenen kusur raporunun ceza dosyası kapsamında düzenlenen raporlar ile çeliştiğini, müteveffanın şirket faaliyeti kapsamında Burdur’un Bucak İlçesi ile …’nın Alanya İlçesi arasında taşımacılık yaptığını, müteveffanın bu güzergahta taşımacılık yapmak dışında herhangi görevi ve sorumluluğu bulunmadığını, müteveffanın taşımacılık yaptığı güzergahın toplam 196 km olduğunu, bu mesafenin 11 saat olarak kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkili tarafından iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alınıp, eğitim verildiğini, hesaba esas alınan ücretin hatalı olduğunu, emsal ücret araştırması sonucu dosyaya gönderilen emsal ücretin 2017 yılında 3.200,00 TL – 3.400,00 TL arasında rakamlar olduğunu, ancak bu tutarların oldukça yüksek olarak belirlendiğini, bordrolarda davacı imzası olduğunu, sigorta şirketlerinin poliçeler kapsamında sorumluluğunun hesaplanmamasının hatalı olduğunu, eşin evlenme olasılığının kök raporda %17 tespit edilmişken ek raporda %7 olarak esas alınmasının hatalı olduğunu, hesaplamaların bilimsel ve teknik verilerden uzak olduğunu, manevi tazminatların fazla olarak hükmedildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6100 sayılı HMK’nun 355 inci maddesi kapsamında dosya incelendiğinde: 11.05.2018 tarihli komisyon kararı ile olayın iş kazası sayıldığı, davacılar murisinin trafik iş kazası yapması nedeniyle olayın meydana geldiği anlaşılmakla hükme esas alının kusur durumunun yerinde olduğunu, tarafların kazadaki kusur durumları ve meydana gelen sonuç dikkate alındığında, tayin edilin manevi tazminatın yerinde olduğunu, hükme esas alınan ve TRH 2010 yaşam tablosuna göre hazırlanan tazminat bilirkişi raporunda hata görülmediğini, emsal ücret araştırmaları itibariyle, hükme esas alınan ücretin yerinde bulunduğu belirtilerek davacılar ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle aynı sebeplere dayanmış, tekraren manevi tazminat miktarların az olduğunu, maddi tazminat yönünden ise bozmadan sonra ortaya çıkacak durum gözetilerek fazlaya ilişkin talep haklarının saklı tutulmasını ve özellikle asgari ücret değişimleri gibi hususlar nedeniyle usuli kazanılmış hak kapsamında hak kaybına uğratılmamak kaydıyla maddi tazminat hükmünü temyiz ettiklerini beyan etmiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle aynı sebeplere dayanarak, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinin hatalı olduğunu, çalışma sürelerinin tespitine dair kabulün hatalı olduğunu müteveffanın taşımacılık yaptığı güzergahın toplam 196 km olduğunu, bu mesafenin 11 saat olarak kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, raporda belirlenen kusur oranlarının hatalı olduğunu, davanın öncelikle sigorta şirketlerine yöneltilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, hesaba esas alınan ücretin hatalı olduğunu imzalı bordrolardaki ücretin dikkate alınması gerektiğini, eş evlenme indirim oranının hatalı tespit edildiğini, manevi tazminata fazla olarak hükmedildiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
C.A. Davacılar vekilinin, müvekkillerinden …, … ve … lehine hükmedilen manevi tazminatlara, davalı vekilinin ise tüm davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatlar ile davacılardan … ve … lehlerine hükmedilen maddi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

3.Dosya içeriğine göre, davacı vekilinin dava dilekçesinde eş … lehine 200.000,00 TL, çocuklar …, … ve … lehlerine 100.000,00 TL’şer manevi tazminat, … lehine 35.043,99 TL ve … lehine 64.741,36 TL maddi tazminat talep ettiği, İlk Derece Mahkemesinin 24.11.2021 tarihli kararında eş … lehine 50.000,00 TL ve çocuklar …,… lehine 30.000,00 TL’şer, … lehine 40.000 TL manevi tazminat ile çocuklardan … ve … lehine istenen maddi tazminatların tam kabul ile hüküm altına alındığı kararın davacılar ve davalı vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 15.09.2022 tarihli kararında istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, davacıların her biri lehine hükmedilen manevi tazminatların, davacı … ve … lehlerine hükmedilen maddi tazminatların ve davacılar …, … ve …’un reddolan manevi tazminat istemlerinin ayrı ayrı karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin bu hükümlere yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

C.B. Davacılar vekilinin, müvekkillerinden … lehine hükmedilen manevi tazminata ve tüm müvekkilleri lehine hükmedilen maddi tazminatlara, davalı vekilinin ise davacı … lehine hükmedilen maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigortalının vefatı nedeniyle hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51, 52, 53, 55, 56 ve 332 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77 nci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle hükme esas alınan kusur raporundaki tespitlerin ve manevi tazminat miktarının dosya kapsamı ve Dairemizce kabul edilen ilkelere uygun olması nedeniyle bu hususların bozma sebebi yapılamayacak olmasına göre kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar, davacılar vekili ile davalı vekillinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir

2.Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir.

