YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13238
KARAR NO : 2022/17067
KARAR TARİHİ : 30.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
No :
Dava, iş kazasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalıya ait olan İncesu ilçesindeki inşaat sahalarının birinde kalıpçı olarak çalışırken yüksekten aşağı düşmesi sonucu iş kazası geçirerek yaralandığını kazanın meydana gelmesinde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını davalının mevzuat gereği alması gereken önlemleri almadığını asli ve tam kusurlunun davalı olduğunu maddi ve manevi yönden kayba uğradığını belirterek 500,00 TL maddi 40.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kendi kusuruyla başkaca bir yerde kaza geçiren sonrasında ortaklık ile arasında yaşanan sorun nedeniyle bir anlamda intikam almak için iş kazası iddiasında bulunan davacının iddialarına itibar edilemeyeceğini davacının müvekkilinin müteahhitliğini yaptığı inşaatte meydana gelmeyen kazadan müvekkilini manevi ve maddi olarak sorumlu tutmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
“… Mahkememizce yazılan müzekkereye … tarafından verilen cevabi yazıda; düzenlenen müfettiş raporunda “meydana gelen kazanın işyerinde ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana geldiğine dair bir tespit olmadığından” iş kazası olarak işlem yapılmasına gerek olmadığının belirtildiği anlaşılmış ve bu sebeple davacı vekiline iş kazası tespiti davası açması için bir aylık kesin süre verilmiş, davacı tarafça kesin süre içinde dava açılmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafın zarar gördüğü olayın iş kazası olup olmadığı, dolayısıyla mahkememiz görev alanına girip girmediği tespit edilememiş olduğundan dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usûlden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir…” gerekçesiyle ,
“1-Dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, ” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Mahkeme hükmü yerinde görülerek istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, olayın iş kazası olduğunu, ayrı bir dava açmak zorunda olmadıklarını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosya kapsamı incelendiğinde, dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası kabul edilmeyen kazanın iş kazası olduğuna dair ayrı bir dava açılmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, kararın yanılgılı değerlendirmeye dayalı olduğu anlaşılmıştır.
Davacının iş kazası geçirdiğini iddia ederek işbu davayı açtığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından kazanın iş kazası sayılmadığı belirgin olmakla, “iş kazası tespiti” istemli davanın açılmaması durumunda nasıl bir karar verilmesi gerektiğinin uyuşmazlık konusu olduğu anlaşılmıştır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. Maddesinde “(1) İş mahkemeleri; a)5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına, b) İdari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar hariç olmak üzere Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklara, c)Diğer kanunlarda iş mahkemelerinin görevli olduğu belirtilen uyuşmazlıklara, ilişkin dava ve işlere ….”düzenlemesine yer verilmiştir.
Belirtilen yasal düzenleme çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, davalıya ait olan İncesu ilçesindeki inşaat sahalarının birinde kalıpçı olarak çalışırken yüksekten düştüğü iddia edilip olayın iş kazası olduğu belirtilerek işverenin sorumluluğunun bulunduğu iddiasıyla tazminat istemli işbu dava açılmış ise de; olayın davalı Kurum tarafından iş kazası kabul edilmemesi ile iş kazasına ilişkin tespit davasının olmaması nedeniyle eylemin bir haksız fiil olduğu, bu yönüyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49. ve devamı maddeleri çerçevesinde genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülerek, çözüme kavuşturulması, bu kapsamda da aynı kanunun 66.maddesi kapsamında davalının adam çalıştıran olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile ilgili inceleme yaparak karar verme görevinin genel mahkemelere ait olduğunun dosyadan anlaşılabilir olmasına göre, İş Mahkemesince genel mahkemeler lehine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yargılamanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,Üye …’ın farklı bozma gerekçesine karşı sonuç itibariyle oybirliğiyle 30.12.2022 gününde karar verildi.
