YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14027
KARAR NO : 2023/183
KARAR TARİHİ : 11.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3721 E., 2022/1970 K.
DAVALILAR :1- Sarız Belediyesi vekili Av. …
2- Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Av. …
DAVA TARİHİ : 01.11.2017
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sarız Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2021/71 E., 2022/47 K.
Taraflar arasındaki prime esas kazancın tespiti istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı … vekili ve davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı … vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; müvekkilinin 1999 yılından 01.04.2014 tarihine kadar davalı belediyede, sonrasında ise 6360 sayılı Yasa kapsamında nakli işlemi yapılarak Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığına bağlı KASKİ bünyesinde 14.07.2016 tarihine kadar çalıştığını ve devamında emekli olduğunu, müvekilinin davalı işyerinde işçi kadrosunda muhtelif görevlerde çalıştığını, ortalama maaşının asgari ücretin 3-4 katı arasında değişiklik gösterdiğini, lakin müvekkilinin ücretinin SGK kayıtlarına asgari ücret olarak yansıtıldığını, hak kaybına sebebiyet verildiğini, KASKİ bünyesindeki çalışma döneminde ise aldığı maaşın tam karşılığının SGK ya yansıtıldığını, iki kurum arasındaki prim farkından dahi prime esas kazancın davalı belediye tarafından düşük gösterildiği ve haksız menfaat sağlandığının net olarak anlaşıldığını, müvekkilinin prime esas kazancının düşük olarak gösterildiğini ancak emekli olduktan sonra anlayabildiğini, işverenlerin gerek prim, gerekse vergi ödememek için çalıştırdığı kişileri kuruma bildirmedikleri, eksik çalışma olarak bildirdikleri, prime esas kazancın eksik bildirilmesinin ülkenin gerçeklerinden birisi olduğunu, bu nedenle müvekkiline ait prime esas kazancının tespit edilmesi, eksik/düşük ödenen pirimlerinin belirlenerek tamamlattırılması ile gerçekte müvekkiline bağlanması gereken emekli ücretinin tespitinin yaptırılması, vekâlet ücretinin ve yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini, talep ve dava ettikleri anlaşılmıştır.
II. CEVAP
1- Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın müvekkili olan belediyede alt işveren bünyesinde işçi olarak çalıştığını, sigorta pirimlerinin ve maaşının tam olarak gösterildiği, eksik pirim yatırılmasının veya eksik gösterilmesinin söz konusu olmadığını, belediye bünyesinde çalışan işçilerin maaşlarının …,… Şubesi aracılığı ile ödendiğini, davacı tarafın kötü niyetli bir şekilde, usul ve yasaya açıkça aykırı olarak açmış olduğu işbu davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır.
2-Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın davasını ve dava dilekçesini kabul etmediklerini, zaman aşımı itirazında bulunduklarını, kaza tarihi ve dava tarihi incelendiğinde her iki zaman aşımının da geçtiğini, bu nedenle öncelikle zaman aşımı itirazının kabulü ile davanın reddine karar verilmesini, davanın hizmet tespiti davası olması nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının hizmet dökümleri, ücret bordroları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davacının davalı belediyede 19.03.2002-15.11.2002 tarihleri arasında ve 02.12.2004-30.03.2014 tarihleri arasında hizmet akdi ile 506 ve 5510 sayılı Kanuna tabi olarak çalıştığı , 2005/10-2014/3 arasındaki dönemde aylık sigorta prime esas kazançlarının eksik bildirildiği, 06.12.2019 havale tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait ücret bordrolarından tespit edilen bildirilen prime esas kazanç tutarları ile