YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13677
KARAR NO : 2022/16916
KARAR TARİHİ : 28.12.2022
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozma üzerine ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı … ve davalı kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Mahkemece, Dairemizce verilen bozma kararına uyulmuş ise de, bozma gereğinin tam olarak yerine getirildiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Bozma sonrası yapılan araştırmanın eksik olduğu, bozma gereklerinin yerine getirilmediği, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı görülmektedir.
Dairemizin, 20.03.2019 tarih ve 2016/18440 E – 2019/2611 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere;
“Dava, davacının 2009 Ekim-2010 Kasım tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece, eksik inceleme ve araştırma sonucu Davacının açmış olduğu davasının kabulü ile davacının davalıya ait iş yerinde 01/10/2009-01/11/2010 tarihleri arasında sigortalı çalışmış olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı adına kayıtlı işyeri dosyası bulunmadığı, davacı adına davalı işyerinden dava konusu dönemde bildirim yapılmadığı, davacının uyuşmazlık konusu dönem içersinde 18.12.2009- 31.03.2010 tarihleri arasında … sicil numaralı …. Tic. Ltd. Şti ünvanlı işyerinden sigortalı çalıştığına dair bildirimlerinin yapıldığı, dava dışı ……. Tic. Ltd. Şti. işyeri dönem bordrolarında davacının isminin görüldüğü, dosya kapsamından davacının hangi işveren nezdinde çalıştığına dair tereddütlerin giderilmediği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/8. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Somut olayda, tarafların bildirdikleri tanıkların çalışma olgusu hakkında çelişkili beyanda bulundukları halde mahkemece çelişkili tanık beyanları ile sonuca gidilmesi, davacının ihtilaflı dönemdeki tüm çalışmalarının davalıya ait işyerinde geçmesine rağmen çalışmalarının başka şirketlerde geçmiş gibi gösterildiğini beyan etmesi karşısında davacının hizmet cetvelinde ihtilaflı dönemde çalıştığı görülen diğer işyeri ile davalı işveren arasındaki ilişkinin araştırılmaması, ortakları ile çalışanlarının beyanlarının alınmaması isabetsiz olmuştur.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında,
1-Mahkemece, öncelikle davacıya, HMK’nun “Hakimin davayı aydınlatma ödevi” başlıklı 31. maddesi ile “Tarafların Dinlenilmesi” başlıklı 144. maddesi kapsamında, davacının talebi açıklattırılarak dava konusu dönem tam olarak belirlenmelidir.
2-Talep konusu dönemde, dava dışı … sicil nolu işyerinden yapılan bildirimlerin olmasına rağmen, mahkemece davalı işveren yanında kesintisiz olarak çalıştığının kabul edilmiş olması çelişkiye neden olduğu açıktır. 18.02.2009-31.03.2010 arası dönemde bildirilen dava dışı işyerindeki çalışmaların iptali gerçekleşmeden çalışmanın kesintisiz olduğunun kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının dava konusu dönem içerisinde bildirim yapılan işyeri ile davalı arasında herhangi bir bağlantısı olup olmadığını araştırılmalı, bordro tanıklarını resen tespit edip bu şirketlerin davalı ile irtibatları olup olmadığı, davacının bu şirkette mi yoksa davalı yanında mı çalıştığı hususlarında dinlenilmeli ve davacının ihtilaflı dönemde hangi işveren nezdinde çalıştığı tespit edilmeli, dava konusu dönemde davacının davalı … nezdinde başka işyerlerinde çalıştığı iddiasına göre, davalı …’ın hangi işyerlerinde ne kadar süre iş aldığı ve davacının buralarda çalışıp çalışmadığı davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırılmalı, dava dışı farklı işyerinden bildirilen çalışmalarla ilgili olarak dava dışı işverenin de hak alanını da ilgilendirdiği gözetilerek HMK 124. maddesi gereği husumet yöneltmesi için davacıya mehil verilmeli; usulüne uygun şekilde katılım sağlandıktan sonra onlarında gösterecekleri bütün deliller toplandıktan sonra, yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmeli; şayet dava konusu dönem içersinde bildirim yapılan davadışı işyerinde davacının çalışmasının fiili olduğu sabit ise bu bildirimler dışlanmak suretiyle karar verilmelidir. ”
Somut olayda mahkemece, bozma gereğince sorulması üzerine davacının davalı … yanında çalıştığını dahili davalı …’ndeki bildirimlerin iptalini talep etmesi üzerine, tüm süre bakımından yeterli araştırma yapılmadan karar verilmesi hatalıdır. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular ışığında davalı … yanındaki çalışmalarının ispatı açısından bu işyerinde kimlerle çalıştığı, komşularının kim olduğu sorulmalı, … marifetiyle tespit edilmeli, davalı kurumdan da sorularak komşu işyeri ve çalışanları tespit edilmeli ve bilgi ve beyanlarına başvurulmalı, elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davalı … ve davalı kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.