Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14463 E. 2023/334 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14463
KARAR NO : 2023/334
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/515 E., 2022/1475 K.
DAVA TARİHİ : 06.11.2020
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/84 E., 2021/3 K.

Taraflar arasındaki Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalcı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin 1993 yılında şoför olarak çalışma karnesi aldığını, 28.05.1996 tarihinde vergi girişi yapıldığını, 04.10.2000 tarihinde Bağ-Kur başlangıcı yapıldığını, müvekkilinin SGK’ya vergi kaydı başlangıç tarihi olan 28.05.1996 tarihi itibari ile zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kur kapsamında değerlendirilmesi için zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile tesciline karar verilmesi talepli olarak dilekçe verdiğini, SGK tarafından dilekçelerine bir cevap verilmediğini, dilekçelerine 60 gün içinde cevap verilmediği için taleplerinin zımmen reddedilmiş sayıldığını belirterek, davacının vergi başlangıç tarihi olan 28.05.1996 tarihi itibari ile zorunlu sigortalı olarak Bağ-Kur kapsamında değerlendirilmesini, zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitini ve müvekkilinin 28.05.1996 – 04.10.2000 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olarak tespit ve tescilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarının incelenmesinde davacı …’ın 28.05.1996 tarihinde vergi kaydının başladığını, Alpu Vergi Dairesince onaylı giriş bildirgesini 11.08.2003 Kurum kayıtlarına intikal ettirdiğini, bu nedenle 04.10.2000 tarihi itibari ile sigortalılığının tescili yapıldığını, davacının 619 sayılı KHK’nın geçici 1 inci maddesine istinaden vergi borçlanmasına başvurduğunu ancak süresi içerisinde ödeme yapılmadığından borçlanmanın geçerli olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle 28.05.1996 yılında başlayan vergi kaydına istinaden 04.10.2000 tarihi itibari ile tescilinin yapıldığını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, talebinde haksız olduğunu, yasal süresi içerisinde ödeme yapılmadığını beyanla, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, Davacının, 1479 sayılı Kanun’un geçici 18 inci maddesinin yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihine kadar aynı kanun kapsamında tescilinin, tescil için başvurusunun, işe giriş bildirgesinin veya bir şekilde kendi adına tescil isteği yerine geçecek şekilde prim ödemesinin bulunmaması, 1479 sayılı Kanun’un geçici 18 inci madde kapsamında belirlenen altı aylık sürenin sonu olan 05.02.2004 tarihine kadar dava konusu vergide kayıtlı olduğu tarihler arasındaki dönemin prim borçlarını ödemek için Kuruma yazılı olarak 26.08.2003 tarihinde başvurusu olsa da bir yıl içerisinde talep edilen döneme ilişkin bir prim ödemesinin bulunmaması (ödenen primlerin tescil tarihi olan 04.10.2000 tarihinden sonraki sigortalılık süresine ilişkin olması) nedenlerinden dolayı, dava konusu dönemde davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığından;
“Davanın reddine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davacının 28.05.1996 tarihinde vergi girişi yapıldığını, Bağ-Kur sigortalılığının başladığını, vergi kaydının sigortalılık için yeterli olduğunu, davanın kabulü gerektiğini, kararın usul ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu belirterek kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 28.05.1996 – 04.10.2000 tarihleri arası vergi kaydı bulunmakta ise de mülga 1479 sayılı Kanun’un geçiçi 18 inci maddesinin yürürlüge girdiği 02.08.2003 tarihinden önce davacı adına yapılmış tescil veya prim ödemesi bulunmadığından, geriye yönelik 4/b sigortalısı olarak tescili mümkün değildir. Dolayısıyla davanın reddine yönelik mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçeleriyle;

“Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin bir numaralı alt bendi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla; davacının 28.05.1996’dan itibaren vergi mükellefi olduğu, yasa gereği 6 aylık süre içerisinde kuruma barşvurulduğu gerekçeleriyle kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vergi mükellefi olan davacının 28.05.1996 – 03.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun’a tabi zorunlu sigortalı sayılıp sayılamayacağı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, mülga 1479 sayılı Kanun’un 24 üncü ve Geçici 18 ile 5510 sayılı Kanun’un 4, 8 inci maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisine yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.