Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/13937 E. 2022/16996 K. 29.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13937
KARAR NO : 2022/16996
KARAR TARİHİ : 29.12.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :

Dava, itibari hizmet süresi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili, davalı Kurum vekili ve davalı …. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı davalı işveren şirkete ait kutu imalatı ve ambalaj fabrikasında geçen ve bildirilen çalışmalarına 506 sayılı kanunun Ek 5. maddesi kapsamında itibari hizmet süresi verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
…. ve Tic. A.Ş. vekili özetle, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacının müvekkili şirket nezdindeki çalışmalarının kesintili olduğunu, müvekkili şirketin basım ve matbaa işkolunda bir işyeri olmadığını, müvekkili şirket tarafından yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda hareket edildiğini, davacının sigorta kayıtlarının tam ve eksiksiz olarak Kuruma bildirildiğini, Kurumun iş müfettişleri tarafından müvekkili şirkete düzenli olarak inceleme ve teftişler yapıldığını, bugüne kadar hatalı bildirim, uygulama ve noksan tahakkuk yapıldığı hususunda bir ihtar yapılmadığını beyanla davanın usulden ve esastan reddi gereğini savunmuştur.
… Başkanlığı vekili; davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davacının itibari hizmete ilişkin haklardan yararlanandırılabilmesi için kanun kapsamına giren işte çalıştığını işverenden alacağı belge ile kanıtlaması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesince “…Davacının itibari hizmet süresinden yararlanması için gereken her iki şartın birlikte gerçekleştiği,… SSK Sicil numaralı davacı …’ın, dava döneminde, …. ve Tic. A. Ş.’ne ait Anadolu Cad. No: 13-4 Çınarlı/… adresinde faaliyette bulunmuş ve … sicil dosyada işlem görmüş önceki işyeri bünyesinde 01.04.1988 – 15.02.1993 ve 17.10.1994 – 14.12.1998 tarihleri arasında geçen; halihazırda …… Çiğli/… adresinde faaliyette bulunan ve …… sicil dosyada işlem gören şimdiki işyeri bünyesinde 15.12.1998 – 30.09.2008 (Yasanın yürürlüğünün sona erdiği tarih) tarihleri arasında geçen ve 1A olarak diğer davalı Kuruma bildirilen primi ödenmiş Toplam 6174 günlük fiili çalışma süresinin 3A olarak değerlendirilerek, 6174 günlük sürenin % 25’i olan 1543 günün İtibari Hizmet Süresi olarak Salt Sigortalılık Süresine eklenmesinin uygun olacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır. “ gerekçesi ile “…davanın kabulü ile,
1-) … sicil no’lu ve …-… adresinde faaliyette bulunmuş davalıya şirkete ait işyerinde 01.04.1988-15.02.1993 ve 17.10.1994-14.12.1998 tarihleri arasındaki geçen …… sicil no’lu ve halen 10003 Sok. No:1 Aosb-Çiğli-… adresinde faaliyette bulunan davalı şirkete ait işyerinde işyerinde 15.12.1998-30.09.2008 tarihleri arasındaki geçen 1/A olarak diğer davalı Kuruma bildirilen 6174 günlük fiili çalışma süresinin 3/A olarak değerlendirilerek 6174 günlük sürenin %25’i olan 1543 günün itibari hizmet süresi olarak tespiti ve salt sosyal sigortalılık süresine eklenmesine, …” karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince,”…Yukarıda yapılan açıklamalar ve dosya kapsamından; davalı şirketin iş yerlerinde teneke kutu üzerine baskı yapıldığı, söz konusu iş yerinde basım ve gazetecilik adına herhangi bir faaliyette bulunulmadığı, basım işyerinin mevkute çıkarmaya yönelik olarak faaliyet göstermesinin zorunluluğu bulunmamakla birlikte, işyerinin nitelik itibariyle matbaa işyeri olmasının zorunlu olduğu; davalı adına kayıtlı teneke ambalaj imal işi yapılan işyerinde yapılan işin yürütüldüğü bölümlerdeki ekipmana ilişkin teknik veri içeren belgeler ile kapasite raporlarından, işyerinin itibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektirir iş kollarına girmediği, itibari hizmet süresinde işçi yararına yorum ilkesi ile iş yeri alanlarının genişletilemeyeceğinden, bu durumda davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulü kararının isabetsiz olduğu, kabule göre ise, yetkisizlik kararı üzerine yargılamanın devam edildiği yetkili mahkemede, esasa girilerek karar verildiği ve yetkisizlik kararı veren mahkemedeki yetki itirazı nedeniyle davalı lehine ayrıca yargılama giderine hükmedilemeyeceği gözetilmeden karar verilmesinin isabetsiz olduğu dikkate alınarak; HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca belirlenen aykırılık düzeltilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrası oluşturulmuştur.” gerekçesi ile “..1- a) Davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne,
b) Davalı …. ve Tic. A.Ş. vekili ile davalı … Başkanlığı vekilinin istinaf taleplerinin kabulüyle; … 3. İş Mahkemesi’nin, 30.03.2021 tarihli, 2020/21 E, 2021/138 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına,
2- Davanın reddine, …” karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme sonucu reddine dair verilen kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
İtibari hizmet süresi, ağır ve yıpratıcı işlerde çalışanların erken yıpranmaları nedeniyle daha erken emekli olabilmeleri için kanun koyucu tarafından belirlenmiş erken emeklilik sağlayan düzenlemelerden biridir. İtibari hizmet süresi fiilen olmayan ancak kanun koyucu tarafından verilen imkân nedeniyle varsayılan bir sürenin sigortalılık süresine eklenmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunun’un Ek 5’inci maddesi:
“506 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, aşağıda sayılan görevlerde geçen sigortalılık sürelerine, bu sürelerin her tam yılı için, hizalarında gösterilen süreler, sigortalılık süresi olarak eklenir.
