YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13010
KARAR NO : 2022/15481
KARAR TARİHİ : 06.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
No :
Dava, 11.04.2014 tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine, dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 11/04/2014 tarihinde davalının Ulukışla ilçesi Darboğaz köyündeki bahçesine odun taşıyarak odunları kesmek üzere anlaştığını, odunları pat pat adı verilen bir araçla davalının bahçesine taşıyan müvekkilinin burada balta benzeri bir alet ile odunları kırmaya başlamış olduğunu, bu sırada odunları kırarken odunlardan sıçrayan bir dal parçasının müvekkilinin sol gözünü gelerek yaralamış olduğunu, müvekkilinin gözünün kör olmasına neden olan olayın iş kazası olduğunu, bu kazanın gerçekleşmemesi için davalının herhangi bir önlem almadığını, ekipman sağlanmadığını, asli kusurun davalıda olduğunu, müvekkilinin fonksiyon kaybına uğradığını, meydana olan olay neticesinde şimdilik 1.000,00 TL tazminat ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin 2014 yılı Nisan ayında sonbaharda yaptğı budama işi sonrası bahçede kalan odunları belli bir meblağ karşılığı evine taşıması için davacı ile anlaştığını, ancak bu anlaşma yalnızca davacıya ait olan pat pat diye tabir edilen araçla odunların bahçeden alınarak müvekkilinin eşliğinde evinin yanındaki ahırın önüne taşınmasıyla sınırlı olduğunu, olayın özüne bakıldığında müvekkili ile davacı arasında bir iş sözleşmesi değil salt odunların bir yerden başka bir yere taşınmasına ilişkin bir anlaşma olduğu, müvekkilinin odunları araçtan kendisinin boşalttıktan sonra davacıya anlaştıkları ücreti vermiş ve taşıma ilişkin anlaşmanın sona ermiş olduğu, müvekkilinin davacıdan herhangi bir odun kesme işlemi talep etmediği, ancak davacının elinde satırla küçük bir odun parçasına vurduğu ve odundan sıçrayan kıymık parçasının gözüne giderek yaralandığı, bu hususta müvekkilinin hiçbir ihmali davranışı söz konusu olmadığı, anlatılan nedenlerle davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Niğde İli, Ulukışla ilçesi, Darboğaz köyünde 11/04/2014 tarihinde davacı …’in kendisine ait patpat denilen araçla …’nin bahçesine taşınan odunları satır denilen el aleti ile kestiği esnada odun parçasının gözüne sıçraması sonucu yaralandığı, davacı tarafın bu olayın iş kazasını sayılmasını talep ettiği, olayın meydana geldiği tarih olan 11/04/2014 tarihinde davacıya ait herhangi bir iş yerinde sigorta kaydının bulunmadığı, tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere davacının odun taşıma işini bitirdikten sonra dinlenme sırasında kendi kararıyla orada bulunan satırı alarak dalları kesmek istediğinin anlaşıldığı, davalı ile aralarında herhangi bir iş sözleşmesinin bulunmadığı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası kanunun 4.maddesi a bendine göre hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların sigortalı sayılacağı belirtilmiş olup hizmet akdinin zorunlu olduğunun anlaşılacağı, yine 5510 sayılı Kanunun 13.m yer alan iş kazası tanımı gereğince ilgili olayımızda bu bilgiler ışığında işveren ile işçi arasında iş sözleşmesinin kurulabilmesi için, iş görme, ücret ve bağımlılık unsurlarının bir arada bulunmasının gerektiği, meydana gelen kaza olayı incelendiğinde; …’nin kazazede …’e sadece odunları patpat tabir edilne araçla bahçeden eve taşınması hususunda anlaştığı ve ücret ödediği, kazanın olduğu anda yapılan iş dikkate alındığında ise odun kesmesi için …’e … tarafından herhangi bir emir ve talimat verilmediği, …’in kendi işi bittikten sonra dinlenme sırasında kendi kararıyla satırı alarak dalları kesmek istediği kanaatine varılarak davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Davacı iş bu dava ile tazminat davasının bekletici mesele yaptığı; iş kazası tespitini talep etmektedir.
