YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13208
KARAR NO : 2023/692
KARAR TARİHİ : 26.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1838 E., 2022/2494 K.
DAVA TARİHİ : 28.05.2019
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/242 E., 2022/217 K.
Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Şirketin, davalı …’nın “2.7112.01.01.1102071.020.21-22”sicil numarası ile işlem gören bir işletme olduğunu, davalı Kurum 29.11.2016 tarih ve 42919490-206 E.6199589 sayılı Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün yazısına istinaden işverenliğe ait İSG-KATİP sisteminde yapılan inceleme neticesinde İSG-KATİP görevlendirme belgesinde kimlik bilgileri kayıtlı bulunan isg personelinin belirtilen tarih aralığında işyerinde çalıştıkları tespit edildiğin ek bildirim talep edilmiş bu konuya ilişkin 29.12.2016 tarihinde durumun yanlış ve hukuka aykırı olduğu işverenlik bünyesinde çalışan personelin fiili çalışmasının başlamadan önce sigorta girişlerinin yapıldığı, işte çalışmanın İSG-KATİP sisteminde belirlenmesinin mümkün ve uygun olmadığını, bu sistemin işe giriş için uyarlanmadığı, istemde dönem dönem hatalar oluştuğu bu durumun Bakanlık duyuru ve yazılmalar ile de sabit olduğunu, işte çalışmanın yerinde denetimle yapılmasının gerektiği, fiili çalışma olarak İSG-KATİP sisteminde dışa atamanın baz alınması gerektiğini, dışa ataması yapılmaya personelin fiili olarak çalışmaya başlamadığını, fiili durumun dikkate alınarak tespit ve değerlendirme yapılması gerektiği, müvekkili şirketin tarafından ilgili kuruma yazılı olarak da bildiriliş bulunulduğu, bu bildirim ve taleplere yönelik yazılı talepler ekte arz edildiği, müvekkilinin bu itiraz ve talebi kabul edilmemiş ve müvekkil işverenliğe ceza tesis edilmiş olduğu, bu idari işleme karşı dava yoluna gidilmesi haline mevcut yapılandırmadan yararlandırılmayacağı mevcut yapılandırmaların bozulacağının bildirilmesi üzerine müvekkil yasal savunma ve dava hakkı sınırlanmış ve adeta engellenmiş olduğu, bu karşılık Bakanlık resmi sitesine 25.12.2015 tarihinde yapılan duyuru ile sigortalılık bildirimlerinin İSG-KATİP üzerinden t-kontrolüne yönelik çalışmaların tamamlandığını bundan sonraki süreçte İSG-KATİP sisteminden işe giriş takip edileceğinin duyurulduğunu, ancak müvekkili işverenliğe 2012 tarihinden geriye dönük kayıtlar üzerinden cezai işlem uygulanmış olduğu, Bakanlığın duyurundan önceki işlemlerin iptali ve sonraki döneme ilişkin eksiklikler varsa bunların dikkate alınması talep edilmiş ise de müvekkilinin bu talebi dikkate alınmamış ve geçmişe yönelik işlem tesis edilmiş olduğunu, sonrasında Bakanlık “fiili çalışma sürelerine ilişkin duyuru’ yayınlamış bu duyuruda iş güveliği uzmanların sınıf yükselmesinin hesaplanmasında dışa görevlendirmelerin dikkate alınacağını, içe görevlendirmelerin fiili çalışma süresinden sayılmayacağını duyurmuş ve uygulamaya aldığı, müvekkil firmanın arz ettikleri üzere dışa görevlendirilmenin fiili çalışma sayılması gerektiği ve içe görevlendirmelerin fiili çalışma süresinden sayılmayacağı dolayısıyla fili çalışmanın başladığında sigortalılığın bildirilmesi talep ve görüşü Bakanlık duyurusu ve işlemi ile doğrulanmış ve müvekkilin haklılığı ortaya konulmuş olduğu, ancak yine de müvekkilinin mağduriyeti giderilmediği ve çözümlenmediği, bu hukuksuz işlemden kaynaklı olarak 198.475,74 TL. ceza tahakkuk ettirildiği, müvekkilinin bu parayı ödendiğini, 5510 sayılı Kanun’un Ek 17 nci maddesi kapsamında geriye dönek teşvik işlemleri için e- bildirge ve v2 ekranında 25.02.2018 tarihi itibariyle başvuru işlemi yapılın 09.07.2018 tarihinde ek ve iptal bildirgeleri sisteme yüklenirken dönemlere ilişkin müfredat kartı inceleme işlemlerinin yapılmadığı gerekçesi ile 2013/11 ve 12 ayları ilişkin teşvik indirimlerinden doğan fark tutarı müvekkile borç olarak bildirilmiş ve SGK prim borçlusu olarak resmi işlemler ve ihalelerden muaf olmamak adına yine müvekkile kesilen ve dava konusu ettikleri 7.880,49 TL. tutarında ceza müvekkil tarafından 21.03.2019 tarihinde ödenmiş olduğu, yine 28.03.2019 tarihinde 4862908 sayılı dilekçeleri ile Denizli Sosyal