YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13856
KARAR NO : 2022/16392
KARAR TARİHİ : 21.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :
Dava, Kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespit istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın usülden reddine dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılar murisinin 0431967603 Bağ-Kur numarası ile zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunu ve minibüs işletmecisi meslek kuruluş unvanı ile Akçakale Esnaf ve Sanatkarları Odası Başkanlığı’nın oda kayıt defterine üye olarak kayıt yaptırdığını, sigortalı tescil ve sigorta başlangıç tarihi olan vergi kaydının bulunduğu 19.02.1985 tarihinden yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu 21.06.2006 tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar oda kaydının da halen devam ettiğini, müvekkilinin 19.02.1985 tarihinde başlayan vergi kaydına istinaden SGK Şanlıurfa İl Müdürlüğü tarafından 19.02.1985 tarihi sigorta başlangıç tarihi kabul edildiğini ve bu tarih itibarı ile müvekkilinin kendi nam ve hesabına çalışıyor olması ve gerçek usulde vergi mükellefi olması nedeniyle zorunlu Bağ-Kur sigortalısı kabul edilerek kaydını yaptığını ve bu tarih itibarı ile sigortasını başlattığını, müvekkilinin sigorta eksperleri cemiyeti ve diğer vergi daireleri unvanlı kuruluşta vergi mükellefi olduğu dönemler sigortaya tescil edildiği 19.02.1985 tarihi ile 07.03.1986 tarihi olduğunu, müvekkilinin vergi kaydını terkin etmiş olsa da kurum sigortalısı olarak yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu, 21.06.2006 tarihine kadar Akçakale Esnaf ve Sanatkarları Odasında oda kaydının devam ettiğini, müvekkilinin 19.02.1985-07.03.1986 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğunu, 21.06.2006 tarihli müvekkiline bildirilen hesap özetinde 19.02.1985-21.06.2006 tarihleri arasında 20 yıl 4 ay 1 gün sigortalılık süresinin bulunduğunu, 19.02.1985-07.03.1986 vergi kaydının bulunduğu tarihler arası zorunlu Bağ-Kurlu olarak kabul edildiği halde talep ettikleri 07.03.1986-21.06.2006 oda kaydının bulunduğu tarihler arasında geçen sürelere ait Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından prim tahsilatı yapıldığı ve yaşlılık aylığı tahsis talebinin kabulüyle 4 yıl boyunca müvekkiline yaşlılık aylığı bağlandığı ve kullandırdığı halde kendi işlemini iptal ederek oda kaydının bulunduğu dönemlerin sigortalı hizmet süresinden sayılamayacağını belirterek yaşlılık aylığının ödemesinin kesintiye uğramasına sebebiyet vererek mağduriyetine yol açtığının aşikar olduğunu, Şanlıurfa Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Kontrol Memurlarınca Akçakale Esnaf ve Sanatkarlar Odası Kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen haziran 2011 tarihli sayılı raporun kayıt ve tespit tutanağında; 22.07.2002 tarih ve 1871 sıra numarası ile tasdik edilen üye kayıt defterinde tarih takibinin olduğunun, defterin 1971-1984 tarihli kayıtları içerdiğinin, defterin ilgili sayfasında ve sıra numarasında …’ün yer aldığının, müracaat ve kayıt bölümünde oda üye kaydının yapıldığı tarihini olduğunun, üye bilgilerinde herhangi bir silinti ve kazıntının olmadığını, defterde üyeliğin terkin edildiğine dair bir ibareye rastlanmadığını, üye kayıt tarihinin noter tasdik tarihinden önce olduğunu ve önceki tarihli orijinal defterin yakıldığı beyanı üzerine ibraz edilmemiş olması nedeniyle üye kaydının geçersiz sayılması kanaatine varıldığının belirttiğini ve kontrol memurunun raporu üzerine müvekkilinin 19.02.1985-07.03.1986 tarihleri arasında vergi kaydının terkin edildiğini, 07.03.1986 ile yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunulan ve Sosyal Güvenlik Kurumunca bu tarih itibari ile prim ödemeleri toplu olarak tahsil edilmek kaydıyla yaşlılık aylığı bağlanan kişinin yaklaşık 4 yıl boyunca müvekkilinin yaşlılık aylığından yararlandırıldığını ve aylığı bağlanan kişinin yaklaşık 4 yıl boyunca ve müvekkili tarafından yaşlılık aylığı kesildikten sonra içeride mevcut bulunan 17.514,59 TL pirim ödemesinden iş bu davanın açıldığı tarihe kadar nemalandırmak sureti ile fayda sağladığını, 21.06.2006 tarihine kadar devam ettiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu kontrol memurları tarafından yapılan tetkik sonucunda Akçakale Esnaf ve Sanatkârlar Odası kayıtlarının usulüne uygun