Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14350 E. 2023/446 K. 18.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14350
KARAR NO : 2023/446
KARAR TARİHİ : 18.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1160 E., 2022/1627 K.
DAVALILAR :1- Anadolu … Otomotiv Sanayii ve Ticaret A.Ş.
vekili Avukat …
2- … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 20.10.2021
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/323 E., 2022/142 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali ve sürekli iş göremezlik geliri bağlanması istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalı şirket nezninde 20.02.2004 tarihinde Trim bölümünde montaj elemanı olarak çalışmaya başladığını, İş yerindeki tüm istasyonlarda çalışmış ancak ağırlıklı olarak cam montaj ve sökme işlemini manuel şekilde gerçekleştirdiğini, müvekkilinin günde 100-120 kez otobüslerin 20-80 kg ağırlığındaki camlarını tezgah üzerinden alıp başının üzerine kaldırarak monte ettiğini, Müvekkilinin bu işlemi yapmak için gerekli platformun sağlanmasını talep etmişse de işverence bu talebi dikkate alınmadığını, Otobüs içindeki boruların montajını yapmak için diz çökerek havalı el aletleriyle delme ve sıkma işi yaptığını, bu nedenle de ellerinde ve dizlerinde ağrılar ve sinir sıkışmaları meydana geldiğini, … 1. İş Mahkemesinin 2018/97 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin meslek hastalığından dolayı maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, … Meslek Hastalıkları Hastanesinin düzenlemiş olduğu 16.10.2015, 03.06.2016, 19.10.2017 tarihli raporlarda müvekkilinin Bilateral Karpal Tünel Sendromu, İmpingement Sendromu, Servikal Disk Bozuklukları, İntervertebral Disk Bozuklukları (Lomber) arızalarının mesleki olduğunun belirtildiğini, 05.04.2019 tarihli Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespitine İlişkin Sağlık Kurulu Raporuna göre; müvekkilinin maluliyetinin %67 olarak belirlendiğini ve bu maluliyet oranı üzerinden kendisine maaş bağlandığını, daha sonra SGK 13.04.2021 tarihli raporu ile müvekkilinin maluliyetinin %0 olduğuna karar verdiğini, İşbu karara karşı taraflarınca 15.12.2020 tarihli dilekçe ile itiraz edildiğini, itizarları sonucunda dosya Yüksek Sağlık Kuruluna sevk edildiğini ve Yüksek Sağlık Kurulu tarafından itirazlarının reddedildiğini, Sosyal Güvenlik Kurumunun 18.05.2021 tarihli cevabi yazısında Yüksek Sağlık Kurulu tarafından maluliyet oranının %0 olarak tespit edilmesi nedeniyle peşin sermaye değeri bağlanılamadığının belirtildiğini, öte yandan … 1. İş Mahkemesinin 2018/97 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin maluliyet oranına karşı itirazlarını yineleyerek müvekkilinin maluliyetinin tespiti için dosyanın Adli Tıp Kurumuna sevki ile yeniden maluliyet raporu düzenlenmesinin talep edildiğini, Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun 40968900-101.01.01/2020/108470-2760 sayılı, 18.08.2021 tarihli raporu ile müvekkilinin maluliyet oranının %51 olarak tespit edildiğini, Sosyal Güvenlik Kurumunun bağlayacağı gelire ilişkin peşin sermaye değeri … 1. İş Mahkemesinin 2018/97 Esas sayılı dosyasında hesaplanacak maddi tazminatı etkileyeceğinden işbu davayı açma zorunluluğu doğduğunu belirterek müvekkilinin geçirdiği davaya konu meslek hastalığı sonucunda oluşan maluliyet oranının Adli Tıp İkinci Üst Kurulunun 40968900-101.01.01/2020/108470-2760 sayılı 18.08.2021 tarihli raporu doğrultusunda %51 olduğunun tespiti ile kurum işleminin iptaline, müvekkiline maluliyet oranına göre maluliyet aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1-Davalı … Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. cevap dilekçesinde; davacı şahısın davalı iş yerinde 20.02.2004 tarihinden itibaren sigortalı olması sebebi ile, 506 sayılı Kanun’un 53/B maddesi kapsamında malüliyet aylığı almaya hak kazanamadığı tespit edilmiş olup, yapılan işlem kanuna ve esasa uygun olduğunu, 506 sayılı Kanun’un 53/B maddesinde “Bu Kanun kapsamında ilk defa çalışmaya başladıkları tarihte mevcut hastalık veya arızası bulunanlar bu hastalık veya arızasının malul sayılmayı gerektirecek düzeyde olmadığını Kurum veya Kurum dışındaki hastanelerden işe girmeden önce alınmış, usulüne uygun sağlık raporu ve dayanağı tıbbi belgelerle kanıtlamakla yükümlüdürler. Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte, malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalık ve arızalarının bulunduğu önceden veya sonradan tespit edilen sigortalılar bu hastalık veya arızaları nedeni ile malullük sigortası yardımlarından yararlanamazlar.” şeklinde düzenleme mevcut olduğunu, Nitekim Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2015/6913 Esas, 2016/2297 karar ve 18.02.2016 tarihli ilamında özetle “Davacı, kurum işleminin iptaliyle malullük oranın % 84 olduğunun tespitiyle mallullük aylığı almaya hak kazandığına karar verilmesini istemiştir. Bu Kanun kapsamında ilk defa çalışmaya başladıkları tarihte mevcut hastalık veya arızası bulunanlar bu hastalık veya arızasının malul sayılmayı gerektirecek düzeyde olmadığını Kurum veya Kurum dışındaki hastanelerden işe girmeden önce alınmış, usulüne uygun sağlık raporu ve dayanağı tıbbi belgelerle kanıtlamakla yükümlüdürler. Sigortalı olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte, malul sayılmayı gerektirecek derecede hastalık ve arızalarının bulunduğu önceden veya sonradan tespit edilen sigortalılar bu hastalık veya arızaları nedeni ile malullük sigortası yardımlarından yararlanamazlar.” düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda, davacının SSK kapsamındaki sigortalılığının 12.07.2005 tarihinde başladığı ve davacının maluliyet başlangıç tarihinin 02.04.1997 tarihi olduğu, maluliyetini gerektirir rahatsızlığı ile sigortalı çalışmaya başladığı anlaşıldığından 5510 sayılı Kanun’un 25. maddesi ve 506 Sayılı Kanun’un 53. maddesi gereğince maluliyet aylığı bağlanmasının mümkün olmadığı, ayrıca 5510 Sayılı Kanun’un geçici 10. maddesinde yer alan 15 yıl sigortalılık ve 3600 gün prim ödeme şartlarının da davacı bakımından oluşmadığı görülmektedir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekir.” mezkür yargıtay ilamı doğrultusunda davacı tarafından açılan davanın reddine karar verilmesini savunduğu anlaşılmıştır.

2-Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu’nun 121. maddesine göre dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek, Mahkemeye verilmesi ve başka yerlerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayıcı açıklamanın dilekçede yer almasının zorunlu olduğunu, davacı “Belgelerin birlikte verilmesi” kuralını düzenleyen bu hükme aykırı hareket ettiğini ve dava dilekçesinde belirttiği ekleri taraflarına tebliğ ettirmediğini, Yargıtayın yerleşik kararlarına göre iş kazası ve meslek hastalığının tespiti ile iş göremezlik oranının tespiti için açılan davalarda SGK’nın da hasım olarak gösterilmesinin gerektiğini, husumet itirazında bulunduklarını, anılan usulü eksiklik nedeni ile de davanın reddinin gerektiğini, davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranının %0 olduğunu, müvekkili şirket nezdinde çalıştığı hiçbir bölüm meslek hastalığına yakalanmasına neden olacak nitelikte olmayıp iddia edilen hastalık meslek hastalığı olmadığı gibi müvekkili nezdinde ifa edilen işten kaynaklı da olmadığını, davacının 20.02.2004-30.11.2017 tarihleri arasında müvekkiline ait işyerinde çalıştığını, dava dilekçesinde belirtilen meslek hastalığı tanımlamasına ve bu nedenle zarara uğranıldığı iddialarına itiraz ettiklerini, davacı Montaj İşçiliği-A- görev tanımı ile çalışmakta olup yaptığı işin meslek hastalığına sebep olmasının kesinlikle mümkün olmadığını, …’nun 2004 yılından beri fabrikalarında çalıştığını, bunun 3 senesin de yeni araç dizaynı ve imalatı yapılan Prototip atölye de, diğer sürelerde de Midibüs trim bölümün de çalıştığını, bu bölüm ürettikleri midibüslerin iç aksamlarının ( kontrol paneli, döşeme, koltuk, aydınlatma-ısıtma elemanları, cam, perde vb.) montajının