Sigortalar Kurumu İl Müdürlüğü’ne itiraz edilmiş olduğu, itiraz dilekçesine 29.03.2019 tarih ve 42919490 — 206.99 E 4901991 sayılı yazıda yapılan işlemle ilgili SGK Denizli İl Müdürlüğü’nün inceleme yaparken başvuruları olan diğer dönemlerin incelenerek düzeltildiği, 2013/11 ve 12 dönemlerin incelemede gözden kaçtığı daha sonra düzeltilmeye çalışıldı ise de sistemin düzeltmeye izin vermemesi sebebi ile talepleri olan ilgili dönemlere ait ödenen tutarın da cari aya mahsubu mümkün bulunmamaktadır’ denilmek sureti ile yine müvekkilinin mağdur edildiğini, düzgün işlemeyen bir sisteme dayanılarak yerinde inceleme yapılmaksızın kesilen cezaya istinaden müvekkilinin mağdur olduğu açık olduğunu, sonra Bakanlık bizzat kendi duyurusu ile dışa atamanın fiili çalışmadan sayılacağını ifade etmiş müvekkilinin haklılığını ortaya koymuş ise de yine mağduriyet giderilmemiş ek ceza mağduriyeti artırılmış olduğu, bu hukuksuz ceza ve işleme istinaden dönemsel borçların müvekkil tarafından ödenmesine rağmen yapılan incelemedeki eksiklikten dolayı yani Kurumun kendi hatasından kaynaklı olarak borcun olmadığı döneme ait borç çıkarılmak sureti ile faiziyle müvekkili mükerrer ödeme yapılması sağlamıştır ki ayrı hukuka aykırı olduğunu, Davalı Kurum 29.03.2019 tarihli ve ekte sunulu yukarıda da bahsettiğimiz yazısında aslında kendi hatasının farkında olduğunu, durumu çözmek ve düzeltmek adına işlem tesis ettiklerini ancak sistemin buna izin vermediği anlamaktadırlar ki bu hukuk devleti ilkesi ve kanunilik ilkesi ile bağdaşmayan bir husus oluğunu, bu durumda da dikkat alınmasını ve müvekkilin ödemek durumda bıraktığını cezaların iptalini talep etme gereği hasıl olduğunu; müvekkili işverenliğe yönelik olarak 21.03.2019 tarihinde ödemesi yapılan ve resmi olarak müvekkile tebliğ edilmeyen 7.880,49 TL. tutarındaki cezanın iptali ve yasal faizi ile birlikte müvekkile iadesine karar verilmesini, müvekkili firmaya tahakkuk ettirilmek sureti ile usul ve yasaya aykırı ödemesi sağlanan ve Türkiye de sadece Denizli de uygulaması yapılan işlem neticesinde doğan mağduriyetin giderilmesi ile yapılandırmanın bozulması tehdidi müvekkilin ödeme zorunda kaldığı 198.475,74 TL. cezanın da iptali ile yasal faizi ile birlikte geri ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Yargı yoluna itiraz ettikleri, zamanaşımı/hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davacı tarafça ödemesi yapılan 7.880,49 TL. tutarındaki işlemin işverenin 5510 sayılı Kanun’un Ek 17 inci maddesi kapsamına göre geriye dönük teşvik işlemleri için e-bildirge v2 ekranının 25.05.2018 tarihi itibari ile başvuru işlemleri yapılıp 09.07.2018 tarihinde ek ve iptal bildirgeler sistemine yüklenirken dönemlere ilişkin müfredat kartı inceleme işlemlerinin yapılmadığı görülmüş olduğu, buna mukabil, yine inceleme ile ilgili dönemlerde süresi dışında verilen tahakkuk ve ödemelerin olduğunun tespit edildiği, işbu dönemler, 6736 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı için yapılandırma tahsilatları çıkışmış ise de ilgili döneme ilişkin süresi dışında verilen tahakkuk iptal edilememiş olduğu, taraflar arasında yazılmışlar yapılmış, netice olarak Denetmenler servisinin 31.10.2016 tarih ve 14.854861 sayılı yazısı ile listelerde iç ve dış görev ayırımına ilişkin bir durum söz konusu olmadığından idari para cezasının yerinde olduğu tespit edilerek davacının başvurusunun reddedilmiş olduğu, 5520 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesinde belirtilen “Bu Kanun’un uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimi Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlar eliyle yürütülür. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” Davacı tarafın maddi vakıaya uygun olmayan iddialarının aksi kesin delillerle ispatlanmasına kadar Kurum kayıtları geçerli olup davanın reddi gerekeceğini, davanın reddini savunmuştur.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Kararda özetle; davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olmadığını ileri sürerek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 102 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…