Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/13934 E. 2023/174 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13934
KARAR NO : 2023/174
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/727 E., 2022/1788 K.
DAVA TARİHİ : 04.12.2019
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yozgat İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/286 E., 2020/255 K.

Taraflar arasındaki ödeme emirlerinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Özel… ve Eğitim Yayın Ticaret A.Ş.’ye ait prim, işsizlik sigortası primi, idari para cezası ve damga vergileri ile bunların gecikme zamlarının yönetim kurulu üyesi sıfatıyla müvekkil …’tan tahsili amacıyla müvekkil adına dava konusu ödeme emirleri düzenlenip müvekkiline tebliğ edildiğini, müvekkilinin 15.07.2015 tarih ve 8863 sayılı Ticaret Sicili gazetesinde yayımlanan 21.06.2015 tarihli yönetim kurulu kararı uyarınca 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi seçildiğini, 08.06.2016 tarih ve 9092 sayılı Ticaret Sicili gazetesinde yayımlanan Yozgat Sulh Ceza Hakimliği’nin 24.05.2016 tarih ve 2016/575 D. İş sayılı kararı uyarınca Özel… Eğitim Yayın ve Ticaret A.Ş. şirket yetkililerinin tüm yetkilerinin devrine ve şirkete kayyım atanmasına karar verildiğini, Bu karar ile müvekkilin şirketteki yönetim kurulu üyeliği sıfatının sona erdiğini, gerek 667, 668, 670 sayılı KHK lar gerekse 5510 ve 6183 sayılı Kanunlar uyarınca şirketin SGK borçlarının öncelikle asıl borçlu şirket yönünden kesinleşmesi ve şirket malvarlığından karşılanması gerektiğini, şirketten tahsili yoluna gidilmeden şirketin eski yönetim kurulu üyesi olduğundan bahisle müvekkil adına ödeme emri düzenlenmesi hukuka açıkça aykırılık teşkil ettiğini, açıklanan ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla;

