Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/13950 E. 2023/1004 K. 09.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13950
KARAR NO : 2023/1004
KARAR TARİHİ : 09.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/28 E., 2022/408 K.
DAVA TARİHİ : 12.08.2015
KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Kurum işleminin iptali ile 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresinin ve yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, açılan davanın yersiz olduğunu, Kurum işlemlerinin haklı nedene dayandığını, yapılan kurum işlemlerinde herhangi bir yanlışlık ya da usulsüzlük bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15.05.2014 tarihli ve 2013/973 Esas, 2014/228 Karar sayılı 1 inci kararıyla, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, bu karar Dairemizce, Mahkemece, davacının Bağ-Kura giriş bildirgesinin Kuruma varide tarihi, Kurumdan sorulup araştırılmalı, varide tarihi 20.04.1982 tarihinden önce olduğu anlaşılırsa davacının talep ettiği gibi sigortalılığının 14.04.1982 tarihinden itibaren başlatılabileceği aksi halde, 1479 sayılı Kanun’un Ek Geçici 13 üncü maddesi gereği 20.04.1982 tarihinden başlatılabileceği gözetilmeli, davacının dava konusu dönemde, Yeşilyurt Esnaf ve Sanatkarlar Odasındaki kaydının geçerli olup olmadığı ve kendi nam ve hesabına çalışmasına ilişkin 1479 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinde düzenlenen, “sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz” kamusal yapısı gereği yöntemince ve re’sen araştırma yapılarak, zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gereken dönem, kuşku ve duraksamaya neden olmayacak şekilde tespit edilmeli, ayrıca; davacının 01.11.1996 tarihinde taksitlendirme talebinin olduğu ilk taksiti de aynı tarihte ödediği anlaşıldığından varsa davacının diğer ödemeleri araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26 ncı maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca; “Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.” düzenlemesine aykırı olarak davacının talep ettiği sigortalılık süresi bakımından talep aşılarak karar verilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğu ve 6552 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen geçici 54 üncü maddesinin dava konusu somut olaya uygulanıp uygulanamayacağı husunun irdelenmesi gerektiği gerekçeleri bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince 30.11.2016 tarihli 2015/546 Esas, 2016/591 Karar sayılı 2 nci kararı ile bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

Daire kararında Mahkemece öncelikle, sigortalının geçici 54 üncü maddeden yararlandırılıp-yararlandırılmayacağı, yararlandırma hususunun kurumun kabulünde olup olmadığı konusunda davacıya verilecek mehille kuruma başvuruları sağlanmalı ve varılacak sonuca göre değerlendirme yapılmalıdır.

Şayet sigortalı anılan yasal düzenlemeden kurumca yararlandırılmaz ise, bu halde sigortalının kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının olup olmadığı, geçerli bir Bağ-Kur sigortalılığın bulunup bulunmadığı hususları usulünce yapılacak araştırmayla belirlenmelidir.

Bu bağlamda, öncelikle davacının askerlik durum belgesi sevk ve terhis tarihlerini içerir şekilde celp edilerek, 1479 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesinde düzenlenen, “sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz” kamusal yapısı gereği yöntemince ve re’sen araştırma yapılarak, davacı kendi nam ve hesabına çalışıp çalışmadığının tespiti için, davacıya maddi delilleri olup olmadığı sorularak, varsa bunları mahkemeye sunmak üzere davacıya önel verilmeli, davacının vergi ve oda kaydına göre biriketçi, hırdavatçı ve plastik hammadde imalatı işi ile iştigal ettiği anlaşılan davacının gerçekten kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının nasıl olduğu, işyerine ilişkin uyuşmazlık konusu dönem yönünden elektrik ve su abonelikleri ve işyerlerine ilişkin işyeri açma ruhsatları celp edilerek, kimlere ait olduğu tespit edilmeli, bu adreste kim ve kimlerin faaliyette bulunduğu emniyet, zabıta, maliye, muhtarlık vs. marifetiyle araştırılmalı, vergi kayıtlarına ilişkin işe başlama ve yoklama kayıtları celp edilerek incelenmeli, kendi nam ve hesabına çalışma olgusu hiç bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konularak, yine davacının af kanunları kapsamında geçmişe yönelik prim ödemeleri araştırılıp, sigortalı olarak kabul edilmesi gereken süre/süreler kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde ortaya konarak yapılacak değerlendirme sonucuna göre karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozmaya uyularak yapılan tahkikat sonucunda davanın kabulüne davacının 14.04.1982-20.04.1982 tarihleri arasında 6 gün, 20.04.1982-01.03.1983 tarihleri arasında 10 ay 11 gün, 22.03.1985-31.10.1996 tarihleri arasında 11 yıl 7 ay 9 gün olmak üzere toplam 12 yıl, 5 ay, 26 gün Bağ-Kur’lu hizmeti bulunduğundan, oda kaydının geçerli sayılarak 14.04.1982 ile 31.10.1996 tarihleri arasındaki Bağ-Kur kaydının iptali ile ilgili Kurum işleminin iptaline, emeklilik talebinin kabulü ile davacının dava dilekçesi havale tarihi olan 09.09.2013 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının ve emekli aylığının bu tarihi takip eden aybaşı olan 01.10.2013 tarihi itibariyle bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, yapılan Kurum işlemlerinde hata olmadığını beyanla İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ile 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık süresinin ve yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile

5510 sayılı Kanun’un geçici 54, 1479 sayılı Kanun’un 24 ve 25, 506 sayılı Kanun’un Geçici 81 inci maddelerinin B/c bendi hükümleri..

3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi