YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13407
KARAR NO : 2022/15696
KARAR TARİHİ : 08.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
No :
Dava, davacının ölüm aylığına hak kazandığının tespiti ve biriken aylıkların yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince; Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile … Anadolu 29. İş Mahkemesi’nin 11/01/2021 tarihli, 2018/13 Esas – 2021/12 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ölen sigortalı eşinin … süresinin hatalı bildirilmesi sonucunda ölüm aylığının geç bağlandığını belirterek 30.12.2008 – 03.04.2017 tarihleri arasındaki ölüm aylıklarının yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı Kurum vekili; davacı tarafından eşi …’ın 30/12/2008-03/04/2017 tarihleri arasındaki … borçlanmasını sigortalı hizmet olarak tespiti istemiyle açılan huzurdaki davanın usul ve yasalara aykırı olduğunu ve reddedilmesi gerektiğini, dava dilekçesi incelendiğinde örnek Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı gereği davaya bakmakla yetkili mahkemenin … Nöbetçi İş Mahkemeleri olduğunu, davanın öncelikle yetki bakımından reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili Kurumun yaptığı işlemin hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince; “…Şu halde; davacının ilk tahsis talep tarihinde 506 sayılı yasanın 66.maddesinde belirtilen aylık bağlama şartlarını taşıdığı, Pendik … … Başkanlığı’nın 02.01.2009 tarihli cevabında davacının murisinin … hizmet süresi ve kimlik bilgilerinin sevhen verildiğinin davalı Bakanlık kayıtları ile de tespit edildiği, anılan halin davalı Bakanlığın kabulünde olduğu, dolayısıyla reddedilen aylık bağlama işleminin usul ve yasaya uygun olmadığı kanaatine varılarak davacının davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur…” gerekçesiyle; davacının davasının kabulü ile, Davacının 30/12/2008-03/04/2017 tarihleri arasında ölüm aylığına hak kazandığının tespitine, ödenmeyen 77.937,24 TL asıl alacak ve 25.429,25 TL faiz alacağının davalı … dan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
… Bölge Adliye Mahkemesi,Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile … Anadolu 29. İş Mahkemesi’nin 11/01/2021 tarihli, 2018/13 Esas – 2021/12 Karar sayılı kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına,
Davanın kısmen kabulü ile davacının 01/01/2009-03/04/2017 tarihleri arasında ölüm aylığına hak kazandığının tespitine, ödenmeyen 77.937,24 TL asıl alacak ve 24.344,36 TL faiz alacağının davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine,
… hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine, karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili; davacının en az 5 yıl sigortalılık süresi ve 900 gün prim koşuluna sahip olmadığı için tahsis talebi hakkında işlem yapılmadığını, davacıya … borçlanması sonrasında aylık bağlandığını, Kurum işlemlerinin usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 65 ve devamı maddeleridir. Ölüm sigortasından aylık bağlama şartlarına ilişkin 66/c. maddesinde, “toplam olarak 1800 gün veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda ölen sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanacağı” düzenlenmiş iken, Anayasa Mahkemesinin 06.01.2005 gün ve 2001/479 – 2005/1 sayılı kararı ile anılan hükmün “veya en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinin her yılı için ortalama olarak 180 gün” bölümünün Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi üzerine, 12.12.2006 tarihli ve 5561 sayılı Kanunun 1.maddesi ile 66. maddenin “c” bendi yeniden düzenlenmiş ve böylece sigortalının hak sahibi kimselerine aylık bağlanabilmesi için, 5 yıldan beri sigortalı bulunup, sigortalılık süresinde en az 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemiş durumda ölmüş olma koşulu getirilmiştir. Aynı kanunun 3. maddesi ile 506 sayılı Kanuna eklenen geçici 93. madde ise, 66. maddesinin (c) bendinde yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce bu değişiklikle öngörülen şartları yerine getiren sigortalının hak sahiplerinin aylıklarının, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden ödeme dönemi başından geçerli olmak üzere başlatılacağını düzenlemiştir.
