Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14383 E. 2023/164 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14383
KARAR NO : 2023/164
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/155 E., 2022/311 K.
DAVA TARİHİ : 13.07.2020
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Bağ-Kur sigortalılık tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı Kurumda 01.01.1987 tarihli işe giriş bildirgesi bulunduğunu, 1479 sayılı Kanun’a 4956 sayılı Kanun’la eklenen Geçici 18 inci madde hükmü gereğince 04.10.2000 tarihinden itibaren 1479 sayılı Kanun’a tabi Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin 01.10.2008 tarihi itibariyle yapıldığını, 01.01.1987 tarihinden itibaren esnaf sicil kaydının bulunduğunu ve bu tarihte vergi kaydının açılmış olmasına rağmen Kurum tarafından Bağ-Kur tescil kaydının yapılmadığını, 1479 sayılı Kanun’un 3165 sayılı Kanun’la değişik hükmü gereği sigortalılığının vergi kaydının başlangıç tarihi itibariyle zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olarak tescilinin yapılması gerektiğini beyanla müvekkilinin sigorta başlangıç tarihinin, vergi kaydı başlangıç tarihi olan 01.01.1987 tarihinden itibaren tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili; işbu davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra ikame edilmiş olması nedeniyle davanın zamanaşımına uğradığını, davacının fiili olarak Bağ-Kur sigortalısı olarak çalıştığını müvekkili Kurum kayıtlarına eşdeğer belgelerle ispatlamasını gerektiğini beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli ve 2020/187E., 2021/35 K. sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.11.2021 tarihli ve 2021/878 Esas, 2021/1663 Karar sayılı kararıyla; mahkeme hükmü yerinde görülerek istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Daire kararında; Kuruma başvuru şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…Davacının dosya kapsamından 01/10/2008 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalılık kaydının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı 01/01/1987 tarihinden itibaren vergi mükellefi olduğu sürelere ilişkin Bağ-Kur sigortalılığının tespitini talep etmişse de 1479 sayılı Yasa’nın geçici 18. maddesi uyarınca davacının vergiye kayıtlı olduğu tarihlere ilişkin sigortalı sayılabilmesi için kanunun yürürlük tarihi olan 02/08/2003 tarihinden itibaren 6 ay içinde kuruma yazılı olarak başvurma ve sigortalılık şartlarını taşıdığı süreleri belgeleyerek belgelenen bu sürelere ilişkin olarak hesaplanacak olan prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde ödemesi gerektiği ancak somut olayda davacı tarafından bu şartların yerine getirilmemiş olduğu anlaşıldığından 01/10/2008 tarihi öncesi vergiye kayıtlı olunan dönemin 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığı ve davacının vergi kaydının bulunduğu 01/01/1987-01/10/2008 tarihleri arasında bağkur sigortalısı olarak tespitine ilişkin talebin yerinde olmadığı anlaşılmakla davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur., … ” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ödemelerin yapılmamış olmasının sonuca etkili olmayacağını, sigortalılığın kendiliğinden başlaması gerektiğini, sigortalılığın vazgeçilmez hak olduğunu, yanılgılı değerlendirme sonucu karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Bağ-Kur sigortalılık tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun’un 24 ve Geçici 18 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 8 inci maddesi

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, Mahkemenin 03.10.2000 tarihine kadar olan kısım yönünden vermiş olduğu red kararı yerinde görülmüş ise de bu tarih sonrası için yapılan irdelemenin eksik incelemeye dayalı olduğu anlaşılmıştır.

2. Bazı maddeleri dışında (01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’la) mülga 1479 sayılı Kanun’da 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesine paralel nitelikte bir düzenleme bulunmadığı için kural olarak hizmet tespiti davası açılmasının mümkün olmadığını dikkate alan kanun koyucu, sigortalılık niteliğini taşıdıkları halde Kuruma tescil edilmemiş kişilere zaman zaman tescil imkânı tanınmış ve ayrıca istek halinde primi ödenmek şartıyla geçmişteki çalışmaların değerlendirilmesi sağlanmıştır.

3.Bu amaçla ilk defa 2654 sayılı Kanun ile 1972 – 1982 yılları arasındaki vergiye kayıtlı süreler için borçlanma imkânı getirilmiş (ek geçici 13 üncü madde) ve daha sonra çıkarılan 3165 sayılı Kanun ile 2654 sayılı Kanun’da öngörülen başvuru süresi uzatılmıştır.

4. Daha sonra bu kapsamda 619 sayılı Kanun hükmünde Kararname’nin geçici 1 inci maddesi ile kayıt ve tescilsiz sigortalılara 04.10.2000 tarihinden itibaren yeniden tescil imkânı getirilmiş, ancak söz konusu Kanun Hükmünde Kararname Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiştir. Devamında 02.08.2003 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanun’un 47 nci maddesi ile 1479 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 18 inci maddede “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar. Ancak, bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren altı ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982 – 04.10.2000 tarihleri arasındaki vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49’uncu ve ek 15’inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını, tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.

5. Son olarak, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 8 inci maddesinde, “Bu Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendi hariç diğer alt bentlerine göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun’un yürürlük tarihine kadar kayıt ve tescillerini yaptırmayanların sigortalılık hak ve yükümlülüğü bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren başlar. Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (4) numaralı alt bendine göre sigortalı sayılanların hak ve yükümlülüğü ise 7 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre başlar. Ancak, bu Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre sigortalı sayılanlardan bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren sigortalılıkları başlatılanların, bu Kanunun yürürlük tarihi ile 04.10.2000 tarihi arasında geçen vergi mükellefiyet süreleri bulunmak kaydıyla, sigortalının bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunması halinde, vergi mükellefiyet sürelerinin tamamı için 80 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre talep tarihindeki prime esas kazancının % 32’si üzerinden borçlanma tutarı hesaplanır ve sigortalıya tebliğ edilir. Sigortalının kendisine tebliğ edilen borçlanma tutarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 6 ay içinde ödemesi halinde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir. Sigortalıya tebliğ edilen borç tutarının bu süre içerisinde tam olarak ödenmemesi halinde bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve ödenen tutar bu Kanunun 89 uncu maddesine göre iade edilir.” düzenlemesi getirilmiştir.

6.Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, davacının sigortalılık süresinin tespiti için 21.07.2008 tarih ile Kuruma başvuruda bulunduğu ve Kurumun 30.04.2009 tarihli yazı ile sigortalıya cevap yazıldığı 20.08.2020 tarihli yazısından anlaşılmakla, Mahkemece bu dilekçenin Kuruma intikal tarihi araştırılıp, 5510 sayılı Kanun’un Geçici 8 nci maddesi yürürlüğü öncesinde Kuruma intikal ettiğinin anlaşılması durumunda ilgili yasa maddeleri kapsamında 04.10.2000-01.10.2008 tarihleri arası için değerlendirme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz giderinin istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.