(M)
KARŞI BOZMA GEREKÇESİ
I. TEMEL UYUŞMAZLIK.
1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık, “iş kazası nedeni ile açılan maddi ve manevi tazminat davasında arada iş ilişkisi olduğu uyuşmazlık konusu olmayan, ancak 5510 sayılı kanunun 13. Maddesi uyarınca işyerinde olup olmadığı anlaşılmayan ve bu konuda uyuşmazlık bulunan davada verilen kesin süre içinde iş kazasının tespiti için dava açılmayan davanın dava şartı nedeni ile usulden reddi kararının esas yönünden mi yoksa usule ilişkin görev yönünden mi bozulması gerektiği” noktasında toplanmaktadır.
2. Yerel mahkemece yapılan yargılama sonunda kurumca düzenlenen müfettiş raporunda “meydana gelen kazanın işyerinde ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla meydana geldiğine dair bir tespit olmadığından” iş kazası olarak işlem yapılmasına gerek olmadığının belirtildiği, bu sebeple davacı vekiline iş kazası tespiti davası açması için bir aylık kesin süre verildiği, davacı tarafça kesin süre içinde dava açılmadığı, davacı tarafın zarar gördüğü olayın iş kazası olup olmadığı, dolayısıyla mahkememiz görev alanına girip girmediği tespit edilememiş olduğundan dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usûlden reddine” karar verilmiştir.
3. Kararın istinaf edilmesi üzerine oy çokluğu ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
4. Kararın temyizi üzerine ise çoğunluk görüşü ile Bölge Adliye Mahkemesindeki karşı oy benimsenerek “davalıya ait olan İncesu ilçesindeki inşaat sahalarının birinde kalıpçı olarak çalışırken yüksekten düştüğü iddia edilip olayın iş kazası olduğu belirtilerek işverenin sorumluluğunun bulunduğu iddiasıyla tazminat istemli işbu dava açılmış ise de; olayın davalı Kurum tarafından iş kazası kabul edilmemesi ile iş kazasına ilişkin tespit davasının olmaması nedeniyle eylemin bir haksız fiil olduğu, bu yönüyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 49. ve devamı maddeleri çerçevesinde genel hükümlere tabi bir tazminat davası olarak görülerek, çözüme kavuşturulması, bu kapsamda da aynı kanunun 66.maddesi kapsamında davalının adam çalıştıran olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığı ile ilgili inceleme yaparak karar verme görevinin genel mahkemelere ait olduğunun dosyadan anlaşılabilir olmasına göre, İş Mahkemesince genel mahkemeler lehine görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yargılamanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu” gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiştir.
II. YASAL DAYANAK
5. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. maddesine göre İş mahkemeleri;
a) 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler,
b) 854 sayılı Kanuna tabi gemiadamları(İş Güvencesi kapsamı dışında tutulmuşlardır),
c) 4857 sayılı İş Kanununa tabi işçiler veya
d) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun İkinci Kısmının Altıncı Bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına …. ilişkin dava ve işlere ….
Görüldüğü gibi kısaca arada iş ilişkisi olması kaydı ile iş sözleşmesinden ve 5953, 854, 4857 ve 6098 sayılı kanundan doğan uyuşmazlıklar iş mahkemesinde görülecektir.
6. Diğer taraftan 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın Hak Arama Hürriyeti yan başlıklı 36’ncı maddesi gereği, “hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz”. Mahkemenin davayı karara bağlama ödevi, önüne gelen ana sorunun çözümüne yönelik ara sorunların çözülmesini de kapsar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 163-164. maddelerinde düzenlenen ön sorun bunlardan biridir. Mahkeme, davanın esası hakkında karar vermeden önce, uyuşmazlığın taraflarından birinin dilekçeyle veya duruşma sırasında sözlü olarak ileri sürmesi üzerine, öncelikle ön sorunun incelenmeye değer olup olmadığı konusunda bir karar verir. Ön sorun incelenmeye değer bulunursa, bu sorunun çözümüne yönelik beyan ve kanıtlarını sunmaları uyuşmazlığın taraflarına tebliğ ya da tefhim edilir ve yargılamanın esasının görülmesi bu sorunun çözülmesine dek bekletilir. Ön sorun (ya da ara sorun), davanın görülüp karara bağlanabilmesi için mahkemece öncelikli olarak çözüme kavuşturulması gereken sorundur.Bir davadaki ana sorun olan talep sonucu hakkında düzgün karar verilmesi için bu ana sorunun çözümünde belirleyici etkiye sahip ön sorunların çözülmüş olması gerekir. Ön sorunlar çözülmeden dava karara bağlanamaz.Ön sorun, bir dava değildir; davanın esasına ilişkin inceleme yapılabilmesi veya esasa ilişkin incelemeye devam edilip talep sonucu hakkında karar verilebilmesi için öncelikle çözülmesi gereken sorundur.