bildirilmesi gereken ve fark prime esas kazanç tutarlarının hesaplanarak çizelgede sıralandığı; böylece davalı Belediye tarafından fark prime esas kazanç tutarları üzerinden davalı SGK’ya primlerin ek olarak ödenmesi gerektiğinin tespit edildiği, 06.12.2019 havale tarihli bilirkişi raporunun alanında uzman bilirkişiden alındığı Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre yazılı delil kabul edilen ücret bordroları esas alınarak hesaplandığı bilirkişi raporunda usule, yasaya ve yerleşik yargı içtihatlarına herhangi bir aykırılık görülmemiş, hükme elverişli oluşu da dikkate alınarak, davanın kabulü ile; davacının davalı … Belediye Başkanlığı bünyesinde gerçekleşen çalışmaları sırasında kuruma bildirilen prime esas kazanç tutarına ( SPEK ) ek olarak;
Ekim 2005 ayında 24,20 TL daha ek SPEK
Kasım 2005 ayında 187,18 TL daha ek SPEK
Aralık 2005 ayında 53,23 TL daha ek SPEK
Ocak 2006 ayında 51,20 TL daha ek SPEK
Şubat 2006 ayında 326,15 TL daha ek SPEK
Mart 2006 ayında 51,20 TL daha ek SPEK
Nisan 2006 ayında 61,80 TL daha ek SPEK
Mayıs 2006 ayında 305,51 TL daha ek SPEK
Haziran 2006 ayında 61,80 TL daha ek SPEK
Temmuz 2006 ayında 169,31 TL daha ek SPEK
Ağustos 2006 ayında 169,31 TL daha ek SPEK
Eylül 2006 ayında 458,06 TL daha ek SPEK
Ekim 2006 ayında 169,31 TL daha ek SPEK
Kasım 2006 ayında 458,06 TL daha ek SPEK
Aralık 2006 ayında 137,81 TL daha ek SPEK
Ocak 2007 ayında 132,14 TL daha ek SPEK
Şubat 2007 ayında 420,89 TL daha ek SPEK
Mart 2007 ayında 190,04 TL daha ek SPEK
Nisan 2007 ayında 190,04 TL daha ek SPEK
Mayıs 2007 ayında 190,04 TL daha ek SPEK
Haziran 2007 ayında 179,54 TL daha ek SPEK
Temmuz 2007 ayında 163,49 TL daha ek SPEK
Ağustos 2007 ayında 481,19 TL daha ek SPEK
Eylül 2007 ayında 163,49 TL daha ek SPEK
Ekim 2007 ayında 188,67 TL daha ek SPEK
Kasım 2007 ayında 184,67 TL daha ek SPEK
Aralık 2007 ayında 190,70 TL daha ek SPEK
Ocak 2008 ayında 174,01 TL daha ek SPEK
Şubat 2008 ayında 174,01 TL daha ek SPEK
Mart 2008 ayında 782,41 TL daha ek SPEK
Nisan 2008 ayında 148,83 TL daha ek SPEK
Mayıs 2008 ayında 148,83 TL daha ek SPEK
Haziran 2008 ayında 452,39 TL daha ek SPEK
Temmuz 2008 ayında 208,17 TL daha ek SPEK
Ağustos 2008 ayında 208,17 TL daha ek SPEK
Eylül 2008 ayında 573,42 TL daha ek SPEK
Ekim 2008 ayında 208,17 TL daha ek SPEK
Kasım 2008 ayında 208,17 TL daha ek SPEK
Aralık 2008 ayında 560,68 TL daha ek SPEK
Ocak 2009 ayında 186,03 TL daha ek SPEK
Şubat 2009 ayında 186,03 TL daha ek SPEK
Mart 2009 ayında 558,48 TL daha ek SPEK
Nisan 2009 ayında 186,03TL daha ek SPEK
Mayıs 2009 ayında 186,03 TL daha ek SPEK
Haziran 2009 ayında 545,88 TL daha ek SPEK
Temmuz 2009 ayında 154,17 TL daha ek SPEK
Ağustos 2009 ayında 154,17 TL daha ek SPEK
Eylül 2009 ayında 526,62 TL daha ek SPEK
Ekim 2009 ayında 154,17 TL daha ek SPEK
Kasım 2009 ayında 154,17 TL daha ek SPEK
Aralık 2009 ayında 529,32 TL daha ek SPEK
Ocak 2010 ayında 154,67 TL daha ek SPEK
Şubat 2010 ayında 154,67 TL daha ek SPEK
Mart 2010 ayında 537,17 TL daha ek SPEK
Nisan 2010 ayında 154,67 TL daha ek SPEK
Mayıs 2010 ayında 154,67 TL daha ek SPEK
Haziran 2010 ayında 522,17 TL daha ek SPEK
Temmuz 2010 ayında 117,50 TL daha ek SPEK
Ağustos 2010 ayında 137,90 TL daha ek SPEK
Eylül 2010 ayında 605,75 TL daha ek SPEK
Ekim 2010 ayında 246,20 TL daha ek SPEK
Kasım 2010 ayında 216,80 TL daha ek SPEK
Aralık 2010 ayında 574,35 TL daha ek SPEK
Ocak 2011 ayında 107,12 TL daha ek SPEK
Şubat 2011 ayında 648,57 TL daha ek SPEK
Mart 2011 ayında 568,27 TL daha ek SPEK
Nisan 2011 ayında 577,85 TL daha ek SPEK
Mayıs 2011 ayında 577,85 TL daha ek SPEK
Haziran 2011 ayında 558,95 TL daha ek SPEK
