YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14009
KARAR NO : 2023/187
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1077 E., 2022/1669 K.
DAVALILAR : 1-Adana Valiliği Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı
2-… vekilleri Av. …
3-… vekili Av. …
DAVA TARİHİ : 30.11.2017
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/470 E., 2022/26 K.
Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı … vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı … ve SGK yönünden kabulüne, davanın davalı Adana Valiliği Yatırım İzleme Kordinasyon Başkanlığı yönünden reddine, karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davacının Adana İl Özel İdaresinde çalışmaktayken kurumun kapanması nedeniyle Adana Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon bünyesine aktarıldığını, davacının görev yaptığı Adana İl Özel İdaresinde iken intibak farkı alacağı ve tespiti için açtıkları davanın kesinleştiği, Adana 6. İş Mahkemesinin 2012/1069 E., – 2013/469 K., sayılı dosyası ile davacının dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem için gelir artışı ve buna bağlı olarak SSK prim farkının çalıştığı kurumdan tahsili ile davacının primlerine yansıtılması gerekmekte olduğu halde bu hususa riayet edilmeyerek prim farkının yatırılmadığını, bu hususta SGK’ya yaptıkları başvuru neticesinde prim farklarının tahsiline yönelik bir işlem yapılmadığını belirterek Adana 6. İş Mahkemesinin 2012/1069 E., – 2013/469 K., sayılı dosyasında belirlenen ücretlere göre Sosyal Güvenlik prim farkının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava hak düşürücü süre içinde açılmadığını, kurumun kapatılan İl Özel İdaresinin devamı olmadığını, kuruma husumet yöneltilemeyeceğini, söz konusu intibakın herhangi bir kurum hatasından kaynaklanmadığını, imzalanan TİS’e göre yapıldığından kuruma izafe edilecek bir kusurun bulunmadığını, davacının çalıştığı dönemde SSK primlerinin eksiksiz olarak yatırıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2-Davalı SGK Başkanlığı cevap dilekçesinde; kurum tarafından davacı adına davalı iş veren tarafından bildirilen prime esas kazanç üzerinden tahakkuk yapıldığını, bildirilen primler ile gerçek kazanç arasında mübayenetin resmi belge ve kayıtlarla ispatı gerektiğini, prime esas kazançların diğer davalı iş veren tarafından bildirilmemesi nedeniyle kurumun kusurunun bulunmadığını belirterek haksız davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının Adana 4. İş Mahkemesi’nin 2013/764 E., ve 2014/858 K., sayılı ilamı ile net ücret üzerinden 8.437,10 TL ücret farkı, 646,70 TL yıpranma prim farkı, 1.202,32 TL ilave tediye farkı, 1.387,30 TL ikramiye farkı alacağı olduğu hüküm altına alındığı, Yargıtay kanun yolundan geçerek kesinleştiği ve söz konusu alacakların davacıya Adana 2. İcra Müdürlüğü’nün 201574977 sayılı takip dosyası ile 02.03.2017 tarihinde ödendiği, diğer ödemelerin öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edileceği, ücret dışındaki bu ödemlerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulmayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlayarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilave edileceği, yine hizmet akdinin daha önceki bir tarihte sona ermiş olması karşısında ise yapılan ödemlerin çalışmaların geçtiği en son ayın prime esas kazanç matrahına dahil edileceği kanunda belirtildiğinden, davacının 47758 sicil numaralı davalı … bünyesinde Adana İl Özel İdaresi Müdürlüğü’nde iş akdinin 13.12.2013 tarihinde sonra ermiş olması, ödemelerin de 02.03.2017 tarihinde yapıldığı dikkate alınarak uzman bilirkişi marifetiyle hesaplanan 24.08.2021 tarihli ek rapor doğrultusunda davacının … nezdinde 2008 Eylül ayında 375,90 TL, 2008 Ekim ayında 51,47 TL, 2008 Kasım ayında 132,85 TL, 2008 Aralık ayında 52,01 TL, 2009 Şubat ayında 194,05 TL, 2009 Mart ayında 8.88 TL, 2009 Nisan ayında 85,82 TL, 2009 Mayıs ayında 15,32 TL, 2009 Temmuz ayında 32,33 TL, 2009 Aralık ayında 35,53 TL, 2010 Şubat ayında 229,24 TL, 2010 Mayıs ayında 41,03 TL, 2010 Eylül ayında 116,93 TL, 2010 Kasım ayında 132,97 TL, 2010 Aralık ayında 36,61 TL, 2011 Şubat ayında 54,31 TL, 2011 Kasım ayında 86,74 TL, 2012 Mayıs ayında 103,05 TL, 2012 Temmuz ayında 43,07 TL, 2012 Eylül ayında 131,55 TL, 2012 Kasım ayında 126,45 TL, 2012 Aralık ayında 38,07 TL, 2013 Şubat ayında 255,67 olmak üzere 2.379,85 TL prime esas kazancın eksik bildirildiğinin tespitine, 2013 yılı Aralık ayı bordrosunun 4.635,22 prime esas kazanç olduğunun tespitine, Adana Valiliği Yatırım İzleme Kordinasyon Başkanlığı