Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14421 E. 2023/138 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14421
KARAR NO : 2023/138
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1118 E., 2022/1891 K.
DAVALILAR : 1-…
vekili Avukat …
2-… vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 10.05.2017
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/290 E., 2022/116 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili, davacının davalı şirkette 13.04.2003 tarihinden işten çıkarıldığı 22.09.2016 tarihine kadar kaynakçı ve montaj ustası olarak çalıştığını; davalı işyerinde 2200 TL maaş alan ayrıca AGİ, servis ve yemek hizmetinden yararlanan müvekkilinin maaş ve diğer ödemelerin bir kısmının bankadan geri kalan kısmının zarf içinde elden personel müdürü tarafından ödendiğini; işyerinde normal çalışma saatlerinin 08;00-18;00 saatleri arası olup öğleden önce 15 dakika, öğleden sonra 15 dakika olmak üzere iki defa çay molası ve yarım saatlik öğle arası molası olduğunu, işin yoğunluğuna göre saat 21;00 e kadar fazla mesai yapılmakta olup cumartesi ve pazar günleri ise 08;00-17;00 saatleri arasında mesai yapıldığını, yapılan fazla mesailer, hafta sonu çalışmalarının ödemelerinin eksik olarak yapıldığını; işin yoğunluğuna göre sürekli fazla mesai yapılmakta olup bu mesailerin bazen fabrika içinde, bazen fabrika dışında olduğunu, fabrika içinde yapılan mesailerin bir kısmının ödemesi yapılırken, fabrika dışında ki mesailerin ödemesinin yapılmadığını; her ay fabrika dışında yapılan çalışmaların en az 1 hafta sürdüğünü; bu çalışmaya ilişkin fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini; müvekkiline fabrika içinde ve dışında yapılan çalışmalara ait fazla mesai ücreti ödenmediği gibi sigorta priminin aldığı ücret üzerinden değil sadece banka yatan kısım üzerinden yatırıldığını; bu nedenle de işyeri tarafından sigorta primlerinin eksik ödenip prime esas kazancın davalı tarafından eksik beyan edildiğini belirterek müvekkilinin işyerinde çalıştığı süre boyunca sigorta prim bedelinin gerçek değer üzerinden tespiti ile tesciline karar verilmesini talep ederek iş bu prime esas kazancın tespiti davasını açtığı anlaşılmıştır.