III. SOMUT UYUŞMAZLIK
7. Dosya içeriğine göre davacı, davalıya ait inşaat işyerinde kalıpçı olarak çalışırken düşmesi sonucu yaralandığını ve iş kazası geçirdiğini, iddia etmiş, davalı ise yaralanmanın işyerinde değil, kendi evinde merdivende düşmesi sonucu meydana geldiğini, iş kazası olmadığını savunmuş, kurum iş kazası denetim raporunda da yaralanmanın işyerinde meydana gelmediği, ancak davacının işyerinde iş sözleşmesi ile çalıştığını ve sigortalı gösterilmesi gerektiğini saptamıştır.
8. Mahkemece tanıklar dinlenmiş ve davacı vekiline iş kazası tespiti davası açması için kesin süre verilmiş, kesin süre içinde dava açılmaması nedeni ile de dava şartı nedeni ile usulden ret kararı verilmiştir.
IV. KARŞI OY GEREKÇESİ:
9. Belirtmek gerekir ki aslında her ne kadar hüküm fıkrasında dava şartı yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmiş ise de mahkeme gerekçesinde çoğunluğun da kabul ettiği gibi mahkemenin görev alanına girmediği kabul edilmiştir. Kısaca mahkemece iş kazası tespiti için verilen kesin sürede dava açılmaması nedeni ile dava reddedilmiş değildir. Çoğunluğun esas hakkında ret kararı verdiği yönündeki değerlendirmesi isabetli olmamıştır.
10. Ayrıca taraflar arasında iş ilişkisi olduğu konusunda da bir uyuşmazlık yoktur. İş sözleşmesi ile çalıştığı sabit olup, uyuşmazlık yaralanmanın işyerinde mi yoksa işçinin evinde mi meydana geldiği noktasındadır. Kısaca iş kazasının unsurlarından yaralanmanın işyerinde veya işin niteliğinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı noktasında olup, bu bir ön sorundur. Elbette bu dava açılarak bekletici mesele de yapılabilir.
11. Davacının iddiası arada iş ilişkisi olduğu kabul edilen davalı işveren aleyhine iş kazası nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemi olup, beden bütünlüğüne yönelik bu uyuşmazlık akde aykırılık yanında bir haksız fiildir. Maddi ve manevi tazminat istemi 6098 sayılı TBK.’un 49 ve devamı maddelerine dayanmaktadır. Davacı aradaki iş ilişkisine dayanarak iş sözleşmesi ve Borçlar Kanunundan doğan bir talepte bulunmaktadır. O halde 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. Maddesi uyarınca iş mahkemesi görevlidir.
12. Burada yaralanmanın işyerinde olup olmadığı bir ön sorundur. Bu nedenle mahkemece iş kazası nedeni ile dava açılması için verilen süre de dava açılmamış ise ön sorun olarak bu durum kabul edilmeli, 6100 sayılı HMK.’un 164. Maddesi uyarınca bu konuda taraf delilleri toplanmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
V. SONUÇ:
13. Yukarda açıklanan gerekçelerle kararın esas yönünden bozulması gerektiğinden, çoğunluğun bozma gerekçelerine katılınmamıştır.