yönünden davanın reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili ve Davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1-Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme tarafından İl Özel İdarelerinin Valilik Bünyesinde kurulan komisyonla Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıklarına devredilmesi konusunda herhangi bir araştırma yapılmadığını, mahkemece bilirkişi raporuna dair itirazlarının dikkate alınmadığını, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını savunmuş Mahkeme hükmünün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2-Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme kararında müvekkili kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin de tüm davalılara yükletilmesi gerektiğini, prime esas kazançların davalı işveren tarafından bildirilmesi nedeniyle müvekkilinin bu tahakkuklarda herhangi bir kusuru bulunmadığını savunmuş mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının Adana 4. İş Mahkemesi’nin 2013/764 esas ve 2014/858 karar sayılı ilamı ile 8.437,10 TL ücret farkı, 646,70 TL yıpranma prim farkı, 1.202,32 TL ilave tediye farkı ve 1.387,30 TL ikramiye farkı alacağı olduğunun hüküm altına alındığı, Yargıtay kanun yolundan geçerek kesinleştiği ve bu alacakların davacıya Adana 2. İcra Müdürlüğü’nün 201574977 sayılı takip dosyası ile 02.03.2017 tarihinde işverence ödendiği görülmüştür.
Yargı kararı ile hak kazanılan ücret niteliğindeki kazançların, mahkemece hükümde hem hak kazanıldığı dönemlerin ayrı ayrı gösterilmesi hem de infazda tereddüt oluşturacak şekilde toplam miktarının son aya ait olacak şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, hizmet akdinin daha önceki bir tarihte sona ermiş olması karşısında, yapılan ödemelerin çalışmanın geçtiği son ayın prime esas kazancına ait olduğunun gösterilmesiyle yetinilmelidir. Hüküm, bu yönden düzeltilmelidir.
Buna göre, 24.08.2021 tarihli ek raporda usulüce yapılan hesaplama doğrultusunda davacının prime esas kazancı, 2.379,85 TL eksik bildirilmiştir. Davacının iş akdi, anılan ödemeden daha önceki bir tarih olan 13.12.2013 tarihinde sona erdiğinden dolayı 2013 yılı Aralık ayı döneminde toplamda 4.635,22 TL prime esas kazancı bulunmakta olup bu dönemdeki sigorta primine esas kazancın tavan miktarı olan 6.360,90 TL aşılmamıştır.
Dava SGK yönünden kabul edildiğinden dolayı mahkemece SGK lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi isabetlidir gereçlerine dayalı olarak HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın … ve SGK yönünden kabulü ile davacının 2013 yılı Aralık ayı döneminde prime esas kazancının 2.379,85 TL eksik bildirildiğinin tespitine, 2013 yılı Aralık ayı döneminde toplamda 4.635,22 TL prime esas kazancı olduğunun tespitine, davanın Adana Valiliği Yatırım İzleme Kordinasyon Başkanlığı yönünden reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; Kuruma bildirilen SPEK ile gerçek kazanç arasında mübayenetin resmi belge ve kayıtlarla ıspatı lazım gelirken; eksik kazanç bildiriminden Kurum ile sigortalı/davacı yönünden zarar husule gelirken, aksi durumda (davacı iddiasının gerçeği yansıtmaması halinde) bu kez fuzuli aylık bağlanması olasılığı nedeniyle müvekkil Kurum zararı doğacaktır. Bu nedenle işbu hususun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle delillerin noksansız celbi ile özenle değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece yeterli araştırma yapmadan, tüm delillerin toplanmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Prime esas kazançların davalı işveren tarafından bildirilmesi nedeniyle müvekkilimin işbu tahakkuklarda bir kusuru mevcut değildir. Bu nedenle dava açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkilime yargılama giderinin tahmil edilmesi mezkur mahkeme kararının kaldırılmasını gerektirir.
Dolayısıyla, müvekkil kurum tarafından mevcut yasal düzenlemeler çerçevesinde yapılan işlemlerde herhangi bir hata ve usulsüzlük söz konusu olmadığından, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesi gerekir
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371, inci maddeleri.
2-Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanunun “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayıl Kanunun 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 – 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurulları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanun’a uygun olup, davacı vekili tarafından ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci
fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…