YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13457
KARAR NO : 2022/16405
KARAR TARİHİ : 21.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, meydana gelen olayın iş kazası olduğunun ve maluliyet oranı ile tarafların kusur oranlarının tespiti istemlerine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı, ve davalı Abdi … ile davalı kurum vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı SGK vekili ile davalı … vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, davacının kusur oranlarının tespiti talebinin HMK’nın 114/1-h maddesi gereğince hukuki yarar bulunmadığından reddine, iş kazası ve maluliyet tespiti talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı … … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İş bu karar Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 27.09.2018 tarihli ilamı ile bozulmuş olup, bozma ilamı sonrası … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince; verilen kararda direnilmesine, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ile kusur oranlarının tespiti talebinin HMK’nın 114/1-h maddesi gereğince hukuki yarar bulunmadığından reddine, iş kazası ve maluliyet tespiti talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, 21. Hukuk Dairesinin 07.05.2019 tarihli kararı ile; direnme Daire tarafından yerinde görülmediğinden dava dosyasının Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na gönderilmesine karar verilmiş; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2022 tarihli kararı ile incelenmesi gereken direnme kararı değil, bozmaya eylemli uyma sonucu yeni bi karar verildiği gerekçesiyle; … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı … … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı, 20/5/2014 günü davalı …’a ait iş yerinde davalılardan …’ın üstlenmiş olduğu, inşaatın bir kısmı olan demir doğrama işi ile ilgili …’ın sigortalı işçisi olan davacının, iş yerinde çalıştığı sırada inşaat içerisinde yüksek elektrik akımına kapılmak suretiyle ağır yaralandığını, müvekkilinin Afyon Kocatepe Üniversitesinde üç ay yoğun bakımda kaldığını, tedavi sonrasında sağ ayağının büyük oranda kesildiğini, karnındaki patlama nedeniyle kalıcı açık yara kaldığını, sağ bacağının kesilme ihtimali olduğunu, hastane kayıtlarında olayın iş kazası olarak geçmesine rağmen her hangi bir tahkikat yapılmadığını belirterek meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun tespitine, davacının maluliyetinin tespitine, tarafların kusur oranlarının tespitini istemiştir.
II-CEVAP
Orhangazi … AŞ vekili; açılan davanın usul ve esas yönünden yersiz olduğunu, olay ile ilgili yapılan ceza yargılaması dosyasında alınan kusur raporunda müvekkili şirketin kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddinin gerektiğini belirtmiştir.
Davalı … vekili; öncelikle davanın müvekkili açısından husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, M. Uğur Fidan’ın diğer davalı işveren …’la anahtar teslim eser (istisna) sözleşmesi akdedildiğini, davalılar arasında herhangi bir hizmet akdi yahut yazılı alt işverenlik sözleşmesi mevcut olmadığı gibi Alt İşverenlik Yönetmeliği md 5 ve 6 gereği alt işveren olduğu ileri sürülen diğer davalı … tarafından yapılmış bir bildirim veya taşeron iş yeri dosya tescili de olmadığını, diğer davalı … ın kendi nam ve hesabına çalışan müstakil vergi kaydı ve sanayi sitesinde iş yeri bulunan bağımsız bir esnaf olduğunu, … ın devamlı iş yerine ait tescil edilmiş ve devamlı işçisi olan davacının sigortalı olarak çalıştığının sabit olduğunu, iş sahibi (ihale makamı) yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacağını, 4857 sayılı İş Kanununun iş güvenliği ile ilgili hükümlerinin 30.12.2012 tarihinde yürürlükten kaldırıldığından ve 6331 Sayılı İş Sağlığı Ve Güvenliği kanununda asıl işveren alt işveren ilişkisi düzenlenmediği belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … vekili; müvekkili açısından kendisine atfedilecek bir kusur bulunmadığını, olayın davacının kendi kusuru nedeniyle meydana geldiğini, inşaatın önünden geçen yüksek