Sigortalılar Hizmetin Geçtiği Yer Eklenecek Süre
I-a) 212 sayılı Kanunla değiştirilen 5953 sayılı basın mesleğinde çalışanlarla çalıştıranlar arasındaki münasebetleri düzenliyen kanun kapsamına tabi olarak çalışan sigortalılar.
5953 sayılı Kanunu Değiştiren 212 sayılı Kanunun birinci maddesi kapsamıma giren, 90 gün,
b) Basın kartı yönetmeliğine göre basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparken, kamu kurumlarına giren ve bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevlerde istihdam edilen sigortalılar.
Basın müşavirlikleri
II – (Değişik bent: 20/06/1987 – 3395/13 md.)
Basım ve gazetecilik işyerlerinden 1475 sayılı Kanun ve değişikliklerine göre çalışan sigortalılar,
a) Solunum ve cilt yoluyla vücuda geçen gaz veya diğer zehirleyici maddelerle çalışılan iş yerleri,
b) Fazla gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve aletlerle çalışarak iş yapılan işyerleri,
c) Doğrudan doğruya yüksek hararete maruz bulunarak çalışılan işyerleri,
d) Fazla ve devamlı adali gayret sarf edilerek iş yapılan işyerleri,
e) Tabii ışığın hiç olmadığı ve münhasıran suni ışık altında çalışılan işyerleri,
f) Günlük mesainin yarıdan fazlası saat 20.00’den sonra çalışılarak yapılan işyerleri
III – (Ek bent: 20/06/1987 – 3395/13 md.) … adamları, gemi ateşçileri, kömürcüler, dalgıçlar.
IV – (Ek bent: 20/06/1987 – 3395/13 md.)
1. Çelik, demir ve tunç döküm,
(…)*, fabrika,
2. ………… ile çalışmayı gerektiren işlerde,
3. Patlayıcı maddeler yapılmasında,
4. Kaynak işlerinde çalışanlarda,
Kesirlerin hesaplanmasında tam yıl 360 gün olarak alınır. Fiilen çalışılmış güne eklenecek itibari hizmet günü sayısının bulunmasında (Çalışılan gün sayısı x 0,25) formülü uygulanır.” düzenlemesini içermektedir.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Kanunun Ek 5’inci maddesidir. Anılan maddeye göre, sigortalıların itibari hizmetten yararlanabilmesi için iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Birinci koşul sigortalının Basım ve gazetecilik iş yerlerinde çalışması, ikinci koşul ise; II. bendin (a-f) alt bendlerinde yazılı fiziksel dış etkenlerin ve olumsuz çalışma koşullarının olayda ayrıca gerçekleşmesidir.
Söz konusu maddede, basım ve gazetecilik işyeri birlikte ifade edilmişse de, gazetecilik işi yapılmayan sadece basım işi yapılan işyerlerinde çalışan sigortalıların da, maddenin alt bentlerinde sayılan koşullardan herhangi birisi oluştuğu takdirde itibari hizmetten yararlanacakları açıktır.
Matbaa işyeri itibari hizmet süresi açısından değerlendirildiğinde, günümüzde matbaa endüstrisinde kullanılan kimyasal maddelerin sayısında büyük bir artış bulunmaktadır. Çalışanlar da özellikle inhalasyon ve deri yoluyla toksik özelliği yüksek birçok maddeyi vücutlarına almaktadırlar. Bu maddeler arasında kurşun, cıva gibi ağır metaller dahi bulunmaktadır. Hızla gelişen teknolojinin bir sonucu olarak matbaalar, tekstilden ambalaja, elektronik aletlerden duvar kâğıtlarına birçok alanda vazgeçilmez bir öğe olarak yerini almıştır. Matbaanın bu kadar geniş bir alanda kullanılmasına rağmen 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Ek 5. maddesinde düzenlenen basım işyerinin mevkute çıkarmaya yönelik olarak faaliyet gösteren iş yeri kabul edilmesi hak ve eşitliğe uygun kabul edilemez.