düzenlenmediğinden geçersiz sayılmasına karar verildiğini, sigortalık sürelerinin vergi mükellefi olduğu dönemlere göre yeniden düzenlendiğini ve müvekkiline bunun sonucunda 1 yıl 0 ay 18 gün hizmet süresinin emekli olmasına yetmediğini ve hakkında yapılacak bir işlemin bulunmadığını bildirdiğini, müvekkilinin sigorta başlangıç tarihi vergi kaydının başladığı 19.02.1985 tarihi olduğunu, vergi kaydı 07.03.1986 tarihinde sona erdiğini ancak Akçakale Esnaf ve Sanatkârlar Odası başkanlığında önceden başlayan ve vergi kaydına göre sigorta tescil tarihinden yaşlılık aylığı tahsis tarihine ve sonrasında bu davanın açıldığı tarihe kadar devam eden oda kaydı nedeni ile sigortalılığı devam ettirildiğini, daha sonra vergi kaydının sona erdiği 07.03.1986 tarihinde sigortalılığının sona erdirilmeden vergi kaydının terkini tarihinde dahi mevcut oda kaydının devam ettiğini, Şanlıurfa Sosyal Güvenlik İl müdürlüğü kontrol memurlarınca Akçakale Esnaf ve Sanatkârlar Odası kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen raporda müvekkilinin Akçakale Esnaf ve Sanatkârlar Odası kayıtlarının usulüne uygun geçerli bir kayıt olamadığını ve kanaatine varıldığının belirtilmesi üzerine kurum tarafından müvekkilinin meslek odasına dayanan sigortalılık süresinin iptal edilmiş olduğunu, bu nedenle müvekkilinin yaşlılık aylığı talebinde yeterli hizmet süresi bulunmaması durumunda reddedildiğini, ilk uygulama ile ikinci kararı arasında çelişki oluşturduğunu ve müvekkilinin mağduriyetine yol açtığını, kurumun davacının oda kaydının geçersizliğine tek dayanak olarak kendi memurlarınca düzenlenen bir tutanağı sunduğunu, kişinin emekliliğe hak kazanıp kazanmadığının tespitini yapan ve müvekkilinin emekliliğine ve yaşlılık aylığını tahsise karar veren SGK İl Müdürü nezdinde oluşturulan üst komisyon olduğunu, müvekkilinin yaşlılık aylığı tahsisi talebinin kabulüne karar veren ve bu kararın altına imza atan SGK İl Müdürü başkanlığındaki komisyon kararının kontrol memurlarının tutmuş olduğunu ve tutanakla bertaraf edilmesinin kabul edilemez nitelikte hayatın olağan akışına aykırı bir durum olduğunu, oda kayıtlarının gereği gibi tutulmamasının sorumlusunun müvekkili olmadığını, ilgili kuruluş olan Akçakale Esnaf ve Sanatkârlar Odası olduğunu, müvekkilinin Akçakale Esnaf ve Sanatkârlar Odası kaydının geçerli sayılmasının bunun sonucunda oda kayıtlarına dayanan Bağ-Kur sigortalılık süresinin de geçerli sayılması gerektiğini, müvekkilinin vergi kaydının sona erdiğini ancak Akçakale Esnaf ve Sanatkârlar ile diğer bağımsız çalışanlardan ticari kazanç ve serbest meslek kazancı dolayısı ile gerçek veya basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar ile gelir vergisinden muaf olanlardan Akçakale Esnaf ve Sanatkârlar sicili ile birlikte kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun olarak kayıtlı olanların sigortalı sayılacağına ilişkin yapılan değişiklik 04.10.2000 tarihinden sonra Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescil edilecek olanlara ilişkin olduğunu, 20.04.1982 ve 22.03.1985 tarihlerinde yapılan değişiklikler ile 20.04.1982-22.03.1985 tarihlerinden sonra Bağ-Kur’a yeni kayıt ve tescil edilecekler için söz konusu kanunlar ile getirilen değişikliklerin uygulanması gerektiğini, müvekkilinin 07.03.1986-21.06.2006 tarihleri arasında oda kaydının bulunduğu dönemlerin sigortalı hizmet süresinden sayılmasını ve tespitini talep ettiğini, oda kaydının başlangıç tarihinin 1993 yılı olduğunu, sigortaya tescil tarihinin vergi kaydının ilk başlangıcının olduğunu, müvekkilinin her ne kadar vergi kaydı başlangıç tarihi olan 19.02.1985 tarihi esas alınarak sigorta tescil tarihi belirlendiğini, bu dönemde vergi kaydının Bağ-Kur sigortalısı sayılmak için zorunlu kabul edildiğini, müvekkilinin Akçakale Esnaf ve Sanatkârlar Odasında oda üye kaydının halen varlığını koruduğunu, müvekkilinin 07.03.1986 tarihinde vergi kaydını terkin eden bu dönemde var olan sigortalılığın varlığı için geçerli ve yeterli kabul edilen yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunulan 21.06.2006 ve bu davanın açıldığı tarihe kadar devam eden oda kaydına istinaden bu tarihler arasındaki sürelerin sigortalı hizmet süresinden sayılmasının muhakkak olduğunu, müvekkilinin bu yasa döneminde mevcut olan oda kaydına göre sigortalı kabul edildiğini, müvekkilinin vergi kaydına göre sigorta girişi