Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/1399 E. 2022/10847 K. 20.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1399
KARAR NO : 2022/10847
KARAR TARİHİ : 20.09.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Dava, Kurum işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı SGK vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince verilen kararın, davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı … vekili dava dilekçesinde özetle, SGK Başkanlığı Kocasinan Sosyal Güvenlik Merkezinin 22/04/2019 tarih, 88668450-206.99E 6147402 sayılı işlemi ile 100.020,96TL asıl ve 157.554,49TL gecikme zammı olmak üzere toplam 257.575,45 TL borç tahakkuk ettirildiğini, tahakkuk işleminin ve özellikle gecikme zammının hangi kanuni dayanak ile yapılmış olduğunun belirtilmediğini, idari işleme konu olan işçilerin kapatılan Kayseri İl Özel idaresi bünyesinde çalışarak yine aynı kurumundan emekli olmuş işçiler olduğunu, emekli olduktan sonra yargıya intikal eden alacak iddialarının sonuçlanması ile alacaklarının olduğunun tespit edildiğini, talep edilen ve para cezasına da konu olan alacakların 2008-2013 yılları arasında oluştuğunu, bu dönemlerde işveren pozisyonundaki Kayseri İl Özel idaresinin faaliyetlerine devam ettiğini, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununu 87. maddesinde prim ödeme yükümlülüklerini açık ve sayılı şekilde belirtildiğini, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığının belirtilen işçilerin hiçbir zaman işvereni olmadığını, sigorta primlerinin ödenmemesinde idarelerinin değil kapatılan İl Özel İdaresinin sorumlu olduğunu, husumetin idarelerine değil kapatılan Kayseri İl Özel İdaresi olarak İçişleri Bakanlığına yöneltilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı kurum tarafından davacıya idareye gönderilen 2/04/2019 tarih ve prim borcu konulu 88668450-206.99-E 6147402 sayılı tahakkuk işleminin hukuka aykırı olduğunun ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II-CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle, Kurumda 1 4120 01 01 0033671 038 14 87 sicil sayılı dosyada işlem gören 6360 sayılı kanundan kaynaklanan yükümlülüğe istinaden İl Özel İdaresi Genel Sekretliği adına … İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanlığı’nın 22.03.2019 tarih 3592 sayılı yazısı ekinde sunulan ve Kurum kayıtlarına 25.03.2019 tarih 4668173 sayı ile yasal süresi dışında intikal ettirilen muhtelif mahkeme kararları ve söz konusu mahkeme kararlarına istinaden düzenlenerek gönderilen 2008/05-2013/02 dönemlerine ait aylık prim ve hizmet belgelerinin işleme alınması sonucunda prim ve işsizlik borç aslı 100.020,96 TL ve 157.554,49 gecikme zammı olmak üzere toplam 257.575,45 TL prim borcu tahakkuk ettirildiğini, söz konusu prim borcuna işveren tarafından itiraz edilmediğini, bahse konu mahkeme kararlarının yasal süresi içerisinde kuruma verilmediği tespit edildiğinden her bir ay için 5510 sayılı kanunun c/4 bendi gereği asgari ücretin 2 katı tutarında olmak üzere 84.813,00 TL idari para cezası uygulandığını ve 22.04.2019 tarih, 6186822 sayılı yazıları ile ile tebliğ edildiğini, işveren tarafından 07.05.2019 tarih 6894656 sayılı yazı ile itirazda bulunulduğunu, işverenin itirazının 2019/84 Esas ve Karar nolu Komisyon Kararı ile reddedildiğini, İl Özel İdaresine bağlı tüm hak ve borçların davacı tarafa geçtiğini, husumet itirazının yersiz olduğunu, dava konusu borçlardan davacı belediyenin sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece, kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda, davanın kabulü ile; davacı hakkındaki borç tahakkukuna ilişkin 22/04/2019 Tarih 88668450-206.99-E.6147402 sayılı kurum işleminin iptaline, davacının 100.020,96 TL asıl borç, 157.554,49 TL gecikme zammından dolayı kuruma borçlu olmadığının tespitine, karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince