YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13306
KARAR NO : 2022/16222
KARAR TARİHİ : 19.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, davacının vefat eden babasından dolayı bağlanan ölüm aylığının, kurum tarafından boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı iddiasıyla kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali istemine ilişkindir
İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının vefat eden babası Müslüm Ateş’ten dolayı bağlanan yetim aylığının, kurum tarafından boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşadığı iddiasıyla kesildiğini, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamadığını ileri sürerek kurum işleminin iptalini istemiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı hakkında kuruma yapılan ihbar üzerine kurum kontrol memurları tarafından davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşayıp yaşamadığının tespiti hususunda araştırma yapılarak rapor düzenlendiğini, davacının boşandığı eşi ile birlikte aynı adreste ikamet ettiklerinin tespit edildiğini, sigorta yoklama memurları ile sigorta müfettişleri tarafından tutulan rapor ve tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, “6100 sayılı HMK’nun 30. ve 146. maddeleri uyarınca, dosya muhteviyatında yer alan kayıt ve belgeler ile tanık beyanlarının dosyanın neticelendirilmesine yeterli olduğu ve dosyada mevcut haliyle karar verilmesinin uygun olduğu kanaatine varılmakla, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, denetim raporu, denetim raporunun dayanağı olan tutanaklar, tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile boşandığı eşinin boşanma tarihinden sonra fiilen birlikte yaşadıkları, 5510 sayılı yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de davacı tarafça aksinin ispat edilemediği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi, “Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, tanık beyanları, hastane kayıtları ve toplanan deliller neticesinde 5510 sayılı Kanunun 59 ve 100. maddeleri uyarınca Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğu gözetilerek , davaya konu tutanağın aksi kanıtlanamadığından mahkemece verilen kararın yerinde olduğu” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, davacının eşi ile evlendikten sonra eşler arasında çeşitli nedenlerden dolayı geçimsizlik vuku bulduğunu, boşandığı tarihten bu yana tarafların ayrı yaşadığını, davacının eski eşinden ayrı bir konutta ikamet ettiğini, müşterek çocuklarının bulunması sebebiyle çocuklarının özel günlerinde ( nişan, mezuniyet, askerlik vb.) ve müşterek çocuklarının sağlık sorunu olduğu zamanlarda anne- baba olarak bir araya geldiklerini, ama aynı evde yaşamadıklarını, davacı ile husumet içerisinde olan dava dışı üçüncü kişinin SGK’ya haksız şikayette bulunduğunu belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Hakkında 2016 yılında boşanma kararı verilen davacıya, hak sahibi kız çocuğu sıfatıyla bağlanan ölüm aylığının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlendiği gerekçesiyle davalı kurumca kesilerek, yersiz ödendiği ileri sürülen aylıklar yönünden borç tahakkuku işlemi tesis edildiği anlaşılmaktadır.
506, 1479, 2925, 2926, 5434 sayılı Kanunlarda yer almamakla birlikte ilk kez 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun “Gelir ve aylık bağlanmayacak haller” başlığını taşıyan 56. maddesinin ikinci (son) fıkrasında düzenlenen davanın yasal dayanağı niteliğindeki norm 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiş, fıkrada “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96’ncı madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Öncelikle belirtilmelidir ki, inceleme konusu hükmün Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istemiyle yapılan başvurunun, Anayasa Mahkemesi’nin 15.12.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 28.04.2011 gün ve 2009/86 Esas – 2011/70 Karar sayılı kararı ile reddedildiği, dolayısıyla iptal edilmeyen fıkranın yürürlükte olduğu belirgindir.
Anılan maddeye dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle Anayasa’nın 20., 5510 sayılı Kanunun 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 28., 45., 5490 sayılı … Hizmetleri Kanununun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanununun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıklar ile kurum raporunda belirtilen komşularının tespit edilerek ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili … Müdürlüklerinden sağlanan … kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, adres hareketleri ilgili … Müdürlüğü’nden istenilmeli, ilgililerin … aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, özellikle Kurum Rapor’u öncesi döneme ilişkin seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşanılan eş 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta ise adına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden geniş kapsamlı … Müdürlüğü araştırması yapılmalı, uyuşmazlık konusu dönemde boşanan eşlerin kayıtlı oldukları adresleri yönünden anılan yerde görev yapmış /yapmakta olan, mahalle/köy muhtar ve azalarından kanaat edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Eldeki davada, davacının ve boşandığı eşi …’nın adres kayıt sisteminde bildirilen adreslerinde, dava konusu dönemde boşanan eşlerin birlikte yaşamaya devam edip etmedikleriyle ilgili geniş kapsamlı … araştırması yapılmalı, adreslerdeki apartman yöneticisi, komşular tespit edilerek konuyla ilgili bilgi ve görgülerine başvurulmalı, seçmen geri izleme raporlarının tamamı celp edilerek, talep dönemi kapsamında irdeleme yapılmalı; denetmen raporundaki tutanak tanıkları tanık olarak dinlenmeli, böylece “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. Maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.