Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14420 E. 2023/234 K. 12.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14420
KARAR NO : 2023/234
KARAR TARİHİ : 12.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1363 E., 2022/1864 K.
2-… vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 19.02.2020
HÜKÜM/KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/37 E., 2022/36 K.

Taraflar arasındaki iş kazası tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı şirket ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı şirket ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili, davacının davalı işyerinde Nisan 2018 yılında CNC operatörü olarak işe başladığını ve çalışırken 26.09.2018 tarihinde iş kazası geçirdiğini, davalı işyerinin müvekkilinin iş kazası geçirdiğine dair rapor tutmadığını ve SGK’ya bildirimde bulunmadığını beyanla müvekkilinin geçirdiği kazanın iş kazası olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
1.Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde: Davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde: Davacının raporlarının dava konusu edilen olaydan çok önceye dayandığını, davacının maluliyet ve iş kazası hususundaki iddialarının yersiz ve işverenle hukuki hiçbir rabıtasının bulunmadığını, davacının uyarı ve ikazlara rağmen ayakkabıları üzerine basarak çalıştığını ve ayağını burktuğunu, sonrasında ise 3 günlük rapor verildiğini ve raporda da çalışabilir ifadesinin mevcut olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; hastanelerden gelen tedavi belgeleri ve raporları, dinlenen tüm bordro tanıklarının dava konusu kazayı bildikleri görülmüş olup dava konusu kazanın iş kazası olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği belirtilerek “Davacının davasının kabulü ile davacının 26.09.2018 tarihinde davalı işyerinde çalışırken iş kazası geçirdiğinin tespitine” karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve davalı Kurum vekilleri istinaf yoluna başvurmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle;-Davacının davasının kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup düzelterek yeniden veya yeniden esas hakkındaki kararla kısmen kaldırılarak veya değiştirilerek beyan ve itirazları doğrultusunda davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini,
-İş kazası tanımı ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının gerçekleştiğini beyan ve iddia ettiği olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığını,
-Tanık beyanlarında aleyhlerine olan ve cevap ve beyanlarına aykırı olan hususları kabul etmediklerini ve bunlara itiraz ediyorsalar da tanık beyanlarının davacı tarafın beyan ve iddialarını ispatlamaktan uzak olduğunu,
-Hiçbir tanık davacının beyanlarını destekler nitelikte beyanda bulunmadığını,
-Davacının iş kazası geçirdiğini beyan ve iddia ettiği tarihten sonra hiçbir sorun yaşamadan haftalarca işyerinde çalışmaya devam ettiği ifade edildiğini,
-Tanıklarca dile getirilen “iş kazası” deyimi ile iş kazasının “hukuki tanımının” (engelli hale getiren olay) kastedilmediği izahtan vareste olduğunu,
-Eğer tanıklara; yaşandığı beyan ve iddia edilen olaydan sonra davacıda herhangi bir sakatlık meydana geldi mi diye sorulmuş olsaydı (hiçbir sorun yaşamadan haftalarca çalışmaya devam ettiği yönündeki beyan göz önünde bulundurulduğunda) bu sorunun cevabının hayır olacağı açık olduğunu,
-Dolayısıyla söz konusu tanık beyanlarının aleyhlerine yorumlanarak davacının davasının kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığını,
-Tanık beyanları gibi tedavi evrakları ile diğer belgeler de davacının davasını yani müvekkile ait işyerinde yaşadığı olay nedeniyle engelli/sakat kaldığını ispatlamaktan uzak olduğunu,
-İşe devamsızlık göstermesi Savcılıkta verdiği ifadeye göre 20.12.2018 tarihinde işyerinde yaşandığını beyan ve iddia ettiği şikayet konusu olaydan hemen sonraki tarihe denk geldiğini,
-Kocaeli Devlet Hastanesi tarafından Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosuna gönderilen 29.11.2019 tarihli yazı cevabında, Davacıya konulan teşhis ve verilen raporlar sırasıyla:
-27.09.2018 tarihinde “Ayak bileği ve ayak düzeyinde eklem ve ligamentlerin çıkık” teşhisi konulduğu ve 01.10.2018 tarihinde çalışır,
-01.10.2018 tarihinde yine aynı teşhis konularak 02.10.2018 tarihinde çalışır,
-27.11.2018 tarihinde yine aynı teşhisin konularak 28.11.2018 tarihinde çalışır,
-21.12.2018 tarihinde ise Sinovit ve tenosinovit (eklemlerdeki zar ile tendon ve zarın birleşim yerinin iltihaplanması) tanısı konulduğu ancak hangi ekleme ilişkin olduğunun belli olmadığı ve hemen ertesi gün 22.12.2018 tarihinde çalışır raporu verildiğini,
-Yine 22.12.2018 Cumartesi gününe denk gelmekte olup dolayısıyla davacı bu teşhisten sonraki ilk pazartesi günü olan 24.12.2018 tarihinden itibaren müvekkil şirket tarafından keşide edilen ihtarnameden de anlaşılacağı üzere işyerine gelmemeye başladığını,
-Bununla birlikte davacıya iş kazası olarak beyan ettiği eylemin üzerinden yaklaşık 1 yıl sonra gittiği Kocaeli Üniversitesi Hastanesinde S93.4 ayak bileğinin burkulma ve gerilmesi tanısı konulmuş olup hikaye bölümünde “burkulma olmuş 1.5 aydır ağrısı varmış” denildiğini,
-Davacının müvekkile ait işyerinde düştüğü kabul edilse bile söz konusu düşmenin, davacının ameliyat olmasına ve/veya bedenen veya ruhen engelli kalmasına neden olmadığı ve olamayacağı, davacının ameliyata konu olan rahatsızlığın müvekkile ait işyerinden ayrıldıktan sonra herhangi bir nedenle meydana gelmiş olduğu kesin olduğunu,
-Davacının ayak bileğinde gerçekleştiğini beyan ve iddia ettiği olaydan sonra meydana geldiği iddia edilen hasarın (fokal ince yırtık) çok basit bir tedavi ile giderilebileceği de bilinen bir durum olduğunu,
-İlk Derece Mahkemesi tarafından davacının beyan ve iddia ettiği düşme olayının kişiyi engelli hale getirip getirmeyeceği, düşmenin nasıl olduğu, nereden düştüğü vs. gibi hiçbir inceleme ve araştırma yapılmadığını,
-Arz olunan nedenle karar ayrıca eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bu yönden de usul ve yasaya aykırı olduğunu,
-Yargılama neticesinde davacının ispatlayabildiği kabul edilebilecek tek şey müvekkile ait işyerinde düşmüş olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurulmuştur.