Temmuz 2011 ayında 520,48 TL daha ek SPEK
Ağustos 2011 ayında 706,75 TL daha ek SPEK
Eylül 2011 ayında 1250,80 TL daha ek SPEK
Ekim 2011 ayında 706,75 TL daha ek SPEK
Kasım 2011 ayında 1262,61 TL daha ek SPEK
Aralık 2011 ayında 706,75 TL daha ek SPEK
Ocak 2012 ayında 706,03 TL daha ek SPEK
Şubat 2012 ayında 591,03 TL daha ek SPEK
Mart 2012 ayında 1356,03 TL daha ek SPEK
Nisan 2012 ayında 665,08 TL daha ek SPEK
Mayıs 2012 ayında 984,48 TL daha ek SPEK
Haziran 2012 ayında 1673,28 TL daha ek SPEK
Temmuz 2012 ayında 870,27 TL daha ek SPEK
Ağustos 2012 ayında 870,27 TL daha ek SPEK
Eylül 2012 ayında 1635,27 TL daha ek SPEK
Ekim 2012 ayında 870,27 TL daha ek SPEK
Kasım 2012 ayında 870,27 TL daha ek SPEK
Aralık 2012 ayında 1617,49 TL daha ek SPEK
Ocak 2013 ayında 1340,80 TL daha ek SPEK
Şubat 2013 ayında 1340,80 TL daha ek SPEK
Mart 2013 ayında 2105,80 TL daha ek SPEK
Nisan 2013 ayında 1340,80 TL daha ek SPEK
Mayıs 2013 ayında 1340,80 TL daha ek SPEK
Haziran 2013 ayında 2062,90 TL daha ek SPEK
Temmuz 2013 ayında 1224,18 TL daha ek SPEK
Ağustos 2013 ayında 2055,18 TL daha ek SPEK
Eylül 2013 ayında 2055,18 TL daha ek SPEK
Ekim 2013 ayında 1983,31 TL daha ek SPEK
Kasım 2013 ayında 1278,44 TL daha ek SPEK
Aralık 2013 ayında 1966,08 TL daha ek SPEK
Ocak 2014 ayında 1056,38 TL daha ek SPEK
Şubat 2014 ayında 1260,25 TL daha ek SPEK
Mart 2014 ayında 1642,75 TL daha ek SPEK ,
Eklenmesi gerektiğinin tespitine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili ve davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1-Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddedilmesi gerektiğini, davacının iddialarının ispat edemediğini, eksik inceleme ile hüküm verildiğini,
2- Davalı Kurum vekili; kesintili çalışma nedeniyle hak düşürücü sürenin resen gözetilmesi gerektiğini ve prime esas kazanç talebinin usulünce ispatlanamadığını, kurum aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüşlerdir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı adına 19.03.2002 – 15.11.2002 ve 02.12.2004 – 30.03.2014 tarihleri arasında davalı işyerinden hizmet bildirimi yapılmıştır. Kaldırma – gönderme ilamından sonra; Kurum tarafından zorunlu başvuru olumsuz cevaplanmış, tefrik kararı sonrası davanın konusu yalnızca prime esas kazanç tespiti talebi olmuştur. Davalı belediye tarafından sunulan ücret bordroları dikkate alınarak yasa gereği bildirilmesi gereken prime esas kazançlara göre, fark tespitlere karar verilmesi dosya kapsamına uygun bulunmuştur.
Davanın konusu prime esas kazanç tespiti olmasına göre, hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı açıktır. Yine Kurumun davada ki sıfatının davalı olmasına göre, Kurum aleyhine yargılama gideri – vekalet ücretine hükmedilmesi yerindedir gerekçesi ile Davalılar vekillerinin Sarız Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi 16.06.2022 tarih ve 2021/71 Esas – 2022/47 Karar sayılı ilamına yönelik istinaf başvurularının, HMK’ nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili ve davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1-Davalı … vekili; istinaf gerekçeleri ile kararı temyiz etmiştir.
2-Davalı Kurum vekili; istinaf gerekçeleri ile kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371, inci maddeleri.
2-Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanunun “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayıl Kanunun 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurulları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı …’ne yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11/01/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…