Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14118 E. 2023/316 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14118
KARAR NO : 2023/316
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2543 E., 2022/1790 K.
DAHİLİ DAVALI : … Tur. İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. vekili Av. …
FER’Î MÜDAHİL : … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 20.11.2018
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/314 E., 2020/86 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1.Davacı asil dava dilekçesinde; davalı … isimli işyeri bünyesinde 1995 yılı Mayıs ayında işe başladığını, 1996 yılında vatani görevini ifa etmek üzere işten ayrıldığını, 1998 yılında tekrar aynı iş yerinde görevine resepsiyonist olarak devam ettiğini, daha sonra yapmış olduğu araştırmada 2007 yılı Şubat ayından 200 gün, 1995 ila 2000 yılları arasında ve yine 2008 ila 2009 yıllarında ise hiçbir şekilde sigorta bedelinin yatırılmamış olduğunu öğrendiğini, bu durum nedeniyle maddi-manevi mağduriyeti oluştuğunu ve emekliliğe hak kazanamadığını belirterek, davalı … Otel isimli işyerinde 1995 yılı ila 2009 yılları arasındaki hizmet süresinin tespit ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

2.Davacı vekili 05.07.2019 havale tarihli dilekçesi ile, müvekkilinin 1995 yılında … bünyesinde çalışmaya başladığını, aile firması olması hasebiyle işveren tarafından bir çok alanda görevlendirildiğini ve tüm verilen işleri hakkıyla yerine getirdiğini, 21.08.1996 yılında askerlik sebebi ile ara verdiği çalışmasına Mart 1998 yılında yine … Otelde kaldığı yerden devam ettiğini, …’de çalıştığı dönem sonrasında … ve … Otel sahibi olan … tarafından davalının da belirtmiş olduğu gibi 2006 yılında belediye tarafından satışa çıkarılan … Otel’in satın alındığını ve müvekkilinin …’in burada çalışması için bizzat eniştesi yani … tarafından görevlendirildiğini, davalının dilekçe ekinde sunmuş olduğu çalışanlara ait kimlik bilgilendirme formunda da görüleceği üzere … adres ve işyerine … kaşesi ve …’nın imzası ile müvekkilinin … çalışanı olarak …’da çalıştığının sabit olduğunu, aile şirketi olması sebebi ile tüm çalışma sürelerini ablası … ve eniştesi …’nın görevlendirdiği işyerlerinde geçirdiğini, … ve … firmasının ortaklarının … ve … olduğunu belirterek, …’in davaya dahil edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … ve … Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu işyerinin … Turizm İnş. Taah. Tic. Lti. Şti. olduğunu, davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının SGK’ya bildirimi yapılan günlerde çalışmasının söz konusu olduğunu, çalışmalarının kesintili olduğunu, 2006 yılından önceki iddia edilen çalışmalar yönünden hak düşürücü sürenin mevcut olduğunu, davacının müvekkil otel işletmesi şirketin ortaklarından …’nın kardeşi, ortak …’nın biraderi olduğunu, davacının ablası ve eniştesi ile hakaret ve tehdit dolu sözlerle kavga ettiğini, işyerinin müvekkili tarafından 2006 yılında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nden satın alındığını, 1995-2000 yılları arasında … isimli işyerinde çalışmasının mümkün olmadığını, 2006 yılında …’ın müvekkil şirket tarafından satın alınmasından sonra davacının işsiz olması, herhangi bir mesleğinin de olmayışı v.s nedenlerle müvekkil şirketi ortaklarından ablası ve eniştesi tarafından 13.12.2006 tarihinde işe başlama beyanı verilerek SGK kaydının yapıldığını ancak ablası ve eniştesi ile kavga edip müvekkil şirket ortaklarına ait evi ve işyerini bırakıp gittiği tarihlerde SGK kayıtlarının gerçek duruma uygun olarak çıkışının yapıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.