Davanın kabulüne, asıl borçlu Özel… Eğitim A.Ş.’ye ait primler, işsizlik sigortası primleri, idari para cezaları ve damga vergileri ile bunların gecikme zamlarının şirket yöneticisi sıfatıyla müvekkilden tahsili için müvekkil adına düzenlenen dava konusu 2016/011898, 2016/011905, 2016/012794, 2016/012795, 2016/012800, 2016/012801, 2016/012808, 2016/012811, 2016/011907, 2016/012792 2016/012797, 2016/012799, 2016/012803, 2016/012810, 2016/011249, 2016/011250, 2016/011372, 2016/011453, 2016/011454, 2016/011458, 2016/012194, 2016/012195, 2016/012198, 2016/012478, 2016/012479, 2016/012480, 2016/011906, 2016/012793, 2016/012796, 2016/012798, 2016/012802’ 2016/012805, 2016/012807, 2016/012809, 2016/013413 Takip No’lu 35 adet ödeme emrinin iptaline karar verilmesini, dava konusu vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini, talep etmişitir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil kurum Müdürlüğün de 6850282405 vergi numarası ile 15252,66- 27790,66- 1012963,66 -1013474,66 – 1015424,66 -29111,66 – 29703,66 – 1004262,66 – 1008758,66 -1020248,66 – 1021941,66 – 1023001,66 – 1023502,66 sicil numaralı dosyalarda işlem gören ve KHK ile kapatılan Özel… Eğitim Yayın ve Ticaret A.Ş. ‘nin prim, işsizlik sigorta primi, damga vergisi ve Î.P.C. (idari para cezası) borçlarını ödememesi nedeniyle 6183 sayılı A.A.T.U.H. Yasanın mükerrer 35’inci maddesi ve 5510 sayılı Yasanın 88’inci maddesi gereği ödenmeyen ve tahsil imkanı bulunmayan amme borçlarından dolayı vaz ettikleri veya vaz’ını taahhüt eyledikleri sermaye miktarında doğrudan doğruya mesul tutularak, şirketi devraldığı ve şirkette ortak bulunduğu dönem borçlarından dolayı müştereken ve müteselsilen sorumlu olması nedeniyle … hakkında cebri icra işlemlerine başlanıldığını, Yozgat Milli Emlak Müdürlüğünün 23.10.2019 tarih ve 12407 sayılı yazılarıyla KHK ile kapatılan kurumlara ait taşınmaz malların satışlarının yapılmadığını ve anılan kurumların idaremize olan borçları ile ilgili olarak ta kurum adına herhangi bir ödeme yapılmadığı belirterek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı … adına 35 adet ödeme emri düzenlendiği, bu ödeme emirleri ile davacı adına Özel… Eğitim A.Ş. ye ait borç çıkartıldığı, ödeme emirlerinin davacının eşine 27/11/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davanın ise 04/12/2019 tarihinde açıldığı, davacının Özel… Eğitim A.Ş. nin 21/06/2015 tarihli kararı ile 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, daha sonra şirket yönetimine kayyum atanarak davacının yönetim kurulu üyeliğine son verildiği, davacının şirkette 21.06.2015-24.05.2016 tarihleri arasında yönetim kurulu üyeliği görevi yaptığı, buna göre davacının 24.05.2016 yönetim kurulu üyeliği görevi sona erdiğinden 2016 yılı Nisan, Mayıs, Haziran ve Eylül aylarına ait prim ve vergilerden sorumluluğu bulunmadığını, davacının yönetin kurulu üyesi olduğu dönem dışındaki borçlardan sorumlu olmadığı anlaşıldığından bu döneme ait düzenlenen ödeme emirlerin iptal edilmesi gerektiği kanaatine varılarak davanın kısmen kabul kısmen reddine, Yozgat Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün 2016/012792, 2016/012793, 2016/012794, 2016/012796, 2016/012798, 2016/012799, 2016/012800, 2016/012801, 2016/012802, 2016/012803, 2016/012805, 2016/012807, 2016/012808, 2016/012809, 2016/012810 ve 2016/013413 sayılı ödeme emirlerinin iptaline, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1-Davacı vekili istinaf dilekçesinde, davalı kurumun düzenlemiş olduğu idari para cezaları için görevli mahkemenin idari yargı mercileri olduğunu, davalı kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinde şekil şartlarının yerine getirilmediğini, ödeme emirlerine konu kapanan şirketin borçlarından hazinenin sorumlu olduğunu, ödenmeyen prim borçlarından dolayı oluşan gecikme zammından hazinenin sorumlu olduğunu, ödeme emirlerinden bazılarının damga vergisinden kaynaklı olduğunu damga vergisinin ise davalı sosyal güvenlik kurumunun bir alacağı olmadığını, davacı ile kapanan şirket arasında, şirketin borcundan dolayı müşterek ve müteselsil sorumluluğun bulunmadığını ileri sürerek davanın tümden kabulü gerektiğini istinaf konusu yapmıştır.

2-Davalı vekili, davacının, kapanan şirkete 21.06.2015 tarihinde (ticaret sicil kayıtlarına göre) yönetim kurulu üyesi olarak atandığını bu nedenle yönetim kurulu üyesi olduğu dönem içinde tahakkuk eden ve 6183 sayılı Kanun kapsamında takibi yapılan ve ödeme emrine dönüşen prim, gecikme zammı, damga vergisi ve idari para cezalarında davacının sorumlu olduğunu zira kapanan şirketin malvarlığı araştırmasının yapıldığını ancak kapanan şirketten para tahsilatının yapılamayacağının anlaşıldığını bunun üzerine 5510 sayılı Kanun’un 88. maddesi uyarınca davacıya dava konusu ödeme emirlerinin gönderildiğini ileri sürerek davanın tümden reddini istinaf konusu yapmıştır.

