Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/13918 E. 2023/2089 K. 07.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13918
KARAR NO : 2023/2089
KARAR TARİHİ : 07.03.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/173 E., 2022/409 K.
2- Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Avukat …
3- …
DAVA TARİHİ : 28.10.2009
HÜKÜM/KARAR : Ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; davalılardan işverene ait işyerinde 15.01.1996 – 05.02.2006 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının hiçbir dönemde davalıya ait işyerinde çalışmadığını, davalının 1993 yılından beri 1 adet triko makinesiyle fason işi yaptığını, eşi ve iki kızıyla birlikte işleri yürüttüğünü, işyerinin evinin alt katında olduğunu, işyerinin işçi çalıştırmayı gerektirecek bir işyeri olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; fiili çalışmanın yöntemince ispatının gerektiğini, dava açılmasına kurumun sebebiyet vermediğini belirterek, davanın reddini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.11.2014 tarihli ve 2009/1032-2014/742 E.K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunması üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 15.12.2015 günlü ve 2015/2768 – 2015/22587 E.K. sayılı ilamı ile; tanık beyanlarının hükme esas alınmasına yeterli olmadığı, davacı lehine başkaca delil de bulunmadığı, somut olayda; fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, yapılacak işin, davalının eşi ve kızlarının işyerinde çalışıp çalışmadığı, davaya konu tarihler itibariyle kızlarının çalışma yaşında olup olmadığı, işyerindeki makine sayısı ve alım tarihleri, dolayısıyla işyerinin kaç kişinin çalışmasına uygun olduğu da gözetilerek, Kurumdan sorulmak suretiyle veya zabıta araştırması ile tespit edilecek komşu işyerlerinin işverenleri veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanların beyanlarına da başvurmak suretiyle davacının çalışmalarının yer ve zaman olarak somut olgular çerçevesinde açıklığa kavuşturularak davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar vermekten ibaret olduğuna işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 24.01.2017 tarihli ve 2016/8-2017/35 E.K. sayılı kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma sonrası dinlenen tanık …’in beyanı, davalı tarafından bildirilen tanık …’ın ifadesi birlikte değerlendirildiğinde, davanın kısmen kabulü ile; davacının, davalıya ait nakış atölyesi işyerinde 31.12.1996 – 01.01.2006 tarihleri arasında aralıksız çalıştığının tespitine, fazla talebin reddine, karar verilmiştir.

C. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekillerinin temyiz isteminde bulunması üzerine (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 07.06.2018 günlü ve 2017/2041-2018/5440 E.K. sayılı ilamı ile; işyerinin kanun kapsamında olmadığı, Gökdere vergi dairesi davalı işverenin 01.06.2004 tarihinde Setbaşı vergi dairesinden nakil olarak geldiğini bildirdiği, kolluk marifetiyle işyerinde tespit yapıldığı, davacı ve işyerine komşu tanıklar dinlenmiş ise de somut olayda; fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan eksik inceleme ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, yapılacak işin, Setbaşı vergi dairesinden davalı işverenin vergi kaydını araştırmak, vergi kaydı varsa işverenin 01.06.2004 tarihinden önceki işyerinin, gerek SGK ilgili il müdürlüğünden, gerekirse zabıta, vergi dairesi ve meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu iş yeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak, davacı tanığı … davalı işyerinde 1993-2007 tarihleri arasında çalıştığını beyan ettiğinden Kurum’dan tanık…’nin hizmet döküm cetvelini getirterek işyerinde çalışıp çalışmadığını tespit etmek, dinlenen işyerine komşu tanıklardan davalı işverenin işyerinde çalıştığı iddia edilen çalışanların yaşını sormak ve gerekirse nüfus kayıtlarını celp etmek, davacıdan üretilen ürünleri nereye sattığını sormak beyan ettiği alıcıları dinlemek ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Kanun’un 2,6,9 ve 79/10 maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermek olduğuna işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2019 tarihli ve 2018/461-2019/265 E.K. sayılı kararı ile; bozma ilamı doğrultusunda yapılan araştırma sonucu komşu işyeri tespit edilemediğinden çalışan veya işyeri sahibinin beyanlarının alınmasının mümkün olmadığı, tanık…’nin getirtilen hizmet kaydından, sigortalılığının 2008/4.döneminden başladığı, davaya konu uyuşmazlık döneminde adına herhangi bir sigortalı bildirim bulunmadığı, tanığın da beyanında sigortasız çalıştıklarını beyan ettiği, davacı asilin bozma ilamında belirtilen hususlarda alınan beyanında işyerinin davalının evinin alt/bodrum katında olduğu, gelen fason niteliğindeki işleri ürettiklerini, müşterilerle direkt muhatap olmadığı için tanımadığını, bu beyanından davacının çalışan olması sebebiyle birebir müşterilerle iletişimde olmamasının normal olduğu kanaatine varılarak dosyadaki mevcut delil durumu nazara alınmak suretiyle, davanın kısmen kabulü ile; davacının, davalıya ait nakış atölyesi işyerinde 31.12.1996 –01.01.2006 tarihleri arasında aralıksız çalıştığının tespitine, fazla talebin reddine, karar verilmiştir.

E. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekillerinin temyiz isteminde bulunması üzerine Dairemizin 26.01.2021 günlü ve 2020/5388-2021/741 E.K. sayılı ilamı ile; dosyadaki kayıt ve belgelerden; işyerinin kanun kapsamında olmadığı, davalının kendi konutunun alt katında ailesi yardımıyla fason iş yaptığını savunduğu, kolluk vasıtasıyla tespit edilen kamu tanıklarının davacıyı tanımadıkları, davalının eşi ve kızları ile çalıştığını beyan ettikleri, yine kolluk aracılığıyla yapılan araştırmada davacıyı tanıyan komşu işyeri sahibi veya çalışanının bulunmadığı, davacı tanığı …’in hizmet döküm cetveline göre dava konusu dönemde hizmet bildiriminin bulunmadığı, davacı tarafça üretilen ürünlerin nereye satıldığına dair bilgi verilemediği, davacı iddiasının somutlaştırılamadığı anlaşılmakla, mahkemece, gerçek çalışma olgusunun somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Kanun’un 2, 6, 9 ve 79/10 uncu maddeleri gereğince ispatlanamadığı gözetilerek açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

F. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 19.10.2022 tarihli ve 2021/173-2022/409 E. K. sayılı kararı ile; bozma ilamı doğrultusunda, ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dosyaya sundukları fotoğraflardaki kişilerin tanık olarak dinlenmediğini, taraflarınca sunulan bir çok delile itibar edilmeyerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, davacı ile aynı dönemde davalı yanında çalıştığını ifade eden tanık…’nin beyanlarının dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamı ile çalışma olgusu sabit olan davacının davasının reddine karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, hükmün temyizen bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalılardan işverene ait işyerinde 15.01.1996 – 05.02.2006 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/10 uncu maddesi.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.