YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14031
KARAR NO : 2023/915
KARAR TARİHİ : 07.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2541 E., 2022/2511 K.
DAVACILAR : 1-… 2-… vekilleri Avukat …
DAVA TARİHİ : 18.05.2017
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 32. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/255 E., 2018/448 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen iş kazasından kaynaklanan manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, davacıların temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına dair taleplerinden vazgeçmiş olmaları nedeniyle duruşma talebinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı çocuğun manevi tazminat istemi hakkında kurulan hükme yönelik taraf temyizleri açısından;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriği ve davacı çocuk lehine ilk derece mahkemesince hüküm altına alınan manevi tazminat tutarına karşı davacı tarafça istinaf yoluna başvurulmamasına göre kabul/reddedilen ve taraflar yönünden temyize konu edilen miktarlar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Davacı eşin ve davalının diğer hükümlere yönelik temyiz itirazları yönünden;
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesi ile davacı …’nin eşi, diğer davacı …’im babası müteveffa …’in davalı kurumda demiryolu işçisi olarak çalışmakta iken, davalı işverenin yetkili işyeri temsilcileri tarafından, aşırı kâr yağışlı havada, tüm ekibin itirazlarına rağmen baskı ile çalıştırılmaları ve işyeri amiri tarafından kesilmesi gereken elektrik hatlarının kesilmemesi sonucu elektrik akımına kapılması sonucu yaralandıktan sonra geçirdiği septik şok sonucu vefat ettiğinden bahisle davacı eş … için 500.000,00 TL, davacı çocuk … için 300.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili savunmasında özetle iş kazasının meydana gelmesinde kendilerine yüklenecek bir kusur bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesinin 16.10.2018 tarih, 2017/255 Esas, 2018/448 Karar sayılı kararıyla davacı eş lehine 400.000,00 TL, davacı çocuk lehine 200.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.02.2020 tarih, 2018/4831 Esas, 2020/206 Karar sayılı kararıyla davacı …’in eşi diğer davacı …’nın babası olan müteveffa …’in davalı iş yerinde çalıştığı, demir yolu işçisi olduğu, 28.02.2012 tarihinde çalışırken yıldırım düşmesi sonucu elektrik akımına kapılıp yanarak öldüğü, ilk derece mahkemesi tarafından kusur raporu alındığı, kusur raporunda davalı işverenin %95, müteveffanın ise %5 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, söz konusu raporun usul ve yasaya uygun bulunduğu, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durumu, sosyal ve ekonomik durumları, müteveffa ile yakınlıkları, olayın vahameti birlikte değerlendirildiğinde hükmedilen tazminat miktarının taraflar arasında ki menfaat dengesine, hak ve nesafete uygun olduğu anlaşıldığından taraflarca yapılan itirazların yerinde görülmediği, ancak reddedilen kısım yönünden davalı vekili lehine hesaplanan vekalet ücretinin A.A.Ü.T.’ne göre hatalı olduğu anlaşıldığından bahisle davalı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı eş lehine 400.000,00 TL, davacı çocuk lehine 200.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 06.02.2020 tarih, 2018/4831 Esas, 2020/206 Karar, sayılı kararının davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 19.01.2021 tarih, 2020/7116 Esas, 2021/484 Karar sayılı kararı ile aralarında elektrik mühendisi iş güvenliği uzmanı bilirkişinin de bulunduğu, işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden kusurun oran ve aidiyetinin kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre belirlenmesi, ceza dava dosyasında alınan kusur raporları ile rücuan alacak dava dosyasında alınan kusur raporlarının değerlendirilmesi ve çelişkilerin giderilmesi konularında yeniden rapor alınıp, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına, karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak kusur raporu alınmasından sonra verilen 15.09.2021 tarih, 2018/4831 Esas, 2020/206 Karar sayılı karar ile bozma kararı uyarınca aldırılan ve içinde elektrik mühendisi iş güvenliği uzmanı da bulunan 24.05.2021 tanzim tarihli bilirkişi heyet raporu hükme esas alınarak neticede ölümle sonuçlanan iş kazasının meydana gelmesinde davalı işverenin %90, kazalı sigortalı murisin ise %10 oranında kusurlu olduklarının kabulü ile olayın meydana geliş şekli ile olay günü çalışma sırasındaki hava koşullarına rağmen çalışmaya devam ettirilmesi hususları da gözetilmek suretiyle davalı ve kazalı sigortalının belirlenen kusur durumları, davacıların muris ile yakınlıkları, sosyal ve ekonomik durumları, olayın oluş şekli ve vahameti ile caydırıcılık unsurları birlikte değerlendirildiğinde kazalı murisin kusur oranının bozma kararı öncesi alınan kusur raporuna göre %5 den %10’a yükselmesine rağmen, davacılar murisin eşi ve kızı yönünden önceki kararda takdir edilen manevi tazminat tutarlarının yerinde olduğu, zira hükmedilecek bu tazminat miktarının taraflar arasındaki menfaat dengesine, hak ve nesafete uygun olacağı gerekçeleri ile davacı eş lehine 400.000,00 TL, davacı çocuk lehine 200.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin anılan kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.03.2022 tarih, 2022/131 Esas, 2022/3647 Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, eş ve çocuk lehine hüküm altına alınan manevi tazminatların ayrı ayrı çok fazla olduğundan bahisle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B.Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesince bu bozma ilamına da uyulmasından sonra temyiz incelemesine konu 14.09.2022 tarih, 2022/2541 Esas, 2022/2511 Karar ile eş lehine 200.000,00 TL, çocuk lehine 100.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde taraf vekilleri temyiz istemlerinde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle manevi tazminatların az olduğunu,
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle manevi tazminatların fazla olduğunu, kusur oran ve aidiyetinin hatalı tespit edildiğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüşlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacılar lehine hüküm altına alınan manevi tazminatların miktarlarına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesi, 6908 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56 ncı maddesi, 26.06.1966 tarih ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 23.06.2004, 13/291-370 sayılı kararı.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371’nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2.Gerek mülga BK’nun 47 nci ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56 ncı maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görenin yakınlarına uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile zarar görenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Somut olayda davacılar lehine hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının açıklanan ilkelere uygun olarak takdir edildiği anlaşılmaktadır. Bunun yanında taraflar arasındaki kusur dağılımı bozma kararı kapsamı dışında kaldığından kazanılmış hak durumunu oluşturan bu yönün yeniden incelenmesine imkan bulunmadığı gibi, hüküm altına alınan tazminatlara uygulanması gereken faizin başlangıç tarihinde herhangi bir hukuka aykırılık da bulunmamaktadır.
3.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1-Davacı çocuk Kevser vekilinin temyiz dilekçesinin anılan davacı yönünden miktardan REDDİNE,
2-Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara yükletilmesine,
Dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…
…