YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1451
KARAR NO : 2023/921
KARAR TARİHİ : 07.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: … 1. İş Mahkemesi
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi ve de davalı vekili tarafından da murafaalı olarak temyiz edildiği anlaşıldıktan sonra; 21.12.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı adına Av. … ile davacılar adına Av. … geldiler.
Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve dosyanın Dairemiz’e tekrar gelmesinden sonra Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi …’nün 12.06.2012 tarihinde davalı şirkette geçirdiği kazası sonucu vefat ettiğini, davalı şirketin düz, metalize ve polyester film üretimi yaptığını, kazanın da film sarma makinelerinden birinde çalışırken meydana geldiğini, bahsi geçen kazada vefat eden …’nün evli ve iki çocuk babası olduğunu, geride kalan eşi ve çocuklarının destekten yoksun kaldığını, olayın beyanda gelmesinde şirket müdürünün ve işverenin de kusurlu olduğunun raporlara yansıdığını belirterek eldeki temyiz incelemesine konu dava dosyasında sonuç olarak eş için 181.188,61 TL maddi, 50.000,00 TL manevi, çocuk …için 54.926,42 TL maddi, 25.000,00 TL manevi, çocuk İsmail için 61.045,69 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, husumet itirazında bulunduklarını, davanın … 2 Tic. San. A.Ş.’ye yönelik açıldığını, müvekkili şirketin ticari unvanın ise … Plastik San. ve Tic. A.Ş. oluğunu, bu sebeple husumet itirazlarının kabulü ile davanın öncelikle bu sebepten reddini talep ettiklerini, davacının gerekli eğitimleri aldığını, kullanıcı tarafından ölüme meydan okurcasına devre dışı bırakılması sonucu gerçekleşen kazada müvekkili şirketin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, kazanın meydana geldiği makinenin en üst düzey güvenlik ve son teknolojiye sahip bir makine olması sebebi ile müvekkili şirketin hiç bir sorumluluğunun bulunmadığını, olayın meydana gelmesinde davacılar murisinin kusurlu olduğunun açık olduğunu, ayrıca kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafça konu edilen meblağların fahiş olup haksız zenginleşmeye yönelik olduğunu, belirtilen bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların murisi …’nün, davalı iş yerinde 02.08.1993 tarihinde çalışmaya başladığı, kaza tarihi 12.06.2012 tarihinde davalı şirketin … 2 fabrikasında çalışmakta iken iş arkadaşı … ile birlikte çalışırken üretim bölümündeki film sarma makinesinin durması üzerine müdahale için ön taraftan yaklaşıp emniyet paspasına atlayıp makiennin içerisine girdiği, daha sonra sıkışan filmi almak istediği esnada film kesme silindirinin birden aşağı inmesi sonucu …’nün boynundan, diğer işçi …’in ise kolundan sıkıştığı, …’in kendi imkanları ile kolunu kurtardığı, …’nün ise hidrolik boruların sökülmesi ve silindirin kaldırılması ile sıkıştığı yerden çıkarıldığı, ancak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, alınan kusur raporunun dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğu, tanık anlatımları, alınan kusur raporu, SGK müfettişince düzenlenen raporlar birlikte değerlendirildiğinde işverenin %70, müteveffanın ise %30 oranında kusurlu olduklarından bahisle davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, kusurun hatalı tespit edildiğini, hesap raporları arasında çelişki olduğunu, yeniden evlenme ihtimali oranının hatalı tespit edildiğini, yeniden evlenme olasılığını belirleyecek olan kişinin bilirkişi değil, dosyaya bakan yerel mahkeme hakimi olduğunu, … Vakfı’ndan bağlanan gelirin ifa amacı taşımadığından bahisle indirim konusu yapılmamasının doğru olmadığını istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SGK tahkikat evrakı, kazalının SGK sicil dosyası, davacılara bağlanan gelire ilişkin belgeler, mahkemece alınan kusur ve aktüerya raporları ile dosyadaki diğer delillere göre, davalının kusura ve diğer hususlara ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, manevi tazminat miktarına yönelik istinaf talebi açısından ise; 6098 sayılı T.B.K.’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi zarar adı ile ödenmesine karar verebileceği, ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin ya da ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebileceği, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile zarar görene verilmesine karar vereceği para tutarının adalete uygun olması gerektiği, hükmedilecek bu paranın, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşıdığı, bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmediği, o halde, bu tazminatın sınırının onun amacına göre belirlenmesi gerektiği, takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiği, 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartların açıkça gösterildiği, bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakimin bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermesi gerektiği, hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, işçinin yaşı, olayın oluş biçimi gibi özellikleri göz önünde tutması ve hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiğini de dikkate alması gerektiği, belirtilen bu ilkelere göre, kazalının kusur durumu ve kaza tarihi dikkate alındığında, davacılar için mahkemece takdir olunan manevi tazminat miktarının yüksek olduğu, bu açıdan ilk derece mahkemesi kararının hatalı olup davalı şirket vekilinin istinaf başvurusu bu nedenle yerinde olduğundan bahisle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, maddi tazminat istemlerinin kabulüne, eş lehine 40.000,00 TL, çocuklar lehine 20.000,00’er TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili, temyiz dilekçesinde özetle, manevi tazminatların az olduğunu,
