YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13061
KARAR NO : 2022/15813
KARAR TARİHİ : 12.12.2022
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı, eşi …’ın davalı şirkete ait işyerinde 01/08/1995-05/12/1995 tarihleri arasında 4 ay 5 gün çalıştığını, kurum kayıtlarında toplam 40 gün gösterildiğini, sosyal güvenlik kurumuna dul ve yetim aylığı için başvurduğunda eşinin çalışma gün sayısının eksik olduğundan dul aylığı bağlanamayacağının söylendiğini belirterek eşi …’ın 01/08/1995-05/12/1995 tarihleri arasında davalı şirkete ait işyerinde sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Feri Müdahil … vekili, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin davalarından olduğunu belirterek açılan davanın reddine karar karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirkete tasviye memuru olarak atanan …’ın açılan davaya cevap vermediği gibi duruşmalarada katılmadığı anlaşılmıştır.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davanın reddine karar verildi.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı yasanın 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf gerekçelerini tekrarla, temyiz dilekçesinde özetle; “Dosya kapsamında dinlenilen tanıkların tamamının bordro tanığı olduğu sabit olmakla Yerel Mahkemenin aradan geçen zaman ve deprem sonrası durum dikkate alındığında komşu işyeri veya kamu tanığı bulamadığı gerekçesi ile davanın ispat edilemediği şeklindeki gerekçeyi kabule olanak yoktur. Müvekkilin murisinin çalışmasının ise; özellikle yapılan işin niteliği dikkate alındığında 32 adet dükkan ve 16 adet daire yapımı işi olduğu ve bu işinde süresel olarak işbu davaya konu ettiğimiz dönemi her halukarda karşıladığı açıkça bellidir. (Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 2012/17863 E- 2012/18237 K. Sayılı kararında da “…Somut olayda; davacının davalıya ait işyerinden …. tarihleri arasındaki çalışmaları kesintili olarak …’na bildirilmiştir. Davacının davalıya ait işyerinde geçen çalışmalarının kesintisiz olduğunu bordro tanıkları doğrulamaktadır.) Müvekkil murisi olan …’ın davalı işyerinde uzun süre çalıştığını, ancak davalı şirketçe sigortalılık kaydının gerçeğe aykırı şekilde eksik gösterildiğine dair objektif ve istikrarlı tanık beyanlarına rağmen Mahkemece davacı müvekkilin eşinin davalı şirkette, iş yerinde bildirim yapılmayan dönemde fiilen çalışması ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi, usul yasaya aykırıdır.”gerekçesiyle, kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava arkadaşlığının hangi hallerde zorunlu (mecburi) olduğu, maddi hukuka göre belirlenir. Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hallerde mecburi dava arkadaşlığı olacaktır.
Davacılar arasında (aktif) mecburi dava arkadaşlığı bulunması halinde, bütün davacılar davayı birlikte açmak zorundadırlar. Dava mecburi dava arkadaşları tarafından biri veya bazıları tarafından açılmış ise, dava sıfat yokluğundan dolayı hemen reddedilmez. Mahkeme, diğer mecburi dava arkadaşlarının davaya katılmasını vefa muvafakat etmelerini sağlaması için davacıya veya davacılara süre verir. Diğer dava arkadaşları davaya katılır veya muvafakat ederse davaya devam edilir. Davayı açan davacı kendisine verilen süre içinde diğer mecburi dava arkadaşlarının katılmasını veya muvafakat etmelerini sağlayamaz ise, dava sıfat yokluğundan reddedilir.
Davalılar arasında (pasif) mecburi dava arkadaşlığı var ise, davacı bütün davalılara karşı birlikte dava açmak zorundadır. Dava, bütün dava arkadaşlarına karşı değilde, bunlardan birine veya birkaçına karşı açılmış ise, bu halde davalı durumundaki kişinin yada kişilerin, bu davada yalnız başına taraf sıfatı (pasif husumet ehliyeti) yoktur; davalı sıfatı mecburi dava arkadaşlarının tümüne aittir. Ancak bu halde dava sıfat yokluğundan reddedilmez. Mahkemenin, davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil etmesi için davacıya süre vermesi, davacı bu süre içinde davayı diğer mecburi dava arkadaşlarına teşmil ederse davaya devam etmesi gerekir. Davacı kendisine verilen kesin süre içinde davasını diğer mecburi dava arkadaşlarına da teşmil etmez ise o zaman dava sıfat yokluğundan reddedilir.
Mecburi dava arkadaşlığı halleri dışında dava arkadaşlığı ihtiyaridir. Birlikte dava açma hakkına sahip olanlar birlikte dava açmak zorunda değildir. Bunlardan her biri ayrı ayrı dava açabilecekleri gibi dilerlerse birlikte de dava açabilirler. Davalılar arasındaki ihtiyari dava arkadaşlığı bakımından da örneğin alacaklı müteselsil borçlulardan her birine karşı ayrı ayrı dava açabileceği gibi, isterse, müteselsil borçluların bir kaçına veya tümüne karşı birlikte dava açabilir. İşte bu iki halde de ihtiyari dava arkadaşlığı doğar.
Davada taraf değişikliği ıslah yoluyla yapılamaz.
HMK.’nın 61 (HUMK 49) ve devamı maddelerinde düzenlendiği gibi, kendisine dava ihbar edilen veya yargılama sırasında davaya dahil edilen kişi hakkında usulüne uygun dava açılmadığı için davada taraf sıfatını kazanamaz. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 14/12/2005 2005/17-736 Esas, 2005/722 Kararı).
Somut olayda;davanın müteveffa …’ın hizmetlerinin tespiti istemiyle, mirasçılarından eşi … tarafından açıldığı anlaşılmakla, Mahkemece, başkaca mirasçı olup olmadığı araştırılmak suretiyle başkaca mirasçıların tespiti halinde yukarıda anılan yasal düzenlemelere göre aktif husumet eksikliği ikmal edilmelidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm sair hususlar incelenmeksizin bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.