gerilim hattı için elektrik idaresinin tedbir alması gerektiğini, davacının uzman ve bu nevi olayları iyi bilen bir kimse olduğunu, uzun yıllardan beri bu işlerde çalıştığını, malzemeyi kullanırken nasıl önlem alınacağını bildiğini, kendisi ile müvekkilinin öğle saatlerine kadar çalıştığını, çalışma tarzı hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili; müvekkili Kurumun bu davada davalı sıfatı bulunmadığını, bu durumda davalının sadece işverenin olması gerektiğini, iş kazası ile ilgili olarak … … tarafından 21/5/2014 tarihinde başvuru yapıldığını, başvuru neticesinde müvekkili kurum tarafından davacıya 2120,09 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiğini, davacı veya vekilinin Kuruma her hangi bir şekilde iş göremezlik geliri veya maluliyeti talebinde bulunulmadığını, söz konusu olayla ilgili iş kazası bildirim bilgileri ile geçici iş göremezlik ödemesine ilişkin ödeme listesi haricinde kurumda her hangi bir bilgi ve belge bulunmadığını davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemenin; maddi kabul ile yukarıda yapılan açıklamalar, ilmi ve kazai içtihatlara uygun ve denetlemeye açık olması nedeniyle hükme esas alınan bilirkişi raporu ve yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; 20/5/2014 günü davacı işçinin çalışırken geçirmiş olduğu, kazaya ilişkin olarak, dava konusu kazanın meydana geldiği, mahaldeki enerji nakil hattının gerek yerden yüksekliğinin gerekse binaya olan mesafesi kural, tüzük ve yönetmeliklere uygun olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu durumda Orhangazi … AŞ’nin hattın üzerinde bakım ve onarım çalışması yapmasının gerekli olup olmadığı hususu incelendiğinde, … şirketi arıza, kopma olmadığı sürece bir enerji nakil hattında bakım ve onarım çalışması yapması söz konusu değildir, enerji nakil hatlarının müdahale olmadığı sürece kopması olmamaktadır. Bu nedenle Orhangazi … AŞ’nin görev alanındaki enerji nakil hatlarında enerji nakil hatlarını tek tek incelemesi düşünülemez. Yine söz konusu hattın belirlenen kusuru da bulunmamaktadır. Bu doğrultuda, davalı Orhangazi … AŞ’nin dava konusu kazanın oluşumunda her hangi bir kusuru olduğu tespit edilememiştir.
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun olaydaki kusuru irdelendiğinde, husumet tevcihi ciddi bir iştir ve husumet tevcih edilen tüzel kişinin eylem, fiil ve davranışları ile dava konusu kazanın meydana gelmesi arasında açık, belli bir illiyet bağının mevcut olması ve bu mevcudiyetin mutlaka delillerle ortaya konulması gerekmelidir. Sosyal Güvenlik Kurumunun eylem fiil ve davranışları ile dava konusu kazanın meydana gelmesi arasında açık belli bir illiyet bağının mevcut olduğu tespit edilememiş olup, bu nedenle davalı Sosyal Güvenlik Kurumunun mevcut eylemde her hangi bir kusuru olmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı …’ın kusuru irdelendiğinde, İşveren iş yerinde iş güvenliği ile ilgili olarak geniş kapsamlı bir tedbir, önlem ve kontrol mekanizması kurmak, yerleştirmek ve bu mekanizmaya çalışanlar tarafından uyulduğunu izlemekle sorumludur. İşverenin çalışanlara sadece işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili olarak verilmesi gereken alt ve edevatları teslim ederek ve bu teslim ve tesellüm ile ilgili olarak imzalı bir zimmet makbuzu düzenleyerek sorumluluklarından kurtulamayacağı, iş yerinde iş güvenliği ile ilgili olarak geniş kapsamlı bir tedbir önlem ve kontrol mekanizması kurmak, yerleştirmek ve bu mekanizmaya çalışanlar tarafından uyulduğunu izlemek yönündeki sorumluluğunun işin sürdüğü süre boyunca sürekli ve devam eden bir sorumluluk olduğu kabul edilmelidir. Davalı …’ın iş yerinde iş güvenliği ile ilgili olarak alınması gereken önlem ve tedbirlerin alınması, tesis edilmesi, sürdürülmesi izlenmesi, kontrol edilmesi yönündeki vazgeçilmez ve devredilemez sorumluluğunun mevcut olduğu, ve bu hususta gerekli her türlü önlem ve tedbirin alınmasında gösterilmiş olan ihmalkar davranışlar nedeniyle dava konusu iş kazasının meydana gelmesinde asli bir oranda (%60) kusuru bulunmaktadır.
