YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14127
KARAR NO : 2023/349
KARAR TARİHİ : 16.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/762 E., 2022/1537 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 22.01.2021
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/35 E., 2022/6 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, Kuruma 26.07.2008 tarihiyle Bağ-Kur işe giriş bildirgesi verdiğini ve 04.10.2000 tarihiyle tescilinin yapıldığını, oysa şirket ortaklığının 22.04.1994 tarihiyle mevcut olduğunu, bu nedenle Kurumun tescil işlemine 06.10.2020 tarihli dilekçesi ile itiraz ettiğini, bu itirazına Kurumun 12.10.2020 tarihli ve 12207410 sayılı yazısı ile ret cevabı verildiğini, 22.04.1994 tarihinden doğacak borçla 7256 sayılı yapılandırma başvurusunun da Kurumca reddedildiğini, Bağ-Kur başlangıcının 22.04.1994 tarihiyle ve 7256 sayılı Kanun’undan yararlanma hakkı bulunduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, Kurum kayıtlarının incelendiğini, kayıtlarına 26.07.2008- 56542 varide alarak giren Bağ-Kur giriş bildirgesine istinaden 1362 490 118 Bağ- numarasıyla esnaf Bağ-Kur sigortasına 04.10.2000 tarihiyle yapıldığını ve bu sigortalılığının 31.01.2018 tarihine kadar aralıklı olarak devam ettiğini, tescilinin yapıldığı 04.10.2000 tarihinden önce Kuruma tescil ile ilgili müracaatı ve prim ödemesi bulunmadığını, 1479 sayılı Kanun’un geçici 18 inci maddesi gereğince 04.10.2000 tarihi öncesi sigortalılık tescilinin mümkün olmadığını, davacı talebinin geçici 18 inci maddeye aykırı olduğunu, bu nedenle 04.10.2000 tarihi öncesi esnaf Bağ-Kur sigortalılık tescil talebinin yersiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının bahsi geçen Kanunların tanıdığı tescil ve borçlanma hakkını yasal süreler içinde kullanmadığı ve davaya konu edilen 22.04.1994 tarihi ve sonrasında 04.10.2000 tarihine kadar Kuruma 4/b esnaf bağkur sigortalısı olarak prim ödemesinde bulunmadığı, davacının süreçte 1479 sayılı Kanunda ve devamında 5510 sayılı Kanunda 4/b esnaf bağkurlulukla ilgili tescil haklarına ilişkin yasal değişikliklerle tanınan yasal hakları yasal sürelerde kullanmadığı dikkate alındığında, davalı Kurumda 04.10.2000 tarihi ve 1362 400 118 Bağ- numarasıyla 4/b sigortalılık tescil kaydı bulunan davacı …’in 22.04.1994 tarihinden esnaf Bağ-Kur sigortalılık (4/b) talebinin yerinde olmadığı gibi davalı kurumun davacının 7256 sayılı Kanuna göre borç yapılandırma başvurusunu reddetmiş olmasında mevzuata aykırılık olmadığı anlaşılmış ve davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, Davacının şirket ortaklığı nedeni ile şirketin vergi kaydının başlangıç tarihi olan 22.04.1994 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılması gerektiğini, davanın reddinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; dosya kapsamından; 26.07.2008 tarihinde Kuruma intikal eden giriş bildirgesi üzerine davacının, … Hafriyat İnş. Taah. Müh. Mad. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ndeki ortaklığına dayalı olarak 04.10.2000 tarihinden geçerli olmak üzere 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, şirket ortaklığı nedeniyle 29.04.1994 tarihinden itibaren Oda kaydı, 22.04.1994 tarihinden itibaren sicil kaydı bulunduğu, davacının 22.04.1994-04.10.2000 tarihleri arasında da 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı sayılması için Kuruma yaptığı başvuruya olumsuz cevap verildiği, 4956 sayılı Kanun’un 47 inci maddesi ile 1479 sayılı Kanun’a eklenen geçici 18 inci maddenin yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihinden önce Kuruma kayıt ve tescil talebinde bulunmamış ve Kurum tarafından da resen kayıt ve tescili yapılmamış olan davacının; vergi, esnaf sicil veya meslek kuruluşu kayıtlarına dayalı olarak uyuşmazlık konusu 22.04.1994-04.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı sayılmasına yasal olanak bulunmadığından ve bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden davacının istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince esasdan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık,davacının bağ-kur sigortalılığının 22.04.1994 tarihinden başlatılması ile 7256 sayılı Kanun’dan yararlanması gerektiğinin tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun’un 24, 25, 26, geçici 18 inci ve 5510 sayılı Kanun’un geçici 8 inci maddesidir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…