506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesinin gerekçesinde “…sosyal güvenlik sistemlerinde itibari hizmet süresi ve fiili hizmet zammı gibi uygulamalara, vücudu yıpratıcı, dolayısıyla çalışma gücünü ve hayat süresini azaltıcı işyerlerinde çeşitli tehlikelere açık olarak çalışanlar için yer verilmektedir. Buhar, is, duman, kurum, toz, koku, asit, zehirli gaz, gürültü, sarsıntı ve radyoaktif ışın gibi ağır ve yıpratıcı çalışma şartlarına rağmen, bu şartlara açık birçok kuruluşun kurulması, çalıştırılması ve faaliyetini sürdürmesi ekonomik, kültürel, sosyal ve sağlık yönlerinden topluma katkıları sebebiyle zorunlu bulunmaktadır. Söz konusu ağır ve yıpratıcı işlerde fiziki, ruhi ve fizyolojik bakımlardan insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen şartlar altında çalışanların tümünün, 2098 sayılı Kanun’un ek 1. maddesinde unvan sayılmak suretiyle sınırlı olarak verilen itibari hizmet süresi hakkından yararlandırılmaları, gerek Anayasamızın eşitlik ilkeleri ve gerekse sosyal güvenliğin temel prensiplerine uygun düşeceği için zorunlu görülmektedir…” şeklinde yer alan açıklamalarda incelendiğinde itibari hizmet kapsamının sadece mevkute çıkaran işyerleri için geçerli olmasının hukuken doğru olmadığı anlaşılmaktadır.
Dairemizin yerleşik içtihatları ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.07.2020 tarih ve Esas : 2020/21-110, Karar: 2020/519 sayılı, 07.07.2020 tarih Esas : 2019/21-325, Karar : 2020/517 sayılı ve 07.02.2018 tarih 2015/21-3371 Esas, 2018/129 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının davalıya ait ambalaj ve teneke kutu imalatına ait işyerlerinde 2 adet renkli baskı makinesinin bulunduğu matbaa bölümünde baskı operatörü olarak çalıştığı, davacının 01.04.1988-15.12.1993, 17.10.1994-14.12.1998 tarihleri arasında davalı kurumda … numaralı dosyada tescilli işyerinden, 15.12.1998-08.06.2015 tarihleri arasında … numarada tescilli işyerinden bildirildiği, 01.04.1988 tarihinden itibaren normal bildirilen çalışmaların 2007/3. aydan itibaren itibari hizmet süresi kapsamında bildirildiği, Mahkemece … işyeri nolu Çiğli’deki adreste bulunan işyerinde keşif yapıldığı, … adresinde bulunan işyerinde keşif yapılmadığı alınan bilirkişi raporu ve tanık beyanları ile işyeri dosyasında bulunan bilgi ve belgeler kapsamında Bölge Adliye Mahkemesince davalı işyerinin matbaa işyeri olmadığı, Ek 5. maddenin yorumla genişletilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, işyerinin mahiyeti matbaa olmasa dahi baskı makinesinin bulunduğu ve davacının “matbaa bölümünde baskı makinesi operatörü ” olarak çalıştığı dikkate alındığında davacının 506 sayılı Kanun’un Ek 5/2. bendi uyarınca itibari hizmet süresinden yararlanması gerekmektedir.
Mahkemece, davacının matbaa baskı makinesi operatörü olarak ambalaj malzemelerinin üzerine baskı yaparak geçen çalışmalarından talep edilen tüm sürelerde, işin geçtiği işyerlerinden keşif yapılmayan adreste de keşif yapılarak, eğer işyeri aynı iş amaçlı kullanılmıyorsa makinelerin yerleşim planı ve davacının yaptığı iş ve çalıştığı bölüm hususunda re’sen seçilecek bordro tanığı veya çalışmayı bilebilecek şef ustabaşı gibi çalışanlardan veya işyerinde itibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektirir koşullarda bildirimi yapılan sigortalıların bulunup bulunmadığı araştırılarak, varlığı halinde, çalışma ortamı yönünden beyanlarına başvurulması, işyerlerinin kapsamı, çalışma düzeni ve koşulları ile yapılan işin niteliği, özellikleri ve buna bağlı olarak hangi olumsuz dış etkenlere maruz kalındığı, talep edilen tüm çalışma süresinin itibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektirip gerektirmediği, gürültü ve ihtizaz yapıcı makine ve aletlerdeki çalışma düzeniyle, çalışmanın gerçekleştiği saatler, gürültü düzeyi ve kullanılan maddelerin, insan sağlığı için tehlike sınırı gözetilerek, yargısal denetime elverir biçimde ortaya konulan rapor alınarak, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurularının kabulü ile yazılı biçimde tesis edilen kararı bozulmalıdır.
SONUÇ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/2. maddesi gereği BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 29.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.