C. Gerekçe ve Sonuç
1-Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve davalı vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

2-Davacının bir dönem yönetim kurulu üyesi olduğu Özel… Eğitim AŞ’nin sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan işsizlik primi, prim borcu, gecikme zammı ve prim alacağına dönüşmüş para cezasından kısmen sorumlu tutulmasına dair ilk derece mahkemesi kararı yerindedir. Zira prim borcunun ilk muhatabı olan kapanan özel hukuk şirketinin ticaret sicil gazetesine göre yönetim kurulu üyesi olan davacının 5510 sayılı Kanun kapsamında bu alacaklardan sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk ise Özel… Eğitim AŞ’ye kayyum atamasının yapıldığı 24.05.2016 tarihine kadardır. Bu tarihten sonra ise davacının Özel … AŞ’nin borçlarından sorumlu olmayacağı açıktır. O halde dosya kapsamına uygun olan ilk derece mahkemesi kararına yönelik taraf vekillerinin istinafları yerinde değildir.

2-Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353. maddesinde, “ (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; … b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1)İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, … duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemelerini içermektedir.

3-Bu halde incelenen kararın usûl ve esas yönlerden hukuka uygun olduğu anlaşılmış ve HMK’nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

Ayrıca belirtilmedir ki, miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar HMK’nin 362/1-a-2. maddeleri uyarınca temyiz edilemez. Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgili olup; 6763 sayılı Kanun ile ek HMK’nin Ek 1. maddesine göre; 362. maddedeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. 362. maddedeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır.

27 Kasım 2021 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:533) ile 2021 yılı için yeniden değerleme oranı %36,20 olarak tespit ve ilan edilmiştir. Buna göre Bölge Adliye Mahkemelerince 01.01.2022 tarihinden itibaren verilen kararların kesinlik sınırı 107.090,00 TL’dir. Bu kapsamda Dairemiz kararının, miktar itibarı ile kesin olduğu belirlenmiştir gerekçesi ile Davacı vekilinin ve davalı vekilinin Yozgat İş Mahkemesinin 26/11/2020 tarih ve 2019/286 Esas – 2020/255 Karar sayılı kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b maddesinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı kurumun düzenlemiş olduğu idari para cezaları için görevli mahkemenin idari yargı mercileri olduğunu, davalı kurum tarafından gönderilen ödeme emirlerinde şekil şartlarının yerine getirilmediğini, ödeme emirlerine konu kapanan şirketin borçlarından hazinenin sorumlu olduğunu, ödenmeyen prim borçlarından dolayı oluşan gecikme zammından hazinenin sorumlu olduğunu, ödeme emirlerinden bazılarının damga vergisinden kaynaklı olduğunu damga vergisinin ise davalı sosyal güvenlik kurumunun bir alacağı olmadığını, davacı ile kapanan şirket arasında, şirketin borcundan dolayı müşterek ve müteselsil sorumluluğun bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir

2-Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davacının, kapanan şirkete 21/06/2015 tarihinde ( ticaret sicil kayıtlarına göre )yönetim kurulu üyesi olarak atandığını bu nedenle yönetim kurulu üyesi olduğu dönem içinde tahakkuk eden ve 6183 sayılı Kanun kapsamında takibi yapılan ve ödeme emrine dönüşen prim, gecikme zammı, damga vergisi ve idari para cezalarında davacının sorumlu olduğunu zira kapanan şirketin malvarlığı araştırmasının yapıldığını ancak kapanan şirketten para tahsilatının yapılamayacağının anlaşıldığını bunun üzerine 5510 sayılı Kanunun 88. maddesi uyarınca davacıya dava konusu ödeme emirlerinin gönderildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya gönderilen ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1- Tüzel kişi işverenlerin ortak ve yetkililerinin kamu alacaklarından sorumluluğu, 6183 sayılı Kanunun 35., mükerrer 35., mülga 506 sayılı Kanunun 80. ve bazı maddeleri dışında 01/10/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 88, 102. maddesinde düzenlenmiştir.

