Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14530 E. 2023/2 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14530
KARAR NO : 2023/2
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1505 E., 2022/814 K.
DAVA TARİHİ : 20.04.2020
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/103 E., 2020/171 K.

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının SSK’lı olarak hizmetinin bulunduğunu, davacının kardeşi …’da bulunan vekaleti ile SSK’lı olarak 2750 gün borçlanmak için müracaatta bulunduğunu, kardeşine verdiği vekalette SSK’da işlem yapma yetkisinin özel olarak bulunmadığı gerekçesi ile Kurum tarafından davacının yurtdışı borçlanma işleminin yapılmadığını, red işlemine dair davacıya da hiçbir yazılı bildirim yapılmadığını, davacının, vekaletnamenin yetersiz olduğu gerekçesi ile yurtdışı borçlanma talebinin reddedildiğini haricen öğrendiğini, Kurumun red cevabının hukuka aykırı olduğunu, kanun değişikliği ile ilgili maddi zarara uğrayacağından ve vekalet için konsoloslukların ileri bir tarihe randevu vermesi nedeniyle müaracaat tarihinde vekaletname düzenlenemediğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 76. maddesi gereğince sonradan vekalet verilmesinin hukuka uygun olduğunu belirterek, kurum işleminin iptaline, davacının 24.07.2019 tarihli müracaatının geçerli olduğunun tespitine, 24.07.2019 tarihli asgari prim miktarı üzerinden SSK’lı olarak borçlanma hakkının bulunduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili; zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; davanın davacının, 24.07.2019 tarihli müracaatının geçerli olup olmadığının ve bu tarihteki asgari prim miktarı üzerinden borçlanma yapılıp yapılamayacağının tespitine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yurt dışı hizmet borçlanması başvurusu için vekaletnamede özel yetki bulunması gerekip gerekmediğine ilişkin olduğu, konuya ilişkin kurum genelgesinde “borçlanma işlemlerinin vekil aracılığıyla yapılmasında, söz konusu işlemlerin vekâlet verenin mal varlığını azaltan ya da onu önemli ölçüde risk altına sokan işlemler olması sebebiyle vekaletnamelerde vekilin Kuruma borçlanma yetkisinin bulunduğu şeklinde özel yetkinin aranması gerektiği” denildiği, Borçlar Kanunu ve Hukuk Muhakemeleri Kanunun’da özel yetki gereken haller ve ayrıca vekilin özel yetki olmadıkça kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları açamayacağının ve takip edemeyeceğinin belirtildiği, dava konusu olayın bu kanunlarda sayılan özel yetki gerektiren hallerden veya kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olmadığı gibi, davalı kurumun borçlanılan miktarın üç ay içinde ödenmemesi hâlinde borçlanmadan vazgeçilmiş kabul edilmesi uygulması nedeniyle vekâlet verenin mal varlığını azaltan ya da onu önemli ölçüde risk altına sokan işlemlerden olduğu da söylenemeyeceğinden yurt dışı hizmet başvurusu için vekaletnamede özel yetki gerekmediğinin, yasal düzenleme ile getirilmeyen sınırlandırmanın genelge ile de getirilemeyeceğinin kabulü gerektiği kanaati ile davanın kabulüne, davacının 24.07.2019 tarihli borçlanma talebinin geçerli olduğunun, bu tarihteki asgari prim miktarı üzerinden borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine karar verildi.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu beyan ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; Avukatın asil adına 3201 sayılı Kanuna göre borçlanma talebinde bulunabilmek için vekaletnamede özel yetki bulunmasına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, kaldı ki davacı tarafından Kuruma sunulan vekaletnamede Sosyal Güvenlik Kurumuna ve ilgili kurum ve kuruluşlara müracaatla emeklilik işlemlerini takip ve imza ile neticelendirmeye yetkili kılındığı, dolayısıyla vekaletnamede ayrıca borçlanma talebinde bulunmak için de özel yetki aranması, hak aramanın sınırlanmasına neden olduğu, O halde özel ve genel kanun hükümlerinde aksine hüküm bulunmadığından; avukatın genel vekaletnameye istinaden 3201 sayılı Kanun kapsamında Kuruma yapmış olduğu 24.07.2019 tarihli yurtdışı hizmet borçlanması talebinin geçerli olduğu ve davacının yurtdışı borçlanma işlemlerinin, bu dilekçenin Kurum kayıtlarına giriş tarihi, ya da taahhütlü olarak postaya veriliş tarihinin Kurumca dikkate alınacağı değerlendirilmiş, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince esasdan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili; istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yurt dışı hizmet borçlanması başvurusu için vekaletnamede özel yetki bulunması gerekip gerekmediği, davacının 24.07.2019 tarihli müracaatının geçerli olup olmadığının ve bu tarihteki asgari prim miktarı üzerinden borçlanma yapılıp yapılamayacağının tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3201 sayılı Kanunun 1 inci maddeleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.