yapıldıktan sonra vergi kaydının terkin edilmiş olması şartına haiz müvekkilinin sonradan vergi kaydını terk ettiğini ancak halen başlangıçtan beri oda kaydının devam ettiğini, müvekkilinin 22.03.1985-04.10.2000 tarihleri arasındaki hizmet sürelerinde 07.03.1986-04.10.2000 tarihleri arasında oda kaydı bulunduğundan bu sürelerin bu nedenle sigortalı hizmet süresinden sayılması gerektiğini, müvekkilinin 19.02.1985 ve davanın açıldığı tarihe kadar devam etmekte olan oda kaydının geçersizliğine sadece sigorta tescil tarihi olarak kabul edilen vergi kaydı başlangıç ve bitiş tarihleri olan dönemin sigorta hizmet sürelerine sayıldığını ancak Akçakale Esnaf ve Sanatkârlar Oda kayıtlarının usulsüzlüğü nedeniyle sigortalılık için geçersiz kabul edilen oda kaydının olduğunu ve tespitini istedikleri dönemlere ait geriye dönük olarak tüm prim borçlarının toplu olarak tahsili yoluna gidildiğini, müvekkilinin geçmiş dönem prim borçlarını muhtelif tarih veya tarihlerde ödenmiş olduğunu, bu ödemelerin kurumca itirazsız olarak kabul edildiğini, müvekkilinden primleri tahsil edilen önceki dönemlere ait hizmet süresi içerisinde müvekkilinin davalı kurumca sigortalı olarak kabul edildiğini, davalı kurumun müvekkiline sigortalı olduğu inancını verdikten sonra müvekkiline atfı kabil bir kusur olmaksızın kendi yaptığı yanlışlığın farkına vardığını ve sigortalılık süresini sadece vergi kaydının olduğu dönemlerin sigortalı hizmet süresinden saymak sureti ile usulsüz kayıtların var olduğu gerekçesi ile oda kayıtlarına itibar etmeyerek bu süreleri zorunlu Bağ-Kur hizmet süresinden tenzil ettiğini, müvekkilinin mağduriyetine yol açacak bir şekilde kayıtların geçerli sayılmayarak sigortalılığının iptaline yol açacak biçimde tutanak tanziminin kabul edilemez bir durum olduğunu, müvekkiline ait mevcut oda kaydının geçersizliğine ve oda kaydının olduğu dönemlere ait sürelerin sigortalı hizmet süresinden sayılmamasına dayanak gösterilen tespit ve sebeplerden olan önceki tarihli orijinal defterin yakılması müvekkiline yüklenmesi ve oda kaydının geçersizliğine karar verilerek yaşlılık aylığının iptaline sebebiyet verilmesinin kabul edilemez bir durum olduğunu, Akçakale Esnaf ve Sanatkârlar Odası yeni yönetiminin eski yönetiminden devralırken elindeki mevcut eski oda kayıt defteri imha tutanağı haziran cetvelleri mevcut olduğu için noter tasdikli oda kayıt defterine eski üyelerin kaydını yapmış olduğunu, tutanağın tutulmaması veya tutulduğu halde eski veya yeni yönetime muhafaza edilmemesinin kusursuz olan müvekkilini bağlamadığını, müvekkilinin yaşlılık aylığına hak kazanıldığının tespitine ve 21.06.2006 tarihi itibarıyla yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın 07.03.1986 tarihinden 21.06.2006 tarihine kadar ki dönemlerde Akçakale Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığı nezdinde oda kaydının olması sebebiyle zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak çalışıldığının tespitini ve 06.2006 ayından itibaren yaşlılık aylığı bağlanmasını talep ettiğini, açılan davanın haksız olduğunu, davacının daha önce Şanlıurfa 1. İş mahkemesinin 2010/647 esas sayılı dava dosyasında aynı konuyla ilgili hizmet tespiti davasını açtığını ve o davayı kaybettiğini, kesin hükmünden dolayı haksız davanın açıldığını, davacı tarafın taleplerinden 5 yılı aşan sürelerin hak düşümüne uğradığını, bu sürelerin talep edilmesinin mümkün olmadığını, hizmet tespiti davalarında hakimin resen delil toplayıp çalışma olgusunun gerçekleştiğine vicdanen kanaat getirdiğini, yine bilirkişilerin hizmet tespiti davalarında çalışanın işyerinde çalıştığına dair ücret tediye bordrosu, irsaliye fişi, puantaj cetveli vs. belgelerle beraber tanık anlatımıyla hizmetin tespit edilebileceğini tespit etmekte olduklarını, sadece tanık anlatımıyla hizmet tespiti edilemeyeceğini, davacının hizmet tespiti istenen sürelerde bir başka Sosyal Güvenlik Kurumuna bağlı sigortalı olabileceğinden bu sürelerde sigortalı olup olmadığının tespitinin gerektiğini, ayrıca işsiz olarak devletten herhangi bir yardım alıp almadığı ve yeşil kart ile sağlık yardımlarından faydalanıp faydalanmadığının da tespit edilmesi gerektiğini, yine hizmetin tespiti açısından SGK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı kaydının olup olmadığının mahkemece araştırılması gerektiğini, ayrıca işveren tarafından davacının iddialarının