2-506 sayılı Kanunun 80/12. maddesi, “sigorta primlerini haklı sebepleri olmaksızın, birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşların tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip, sayman ile tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri kuruma karşı, işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüş, 5510 sayılı Kanunun 88/20. maddesi de bazı farklar dışında anılan maddeye paralel düzenleme getirmiş olup, “Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmünü öngörmüştür.

Primlerin ödenmesi gereken son gün itibariyle de olsa, kişiler davaya konu olduğu gibi prim borçlusu tüzel kişi yöneticisi oldukları dönemlerde ödenmesi gereken ve tahakkuk eden primlerden sorumlu tutulmalıdırlar.

3-Türk Ticaret Kanunu’nun 317. maddesi uyarınca; bir anonim şirketin idare ve yönetimi aynı zamanda karar organı olarak, yetkili idare meclisince yerine getirilmektedir. Her iki hükmün birlikte değerlendirilmesi durumunda; anonim şirket yönünden primlerin ödenmesinde, sorumlu üst düzey yöneticiden söz edebilmek için bu kimsenin yönetim kurulunda başkan veya başkan yardımcısı gibi ünvan taşıması veya imza yetkisine sahip üye olması veya şirketin yönetiminde parasal konularda yetkili genel müdür, finansman veya muhasebe müdürü gibi üst düzeyde sorumluluk taşıyan görevli olması gerekir. Bunun dışında kalan ve şirketin idare veya işilerin işveren ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumluluğu düşünülemez. Şirkette görevli bir kimsenin belli konularda imza sahibi olması da bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz.

4-Öte yandan, 506 sayılı Kanununun 80. maddesi primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yönelik olup anılan maddenin 1. fıkrası hükmüne göre, işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur.

5-İdari para cezasına konu ödeme emri bakımından davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 102. maddesi olup, 5510 sayılı Kanunun 102. maddesinde davalı Kurum tarafından verilen idari para cezaları ile ilgili usul ve esaslar özel bir şekilde düzenlenmiştir. Anılan düzenleme uyarınca; idari para cezasını gerektiren şartlar oluştuğunda Kurum tarafından verilecek idari para cezası ilgiliye tebliğ edilmekle tahakkuk eder ve tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Kurumun ilgili ünitesine itiraz edilebilir. İtirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler. Bu süre içinde başvurunun yapılmaması halinde, idari para cezası kesinleşir ve Kurum alacağına dönüşür. Ne var ki; Mahkemeye başvurulması idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmayacaktır.

6-Yapılacak irdelemede; 5510 sayılı Kanunun 102. maddesi gereğince, işverenin kanunla düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde idari para cezası ile sorumlu olacağı düzenlenmiş ise de, idari para cezasının, neticede bir cezai yaptırım olup, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu tüzel kişilik hakkında düzenlenmesi nedeniyle, temsil ve ilzama yetkili kişi sıfatı ile hareket edenlerin şahsen sorumlu tutulamayacağı dikkate alınmalıdır.

3. Değerlendirme
1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre temyiz eden taraf vekillerinin aşağıda kalan paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2-İncelemeye konu somut olayda dava dışı Özel… Eğitim Yayın ve Tic. A.Ş.’nin 21/06/2015 tarihli karar ile 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçilen davacıya, şirketin; 2015 yılı 07 ilâ 2016/09. dönemlerine ilişkin prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi ve idari para cezası borcu nedeni ile 35 adet ödeme emrinin düzenlenerek 27/11/2019 tarihinde tebliğ edildiği, Yozgat Sulh Ceza Hakimliği’nin 24/05/2016 tarih, 2016/575 D.İş sayılı dosyası ile Özel… Eğitim Yayın ve Tic. A.Ş yönetimine kayyum atanmasına karar verildiği görülmüştür.

Mahkemece yukarıdaki açıklamalar kapsamında yeterli araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır.