II.CEVAP
Davalı SGK vekili tarafından; açılan davanın müvekkili kurum yönünden husumet nedeniyle reddi gerektiğini; ayrıca davacının tespitini talep ettiği dönemler için davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra ikame edildiğini, davanın bu yönde reddi gerektiğini; müvekkili kurumun işverence düzenlenen aylık bordrolara göre prim tahsili yaptığını; işverenin işçiye ödemiş olduğu tüm ücret ve ekleri yasal olarak tutması gereken deftere işlediği şekilde kuruma bildirilmesi halinde müvekkili kurumca yapılacak bir işlem bulunmadığını; davanın sadece tanık beyanları ile ispatının mümkün olmadığını belirterek yersin ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı şirket vekili tarafından; davacının ücretinin bir kısmının banka kanalı ile bir kısmının elden ödendiği iddiasını kabul etmediklerini; elden maaş ödemesinin bulunmadığını; davacının fazla çalışma yapmış ise çalışmalarının bordroda gösterildiğini; davacı yanın dava dilekçesinde belirttiği çalışma sürelerine ilişkin beyanların afaki olduğunu; müvekkiline ait işyerinde haftanın 5 günü 08;00-18;00 saatleri arasında mesai yapıldığını, genellikle olmamakla birlikte ve her yıl olmamakla birlikte şayet iş olur ise bazen hafta içi 19;00 veya 20;00 a kadar çalışma yapıldığını; müvekkili işyerinde milli ve dini bayramlarda çalışma yapılmadığını; davacının maaşlarının … İş Bankası kanalı ile ödendiğini; işyerinde tutulan bordrolarda fazla çalışma sütunu bulunmakta olup bordrolarda yazılan tutarların bankaya yatırıldığını; davacının fesih sırasında işyeri özlük dosyası içerisinde ki ibranameyi ibraname ve feragatname isimli belgeleri imza ettiğini; bu belgeler içinde davacının tüm ücretlerini ve haklarını noksansız olarak aldığını, hiçbir hak ve alacağının kalmadığını kabul ve ikrar ettiğini belirterek davacının davasının reddine karar verilmesini savunmuştur.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece yapılan yargılama safahatında taraf delillerinin toplandığı, gerekli kamu kurum ve kuruluşları ile yazışmalar yapılarak taraf tanıklarının ve mahkememizce resen seçilen bordro tanıklarının antlı olarak dinlendikten sonra dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığı; SGK Mevzuatı konusunda uzman bilirkişi Av. … tarafından tanzim edilen kök raporda tarafların iddia ve müdafaları, taraflarca dosyaya ibraz edilen deliller-belgeler, gelen müzekkere cevapları, tanık anlatımları bir bütün halinde değerlendirilerek gerekçeleri de gösterilmek suretiyle delillerin takdiri ve değerlendirmesi sayın mahkemeye ait olmakla, Yargıtay 1/0. ve 21. Hukuk Dairesinin prime esas kazançların tespitine yönelik davalarda, gerçek ücretin esas alınması koşul olduğu, gerçek ücret; sigortalının kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre ödenmesi gereken ücret olduğu, davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 E., 2005/413 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 288. maddesindeki yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunduğu, Ücret miktarı HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288. maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi delillerle sigortalının imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığı kanıtlanabileceğini; Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar yönünden HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK’nun 289. maddesi gereğince tanık dinletilebileceği, ancak dinlenen tanıkların davacının sadece işten ayrıldığı tarihteki ücreti hakkında beyanda bulundukları ve tür çalışma süresine ait ücretine ilişkin beyanda bulunmamış olduklarından tanık beyanlarına göre hesaplama yapılamadığı, emsal olarak … Ticaret Odasından bildirilen ücretler de çoğu yıllar davacı için bildirilen PEK lerden daha düşük olduğu için bu emsal ücretler doğrultusunda da fark PEK hesaplaması yapılamadığını; raporda belirtilen eksiklikler ve Yargıtay kararlarında belirtilen hususlar yerine getirildiğinde, davacının her yıl için ayrı ayrı aldığı ücret bilgileri dosyaya sunulduğunda, prime esas kazançlarının tespiti yönünde hesaplama yapılabileceği görüş ve kanaatinin oluştuğunu belirtmesi üzerine davacı vekiline 11.10.2018 tarihli celsenin 1 nolu ara kararı uyarı müvekkilinin her yıl aldığı ücretin ne olduğu konusunda kesin mehil verildiği; davacı vekilinin 23.10.2018 tarihli dilekçe ile müvekkilinin davalı şirket bünyesinde çalıştığı süre boyunca aldığı ücretler konusunda yazılı beyan dilekçesi verdiği ve bilirkişinin 10.10.2018 tarihli raporunda ki eksiklikler giderildikten sonra ek rapor tanzimi için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği; bilirkişi tarafından tanzim edilen 02.03.2019 tarihli ek raporda tarafların iddia ve müdafaları, taraflarca dosyaya ibraz edilen deliller- belgeler, tanık anlatımları