Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/13899 E. 2023/1020 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13899
KARAR NO : 2023/1020
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/876 E., 2022/1668 K.
FER’Î MÜDAHİL : …
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 10.12.2015
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/184 E., 2021/273 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde 1998 Ekim-2011 Temmuz tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının işyerinde çalışmasının olmadığını, davanın hak düşürücü süreye uğradığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Feri Müdahil SGK cevap dilekçesinde, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının davalı iş yerinde 21.04.2011-30.06.2011 tarihleri arasında toplam 70 gün süre ile asgari ücret ile çalıştığının tespitine, bu dönemde 70 günün Kurum’a eksik bildirildiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve feri müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının uyuşmazlık konusu dönemde davalı durakta kesintisiz olarak çalıştığını beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Feri Müdahil Kurum vekili, mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, Kurumun yapmış olduğu işlemlerin mevzuata uygun olduğunu, yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Mahkemece yeniden yapılan yargılamada dairemizin önceki kararı doğrultusunda araştırma yapılarak deliller toplanmış ve tanıklar dinlenmiştir. Dava dışı işverenler ile dava konusu işyeri arasındaki bağlantı ispatlanamamış olup davacının hüküm altına alınan dönemde çalışması fiili olduğundan dolayı mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetlidir. Kurumun bu yöndeki istinaf nedenlerine itibar edilmemiştir. Davacı tarafın da, hizmet süresinin daha fazla olduğu yönündeki istinaf nedenine itibar edilmemiştir. Tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde isabetsizlik görülmemesine göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmayan mahkeme hükmüne karşı yapılan istinaf taleplerinin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.” denilmek suretiyle “davacının ve davalının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve feri müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile davacının davalı nezdinde Ekim 1998 – Temmuz 2011 yılları arasında devamlı ve sürekli olarak çalıştığını, yaptığı işin mahiyetinin de bunu gerektirdiğini, çünkü o tarihlerde davalı Kooperatife ait 12 durak olup en az bu kadar da değnekçi olarak çalışanın bulunduğunu, davalı durak başkanlığını yaklaşık olarak 30 yılı aşkın süredir …’un yaptığını, Mahkemede şahitlik yapmaktan kaçındığını, davalı tanık anlatımlarına değil davacı tanık anlatımlarına itibar edilmesi gerektiğini, çünkü davalı tanıklarının ya kooperatif üyesi durakta minübüsü bulunan çalışanlardan ya da davalı kooperatif üyesi kişiler ya da bunlarla akrabalığı bulunan kişilerden olduklarını, davacının hiç bir zaman …,… Nak. Pet. Gıda İnşaat Oto Top. Müh. Ltd. Şti.’nde çalışmadığını, davacının söz konusu işyerlerinde kesinlikle bir gün dahi çalışmadığını, davacının 09.09.2008 öncesi taleplerinin de hak düsürücü süreye uğramasının mümkün olmadığını, durakta yaklaşık 13 yıla yakın fiilen ve kesintisiz çalışması bulunan davacının hizmetinin tespitinin gerektiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

Davalı Kurum vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile eksik inceleme ve araştırma neticesi sonuca gidildiğini, davanın reddinin gerektiğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı işyerinde geçen çalışmasının yöntemince kanıtlanıp kanıtlanmadığı noktalarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
1-Davanın yasal dayanakları 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.Yargılama sırasında resmi belge veya yazılı delil esas ise de; somut bilgilere dayanması ve inandırıcı olmaları koşuluyla tanık beyanları ile de ispatı mümkündür.

2-Öte yandan, davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddelerinde, yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile kanıtlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmış olup anlaşılacağı üzere çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden bu maddeyle getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır.

3-Buna göre; ilgili kişi hakkında işe giriş bildirgesi düzenlenmediği, düzenlenmesine karşın yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, sigortalılık bildirimini içeren dönemsel sigorta primleri bordrosunun/aylık prim ve hizmet belgesinin hazırlanmadığı veya anılan süre içerisinde Kuruma teslim edilmediği, sigorta priminin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde Kurum görevlilerince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre içerisinde yargı yoluna başvurması zorunludur.

4-Bununla birlikte vurgulanmalıdır ki husumet konusu, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 116 ıncı maddesinde yer alan ilk itirazlardan olmadığından, davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtayca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur.

5- Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Tarafta iradi değişiklik” başlıklı 124 üncü maddesinde, bir davada taraf değişikliğinin, ancak karşı tarafın açık rızası ile olanaklı olduğu bildirildikten sonra ancak maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği isteminin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesi kabul edilebilir bir yanılgıya dayanıyorsa, hakimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği istemini kabul edebileceği açıklanmıştır.

3. Değerlendirme
1.İncelenen dava dosyasında, davacının ihtilaf konusu dönem içerisinde 09.09.2008-21.01.2009 tarihleri arasında dava dışı 1088656 sicil sayılı … işyerinde 30 tam gün üzerinden, 22.01.2009-20.04.2011 tarihleri arasında dava dışı … sicil sayılı … Nak. Pet. Gıda… Ltd. Şti. 30 tam gün üzerinden hizmetlerinin Kuruma bildirildiği, davalı Kooperatif tarafından bildirilmiş herhangi bir hizmet kaydının bulunmadığı, davalı Kooperatif adına tescilli herhangi bir işyeri kaydına rastlanmadığı, 20.06.1997 tarihinden itibaren ticaret sicilinde kaydının olduğu, yapılan komşu işyeri araştırmasına yönelik kolluk tutanağı ile alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu, duruşmalarda davacı ve davalı tanıklarının dinlendiği, Bölge Adli Mahkemesinin gönderme kararı sonrası yapılan yargılamada kamu tanıklarının da dinlendiği anlaşılmaktadır.

2- Somut olayda, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuştur. Gerçekten davacının dava dışı işyerleri nezdinde geçen çalışmasının gerçek ve eylemli bir çalışma olup olmadığı, çalışmanın niteliği (tam zamanlı- kısmi zamanlı), gerçek ve eylemli bir çalışma olmaması halinde bu hizmet sürelerini iptal etmek isteyip istemediği ve bu amaçla işvereni davaya dahil etmek isteyip istemediği açıklattırılmadan ve sonucuna göre de bu işyerinde geçen çalışma süreleri öncesi için talep edilen hizmet süreleri yönünden hak düşürücü süre değerlendirilmeden varılan sonuç hatalı olmuştur.

3- Öte yandan, ihtilaf konusu dönemde davacının davalı Kooperatif nezdinde geçen hizmetini değnekçi olarak mı, tanık beyanları dikkate alındığında ise joker şoför, araç kiralama suretiyle şoför olarak mı gerçekleştirdiği, böyle bir çalışmanın tam zamanlı mı, kısmi zamanlı mı çalışmayı gerektirdiği hususları her türlü şüpheden uzak bir biçimde belirlenmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

4-Mahkemece yapılacak iş, davacının dava dışı işyerlerinden yapılan hizmet bildirimlerinin fiili ve eylemli bir çalışma olmadığı, kesintisiz çalışmanın davalı işyerinde geçtiği yönündeki iddiası karşısında yukarıda açıklandığı şekilde davacıya dava dışı işyerleri nezdinde geçen hizmetlerini iptal etmek isteyip istemediğini sormak, hizmetin iptalini istemesi halinde, açılan hizmet tespiti davası, dava dışı işyeri sahiplerinin de hak alanını ilgilendirdiğinden ve davanın kamu düzenine ilişkin niteliği gereği Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124 üncü maddesi dikkate alınmak suretiyle, adı geçen işyeri sahiplerine karşı husumet yöneltmesi için davacıya mehil vermek, davaya katılımı sağlanan işyeri sahiplerinin göstereceği bütün delilleri toplamak, sonucuna göre bu işyeri öncesi talep edilen hizmet süreleri yönünden hak düşürücü süre bakımından bir değerlendirmede bulunmak ve ihtilaf konusu dönem yönünden davalı Kooperatife ait çalışılan tüm hatları tespit etmek, bu hatlarda (aynı duraklarda) şoför, kâhya (değnekçi) gibi çalışanlar ve komşu işyerleri sahipleri ile çalışanları Kurumdan, Emniyet, Belediye, Şoförler-Minibüsçüler Odasından tespit edilerek bu kişilerin çalışmanın gerçek bir çalışma olup olmadığı, çalışmanın şekli ve niteliği yönünde bilgi ve görgülerine başvurmak ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sonucuna göre infaza elverişli bir karar vermekten ibarettir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.