2.Fer’i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; hizmet tespiti davalarının 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davanın yasal süresi zarfında açılmadığını, davacının dosyasında yapılan incelemede adı geçen sigortalının dava dilekçesinde belirtilen süre içerisinde kesintisiz çalışmasını gösterir herhangi bir bordro v.s belgenin bulunmadığını, bu nedenle davacının çalıştığı iddialarının varsayımdan ibaret olduğunu, gerçeği yansıtmadığını, davanın sadece tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığını, tanıkların işyerine ait bordroda ismi geçen veya komşu işyeri çalışanları olması gerektiğini, davacının işyerinde tespiti istenen dönemlerde çalışmalarına delil olabilecek yazılı belgeler aranması gerektiğini, çalışmaların ayda 30 gün olup olmadığı, yapılan işin niteliği gereği 30 günden az çalışma yapılıp yapılamayacağı, sigortalının görevi ve bu görevi hangi saatlerde ve günlerde ifa ettiği, ücret alıp almadığı, davacının belirtilen tarihlerde, işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığı, ne iş yaptığı ayrıca aldığı ücret hususu ve belirtilen tarihler arasında sosyal yardım kuruluşlarından herhangi bir yardım alıp almadığı hususlarının resen araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkememizce yasal düzenlemeler ve Emsal Yargıtay içtihatları doğrultusunda bordro tanıkları, komşu işyeri tanıkları dinlenilmiş ve dinlenen bordro ve komşu işyeri tanıkları davacının talep dönemi olan 1995-2009 yılları arasında davacının hizmet akdi ile çalıştığına dair görgüye dair kesin ve inandırıcı beyanlarının olmadığı, davacının genel olarak otel sahibi… kahyanın kayın biraderi ve eşi … hanımın kardeşi olarak tanındığı gerekçeleriyle, “davanın reddine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel Mahkemece verilen kararda komşu iş yeri tanıklarının dinlenildiğinin belirtildiğini ancak bu hususta herhangi bir inceleme yapılmadığını, kararda bu hususun sehven yazıldığı kanaatinde olunduğunu, yerel mahkemece resen bordro tanığının dinlenmediği, davalıların göstermiş olduğu tanıkların beyanları esas alınmak suretiyle karar verildiği, müvekkilinin sigorta bildiriminin yapıldığı dönemlerde 10 defa işe giriş ve çıkış bildirgelerinin kuruma verildiği, verilen bildirgelerin gerçeğe aykırı düzenlendiği belirtilmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verildi.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf gerekçelerini tekrarla verilen kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2) Dava, 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9. maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”

Hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların hizmetlerin tespitine ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu çerçevede hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyerek, gerekli araştırmaların re’sen yapılması ve kanıtların toplanması gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır.

3) 6100 sayılı HMK m. 119/1-e gereğince davacının, iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini bildirmek, m. 194 gereğince de taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.

Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.

Somutlaştırma yükü, genel anlamda tarafların açıklama ödevinin bir parçası ve layihalar teatisi aşamasındaki tezahür şeklidir. Somutlaştırma yükü, basit yargılama ve kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda da geçerlidir.

HMK m. 31 gereğince, Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir. Davaya konu talebin somutlaştırılmaması halinde önce hâkim, m. 31 ve 119/1-e gereğince davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini davacıdan istemeli, gerekirse tarafa açıklattırma yaptırmalı, bu eksiklik giderildikten sonra yargılamaya devam etmelidir.

4) Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.

Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
Somut olayda, yukarıdaki açıklamalar kapsamında yeterli araştırma yapılmadığı, davacının talebine konu dönem içerisinde, … sicil sayılı dosyada işlem gören davalı … Turizm İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. ile dava dışı … sicil sayılı dosyada işlem gören dava dışı … unvanlı iş yerinden ve … sicil sayılı dosyada işlem gören dava dışı…unvanlı iş yerinden bir kısım sigortalı çalışmalarının Kuruma bildirildiği anlaşılmakla, öncelikle davacı yanın beyanı alınmak suretiyle, hangi tarihlerde hangi işverenlik nezdinde kimlerle çalıştığı sorulmak kaydıyla, talebi somutlaştırılmalı, talebine konu dönemde dava dışı iş yerlerinden yapılan bildirimlerin iptalini talep edip etmediği sorulmalı, iptalini talep ettiği takdirde HMK’nın 124. maddesi uyarınca, davaya usulüne uygun şekilde dahil edilmeli ve davaya dahil edilen işverenlerin de göstereceği deliller toplanmalı, dava dışı … ve … unvanlı iş yerlerinden davacının talebine konu dönemde bildirimi yapılan bordro tanıklarından yeteri kadarının ifadelerine başvurularak, davacının çalışmalarına ilişkin bilgi ve görgülerine başvurulmalı, yine dosya kapsamında dinlenen bir kısım tanıkların davalı …’da çalıştıklarını ifade etmelerine karşın, sigortalı bildirimlerinin davalı … Turizm İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. nezdinde yapıldığının anlaşılması karşısında, davalıların ayrı tüzel kişilikleri olup olmadığı, aynı adreste faaliyet gösterip göstermedikleri, kapsama alınış tarihleri, iş yeri tescil bilgileri temin edilmek suretiyle araştırılmalı, eylemli çalışmanın var olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.