3.Gerçek ücretin ise; öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.

4. Öte yandan ölüm halinde hak sahiplerinin açtığı maddi tazminat davalarında hesaplamanın iş kazası tarihinden hesap tarihine kadar bilinen aktif dönem, sigortalının 60 yaşının ikmaline kadar bilinmeyen aktif dönem, 60 yaşından sonra bakiye ömrü süresince hesap tarihindeki asgari ücret üzerinden pasif dönem hesabı yapılarak toplam gelirin belirlenmesi ile yöntemince yapılan söz konusu hesaplama sonucu tespit edilen toplam gelir üzerinden öncelikle kusur indirimi, akabinde hak sahibi eş için hesap tarihi itibariyle davacı eşin yaşı ve çocuk sayısı da dikkate alınarak tespit edilecek oranda evlenme ihtimali indirimi ve son olarak da 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 55 inci maddesi kapsamında hak sahiplerine bağlanan sosyal güvenlik ödemelerinin rücuya kabil kısmı gözetilerek indirim yapılması gerekmektedir.
5.Somut olayda, davacılar desteği sigortalının tır şoförü olarak çalışırken 11.12.2016 tarihli iş kazasında vefat ettiği, 27.07.2021 tarihli hesap raporunda bordrolara göre 1,18 kat, ve Uluslararası Tır Şoförleri ve Ağır Vasıta Şoförleri Derneğinden bildirilen 2,71 kat üzerinden seçenekli hesap yapıldığı, mahkemece 2,71 kat düzeyindeki hesap seçeneğine itibar edildiği, hesap içeriğinde ise; hesap edilen tazminat alacağından öncelikle %20 sigortalı kusuru oranında indirim yapıldıktan (%80 davalı kusuruna isabet eden tazminat alacağı belirlendikten) sonra, SGK tarafından bağlanan gelirin rücuya kabil %80’i yerine %100’ünün tazminat alacağından indirildiği, devamla rapor tarihi itibariyle eşin evlenme ihtimali %17 olarak tespit edildikten sonra 18 yaşından küçük tek çocuğu (…) bulunduğu gözetilerek %12 oranında indirim yapılması gerekirken iki çocuğun 18 yaşından küçük olduğu kabul edilerek %7 oranında indirim yapılarak sonuca ulaşılmış ise de varılan sonuç hatalı olmuştur.

6.O halde mahkemece yapılacak iş, sigortalının olay tarihinde yaptığı “tır şoförlüğü” işi dikkate alınarak, kaza tarihindeki yaşı ve kıdemi dikkate alınarak, TÜİK, Çevre Şehircilik Bakanlığı rayiç ücretleri ile sendikalı olmadığının anlaşılması halinde sendikalar haricindeki meslek odalarından sigortalının bilinen dönemde alabileceği ücreti belirlemek, bu ücreti hesaba esas ücret olarak dikkate aldıktan, sigortalı kusuru oranında indirim yapıldıktan, ve rapor tarihi itibariyle davacı eşin yaşı ve 18 yaşından küçük çocuğu gözetilerek AYİM tablosuna göre tespit edilen evlenme ihtimali oranında indirim yapıldıktan sonra SGK tarafından bağlanan gelirin rücuya kabil kısmının da tenzili ile davacıların tespit edilecek maddi tazminat alacakları hakkında karar vermekten ibarettir.

7. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

8.O halde, davacılar ve davalı vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve davacı ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine ilişkin … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesinin kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır .

VI. KARAR:
Açıklanan sebeplerle;
A) Davacılar vekilinin müvekkillerinden …, … ve … lehine hükmedilen manevi tazminatlara, davalı vekilinin ise tüm davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatlar ile … ve … lehlerine hükmedilen maddi tazminatlara yönelik temyiz istemlerinin miktardan REDDİNE,

B) 1.Davacılar vekilinin müvekkillerinden … lehine hükmedilen manevi tazminata ve tüm müvekkilleri lehine hükmedilen maddi tazminatlara, davalı vekilinin ise davacı … lehine hükmedilen maddi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazları nedeniyle sair temyiz itirazlarının reddi ile hükmedilen maddi tazminat ile ilgili İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

3. Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,

4. Dairemizde icra edilen duruşmada davacılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden 8.400,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya, davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalıya verilmesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.