YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13525
KARAR NO : 2023/1051
KARAR TARİHİ : 09.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1985 E., 2021/102 K.
DAVA TARİHİ : 26.07.2018
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/278 E., 2019/220 K.
Taraflar arasındaki yaşlılık aylığının bağlanması talepli tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı kurumun … SSK sicil numaralı sigortası olduğunu 21.09.2012 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığını, 29.01.1982 – 31.10.1986 tarihleri arasında normal SSK işçisi olduğunu ve primlerinin yatırıldığını, müvekkilinin sigortalı olduğu bu dönemde bir ara askerdeyken 1985 yılında geçirdiği bir kaza sonucu 01.03.1985 tarihinde malulen emekli olduğunu, emekli olduktan sonra 04.07.2011 tarihine kadar SSK ‘lı olarak çalışmasını sürdürdüğünü, prim gün sayılarını ve SSK’lı hizmet süresini doldurduğunu düşünerek 04.09.2012 tarihinde Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne başvurduğunu, kurumun ildeki SGK İl Müdürlüğüne müracaat etmesi gerektiği şeklinde cevap vermesi üzerine yaşlılık aylığı bağlanması için il müdürlüğüne 21.09.2012 tarihinde başvurduğunu, kurumun 4/b tescilinin yapılması hususunda talimat verdiğinden dolayı yaşlılık aylığı talebinin reddedildiğini, müvekkilinin kazadan önce SSK ya tabi işçi olarak çalışmakta iken kaza geçirdiğini ve bir miktar malullük aylığı bağlandıktan sonra da SSK ya tabi işlerde 1475 ve 4857 sayılı iş yasalarına tabi işçi olarak çalışmasından dolayı kurumun yaklaşımının hukuka uygun olmadığını, işverenlerin müvekkilinin iradesinden bağımsız olarak SGDP ödemelerinin müvekkilinin kusuru olmadığı gibi kurumun denetimsizliğinin sonucu olduğunu, kurumun müvekkilini normal bir emekli gibi görme hatasına düştüğünü, müvekkilinin yaş ve primini doldurmuş normal bir emekli olmadığını, kurumun eksik aldığı primin faturasını müvekkiline çıkardığını, kurum hatası sebebiyle tahsil edilmeyen primlerin tahsil edilip müvekkilinin emekli edilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle müvekkilinin 21.09.2013 başvuru tarihinden sonraki aybaşından itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK Vekili, cevap dilekçesinde; … sigorta sicil numaralı davacının 21.09.2013 tarihli tahsis talebine istinaden dosyasının 01.03.1985 tarihinden itibaren 5. Derece Türk Silahlı Kuvvetleri Vazife Malullüğü aylığı bağlandığını, ayrıca davacının 01.08.1985-04.07.2011 tarihleri arasındaki ticari faaliyetinden dolayı vergi kaydının bulunduğunun tespit edildiğini, davaya konu olayda dayanak olan 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 44. maddesiyle eklenen 3. fıkrası ve bu fıkranın 28.01.2004 tarih ve 5073 sayılı Kanunun 15. maddesi ile değiştirilen 3. fıkrasında;”…..Diğer sosyal güvenlik kanunlarına göre yaşlılık ve malullük aylığı bağlananlardan, 24 üncü maddenin (I) numaralı bendinde belirtilen kapsamda çalışmaya başlayanlar, çalışmaya başladıkları ayı takip eden ay başından itibaren, çalışmalarının sona erdiği ay dahil, bu Kanunun 50 nci maddesine göre belirlenen onikinci gelir basamağının % 10’u oranında sosyal güvenlik destek primi öderler. Sosyal güvenlik destek primi ödemesi gerekenlerden bu Kanunun yayım tarihinden önce aylık bağlananlar Kanunun yayımını, daha sonra tekrar gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ise mükellefiyetin başladığı tarihi takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmak zorundadırlar. Bu süre içinde Kuruma yazılı bildirimde bulunmayanlar ile Kurumca tespit edilemeyenlerden sosyal güvenlik destek primi, 53 üncü maddeye göre hesaplanarak tahsil edilir….” hükmünü taşıdığını, 5510 sayılı Kanunun 30. maddesinde Sosyal Güvenlik Destek Primi başlıklı 30/4 maddesinin 1. fıkrasının b bendinin 4 numaralı alt bendi hariç olmak üzere “diğer alt bentlerine tabi çalışmaya başlayanlardan aylıklarının kesilmemesi için istekle bulunanların yaşlılık aylıklarının ödenmesine devam edilir. Bunlardan almakla oldukları aylıklarının %15 oranında sosyal güvenlik destek primi kesilir ” hükmü ve geçici 14. madde (ek: 17/4/2008-5754/73 md.) “bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce iştirakçi veya sigortalı olanlar, vazife malullüğü, malullük ve yaşlılık veya emekli aylığı bağlananlar ve bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya devam edenler hakkında sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmaya devam edenler hakkında sosyal güvenlik destek primine tabi olma bakımından bu kanunla yürürlükten kaldırılan ilgili kanun hükümlerinin uygulanmasına devam edilir” 5510 sayılı Kanunun 5. maddesinin (c) bendi ile “2008 yılı Ekim ayı başı itibari ile vazife malullüğü aylığı bağlananlardan, 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fırkasının (a) ve (b) bentleri kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri, uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmayı istemeleri halinde ise bu isteklerini kuruma bildirdikleri tarihi takip eden ay başından itibaren uzun vadeli sigorta kollarının uygulanacağı” hükmünün bildirildiği anılan kanun hükümleri çerçevesinde davacının vergi kaydı süresine göre 02.08.2003-30.09.2008 tarihleri arasında Sosyal Güvenlik Destek Primi tescilinin yapılarak 01.20.2008 sonrası iş kazası ve meslek hastalığı hükümlerinin uygulanması içinde öncelikle 4/b tescilinin yapılmasının gerektiğini, tüm bu nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 15.08.1991-31.04.2004 tarihleri arasındaki dönemde toplam 12 yıl, 4 ay, 10 gün SGDP kapsamında çalışmasının olduğu, bu sürenin uzun vadeli sigorta kolunda değerlendirilmesi gerektiği, davacının; 49 yaşında olduğu, 30 yıl sigortalılık süresi ile 5141 gün hizmet süresinin bulunduğu görülmekle, davacının, 506 sayılı Yasanın Geçici 81/B-c maddesinde öngörülen (25 yıl, 46 yaş, 5075 gün) şartlara haiz olmakla, (Davacı 49 yaşında olup, 30 yıl sigortalılık süresi ve 5141 günü (7244 günü) bulunmaktadır.) davacının tahsis talebinde bulunduğu 21.09.2013 tahsis talebini takip eden aybaşından 01.10.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazanacağı anlaşıldığı gerekçelerine dayanılarak, “Davanın kabulü ile; Davacıya 506 sayılı Yasanın geçici 81/ b-c maddesi uyarınca tahsis talep tarihini takip eden ay başı olan 01.10.2013 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, ” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; 5510 sayılı Kanunu 5 maddesini (c) bendi ile 2008 yılı Ekim ayı başı itibari ile vazife malullüğü aylığı bağlananlardan, 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında iş kazası ve meslek hastalığı sigortası hükümleri, uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmayı istemeleri halinde ise bu isteklerini kuruma bildirdikleri tarihi takip eden ay başından itibaren uzun vadeli sigorta kolları uygulanacağı bildirildiği, davacının vergi kaybı süresine göre 02.08.2003-30.09.2008 tarihleri arasında Sosyal Güvenlik Destek Primi tescilinin yapılarak 01.10.2008 sonrası iş kazası ve meslek hastalığı hükümlerinin uygulanması içinde öncelikle 4/b tescilinin yapılması gerekmekte olduğu gerekçeleri ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, mülga 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca 01.03.1985 tarihinden itibaren 5. derece Türk Silahlı Kuvvetleri Vazife Malullük aylığı bağlanan davacının imzasını da inkar ettiği … sicil numaralı Hedef … AŞ unvanlı işyerinde 08.06.2004 tarihinde işe başlamadan önce düzenlenmiş 07.06.2004 tarihli Sigorta Kolu Tercih Bildirimi başlıklı belge ile sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmaya başlandığından dolayı aylığının ödenmesine devam edilmesini talep ettiği gerekçesi ile uzun vadeli sigorta kollarına tabi primi ödenmiş gün sayısının 805 olarak kabul edilmesine ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumu işleminin hukuka aykırı olduğu, bu hali ile anılan yasal düzenlemeler ve Yargıtay içtihatları kapsamında yapılan değerlendirmede, istinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek, dava dosyasındaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere,vakıa ve hukuki değerlendirme ile yukarıda belirtilen gerekçe kapsamında delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, verilen kararın yerinde olduğu belirtilerek, “Davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kurum işleminin yerinde olduğu belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 21.09.2013 tarihli tahsis talebine istinaden yaşlılık aylığına hak kazanıp kazanmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun geçici 14’üncü maddesinin c bendi ve aynı Kanun’un 5’inci maddesinin c bendi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı SGK vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…