Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14301 E. 2022/16897 K. 28.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14301
KARAR NO : 2022/16897
KARAR TARİHİ : 28.12.2022

Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
No :

Dava, evlilik yardımının yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; 30/09/2016 tarihinde evlendikten sonra 26/07/2018 tarihinde evlilik yardımı için başvuru yaptığını, talebinin “eski eşiyle evlendiğiniz tespit edilmiş olup, hakkınızda araştırma yapıldığından sonucu tarafınıza bildirilecektir” 05/08/2018 tarihinde cevap verildiğini geçen süre bakımından zımmen reddedildiğini, davacının 14/05/1993 yılında boşandığını 23 yıl sonra 30/09/2016 tarihinde tekrar evlendiğini, boşanmadan muvazaa olmadığını kurumun evlilik yardımı yapması gerektiğini, evlilik yardımının kuruma başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
II-CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 27/03/2011 tarihinden itibaren murisi Halil Matır’a ait 3/853068 sicil numaralı dosyadan yetim aylığı aldığı ve 09/09/2016 tarihinde kesildiğini, davacının evlilik nedeniyle evlilik yardımı talebi üzerine boşandığı eşiyle yeniden evlendiğini, 5510 Sayılı Yasanın 56. Maddesi uyarınca eski eşiyle birlikte yaşayıp yaşamadığı yönünde denetmenlerce inceleme yapılmakta olduğunu, sonucunun beklendiğini, evlilik yardımı yapılmadığını, müvekkili yönünden reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
“…Yapılan SGK tahkikatında davacının 01/10/2008-31/12/2013 ve 05/09/2016 -30/09/2016 tarihleri arasında eski eşi ile birlikte aynı çatı altında yaşadığı tespiti ile 18/10/2021 tarihli kurum yazısı ile ödenen aylıkların iadesine karar verildiği ve aylığın iptal edildiği dikkate alındığında davacının çeyiz parası alabilmesi için öncelikle aylık alıyor olması gerekmekte olup, ilgili İstinaf ilamında da belirtildiği gibi davacının kurum işlemi ve tahkikat neticesinde aylığının kesildiği, buna karşılık davacının aylığın kesilmesine karşılık yargı yoluna gitmediği, buna ilişkin 28/12/2021 tarihli celsede süre verilmiş olduğu dikkate alındığında davacının istemine ilişkin olarak şartları oluşmadığı…”gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin eski eşiyle 23 yıl ayrı kaldığını ve nihayetinde çocuklarının ve yakınlarının tarafları bir araya getirmesiyle tekrar evlendiklerini, tarafların sırf çeyiz parası almak için 23 yıl gibi uzun bir süre ayrı kalmasının düşünülemez olduğunu, müvekkili idare hakkında davalı idarenin Burdur İcra Müdürlüğünün 2022/4558 esas sayılı dosyası ile müvekkile ödenen aylıkların iadesi anlamında takip başlatmasına rağmen müvekkilinin süresi içerisinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, dolayısıyla müvekkilinin yargı yoluna başvurduğunu, mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ
Davacı vekili,istinaf dilekçe içeriğini tekrarla mahkeme kararının bozulmasını istemiştir
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME
Somut uyuşmazlıkta, 14/05/1993 yılında boşandığı eşiyle, 30/09/2016 tarihinde tekrar evlenen davacının evlendikten sonra 26/07/2018 tarihinde evlilik yardımı için Kuruma başvuru yaptığı,Kurum da eski eşle evlenen davacı hakkında yaptığı inceleme sonucunda düzenlendiği 09.07.2021 tarihli inceleme raporunda,davacı ve eşinin,boşandıkları dönem içinde, 01.10.2008 – 31.2.2013, 05.09.2016 – 30.09.2016 tarihleri arasında fiilen birlikte yaşadıkları, 02.06.2011 – 20.03.2016 ve 25.07.2016 – 14.10.2016 tarihleri arasında da birlikte yaşadıkları yönünden kuvvetli delillerin olması nedeniyle … ili içinde yapılacak denetimle araştırılması gerektiği sonucuna varıldığından,davacının talep etmiş olduğu evlenme yardımının Kurumca reddedildiği,açılan davada da Mahkemece,davacının çeyiz parası alabilmesi için öncelikle aylık alıyor olması gerektiği, davacının kurum işlemi ve tahkikat raporuna karşı yargı yoluna gitmediği, gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
5510 sayılı Kanunun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir.
5510 sayılı Kanunun 56. maddesinin ikinci fıkrası, daha önceki sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen (eylemli olarak) birlikte yaşama olgusu, gelir/aylık kesme nedeni olarak düzenlendiği gibi, eylemli olarak birlikte yaşama, aynı zamanda gelir-aylık bağlama engeli olarak da benimsenmiştir. Burada, eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun/durumunun tanımlanması, hukuki sınır ve çerçevesinin çizilip ortaya konulması önem arz etmektedir. Taraflar arasında hangi hukuki sebep ve maddi vakıaya dayanmış olursa olsun sona ermiş evlilik birliğinin hak ve yükümlülüklerinin sürdürüldüğü beraberlikler veya kesinleşmiş yargı kararına bağlı olarak gerçekleşmiş boşanmanın var olan-olası sonuçlarını ortadan kaldırıcı/giderici nitelikteki birliktelikler madde kapsamında değerlendirilmeli, ortak çocuk-çocuklar yönünden, boşanma kararına bağlanan veya bağlanmayan kişisel ilişkilerin yürütülmesini sağlamaya yönelik olarak, eşlerin belirli aralıklarda ve günlerde zorunlu şekilde bir araya gelmeleri durumunda ise Kanun koyucunun bu türden ilişkinin varlığının gelir-aylık bağlanmaması veya kesilmesi nedeni olarak öngörmediği kabul edilmeli, boşanılan eşle kurulan-yürütülen ilişkinin, eylemli olarak birlikte yaşama kavramı kapsamında yer alıp almadığı dikkatlice irdelenerek saptama yapılmalıdır.
İnceleme konusu 56. maddede, “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle” ibareleri yer aldığından, birden fazla evlilik ve doğal olarak birden fazla boşanmanın gerçekleşmiş olması durumunda, boşanılan herhangi bir eşle eylemli olarak birlikte yaşama durumunda madde hükmünün uygulanacağı gözetilmelidir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 56. maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada, özellikle, Anayasa’nın 20., 5510 sayılı Kanunun 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, medula sisteminde kayıtlarda görülen adresler ilgili sağlık kuruluşlarından araştırılmalı, eşlerin boşanma sebebi, boşanma ilamında velayet, çocukla kişisel ilişki, nafaka, tazminat hükümleri varsa nasıl yerine getirildikleri belirlenmeli, boşanılan eş 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta ise ödeme için adına açılan banka hesabında kayıtlı yerleşim yeri saptanmalı, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden geniş kapsamlı Kolluk araştırması yapılmalı, anılan mahallelerde görev yapmış/yapmakta olan muhtar ve azalardan istem hakkında düşünce edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, Kurum işlemine dayanak tutanakları tutan görevliler dinlenilmeli, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra, birlikte yaşam olgusunun varlığının tespiti halinde mevcut karar gibi,aksinin tespiti halinde ise elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi kararının HMK’nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak, temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 28/12/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.