verilen 18/02/2020 tarihli ilk kararın, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 14/01/2021 tarih ve 2020/1001-2021/77 E.K. sayılı ilamı ile; “…mahkemece, idari para cezasının kesinleşmesi olgusu bekletici sorun yapılarak, davacı hakkında düzenlenmiş bir idari para cezası yoksa; cezaların şahsiliği prensibi gereğince borçtan sorumlu olmayacağı gözetilerek inceleme yapılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir” şeklindeki gerekçeyle ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ikinci karar hakkında; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, mantıksal ve hayatın olağan akışına uygun, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re’sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu; ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davalı SGK vekili, İl Özel İdaresine bağlı tüm hak ve borçların davacı Belediyeye geçtiğini, yerel mahkemece cezaların şahsiliği ilkesinden hareketle davacı tarafın dava konusu borçtan sorumlu olmayacağı yönündeki gerekçesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, usul ve yasaya aykırı verilen kararın bozulmasını istemiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Dosya kapsamına göre, İl Özel İdaresinde çalışmakta iken emekli olan ve çalıştıkları döneme ilişkin olarak eksik ücret alacaklarının ödenmesi istemiyle açılan davaları kazanan dava dışı sigortalılara ait 2008/5-2013/2. aylar arası düzenlenen ek aylık prim ve hizmet belgelerinin verilmemesi nedeniyle, … adına 100.020,96 TL prim, işsizlik borç aslı ve 157.554,49 TL gecikme zammı olmak üzere toplam 257.575,45 TL tahakkuk ettirildiği, ayrıca belgelerin süresinde verilmemesi nedeniyle 84.813,00 TL idari para cezası uygulandığı, davacı tarafça idari para cezasına yapılan itirazın 13.5.2019 tarihli komisyon kararı ile reddedildiği, Kayseri 1. İdare Mahkemesinin 2019/592-2019/1268 E.K. sayılı kararı ile idari para cezasının iptaline karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesinin 04.02.2021 tarihli ve 2020/605-2021/213 E.K. sayılı kararı ile istinaf talebinin reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece her ne kadar, İl Özel İdaresinin tüzel kişiliğinin sona erdirilerek Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığına devredildiğinden bahisle, işçilerin açtıkları alacak davaları nedeniyle Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığınca bu işçilerle ilgili ek aylık prim ve hizmet belgelerinin Kuruma sunulduğu, Belediye Başkanlığınca gecikme tazminatından sorumlu tutulmaksızın prim borcunun ödenmesine ilişkin talebin kabul edilmediği, İdare mahkemesi kararında da davacı idarenin yargı kararları nedeniyle bildirimde bulunduğu ve bu yönüyle üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirdiği, idari yaptırımların da ceza niteliğinde olduğu, Anayasa’nın 38/1 maddesinde yer alan “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” hükmü uyarınca, kimsenin işlemediği bir suçtan dolayı cezaya muhatap olamayacağı, ceza kesilen eylemlerin davacı tarafından değil, kanunla tüzel kişiliği sona ermiş bulunan Kayseri İl Özel İdaresine ait olması nedeniyle genel hukuk ilkesi olan “cezaların şahsiliği” ilkesi uyarınca davacı … Belediyesi Başkanlığından tahsilinin mümkün olmadığı, 5510 sayılı Kanunun 80. maddesi hükmüne ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre yargı kararı ile tespit edilen prime esas kazanç miktarları alacağın ödenmesi koşulu ile iş akdi önceden feshedilmiş olduğundan işçinin fesihten önceki son aylığına dahil edilceği, Kurum tarafından bu husus dikkate alınmadan işçilerin çalıştığı tüm dönem için prim borcu çıkartılmasının hukuka aykırı olduğu gerekçeleriyle, davanın kabulü ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, hüküm eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalıdır.