bir bütün halinde değerlendirilerek delillerin takdiri ve değerlendirmesi sayın mahkemeye ait olmakla, Yargıtay 1/0. ve 21. Hukuk Dairesinin Prime esas kazançların tespitine yönelik davalarda, gerçek ücretin esas alınması koşul olduğu, Gerçek ücret; sigortalının kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre ödenmesi gereken ücret olduğu, davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21- 409 E., 2005/413 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 288. maddesindeki yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunduğu, Ücret miktarı HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288. maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi delillerle sigortalının imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığı kanıtlanabileceği, Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar yönünden HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK’nun 289. maddesi gereğince tanık dinletilebileceği, ancak dinlenen tanıkların davacının sadece işten ayrıldığı tarihteki ücreti hakkında beyanda bulundukları ve tüm çalışma süresine ait ücretine ilişkin beyanda bulunmamış olduklarından tanık beyanlarına göre hesaplama yapılamadığını, emsal olarak … Ticaret Odasından bildirilen ücretler de çoğu yıllar davacı için bildirilen PEK lerden daha düşük olduğu için bu emsal ücretler doğrultusunda da fark PEK hesaplaması yapılamadığını; mahkemece davacı vekilinin sunduğu liste doğrultusunda davacının 2010-2016 yılları arasında beyan ettiği dışında net ücret + fazla çalışma ücreti olarak çalıştığı yönünde karar verilmesi durumunda davacının kuruma bildirilmesi gereken PEK miktarlarının tabloda gösterildiği şekilde hesaplandığına ilişkin ek rapor tanzim ettiği, keza dosya kapsamına ve SGK kayıtlarına göre davacının davalı şirkete ait işyerinde 16.04.2003 – 23.09.2016 tarihleri arasında çalıştığı; davacının davalı şirkete ait işyerinde 13.04.2003 – 22.09.2016 tarihleri arasında kaynakçı – montaj ustası olarak çalıştığını, işyerinde en son aldığı ücretin AGİ hariç aylık 2200 TL olduğunu, ödemelerin bir kısmının banka kanalı ile bir kısmının elden zarf içinde ödendiğini; işyerinde fabrika içinde ve fabrika dışında normal mesai saatleri dışında fazla mesai yaptığını; fabrika içinde yapılan mesailerin bir kısmının ödemeler yapılırken fabrika dışında yapılan mesai ücretlerinin ödenmediğini ve sigorta primlerinin gerçek aldığı ücret üzerinden değil banka yatan kısım üzerinden yatırıldığını belirterek müvekkilinin davalı işyerinde çalıştığı süre boyunca prime esas kazancın tespitine karar verilmesini talep ederek iş bu davayı açtığı anlaşılmış ise de davacı vekilinin iddiasını yasal delillerle ispat edemediği; davacı vekiline müvekkilinin davalı şirkette çalıştığı aylara ilişkin almış olduğu ücretlere ilişkin yazılı delil olabilecek belgeleri kesin mehile rağmen dosyaya ibraz edemediği; davacı vekilinin delil olarak dayandığı dosyaya ibraz ettiği zarfların her zaman tanzimi mümkün olduğu, davalı işyeri ve işyeri yetkililerinin imzasını taşımadığı, mahkememizce yapılan yargılama safahatında tanıkların davacının tüm çalışma süresi boyunca almış olduğu ücret konusunda beyanda bulunamadıkları; tanık beyanlarına göre hesaplama yapılamadığı, tanıkların beyan ettikleri ücretler ile kuruma bildirilen prime esas kazançlarının birbirine yakın miktarlarda olduğu gibi emsal olarak … Ticaret Odası’ndan bildirilen ücretlerinde davacı için bildirilen PEK’lerden daha düşük olduğu; … Ticaret Odası tarafından verilen cevapta davacının alabileceği ücretinin davacı için çalıştığı döneme ait maaş bordrosunda belirtilen tutar kadar olabileceğinin belirtildiği anlaşıldığından davacının subut bulmayan davasının reddine karar verilmesi gerekmiştir. Her ne kadar kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada davacı vekilinin … 4. İş Mahkemesinin 2021/312 E., sayılı dava dosyasında davalı şirketin çalışanlarına elden ödeme yaptığına ilişkin CD kaydının incelenmesine karar verildiğini ve iş bu CD inceleme raporunun iş bu dosyaya da delil olabileceği, davanın resen araştırma ilkesine tabi olduğu yönünde taleplerde bulunmuş ise de anılan kaldırma karanın usule ilişkin olduğu, söz konusu kamera kayıtlarının davacının prime esas kazancının tespiti bakımından yukarıda izah edilen gerekçelerle delil teşkil etmeyeceğinin anlaşıldığı, gerekçesiyle;
Davanın reddine, karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
1.Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davacı vekili;
-Davacı adına hak kaybına uğradığı gerekçesiyle hizmet süresinin tespitini talep ettikleri işbu davada deliller ve tanık beyanları göz ardı edilip yanılgıya düşüldüğünü ve davanın reddine karar verildiğini, usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması gerektiğini,