yapıldığı bölüm olduğunu, yaklaşık 115 kişi bu hatta çalıştığını ve hattın 17 istasyondan oluştuğunu, günlük üretimlerinin 8 -11 araç arası değiştiğini, davacının yaptığı işin meslek hastalığına sebep olması kesinlikle mümkün olmadığını, aksi halde 15-20 yıldır fabrikada personelin tamamının benzer şekilde boyun ağrısı, bel ağrısı hastalığına yakalanması gerektiğini, böyle bir tek vaka dahi söz konusu olmadığını, davacının müvekkili … Otomotiv San. ve Tic. AŞ nezdinde çalıştığı dönemde yaptığı iş otomotiv montaj işçiliği olup çalışma ortamı kesinlikle meslek hastalığına yakalanmasına sebep olabilecek nitelikte olmadığını, bu nedenle davacı tarafça ortaya atılan asılsız ve mesnetsiz iddiaları kabul etmediklerini, davanın reddini talep ettiklerini, davacının iddia ettiği hastalığın çalışma şartlarına bağlı olmaksızın da ortaya çıkan hastalıklardan olup öncelikle davacının tıbbi geçmişinin araştırılmasını, yaptığı işle ve çalıştığı ortamla ilişkisi bulunmadığının tespitinin gerektiğini, nitekim davacıya ait işyeri özlük dosyası içerisinde sunulan … Kocaeli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü İzmit Sosyal Güvenlik Merkezinin 18.05.2021 tarihli yazısında davacının sürekli iş göremezlik derecesinin %0 olarak tespit edildiğini, yine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun 10.03.2021 tarihli ve 20221/4152 Sayılı raporunda davacının meslekte kazanma gücü kaybı oranın %0 olduğuna karar verildiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen Adli Tıp Üst Kurulunun 18.08.2021 tarihli Adli Tıp İkinci Üst Kurulu tarafından hazırlanan 40968900-101.01.01/2020/108470-2760 sayılı Adli Tıp Mütalaası’na itirazlarını sunduklarını ve itirazları doğrultusunda denetime elverişli, somut olayın özelliklerine uygun rapor tanzimi için dosyanın alanında uzman üniversite hastanelerinden oluşturulacak heyete sevk edilmesinin talep edildiğini, davacının meslek hastalığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının bu iddialarını ispat edemediğini, Müvekkili işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi aldığını, koruma araç ve gereçlerini noksansız olarak bulundurduğunu, bu kapsamda müvekkili şirketin İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü’nün 59. maddesi gereğince meslek hastalıklarının meydana gelmesine sebep olan işlerde çalışanların maruz bulundukları tehlike ve zararlara karşı alınacak genel koruyucu tüm tedbirleri almakta ve bu tedbirlere uyulup uyulmadığına ilişkin denetlemelerini ve yükümlülüklerini harfiyen yerine getirdiğini, Müvekkili şirketin çalışanları ve adaylarına eğitmen tarafından ergonomi ölçümlerinin yapıldığını, burada kısaca bel/boyun çevirme açıları, el sıkma gücü, ayak bileği kaldırma gibi kriterlerde ölçümleri alındığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini savunduğu anlaşılmıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile meslek hastalığından dolayı … 1. İş mahkemesinde atk raporları aldırılmış olup, mahkemece yeniden rapor aldırılmamıştır. Aldırılan raporlar uyarınca davacıda görülen Bilateral Karpal Tünel Sendromu ve İmpingement Sendromu Arızalarının meslek hastalığı olduğu ve maluliyetinin 07.12.2019 dan itibaren %51 (yüzdeellibir) olduğunun tespitine karar verilmiştir. Ancak davacının maaş bağlanması talebi yönünden ise, maluliyet tespitine ilişkin mahkememizce verilen kararın kesinleşmesinden sonra kurumun maaş bağlamaması durumu ortaya çıkar ise davacının bu talebini ileri sürmesi mümkün olup, şu aşamada hukuki yarar bulunmadığından bu talebin reddine karar verilerek, davanın kısmen kabul, kısman reddi ile, Adli Tıp 2. Üst Kurulunun 40968900-101.01.01/2020/108470-2760 sayılı 18.08.2021 tarihli raporuna göre davacıda görülen Bilateral Karpal Tünel Sendromu ve İmpingement Sendromu Arızalarının meslek hastalığı olduğunun kabulü ile maluliyetinin 07.12.2019 dan itibaren %51 (yüzdeellibir) olduğunun tespitine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1-Davalı … Otomotiv San. ve Tic. A.