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanun’un “Primlerin ödenmesi” başlığını taşıyan 88’inci maddesidir. İlgili maddenin birinci fıkrasına göre, yasanın 4. maddesinin birinci fıkrasının a bendinde belirtilen sigortalıları çalıştıran işveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalının primlerine esas tutulacak kazançlar toplamı üzerinden bu Kanun gereğince hesaplanacak sigortalı hissesi prim tutarlarını, ücretlerinden keserek ve kendisine ait prim tutarlarını da bu tutara ekleyerek en geç Kurumca belirlenecek günün sonuna kadar kuruma öder.
Aynı Kanunun 88’inci maddesinin on altıncı fıkrasında, Kurumun süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Kanun’un 51’inci, 102’inci ve 106’ıncı maddeleri hariç, diğer maddelerinin uygulanacağı bildirildikten sonra, aynı maddenin 21. Fıkrasında, Kurumun kamu idarelerinde işyerinin özelliği nedeniyle primlerin farklı zamanlarda ödeme süresini belirlemeye yetkili olduğu ve son fıkrasında ise, primlerin ödenmesine dair uygulamanın usul ve esaslarının, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
Diğer taraftan 5510 sayılı Kanunun “prim borçlarına halef olma, gecikme cezası ve gecikme zammı ile iadesi gereken primler” başlığını taşıyan 89’uncu maddesinin birinci fıkrasında, sigortalının çalıştırıldığı işyeri aktif veya pasifi ile birlikte devralınır veya intikal ederse ya da başka bir işyerine katılır veya birleşirse eski işverenin Kuruma olan prim ile gecikme cezası, gecikme zammı ve diğer ferilerinden oluşan borçlarından, aynı zamanda yeni işveren de müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu hükme aykırı sözleşme hükümleri Kuruma karşı geçersizdir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Kurumun yetkili olduğu belirtildikten sonra aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, Kurumun prim ve diğer alacakları süresi içinde ve tam olarak ödenmezse, ödenmeyen kısmı sürenin bittiği tarihten itibaren ilk üç aylık sürede her bir ay için % 2 oranında gecikme cezası uygulanarak artırılır. Ayrıca, her ay için bulunan tutarlara ödeme süresinin bittiği tarihten başlamak üzere borç ödeninceye kadar her ay için ayrı ayrı Hazine Müsteşarlığınca açıklanacak bir önceki aya ait Yeni Türk Lirası cinsinden ıskontolu ihraç edilen Devlet iç borçlanma senetlerinin aylık ortalama faizi bileşik bazda uygulanarak gecikme zammı hesaplanır. Ancak, ödemenin yapıldığı ay için gecikme zammı günlük hesaplanır. Bakanlar Kurulu, ilk üç ay için uygulanan gecikme cezası oranını iki katına kadar artırmaya veya bu oranı % 1 oranına kadar indirmeye, yeniden kanunî oranına getirmeye ve uygulama tarihini belirlemeye yetkilidir. Dava ve icra takibi açılmış olsa bile, prim ve diğer Kurum alacaklarının ödenmemiş kısmı için gecikme cezası ve gecikme zammı tahsil edileceği, hükme bağlanmıştır.
Belirtilen yasal düzenlemeler ışığında somut olaya dönüldüğünde, 6.12.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6360 Sayılı Kanunun 1. Maddesinin 5. fıkrasında yapılan düzenlemeyle, tüzel kişiliği sona erdirilen Kayseri İl Özel İdaresinin, tüm alacak ve borçları ile Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığına devredildiğinin anlaşılması karşısında, kurumca tahakkuk ettirilen prim ve gecikme zammından dolayı davacı Belediyenin sorumlu olduğu belirgin olup, aksi yöndeki karar tesisi isabetsiz bulunmuştur.
Açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde davalı SGK vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1. maddesi gereği kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 20.09.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.