-Davacının, davalı işyerinde işe girdiği tarihten iş akdinin fesih edildiği tarihe kadar olan dönemde aylık 2.200 TL. maaş ve ayrıca AGİ, servis ve yemek hizmeti ödemelerinin bir kısmını banka yoluyla diğer kısmını da elden zarf içerisinde aldığını, bu nedenle de davacı işçinin sigorta primleri aldığı ücret üzerinden değil sadece bankaya yatan kısım üzerinden yatırıldığını, dolayısıyla davalı işyeri tarafından net ücreti 2.200 TL. iken yan ödemeler ve yapılan fazla mesai gelirleri sigorta primine yansıtılmadığını ve prime esas kazanç ve yatırılan prim eksik beyan edildiğinden bahisle davacının işbu tespit davasını açtığını, davanın ispatına yönelik olarak;

-Müvekkiline maaşının bir kısmının elden verildiğini gösteren, davalı şirketin muhasebesi tarafından nakit ödemenin gerçekleştirildiği zarf asıllarının dosyaya sunulduğunu, sunulan zarfların içerisinde banka harici elden ödenen miktarların zarf kapaklarında ayrıca şerit halinde bir yazı ile belirtildiğini, iddialarının ispatına yönelik olarak en somut delil olduğunu,

-Maaş ve diğer ödemelerin bir kısmının elden bir kısmının banka yoluyla ödendiğine dair dosya kapsamında dinlenen bordro tanıkları ve davacı tanıklar tarafından açıkça beyan edilerek doğrulandığını,

-Durumun bu şekilde olduğu ve davalı şirkette elden ödeme yapıldığı hususu gerek dinlettikleri tanıkları ve gerekse Mahkemece re’sen celbedilip dinlenen bordro tanıklarının beyanları, banka kayıtları ve dosyaya sunmuş oldukları şirket tarafından elden ödeme yapılırken muhasebe yetkilisince işçiye verilen zarf örneklerinden ve bu zarf üzerindeki ödeme dökümünü içeren bilgisayar çıktısı ile sabit olduğunu, haklı davalarının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olmasının bozmayı gerektirdiğini,

-Müvekkilinin tüm dönemlere ait banka kayıtlarının celp edilerek incelenmesi gerekirken sadece son döneme ait banka kayıtlarının celp edilerek buna göre hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporunun eksik olup hüküm kurmaya elverişli olmadığını, yeterli araştırma ve değerlendirme yapılmadan eksik inceleme sonucu davanın reddine karar verilmesinin bozmayı gerektirdiğini,

-Müvekkilinin haklılığının ve beyanlarının doğruluğu açısından oldukça önem arzeden … 4. İş Mahkemesinin 2021/312 E., sayılı dava dosyasında davalı şirketin çalışanlarına elden ödeme yaptığına dair CD kaydının incelenmeine karar verildiğini ve işbu dosyada delil olabileceği Mahkemeye beyan edilmiş ise de bu taleplerine itibar edilmediğini, eksik değerlendirme yapılarak dosyaya delil sağlanmasının engellendiğini,

-Halbuki pek ve hizmet süresinin tespiti talep ve davaları kamu düzenine ilişkin davalar olup Mahkemece her türlü araştırmanın ve delilin değerlendirilmesi gerektiğini, hal böyle olduğu halde bu taleplerinin dikkate alınmamsı ve CD içeriğinin incelenmesi taleplerinin kabul edilmemesi bozmayı gerektirdiğini,

-Nitekim aynı işyerinde çalışan … adlı başka bir işçinin açtığı bahsi geçen davada cd kaydının dökümü yapılarak tanzim edilen bilirkişi raporunda birden çok kişinin gerek görsel olarak gerek sözlü olarak elden zarf içerisinde maaş aldığının tespit edildiğini, görüntülerde de kişilerin zarfları ve içerisindeki paraları göstererek maaş aldıklarını beyan ettikleri açıkça yer aldığını,