Ş istinaf dilekçesinde Hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, yeniden bilirkişi incelemesi yapılması taleplerinin dikkate alınmadığını, ispat hakları hiçe sayılarak hüküm kurulduğunu, eksik inceleme ile deliller toplanmadan karar verildiğini, davacının çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı bulunmadığını, Adli Tıp ikinci üst kurulu raporunda delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, davacının çalıştığı görevlerin hiçbirisinin meslek hastalığına sebep olabilecek nitelikte olmadığını, çalışma sırasında kullanılan “havalı tabanca” gibi araç-gereçlerin “bilateralkarpal tünel sendromu ve impingementsendromu”na sebebiyet vermeyecek mahiyette olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

2-Davalı Kurum Başkanlığı istinaf dilekçesinde: Somut olayda, davacının SSK kapsamındaki sigortalılığının 12.07.2005 tarihinde başladığını ve davacının maluliyet başlangıç tarihinin 02.04.1997 tarihi olduğunu, maluliyetini gerektirir rahatsızlığı ile sigortalı çalışmaya başladığı anlaşıldığından 5510 Sayılı Kanun’un 25. maddesi ve 506 sayılı Kanun’un 53. maddesi gereğince maluliyet aylığı bağlanmasının mümkün olmadığını, ayrıca 5510 sayılı Kanun’un geçici 10. maddesinde yer alan 15 yıl sigortalılık ve 3600 gün prim ödeme şartlarının da davacı bakımından oluşmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan raporların ATK tarafından düzenlendiği, Mahkemece somut davada usul ve yasaya uygun şekilde Yargıtay 10.ve (kapatılan) 21.Hukuk Dairelerinin bu tür davalar için itirazın giderilmesine ilişkin belirlediği esas ve usul çerçevesinde ATK 3. İhtisas kurulundan rapor aldırıp, bu rapor ile YSK raporu arasında çelişkinin giderilmesi için ATK 2. Üst Kurulundan rapor aldırarak bu şekilde çelişkiyi giderdiği, Adli Tıp Kurumu mevzuatı gereğince ATK 2. Üst Kurulu raporuna karşı gidilebilecek başka bir mercii olmadığından ve bu kurul tarafından düzenlenen rapor denetime elverişli, dosya kapsamında bulunan önce tüm rapor ve belgeler doğru şekilde değerlendirilerek düzenlenmiş olmakla raporda herhangi bir eksiklik olmadığından mahkemece bu rapora itibar edilerek davalı sigortalının iş kazası sonrası uğradığı maluliyet oranının tespitinde usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığı, davalının itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir ve davalıların istinaf başvurularının HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1- Davalı … Otomotiv San. ve Tic. A.Ş dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesinin kurduğu hüküm Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun temel ilkelerinden biri olan “hukuki dinlenilme hakkını” ihlal ettiğini, İlk Derece Mahkemesi var olan deliller arasındaki çelişkiye rağmen yeniden bilirkişi inceleme talebimizi reddettiğini, ispat hakkını hiçe sayarak hüküm kurduğunu ve Bölge Adliye mahkemesi de bu hukuki hatayı devam ettirdiğini, Yüksek Sağlık Kurulu raporunda da belirtildiği üzere davacının meslekte kazanma gücü kaybının bulunmadığını davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

2- Davalı Kurum temyizi; 510 sayılı Kanun’un 25. maddesi ve 506 sayılı Kanun’un 53. maddesi gereğince maluliyet aylığı bağlanmasının mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ve sürekli iş göremezlik geliri bağlanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 14, 58 ve 95. inci maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup feri müdahil Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler ve ATK 2. üst Kurulunun 01.01.2020 tarihli raporunda Kişide tespit edilen Bilateral Karpal Tünel Sendromu ve İmpingement Sendromunu arızalarının mevcut belgelere göre mesleki olduğunun kabulü gerektiği, Darıca Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin Sol Omuz MRG tetkikinin çekim tarihi olan 07.12.2019’dan itibaren E cetveline (yaşına) göre %51.0 (yüzdeellibirnoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağına dair raporu ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.