Dosya kapsamından, Kurum sigortalılarından …’ın 21.08.1985 tarihinde vefat ettiği, eşi olan davacı (hak sahibi) …’ın 29.12.2008 tarihinde ölüm aylığı talebinde bulunduğu, Kurumun 29.12.2008 tarihli yanıtında sigortalının 348 gün primi bulunduğu gerekçesiyle tahsis talebini reddettiği; Hak sahibinin 30.12.2008 tarihinde … süresini borçlanmak istediği, … şubesi tarafından sigortalının … süresinin 02.01.2009 tarihli yazı ile 23.11.1962-23.05.1963 olarak bildirildiği ve askerliğe elverişli olmadığına dair rapor bulunduğunun açıklandığı; 06.02.2017 tarihli … belgesinde ise sigortalının … hizmetini 24.10.1962-24.04.1965 tarihleri arasında 30 ay yaptığının açıklandığı, … belgelerindeki tarihler arasında tereddüt bulunduğunun anlaşılması üzerine konunun ilgili makamlara sorulduğu, Turhal … Şubesinin 17.03.2017 tarihli yazısıyla sigortalının 24.10.1962-24.04.1965 tarihleri arasında 30 ay … yaptığının bildirildiği; Hak sahibi davacının 04.03.2017 günü 665 günlük … hizmetini borçlanmak için müracaat ettiği, sigortalının 06.04.2017 günü 79 gün karşılığını ödediği, sigortalının bu defa 05.09.2017 tarihinde 590 gün için borçlanma talebinde bulunduğu, 05, 22 ve 25.09.2017 tarihlerinde 590 gün daha … borçlanma bedelini ödediği, böylece sigortalının prim gün sayısının hizmet döküm cetvelinde 1107 güne ulaştığı, ancak daha sonra yapılan hesaplamalar ve tashihler sonucunda 13.10.2017 onay tarihli karar ile hak sahibine 987 gün üzerinden 506 sayılı Kanun’un Geçici 93.maddesine göre 01.10.2017 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı ve kararda hizmet başlangıç tarihinin 01.05.1979 kabul edildiği, böylece 900 gün prim ve 5 yıl sigortalılık süresi koşullarının bulunduğu; kamu kurumlarının hatalı bilgilendirmesi nedeniyle davacının yanıltıldığı ve borçlanma hakkını kullanamadığı, daha sonra … süresinin doğru bir biçimde bildirilmesi üzerine davacının 590 gün daha … borçlanma bedelini ödediği ve 01.10.2017 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlandığı, sigortalının ölüm aylığı talep tarihi itibariyle 900 gün prim ve 5 yıl sigortalılık süresi koşullarının bulunduğu, davacının kamu kurumlarının hatalı bilgilendirmesi nedeniyle yanıltılması nedeniyle borçlanma hakkını 30.12.2008 tarihinde kullanamadığı ve kullansa dahi ölüm aylığına hak kazanamayacağı yönünde inanç oluşturulması nedeniyle davacının Anayasal sosyal güvenlik hakkının hukuka aykırı bir biçimde ihlal edildiği, kamu kurumlarının hatalı bilgi vermesi nedeniyle davacının ölüm aylığından mahrum bırakılmasının Anayasa’nın 2.maddesinde düzenlenen Sosyal Hukuk Devleti ilkesine de aykırı düşeceği anlaşılmakla, mahkemece davacının ölüm aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesinin yerinde olduğu ancak kararda davacının ölüm aylığına 30.12.2008 tarihinde hak kazandığı belirtilmiş ise de 506 sayılı Kanun’un 70 ve 97.maddelerine göre aylık başlangıç tarihinin 01.01.2009 olduğu hususunun Kanun gereği olduğu saklama süresini tamamlayan evrak olmasından dolayı arşiv araştırılması yapılamamış olmasının davacı aleyhine sonuç doğurmasının hakkaniyete aykırı olacağı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında Mahkemenin değerlendirmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş; davacıya … borçlanma bedelini ödeme tarihini takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığının bağlanması gerektiği yönündeki Kurum işleminin yerinde olduğuna karar verilmesinden ibarettir.
O hâlde, davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 08.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.