– Dosyaya sunulan ve tanıklarca belirtilen işverenlik tarafından elden ödeme verildiği belirtilen zarf örnekleri ve tanık beyanları davayı ıspatladığını, davacının mağduriyetine sebep olması nedeni ile davacının bu hak arayışındaki taleplerinin reddine karar verilmesinin Anayasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

C.Gerekçe ve Sonuç
Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanun’un “Prime Esas Ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayıl Kanunun 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77. ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun’unun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’unun 200. ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.

Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’unun 200. ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunarak senetle kanıtlama zorunluluğunda parasal sınır 2.500 TL. olarak belirlenmiş, anılan Kanun’un geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında, bu Kanunun, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümlerinin Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Şu durumda senetle kanıtlamada parasal sınırlar; 2005 yılı için 400 TL., 2006 yılı için 430 TL., 2007 yılı için 460 TL., 2008 yılı için 490 TL., 2009 yılı için 540 TL., 2010 yılı için 550 TL., 2011 yılı için 590 TL., 01.10.2011 gününden itibaren açılan davalar yönünden ise 01.10.2011 tarihinden itibaren 2.500 TL. olarak uygulanmaktadır.

Davacı tarafça 23.10.2018 tarihli dilekçe ile 01.01.2010 – 29.09.2016 tarihleri arasında iddia ettiği pirime esas kazanç miktarları dönemsel olarak belirtilmiştir. İddia edilen prime esas kazanç miktarlarının (01.10.2011 – 31.12.2012 dönemi dışında ) yazılı belge ile ıspatlanması gerekmekte olup dosyada bu kapsamda herhangi bir belge veya yazılı delil başlangıcı olmadığı anlaşılmaktadır.

Davacı tarafça sunulan zarfların veya elden ödemeye ilişkin görüntülerin yazılı delil/yazılı delil kapsamında olmadığı açıktır.

Yazılı delille ıspat zorunluluğu olmayan 01.10.2011 – 31.12.2012 dönem yönünden ise tanıkların davacının ücretinin tespitine yönelik somut beyanlarının olmadığı da anlaşılmaktadır.

Açıklanan bu nedenlere göre davacının iddiasını ıspatlayamadığı ve davanın reddine ilişkin mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle;

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davacının 01.01.2010-31.12.2010 döneminde aylık net 900 TL,
01.01.2011-31.12.2011 döneminde aylık net 1100 TL,
01.01.2012-31.12.2012 döneminde aylık net 1250 TL,
01.01.2013-31.12.2013 döneminde aylık net 1450 TL,

01.01.2014-31.12.2014 döneminde aylık net 1600 TL,
01.01.2015-31.12.2015 döneminde aylık net 1600 TL,

01.01.2016-31.12.2016 döneminde aylık net 2200 TL, ücret ile çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun’un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9. maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80. maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun; 288. maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289. maddesinde, 288. madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292. maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun’unun 200 ve 202. maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.

Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtlan, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

Bunun yanında; 6100 sayılı HMK.nın “senede karşı tanıkla ispat yasağı” başlıklı 201. maddesinde ise; “Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk Lirasından az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz” hükmü yer almaktadır.

3.Değerlendirme
1-Yukarıda belirlenen ilgili hukuk kuralları uyarınca somut olaya dönüldüğünde dava, prime esas kazancın tespiti istemine dayanmakta olup Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.

Mahkemece dosya kapsamında yazılı delil bulunmadığı, tanıkların davacının tüm çalışma süresi boyunca almış olduğu ücret konusunda beyanda bulunamadıkları anlaşıldığından davacının subut bulmayan davasının reddine yönünde karar verilmiş ise de; verilen kararın eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği görülmüştür.
2-Mahkemece yapılacak iş; davacı tarafından sunulan CD içeriğinin çözümü de yaptırılarak yukarıda açıklanan yasal mevzuat da gözetilmek suretiyle dosya içerisindeki tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.

VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.