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle, kusurun hatalı tespit edildiğini, dosyada mevcut hesap raporları arasında açık çelişki bulunduğu halde bu çelişkinin hangi nedenden kaynaklandığı tespit edilip açıklanmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, davacı eşin yeniden evlenme ihtimalinin hatalı belirlendiğini, bilirkişinin … Vakfı’ndan bağlanan gelirin ifa amacı taşımadığından bahisle indirim konusu yapılamayacağı yönündeki tespitinin kabul edilemez nitelikte olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kusurun oran ve aidiyetinin tespiti noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 417’inci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 77’nci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosya kapsamından, 12.06.2012 tarihinde meydana gelen ve davacılar murisinin ölümü ile sonuçlanan iş kazası açısından Kurum müfettiş yardımcısı tarafından düzenlenen inceleme raporunda olayın bir iş kazası olduğu, kazanın meydana gelişinde müteveffa sigortalının %30, işverenin %70 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece alınıp itibar edilen 13/06/2016 tarihli bilirkişi kusur raporunda da müteveffa sigortalının %30, işverenin %70 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş beyan edildiği, Kurum tarafından davalı işverene karşı açılan rücuan tazminat dava dosyasında ilk derece mahkemesince müteveffa sigortalının %40, işverenin %60 oranında kusurlu olduğu yönünde düzenlenen bilirkişi kusur raporuna itibar edildiği, o dosyanın taraflarınca istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi’nin 2019/884 Esas sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği, Aynı olaya ilişkin ceza dava dosyasında ilk olarak fabrika üretim müdürü …’nun sanık olarak yargılandığı, mahallinde keşif yapılarak alınan 03.07.2013 tarihli heyet raporunda müteveffa kazalının ve hakkında ceza davası açılmamış fabrika müdürünün asli kusurlu bulunduğu, başkaca kusurlunun bulunmadığı belirtildiği için ceza dosyasının sanığı üretim müdürü … hakkında beraat kararı verildiği, fabrika müdürü hakkında aynı kararda suç duyurusunda bulunulduğu, müşteki tarafın temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2015/981 Esas sayılı kararı ile beraat kararının onandığı, bu ilk ceza dava dosyasında suç duyurusunda bulunulması nedeniyle fabrika müdürü hakkında açılan diğer ceza dava dosyasında yeni bir kusur raporu alınmadan ilk ceza dava dosyasındaki 03.07.2013 tarihli heyet raporuna, diğer bir deyişle müteveffa sigortalının asli, fabrika müdürünün asli kusurlu oldukları şeklindeki kusur oranlarına itibar edilerek fabrika müdürü …’ın cezalandırılmasına karar verilip hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı ve kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
İş kazalarından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davalarında zararlandırıcı olaya neden oldukları ileri sürülen kişi veya kişilerin kusur oranlarının kesin olarak tespiti hem maddi hem de manevi tazminat miktarını doğrudan etkilemesi bakımından önem taşımaktadır. Maddi tazminat davalarında sigortalının kazanç kaybının hesaplanmasında sigortalının kusuru oranında tespit olunan kazanç kaybından indirim yapılacağı gibi manevi tazminat davalarında hükmedilecek manevi tazminat miktarının takdirinde tarafların kusur durumu mahkemece öncelikle dikkate alınacaktır.
Somut olayda, Rücuan tazminat dava dosyasında hükme esas alınan kusur raporu, her iki ceza dava dosyasında hükme esas alınan 03.07.2013 tarihli kusur raporu ve temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyasında hükme esas alınan bilirkişi kusur raporu arasında açık çelişki bulunmasına karşın raporlar arasındaki çelişki giderilmeden sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce yapılacak iş, rücuan tazminat dava dosyasının mümkünse aslı, değilse eksiksiz, okunaklı ve onaylı bir örneğini celp etmek, rücu dosyası ve (bağlayıcı olmamakla beraber) ceza dava dosyasında hükme dayanak kılınan kusurun oran ve aidiyeti dikkate alınarak temyiz incelemesine konu eldeki dava dosyasında alınan kusur raporu ile aralarındaki çelişkiyi gidermek suretiyle kusurun oran ve aidiyetini yeniden belirlemek, dava dilekçesi içeriğine göre talebin aynı zamanda dava dışı kişilerin müteselsil sorumluluğuna dayandığı gözetilerek sorumluluk miktar ve tutarlarını bu kapsamda belirlemek, ne var ki yeni hesap raporunu düzenlenirken 23.07.2018 tarihli bilirkişi hesap raporunun davacılar tarafından açıkça kabul edilmesi nedeniyle bilinen(iskontosuz)/bilinmeyen(iskontolu) dönem başlangıç ve bitiş tarihlerini anılan 23.07.2018 tarihli hesap raporundaki tarihlere göre belirlemek, oluşan diğer usuli kazanılmış hakları da dikkate alarak çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Davacı avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine,
Davalı avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma avukatlık parasının davacılara yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 07.02.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.