Davacının 24/05/2016 yönetim kurulu üyeliği görevi sona erdiğinden 2016 yılı Nisan ayına ait prim, Damga vergisi ve işsizlik sigortası priminden sorumluluğu bulunmadığına dair mahkeme kararı eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.

506 sayılı Kanunu’nun 80. maddesi primlerin zamanında ve düzenli olarak tahsilini sağlamaya yönelik olup, anılan maddenin 1. fıkrası hükmüne göre, işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar Kuruma ödemeye mecburdur.

5510 sayılı Kanun madde 88/1 hükmüne göre “4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını ücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyerek en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar Kuruma öder” Görüldüğü gibi kanun, primlerin ne zaman ödeneceğini belirlememiş, bu konuda Kuruma yetki vermiştir.

SSİY madde 108’in önceki halinde, Kanunda belirtilen sigorta primleri, Kurumca çıkarılacak tebliğde belirtilecek süre içinde Kuruma ödeneceği hükmü vardı. Yani sigorta prim ödeme sürelerini belirleme yetkisi İşveren Uygulama Tebliğine bırakılmıştı. 01.09.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan İşveren Uygulama Tebliğinin 2.4 maddesine göre ise, Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalıları çalıştıran işverenler, bir ay içinde çalıştırdıkları sigortalıların prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını sigortalıların ücretlerinden keserek, kendi hissesine isabet eden prim tutarlarını da bu tutarlara ekleyerek en geç takip eden ay/dönemin sonuna kadar Kuruma ödeyecekleri belirtilmiştir.

29.05.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan değişiklikle Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği madde 108’e göre işverenler, Kanunun 4 üncü ve 5 inci maddelerine tabi çalıştırdığı sigortalılara, sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalılara, 4857 sayılı İş Kanununun 7 nci maddesine göre iş görme edimini yerine getirmek üzere başka işverene geçici olarak devrettiği sigortalılara ilişkin primleri bu maddede öngörülen sürelerde öderler denilmiş, maddenin devamında ise 4/I-a sigortalıları yönünden primlerinin ödeme zamanı belirlenmiştir. Buna göre, a) Ayın 1’i ile 30’u arasındaki çalışmaları karşılığı ücret alan sigortalılar için en geç belgenin ilişkin olduğu ayı izleyen ayın son gününe kadar, b) Ayın 15’i ile müteakip ayın 14’ü arasındaki çalışmaları karşılığı ücret alan sigortalılar için en geç belgenin ilişkin olduğu dönemi izleyen takvim ayının 14’ü ne kadar, işverenlerce Kuruma ödenir.

Buna göre eldeki davada, davacının, 21/06/2015 tarihinde yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, 24/05/2016 tarihli Yozgat Sulh Ceza Hakimliğince de şirket yönetimine kayyım atandığı, 2016/4 ay priminin ödeme döneminin yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 2016/5 ay sonu olduğu gözetildiğinde 2016/4 ay prim borçlarından sorumlu olduğu gözetilmemesi bu ay yönünden de davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir ve bozmayı gerektirir.

3- İdari para cezasına ilişkin gönderilen ödeme emirleri yönünden ise; Mahkemece, öncelikle, Kurum tarafından bizzat davacıya yönelik olarak ve onun adına düzenlenen idari para cezası kararı bulunup bulunmadığı araştırılarak, varlığı halinde, 5510 sayılı Yasanın 102. maddesi uyarınca başlatılmış prosedürün bulunup bulunmadığı irdelenmeli, prosedür işletilmiş (süresinde dava açılmış veya kuruma itiraz edilmiş) ise, idari para cezasının kesinleşmesi olgusu bekletici sorun yapılarak idari para cezalarının kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli, yapılacak araştırma sonucu, davacıya yönelik düzenlenen idari para cezası kararının bulunmadığının belirlenmesi halinde ise, cezaların şahsiliği ve kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkelerine göre, asıl borçlu tüzel kişilik hakkında düzenlenen idari para cezasından davacının şahsen sorumlu olmayacağı gözetilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11/01/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.