Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/13553 E. 2022/16008 K. 14.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13553
KARAR NO : 2022/16008
KARAR TARİHİ : 14.12.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekii tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı, davalı ve feri müdahil kurum vekilleri temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının davalı …’a ait olan … ve Temizlik Hizmetleri adlı işyerinde 2006 yılının Kasım- 11.11.2012 tarihleri arasında kesintisiz olarak, halı-koltuk yıkama, halı toplama ve dağıtma, işyeri ve ev temizliği ile oto yıkıma işçisi olarak çalıştığını, ayrıca müvekkil bu dönemde davalıya ait yine Bergama da bulunan … adlı işyerinde de işlerin yoğun olduğu dönemlerde ara ara çalıştığını, davacının çalıştığı süre boyunca davalıya sigortasını yapması konusunda taleplerde bulunmasına rağmen sigorta girişinin 07.11.2012 de yapıldığını, ancak bu defa da sigorta yaptığı için aylık 600,00 TL maaş vereceğini söylediğini, haftanın 6 günü toplam 35.00 TL x 6 = 210,00 TL ücret almakta olan davacının da maaşı düşse dahi en azından asgari ücret verilmesini isteyince, iş akdinin işverence sonlandırıldığını, davalı aleyhine açılan işçilik alacakları davasının Bergama l.Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nin 2013/263 E sayılı dosyası ile halen devam ettiğini, belirterek, davacının davalı işveren yanında 01.11.2006-11.11.2012 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının tespitine, Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmeyen tespit edilen çalışılan gün sayısının müvekkilin mevcut hizmet süresine eklenmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalı işveren üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
II-CEVAP:
Davalı işveren … davaya cevap vermemiş, bilgi ve belge sunmamıştır. Beyanında ihtiyaç oldukça davacıyı çağırdığını, kendisinin yanında şu kadar gün çalıştı diyecek şekilde çalışma süresini hatırlamadığını belirtmiştir.
Feri müdahil … vekili; davacı adına davalı işverene ait … sicil nolu işyerinden 7.11.2012-12.11.2012 tarihleri arasında hizmet bildirimi bulunduğunu, davacının taleplerini doğrulayacak bilgi ve belgeye rastlanılmadığını, Kuruma ait resmi kayıtlarının aksinin kesin delillerle kanıtlanması gerektiğini ileri sürerek davanın reddine davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
“Davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüyle; Bergama 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nin, 15.05.2018 tarihli, 2015/170 E, 2018/223 K. sayılı kararının kaldırılmasına,
1- Davanın kısmen kabulü ile;
23171148210 T.C. Kimlik numaralı davacı …’ın, 37663664720 T.C. Kimlik numaralı davalı … adına 1273563 sicil numarasıyla tescilli işyerinde 01.04.2010 – 11.11.2012 tarihleri arası dönemde asgari ücretle sürekli olarak çalıştığı; çalışmasının, 07.11.2012 tarihi sonrası kısmının bildirildiği, 01.04.2010 – 06.11.2012 tarihlerini kapsayan dönemdeki kısmının ise bildirilmediğinin tespitine;
Fazlaya ilişkin istemin reddine,” dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının ileri sürdüğü hususların tamamen mesnetsiz olduğunu, hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendiren davalar olduğunu, yerleşik içtihatlara göre tanıkların davacıyla aynı iş yerinde aynı dönemde çalışan kadrolu çalışanlardan seçilmesi gerektiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
Feri müdahil vekili temyiz dilekçesinde özetle; çalışma olgusunun varlığının hiçbir şüphe ve duraksamaya yer bırakmayacak şekilde kesintisiz çalışma olarak ispatlanamadığını, mahkemece yeterli araştırma yapılmadığını, belirterek temyiz kanun yoluna başvırmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE ESASIN İNCELEMESİ:
Dava, 506 sayılı Kanunun 79/10. (5510 sayılı Kanun’un m. 86/9.) maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.
6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.
Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.
Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.
HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.
Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.
Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin ………… gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
Eldeki incelemeye konu dosyada, yukarıdaki yasal düzenlemeler ve açıklamalar ışığı altında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki dosyada, davacının davalıya ait temizlik işyerinde ev temizliğine gündelik temizlik elemanı olarak çalıştığı, davalı tarafından davacının çalışmasının çağrı üzerine kısmi şekilde gerçekleştiğini belirtmesi, yapılan bildirimlerin de kısmi bildirim şeklinde olması karşısında, mahkemece bu hususta yapılan araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmakla, mahkemece işyeri kapasitesinin araştırılması, tanıklara bu hususun sorulması suretiyle, davanın somutlaştırılması yükümlülüğü çerçevesinde, mahkemece davacının ayrıntılı beyanı alınarak, hangi işyerlerinde hangi günlerde ne iş yaptığı, nasıl çalıştığı, çalışmaya ara verip vermediği, her gün ve sürekli gelip gelmediği sorularak talebi tam olarak somutlaştırılmalı, gerektiğinde de bu hizmet verilen işyerlerinden kişilerin isim ve adres bilgilerinin tespit edilip beyanlarına başvurulmalı, böylece çalışmanın başlangıcı, bitişi, haftada/ayda kaç gün çalıştığı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı, davalı ve feri müdahil Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı kaldırılarak verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nun 373/2. maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgililerine iadesine, 14/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.