2.Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkil kurum merkezinde, … sicil sayılı dosyada işlem gören, … Endüstri Metal Teknik Makina San. ve Tic. Ltd. Şirketi adına işlem gören işyeri sigortalılarından … T.C. Kimlik numaralı …sigorta sicil numaralı davacı …’in 26.09.2018 tarihinde adı geçen iş yerinde geçirmiş olduğunu iddia ettiği iş kazası ile ilgili merkeze vermiş olduğu tahsis talebi ve ekindeki evraklar ve Kurum kayıtlarından yapılan araştırma neticesinde 13.06.2019 tarih, 84 sayılı Ünite Kararında belirtildiği üzere işveren tarafından iş kazası bildiriminin olmadığı, iş kazasına ait istirahat raporu düzenlenmediği anlaşıldığından talebi ret edildiğini ve kendisine 21.06.2019 tarih, 9025894 sayılı yazısıyla bildirildiğini, bu sebeple ve dilekçeleri ekindeki belgelerden de anlaşılacağı üzere söz konusu müvekkili kurum işlemi hukuka uygun olup davacının usul ve yasaya aykırı olan davası reddedilmesi gerekirken yerel mahkeme hatalı hüküm kurduğunu,

-Davacının davasını ispatlayamadığını, mahkemece tüm hususlar gerektiği gibi incelenmeden, eksik inceleme ile karar verildiği bu nedenle kararın açıkca hukuka aykırı olduğu anlaşılacağını, müvekkili kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, tüm bu hususlar da yerel mahkeme kararının müvekkil kurum lehine kaldırılmasını gerektirmekte olduğunu, bu nedenle istınaf incelemesiyle yerel mahkeme kararı kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurulmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyada mevcut delillere, tarafların iddia ve savunmalarına, tanık beyanlarına, sağlık kurulu raporuna, işyeri revir kayıtlarına, tedavi belgelerine göre; 05.04.2018 -29.03.2019 tarihleri arasında davalı iş yerinde makine operatörü ve programcısı olarak çalıştığı anlaşılan davacı işçinin meydana gelen 26.09.2018 tarihli olayın iş kazası olduğunu iddia ettiği, davalı tarafın ise işbu davaya konu olayın iş kazası olmadığını savunduğu, yerel mahkeme karar gerekçesinde de tartışılıp isabetli sonuca varıldığı üzere, olay tarihinde davalı işverenden 30 gün hizmeti bildirilen tanık …”ün olay tarihinde davacı ile birlikte çalıştığı, 2018 Eylül ayında davacı ile çalışırken parçayı sıkarken anahtar kaydığı, davacı sendelediği ve bor yağ giderine ayağının girdiğini, davacı eğilir vaziyette makinedeki parçayı sıktığını, davacı ile yukarıda bahsettiğim olay olduğunda yanyana olduklarını, ayağını tuttuğunu yürüyerek bilgisayar odasına gittiğini, ancak sendeleyerek yürüdüğünü, davacının ve benim çalıştığım tezgahın yerden yüksekliği 20 – 25 cm yüksekliğindedir, bor yağ giderinin yerden yüksekliği 5 cm idi. Makine ile bor yağ gideri arasındaki yükseklik toplamda 30 cm civarı idi. Davacının daha öncesinde ayağı ile ilgili bir problemi olduğunu bilmediğini beyan ettiği, olay tarihinde davalı işverenden hizmet bildirimi bulunan tanık …’ın beyanı, diğer tanıkların davacının kazalandığını görmediği, ancak iş yerinde çalışırken yaralandığını duyduklarını beyan ettiği, bu durumun ise davacının iddiasını doğruladığı, hastane kayıtlarından olay tarihinde davacının tedavi başvurusunun bulunduğunun anlaşıldığı, bu durum karşısında tanık beyanları ile hastane kayıtlarının birbiri ile örtüştüğü ve davacının iş kazası geçirdiğinin tereddütsüz bir şekilde ortaya konulduğu, yine mahkemece dinlenilen diğer tanıkların duyuma dayalı ve kısmen görgüye dayalı beyanları ve dosyaya ibraz edilen davacı ile ilgili tedavi evrakları ve yukarıda belirtilen hususlar bir bütün halinde değerlendirildiğinde davacının davalı işyerinde çalışırken anahtar düşmesi üzerine sendeleyerek yağ giderine ayağının girmesi neticesinde yaralandığı, bu nedenlerle somut olayın iş kazası olduğunun işçi tarafından ispatlandığı, bu durum karşısında ilk derece mahkemesince davacının maruz kaldığı olayın iş kazası olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamakla davalı şirket ve davalı Kurum vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı şirket vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.
2.Davalı Kurum vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davacının davalı şirket nezdinde çalışırken 26.09.2018 tarihinde geçirmiş olduğu kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 13 üncü maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı şirket ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.