Somut olayda; Niğde İli, Ulukışla ilçesi, Darboğaz köyünde 11.04.2014 tarihinde davacı …’in kendisine ait patpat denilen araçla …’nin bahçesine taşınan odunları satır denilen el aleti ile kestiği esnada odun parçasının gözüne sıçraması sonucu yaralandığı, davacı tarafın bu olayın iş kazasını sayılmasını talep ettiği, olayın meydana geldiği tarih olan 11.04.2014 tarihinde davacıya ait herhangi bir iş yerinde sigorta kaydının bulunmadığı belirgindir.
Kurumun 20/06/2018 tarihli Denetmen Raporunda; kazaya davacının kendisine emir ve talimat verilmeden, işi olmadığı halde odunu satırla keserken dikkatsiz ve tedbirsiz davranmasının neden olduğu davacı ile davalı arasında pat pat tabir edilen araçla odunların bahçeden eve taşınması haricinde odunların hizarla veya satırla kesilmesi, evde uygun bir yere istif edilmesi vs. bir konuda anlaşma, sözleşme destekli bir işçi işveren ilişkisinin kurulamadığı, kazalı davacının kendi işi bittikten sonra dinlenme sırasında kendi kararı ile satırı alarak dallara kesmek istediği ve kazanın meydana geldiği hususunun saptandığı, Niğde 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin tazminat dosyasındaki bilirkişi raporunda davacının davalı ile odun taşıma hususunda anlaştıkları, davalının kendisine yeni bir el hizarı aldığı davacınında buna bakmak istediği ancak odun kestirmek için anlaşmalarının belirlenemediği davacının bekleme sırasında sandalyede otururken eline satırı alıp dalları kestiği, kesilen parçanın gözüne sıçradığı, taraflar arasında pat pat tabir edilen araç ile odunların bahçeden eve taşınması haricinde bir anlaşmanın bulunmadığı belirgindir.
Tanık anlatımlarından; davalının bahçesinde kalan odunların belli bir meblağ karşılığı eve taşınması hususunda anlaşma yaptıkları, davacının bu odunları pat pat adı verilen araçla eve taşıdığı ve ücretini aldığı, odun kesme hususunda tarafların anlaşmadığı belirlenmiştir. İş sözleşmesini diğer sözleşmelerden ayıran en temel ayırt edici unsur “bağımlılık” olup; işçinin talimatlara uyma yükümlülüğü ve işverenin yönetim hakkı olarak anlaşılmalıdır. Hukuki bağımlılık, işçinin edim sonucuna yönelen teknik talimatlara uyma yükümlülüğü olarak anlaşılmalıdır. İşçi, işin yürütümüne ve işyerindeki davranışlarına dair talimatlara uymalıdır. İş sözleşmesi, kişisel ilişki kuran, karşılıklı borç doğuran ve sürekli borç ilişkisi yaratan bir özellik taşır. Hizmet akdinin unsurlarından olan bağımlılık unsurunun bulunmadığı anlaşılmakla mahkemenin red hükmü yerindedir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacının istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair karar verilmiştir.
V-TEMYİZ NEDENLERİ:
Davacı vekili, meydana gelen olayın iş kazası olup taraflar arasında iş akdinin tüm unsurları ile kurulduğunu buna göre meydana gelen olayın iş kazası olarak sayılması gerektiğini belirterek, verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ
506 sayılı Yasanın 2. maddesine göre, “Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaç işveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar”. Söz konusu Yasada “hizmet akdi” tarifine yer verilmemiş ise de, 4857 sayılı İş Kanununun 8’inci maddesinde iş sözleşmesi (hizmet akdi) tanımlanmış, Borçlar Kanununun 313 – 354. maddelerinde de bu konuda düzenlemeler yapılmıştır. Borçlar Kanununda, anılan sözleşme, “Hizmet akdi bir mukaveledir ki onunla işçi, muayyen veya gayri muayyen bir zamanda hizmet görmeyi ve iş sahibi dahi ona bir ücret vermeyi taahhüt eder.” şeklinde tanımlanmıştır.
Davaya konu olan ve tespiti istenen “iş kazası” mevzuatımızda 506 sayılı Kanunun 11-A ve 5510 sayılı Kanunun 13. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, her iki kanunda da iş kazası tanımlanmamış, kazanın hangi hal ve durumlarda iş kazası sayılacağı yer ve zaman koşulları ile sınırlandırılarak belirlenmiştir.
Eldeki davaya konu olayın meydana geldiği tarih itibari ile davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 13. maddesidir. Anılan maddeye göre eldeki davayla ilgili olarak iş kazası;
“a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b)(Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c)Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d)(Değişik bend:17.04.2008-5754 S.K./8.mad) Bu Kanunun 4üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e)Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olay olarak tanımlanmıştır.
Olayın, iş kazası olarak kabul edilebilmesi için, olaya maruz kalan kişinin 5510 sayılı Kanunun 4. maddesi anlamında sigortalı olması, olayın, 5510 sayılı Kanunun 13. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak belirtilen hal ve durumlardan birinde meydana gelmesi koşuldur. Başka bir anlatımla, olayın, iş kazası sayılabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur.
İş kazası nedeniyle sosyal sigorta yardımlarının yapılabilmesi öncelikle Kurumun zararlandırıcı sigorta olayının iş kazası olduğunu kabul etmesine bağlıdır. İş kazası olgusu Kurumca kabul edilmezse somut olayda olduğu gibi sigortalının ya da hak sahiplerinin olayın iş kazası olduğunu dava yolu ile tespit ettirmesi gerekmektedir.
İş kazasını meslek hastalığından ayıran en önemli husus iş kazasının ani meydana gelen bir olay olmasıdır. Ani olayın gerçekleşmesinden sonraki bir vakitte sigortalıda bedenen veya ruhen zararlar meydana gelebilmektedir. Burada önemli olan husus meydana gelen zarar ile ani olay arasında illiyet bağının olup olmadığı meselesidir. Kanunda iş kazası tanımlanırken dıştan gelen bir etkinin varlığından bahsedilmemiştir. Bu nedenle sigortalının kalp krizi veya beyin kanaması geçirmesi ile intihar etmesi de iş kazası kapsamında değerlendirilmektedir. Burada önemli olan bir husus, olayın iş kazası sayılması ile işverenin kazanın meydana gelmesinde kusuru olup olmadığı halinin karıştırılmaması gerektiğidir. Zira bir olayın iş kazası sayılması ile işverenin kusurunun bulunması durumu aynı değildir. Önemine binaen belirtmek gerekir ki illiyet bağının varlığı için sigortalının yaptığı iş ile gerçekleşen kaza arasında bir bağ olması gerekmektedir. (…, Türk Mevzuatında İş Kazasının Tespiti Davaları, Yargıtay Dergisi, Temmuz 2018, cilt 44, sayı 3)
Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında incelemeye konu dava değerlendirildiğinde, 11.04.2014 tarihinde meydana geldiği anlaşılan davaya konusu olay bakımından, mahkemece, davacı ile davalı arasında bağımlılık unsurunun bulunmaması nedeniyle iş ilişkisinin oluşmadığı kabul edilerek 5510 sayılı Yasanın 13. maddesinin 1-a bendi kapsamında iş kazasına ilişkin koşulların oluşmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, sosyal güvenlik hakkının vazgeçilmez ve devredilmez yapısı ile iş kazası olduğunun tespitine dair eldeki davanın kamu düzeninden olması nedenleri ile meydana gelen bu olayın aynı yasanın 13. maddesinin 1. fıkrasının b bendindeki “b)(Değişik bend:17.04.2008-5754 s.K./8.mad) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,….meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olay”ların da iş kazası olarak belirlenmiş olduğu hususunun dikkate alınarak, davacının kendi nam ve hesabına çalışıp çalışmadığı ve bu anlamda 5510 sayılı Yasanın 4. maddesinin 1-b bendi kapsamında sigortalı olup olmadığı hususları ile meydana gelen olayın anılan bent hükümleri gereği iş kazası sayılıp sayılamayacağı ve şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususu üzerinde durulmaksızın, davalılardan Kurum yönünden davanın reddine dair yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.