Davalı …’ın kusuru irdelendiğinde, belirli bir işin bir bölümünü başkasına verip diğer bölümünü kendi çalıştırdığı işçelerle bizzat yapan kişi asıl işveren durumundadır, kendisi işin bir bölümünde bizzat işçi çalıştırmayıp, işi bölerek ihale suretiyle muhtelif kişilere veren iş sahibi, İş Kanununun 1/son maddesi anlamında bir asıl işveren değildir. İşin demir alüminyum doğrama işi olarak bölünen kısmının davalılardan … …’a tümüyle devredilmiş olması, binanın sahibi davalı …’ın eylem ve davranışları ile kazanın meydana gelmesi arasında bir illiyet bağı kurulması ve kendisine kusur atfedilmesinin mümkün olmaması nedenleri ile kendisinin eylem, fiil ve davranışları ile dava konusu kazanın meydana gelmesi arasında hiç bir illiyet bağının bulunmadığı bu nedenlerle kendisinin dava konusu kazanın meydana gelmesinde her hangi bir kusur, katkı ve sorumluluğunun olmadığı, sabittir.
Davacı …’nın kusuru irdelendiğinde, iş yerinde çalışanlar bina veya bina kısmındaki inşaatta makine de tesisatta ve adavette göreceği noksan veya tehlikeli durumu, amirine veya bakım onarım işleriyle görevli olanlara hemen bildirecek ve işveren de bu kusurları en kısa zamanda ve uygun şekilde giderecektir. Davacı kazazedenin göstermiş olduğu dikkatsiz ve tedbirsiz davranış ile kazanın meydana gelmesi arasında somut bir illiyet bağının olduğu, ve bu nedenle kendisine 4857 Sayılı Yasanın 77, İş Sağlığı ve Güvenliği tüzüğünün 2,499 maddeleri uyarınca kendisine bu bağ ile uygun belli bir oranda (% 40) kusur atfedilmesi gerekmektedir.
Kazanın meydana geldiği mahal, olayın oluşumu, birlikte değerlendirildiğinde dava konusu kazanın 506 Sayılı Yasanın 11.maddesinin A fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında bir iş kazası olduğu ve bunun bilirkişi raporunca da tespit edildiği sabittir.
Davacı tarafın maluliyetinin tespiti talebi yönünden 24/05/2017 tarihli celsedeki beyanı üzere, Mahkememizin 2015/324 esas sayılı dava dosyası ile meydana gelen kaza nedeniyle tazminat davası açıldığı, ve bu 2015/324 sayılı dava dosyasında dava konusu itibariyle davacının maluliyetinin tespiti yapıldığı, usul ekonomisi bakımından iş bu dosya içinde ayrıca maluliyet raporu alınmasına gerek kalmadığı ve maluliyet bakımından rapor alınmasını talep etmedikleri yönündeki davacı vekili beyanları dikkate alınarak; iş bu davada, davacının maluliyet tespiti bakımından bir karar vermeye yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gerekçesine dayandığı anlaşılmıştır. Mahkemece, dava konusu 20/05/2014 tarihinde meydana gelen kazanın İş Kazası olduğunun tespitine, dava konusu olay bakımından; davalı Orhangazi … AŞ’nin meydana gelen kazada kusursuz olduğunun tespitine, davalı …’ın meydana gelen kazada kusursuz olduğunun tespitine, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu’nun meydana gelen kazada kusursuz olduğunun tespitine, davalı …’ın asli oranda % 60 kusur, katkı ve sorumluluğu olduğunun, tespitine, davacı kazazede işçi …’nın meydana gelen kazada tali % 40 oranında kusurlu olduğunun tespitine, davacı tarafın maluliyetinin tespitine ilişkin talep hakkında bir karar vermeye yer olmadığına karar verilmiştir.
