Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/13983 E. 2023/549 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13983
KARAR NO : 2023/549
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/351 E., 2022/2059 K.
DAVA TARİHİ : 19.08.2019
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … Anadolu 29. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/326 E., 2020/405 K.

Taraflar arasındaki sigortalılık başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 25.12.1992 tarihinde, … Sigorta Müdürlüğü’nde işlem gören … İnşaat Taahhüt ve Ticaret A.Ş.’nin, … mah. … sok. No:25/1 Kadıköy/… adresindeki … işyeri sicil no’lu işyerinde, yemek ve çay servisi gibi işleri yapmak üzere işe başladığını, davacının işe giriş bildirgesinin yasal süresi içinde verildiğini, … sigorta sicil numarasını aldığını, davacıya ait 25.12.1992 tarihli İşe Giriş Bildirgesi, işyerinin 1992 yılı 3. Dönem Bordrosu ve Aylık Sigorta Primleri Bildirgesi verildiğini, 1992/Aralık ayı primlerinin de ödenmesine rağmen davalı Kurumca davacının sigortalılık başlangıcının 25.12.1992 olarak kaydedilmemiş olduğunu, davalı Kurum tarafından dönem bordrolarında davacının adına rastlanılmadığı ileri sürülerek, davacı aleyhine sonuç doğuracak şekilde cevap verildiğini belirterek, 25.12.1992 tarihinin davacının sigortalılığına başlangıç olduğunun tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olduğunu, re’sen araştırma ilkesinin geçerli olduğunu, söz konusu esaslara göre mahkemece davanın tüm yönleri ve delilleri ile incelenmesi gerektiğini, fiili çalışma olgusunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi, somut olayın özeliklerine göre gerçekliğinin sorgulanması, beş yıllık hak düşürücü sürenin göz ardı edilmemesi ve davalı işyerinin kanun kapsamına alındığı ve kapsam dışına çıkartıldığı tarihin araştırılması gerektiğini belirterek açılan davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Davanın kabulü ile; davacının sigortalılık başlangıcının 422993 sicil nolu işyerinde ve 25.12.1992 tarihinde olduğunun tespitine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde, yerel mahkemece yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme sonucu kabul kararı verildiğini, davanın mahiyetine uygun tanık ve komşu işyeri tanığı dinlenmediğini, işe giriş bildirgesinin varlığının çalışmanın ispatı olamayacağını, fiili çalışmanın ispatı gerektiğini, başlangıç/hizmet tespiti davalarına ait tüm deliller araştırılıp, toplanarak karar verilmesi gerektiğini, bordro tanığının ifadesinin dikkate alınmadığını, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “fiili çalışmanın ispat edildiği, davacının dava konusu dönemde çakışan sigortalı hizmetinin bulunmadığı, tanıkların dava dışı işyerinde çalıştığını beyan ettikleri, dava dışı işyerinin dava konusu edilen tarihlerde kanun kapsamında olduğu, davacı çalışması için sigortalı işe giriş bildirgesi verildiği nazara alınarak hak düşürücü süre sorunu olmadığı, giriş bildirgesi ve bordro aslının davacı vekili tarafından teslim edildiği ve davacının isminin bordrolarda yer aldığı, tahakkuk fişi aslından çalışılan döneme ilişkin primin kuruma ödendiği” gerekçeleriyle … Anadolu 29. İş Mahkemesi’nin 29.09.2020 tarihli, 2019/326 Esas – 2020/405 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı kurum vekili istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; soyut varsayımlar ile çalışmanın ispatı olamayacağını, tek başına İşe Giriş Bildirgesi ve tanık beyanlarına göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, tanıkların bordro tanığı olmadıklarını, komşu işyeri tanıkları ile ilgili araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiğini beyanla ve resen nazara alınacak diğer nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının sigortalılık başlangıç tarihinin 25.12.1992 olarak tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun’un ve 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle ilk işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına intikal etmiş olması, yaş engelinin olmadığı, davacının da isminin yer aldığı dönem bordrosunun aslının davacı vekili tarafından sunulması, tahakkuk fişi aslından çalışılan döneme ilişkin primin kuruma ödendiğinin anlaşılması, dinlenen tanıkların tutarlı beyanlarının ve dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi