YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14456
KARAR NO : 2023/252
KARAR TARİHİ : 12.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/642 E., 2022/1624 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 27.03.2020
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 25. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/100 E., 2021/19 K.
Taraflar arasındaki yurtdışında çalışmaya başladığı tarihin Türkiye’de sigortalılık başlangıcı olarak tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Almanya’da geçen hizmetlerini ve ev kadınlığı süresini borçlandığını, ev kadınlığı borçlanması yapılan toplam sürenin Almanya’ daki sigorta başlangıç tarihinden geriye gidilerek tespit edilecek tarihin Türkiye’ de yaşlılık aylığı bağlanmasına esas sigortalılık başlangıç tarihi olarak tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; yurtdışı borçlanması yaparak yaşlılık aylığı tahsisi talebinde bulunan davacının Almanya’da sigorta başlangıç tarihinin 15.02.1995 olduğunu, davacının Almanya’da ikametgahının 03.08.1991 tarihinde başladığını, Türkiye’de ise 04.08.2014 tarihinde ilk kez 4/1-a kapsamda sigortalı olduğunu, davacının 27.01.2020 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu, 15.02.1995 tarihinin sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edildiğini ve talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsis koşullarının bulunmadığının tespiti üzerine talebinin reddedildiğini, yapılan işlemlerde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın reddine dair verilen kararın kaldırılması gerektiğini, Mahkemece verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu gerekçeleri ve resen tespit edilecek gerekçelerle kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının ülkemezdeki sigortalılık başlangıcı Temmuz/2018 tarihinde başlamaktadır. Kurum tarafından sosyal güvenlik sözleşmesi dikkate alınarak davacının Almanya çalışma başlangıç tarihi olan 15.02.1995 tarihi sigortalılık başlangıç tarihi olarak kabul edilmiştir. Bu nedenlerle Almanya çalışma başlangıç tarihinin ev kadınlığı süreleri (15/02/1995 tarihi ülkemizdeki çalışmaya dayalı olmadığından – borçlanmaya tabi olarak kabul edildiğinden) eklenerek geriye doğru çekilmesi mümkün değildir gerekçesi ile dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, davacının yurtdışı borçlanma formu incelendiğinde Alman Rant Sigortasına giriş tarihinden önce ev kadınlığı sürelerinin de borçlandırıldığı görülmektedir. Dava konusu olayda uyuşmazlık davacının Türkiye’de ilk işe giriş tarihinin borçlanılan bu ev kadınlığı sürelerinin yurtdışındaki çalışma başlangıcından geriye doğru gidilerek hesaplanıp hesaplanamayacağı hususlarında toplanmaktadır. Türkiye-Almanya Sosyal Güvenlik Sözleşmesi’nin 29/4 üncü maddesinde “Bir kimsenin Türk sigortasına girişinden önce bir Alman rant sigortasına girmiş bulunması halinde, Alman Rant Sigortasına girişi, Türk Sigortasına giriş olarak kabul edilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Görüleceği üzere sözleşmenin söz konusu maddesi ile Alman Rant Sigortasında geçen süreler düzenlenmiş olup, ev kadınlığı sürelerinin nasıl değerlendirileceği hususuna değinilmemiştir. Bu haliyle borçlanılan ev kadınlığı sürelerinin Türkiye’de ilk işe giriş tarihinden önce olması halinde, tıpkı askerlik ve diğer borçlanma çeşitlerinde olduğu gibi emeklilik koşullarının ilk işe giriş tarihinden borçlanılan süre kadar geriye gidilerek bulunacak tarihe göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Aksi durumda ev kadınlığı sürelerinin nasıl değerlendirileceği hususunda yasal bir boşluk oluşacaktır. Almanya’daki çalışmadan kaynaklanan ilk işe giriş tarihi ile Türkiye’deki çalışmadan kaynaklanan ilk işe giriş tarihinin sonuçları, sigortalıya sağladığı hak ve menfaatlerle ilgili sosyal güvenlik sözleşmesinde veya 3201 sayılı Kanun’da herhangi bir ayrıma gidilmemiştir. Buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesince böyle bir ayrım yapılması açıkça hukuka aykırıdır. Davacı şayet erkek olsaydı ve sadece yurtdışında geçen çalışmalarını borçlanıp bu tarihten önce aynı gün sayısı kadar da askerlik sürelerini borçlanmış olsaydı, borçlanılan askerlik süreleri açıkladığımız şekilde değerlendirilerek, aylık koşullarının hesaplanmasında dikkate alınacaktı. Askerlik sürelerinde yapılan bir uygulamanın ev kadınlığı sürelerinde dikkate alınmaması Anayasa’da güvence altına alınan “Eşitlik” ilkesine de aykırılık teşkil etmektedir. Son olarak belirtmek gerekir ki Anayasa’nın 90. maddesi ile temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelere kanunlardan üstünlük tanıyan düzenlemede amaçlananın, kişilerin bu sözleşmeler ile sağlanan kazanımlarını korumak olduğu hususu açıktır. Bu haliyle, lehe olması gereken bir düzenlemenin aleyhe sonuçlar doğuracak şekilde yorumlanması da Anayasa’ya aykırılık doğuracaktır. Sonuç itibariyle davacının Almanya’da ilk işe giriş tarihinin Türkiye’de çalışma başlangıcı olarak kabulü ile bu tarihten önce borçlanılan ev kadınlığı sürelerinin, tıpkı askerlik vb. süreleri borçlanmış gibi, bu tarihten geriye doğru işlenerek davacının ilk işe giriş tarihinin buna göre belirlenmesi gerekmektedir. Bu şekilde yapıldığında da dosyada alınan raporda da belirtildiği üzere davacının ilk işe giriş tarihinin 10.11.1991 olduğunun kabulünün gerekeceğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının yurtdışı borçlanması yaparak yaşlılık aylığı tahsis talebi üzerine Türkiye’deki sigortalılık başlangıç tarihinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.1- 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile
1.2-3201sayılı kanunun 5 inci maddesi, 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesi hükümleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.01.2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi
…