kabul edilmesinin davanın ispatı için yeterli olmadığını, işverenin kabulünün taraflarından kabul edilmeyeceğini, davada dinlenecek tanıkların işyerinde sigortalı olarak çalışan, güvenilir kişilerden resen seçilmesi gerektiğini, davacının imza örneklerinin alınarak resmi belgelerdeki imza örnekleri ile karşılaştırılmasının ve kriminal incelemeye tabi tutulması gerektiğini, davacının iyi niyetli olup olmadığının sorgulanması ve hükme resmi belgelerin esas alınması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece; Davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine, karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacılar vekili, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, istinaf dilekçesinde belirtmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi;
Davacılar vekilinin, Şanlıurfa 2. İş Mahkemesinin 06.02.2020 tarih ve 2019/347 Esas, 2020/147 Karar sayılı ilamına yönelik istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine, karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacılar vekili tarafından, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu öne sürülerek anılan kararın kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Dava, davacılar murisinin 07.03.1986-21.06.2006 tarihleri sigortalı olduğunun tespitine, aksine kurum işleminin iptaline, ve 21.06.2006 tarihinden yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
01/04/1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasanın 24. maddesinde zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 20/04/1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasanın 24. maddesi değiştirilecek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22/03/1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 02/08/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Öte yandan, 11/09/2014 tarihli Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı Yasanın 58. maddesi ile 5510 sayılı Yasaya eklenen Geçici 54. maddesinde “Mülga 4355 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsaları Kanunu, mülga 5373 sayılı Esnaf Dernekleri ve Esnaf Dernekleri Birlikleri Kanunu ve mülga 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanununa göre; esnaf ve sanatkâr siciline veya odasına ya da her ikisine birden kayıtları bulunmakla birlikte üye kayıtlarının mevzuata uygun olarak yapılmadığının tespit edilmesi üzerine, Kuruma kayıt ve tescili yapılmakla birlikte, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılık süreleri geçersiz sayılarak iptal edilen sigortalılardan 22/3/1985 tarihinden sonraki sürelere ait prim, gecikme zammı ve gecikme cezalarının 31/12/2013 tarihine kadar ödenmiş olması şartıyla 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalılıkları başlangıç tarihinden itibaren geçerli sayılır.” hükmü getirilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, Kurumun 25.11.2022 tarihli cevabi yazısından; davacının vergi mükellefiyetine istinaden 19.02.1985-15.08.2005 tarihleri arasında bağ-kur hizmetinin bulunduğu, 21.06.2006 tarihinde 17.969 TL prim ödemesinin bulunduğu, 07.09.2015 tarihinde geçici 54. madden yararlanmak için Kuruma başvuru yaptığı ve 01.10.2015 tarihinden itibaren kendisine yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece; davacının aylık iptaline yönelik Kurum işleminin iptali için açtığı Şanlıurfa 1. İş Mahkemesinin 2010/647 Esas – 2001/74 Karar sayılı dava dosyasında oda kaydının usûlsüz olması gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 22.12.2011 tarih ve 2011/5671 Esas – 2011/19340 Karar sayılı ilamı ile süresinin geçirilmesi nedeniyle temyiz başvurusunun reddine karar verildiği; iş bu hükmün eldeki dava dosyası bakımından kesin delil teşkil ettiği gerekçesiyle davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiş ise de; iş bu davada talep edilen sürelerin ve geçici 54. maddenin varlığı karşısında kesin hükümden söz edilemez. Mahkemece; davalı kurumun vermiş olduğu 25.11.2022 tarihli müzekkere cevabında iptal edilen önceki sürelerin geçici 54. madde kapsamında Kurum kabulünde olduğu hususu da gözetilerek işin esasına girilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekir iken eksik inceleme neticesi yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu, karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, 21.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.