D) İstinaf Başvurusu :
Davacı vekili; dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporlarının birbiri ile çeliştiğini, bilirkişi raporuna itirazda bulunduklarını, Mahkemece itirazlarının değerlendirilmediğini ve gerekçesiz bir şekilde ret edildiğini, hükme esas alınan raporun kanuna uygun teşekkül etmediğini, davalı …’ın kusurunun tespiti amacı ile Ortak Sağlık Güvenlik Birimi tarafından tutulmuş gerekli uyarı ve ikazların yazıldığı tespit onay defteri ve personel eğitim sertifikasına ilişkin bilgi ve belgelerin dosya içine alınmadığı gerekçesiyle,
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili; müvekkili Kurumun bu davada davalı sıfatı bulunmadığını, davalının sadece işveren olması gerektiğini, Mahkemece yeterince araştırma yapılmadan karar verildiği gerekçesiyle,
Davalı … … vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşeron olarak müvekkili kuruma kusur verilmesinin kabul edilir gerekçelere dayanmadığını, olay mahallinde yapılanın bir bütün inşaat olup yapılacak işin nevine göre taşeron firmanın bu yerde gerekli önlemleri alması ve bunu yerine getirmesi gibi yasal ve içtihadi bir mecburiyetinin olmadığını, bina inşaatının başlangıcından sonuna kadar bu nevi işlemleri yerine getirmenin tamamen bina sahibine ait olduğunu, davanın niteliği itibariyle kusur yönünden bir karar verilmemesi ve bu davanın içinde değerlendirilmesine yasal olanak olmadığı gerekçesiyle istinaf yoluna başvurmuşlardır.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Dairemizin 04/10/2017 tarih ve 2017/2421 esas-2017/1893 karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olduğundan Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’ nin 27/09/2018 gün, 2017/6652 esas-2018/6802 karar sayılı bozma ilamına karşı direnilmesine,
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b maddesinin 1. alt bendi gereğince esastan reddine,
Davalı SGK vekilinin ve davalı … vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; HMK’nın 353/1-b maddesinin 2. alt bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına,
Davacının kusur oranlarının tespiti talebinin HMK’nın 114/1-h maddesi gereğince hukuki yarar bulunmadığından reddine;
Davacının iş kazası ve maluliyet tespiti talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı … … vekili; verilen hüküm tamamen ortadan kaldığına göre bu yönden red kararı verilmesi gerekirken bunun akisne bir tutum korunarak karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar doğru değildir gerekçesiyle temyiz etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dosya içindeki kayıt ve belgelerden; davacının; meydana gelen kazanın iş kazası olduğunun tespitine, davacının maluliyetinin tespitine, tarafların kusur oranlarının tespitine yönelik davalılara karşı dava açtığı, davacının 20.05.2014 tarihinde iş kazası geçirdiği, iş kazasının Kurum’a bildirildiği, davacının davalı …’in sigortalı işçisi olduğu, davalı … ile dabvalı … arasında yapımı süren inşaatın demir doğrama işinin yapılması konusunda eser sözleşmesi yaptıkları, davacı vekilinin 24.05.2017 tarihli celsede “her ne kadar dava dilekçemizde maluliyet bakımından tespit talebinde bulunmuş isekte, bu davanın açılmasından sonra mahkemenizde 2015/324 esas sayılı dava dosyasında meydana gelen kaza dolayısıyla açılan tazminat davasında maluliyet talep etmiştik, ve bu dosyada maluliyet raporu geldi maluliyet raporu geldiğinden bu dosyada ayrıca maluliyet raporu alınmasına gerek kalmadığını” beyan ettiği anlaşılmıştır.
Mahkemenin 2015/324 esas sayılı dava dosyasının 18.08.2015 dava tarihinde davacı … tarafından davalılar SGK ve … aleyhine açılmış tazminat dosyası olduğu, aşamalarda ATK tarafından verilen 05.12.2018 tarihli raporda davacının SİD oranının E cetveline göre %47.2 olarak belirlendiği, dosyanın halen derdest olup, iş bu dava dosyasını bekletici mesele yapmış olduğu anlaşılmıştır.
İş kazası ve maluliyet oranının tespiti konuları davalıların da hak alanlarını ilgilendirdiğinden, davacının talebi ile karar verilemez, davalıların beyanı alınarak gerekirse işin esasına girerek karar verilmesi gerekir.
Davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile iş kazası ve iş göremezlik oranının tespiti konuları davalıların hak alanını ilgilendirdiğinden davalıların beyanı alınarak gerekirse işin esasına girerek karar verilmesi gerekirken; istinaf başvurusunun kabulü ile davacının iş kazası ve iş göremezlik tespiti talepleri yönünden karar verilmesine yer olmadığına dair yeniden hüküm kurulması şeklinde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Abdi … vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.