Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/1456 E. 2022/15721 K. 08.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1456
KARAR NO : 2022/15721
KARAR TARİHİ : 08.12.2022

Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No :

Dava, dava dışı limited şirketin prim borcu kesintisi yapılmaksızın hak ediş ödemesi yapıldığı için kurum zararının ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Kurum alacaklarından olan prim tahsilini güvence altına alan, keza, tahsilâtta kolaylığı ve çabukluğu sağlayan ve bu yönde kamu kurum ve kuruluşlarına yükümlülükler getiren 506 sayılı Kanun’un Teminatın ve hak edişlerin prim borcuna karşılık tutulması ile yapı kullanma izin belgesinin verilmesinde borcu yoktur belgesinin aranması başlığını taşıyan 83’üncü maddesinde; “Genel ve katma bütçeli kuruluşlar, il ve belediyeler veya sermayesinin en az yarısı genel ve katma bütçeli kuruluşlar ile il ve belediyelere ait olan teşekkül ve müesseseler, kamu iktisadi kuruluşları ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleri, kanunla ve kanunların verdiği yetkiye dayanarak kurulan kurum ve kuruluşlar, döner sermayeli kuruluşların ihale yolu ile yaptırılan her türlü işleri üzerine alanları ve bunların adreslerini Kuruma bildirmekle yükümlüdürler.
Sigorta primlerinin hak edişlerden mahsubu yapılmak şartıyla alıkonularak ödenmesi esastır. Ödemenin ve teminatın geri verilmesine ait işlemlerin usûl ve esasları Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir…” düzenlemesine yer verilmişti.
Eldeki davada uygulanması gereken ve davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun’un Prim ve idari para cezası borçlarının hak edişlerden mahsubu, ödenmesi ve ilişiksizlik belgesinin aranması başlığını taşıyan 90’ıncı maddesinde de, “Kamu idareleri ile döner sermayeli kuruluşlar ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamındaki kuruluşlar, kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar, ihale yolu ile yaptırdıkları her türlü işleri üstlenenleri ve bunların adreslerini onbeş gün içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür.
İşverenlerin hak edişleri, Kuruma idari para cezası, prim ve prime ilişkin borçlarının olmaması kaydıyla ödenir. Kesin teminatları ise ihale konusu işle ilgili olarak Kuruma borçlarının bulunmadığının tespit edilmesinden sonra iade edilir. İşverenlerin, kamu idareleri ile döner sermayeli kuruluşlar, bankalar ve kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar nezdindeki her çeşit alacak, teminat ve hak edişleri üzerinde işçi ücreti alacakları hariç olmak üzere yapılacak her türlü devir, temlik ve el değiştirme, Kurum alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.
Hak edişlerin mahsubu ve ödenmesi ile teminatların prim ve idari para cezası borçlarına karşılık tutulmasına ilişkin işlemlerin usûl ve esasları Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir…” düzenlemesiyle aynı amaca yönelik olarak ayrıntılı bir hüküm oluşturulmuştur.
5510 sayılı Kanun’un 90’ıncı maddesi dayanak alınarak çıkarılan 29.09.2008 tarihli 27012 sayılı Resmi Gazetenin mükerrer sayısında yayımlanan … Kurumu Prim ve İdari Para Cezası Borçlarının Hak edişlerden Mahsubu, Ödenmesi ve İlişiksizlik Belgesinin Aranması Hakkında Yönetmelik’in Kesin teminatın iadesi başlığını taşıyan 7’nci maddesinin de konuya ilişkin benzer şekilde ve kapsamlı bir içeriğe sahip olduğunu belirtmekte yarar vardır.
Öte yandan, İdarelerce, Kurum tarafından sosyal sigorta borcu bulunmadığına dair ilişiksizlik belgelerinin geç verilmesi ihtimaline binaen kesin teminat mektuplarının geçerlilik süresinin dolmasına meydan verilmeksizin işlemlerin yürütülmesini temin etmek amacıyla 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun Teminat mektupları başlıklı 35’inci maddesinde, “… Kesin teminat mektuplarının süresi ihale konusu işin bitiş tarihi dikkate alınmak suretiyle idare tarafından belirlenir…”; 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun Kesin teminat ve ek kesin teminatların geri verilmesi başlığını taşıyan 13’üncü maddesinde, “Taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirildiği ve yüklenicinin bu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra alınmış olan kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların;
a)Yapım işlerinde; varsa eksik ve kusurların giderilerek geçici kabul tutanağının onaylanmasından sonra yarısı, … Kurumundan ilişiksiz belgesi getirilmesi ve kesin kabul tutanağının onaylanmasından sonra kalanı,
b) Yapım işleri dışındaki işlerde … Kurumundan ilişiksiz belgesinin getirildiği saptandıktan sonra; alınan mal veya yapılan iş için bir garanti süresi öngörülmesi halinde yarısı, garanti süresi dolduktan sonra kalanı, garanti süresi öngörülmeyen hallerde ise tamamı, Yükleniciye iade edilir. Yüklenicinin bu iş nedeniyle idareye ve … Kurumuna olan borçları ile ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan kanunî vergi kesintilerinin yapım işlerinde kesin kabul tarihine, diğer işlerde kabul tarihine veya varsa garanti süresinin bitimine kadar ödenmemesi halinde, protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminatlar paraya çevrilerek borçlarına karşılık mahsup edilir, varsa kalanı yükleniciye geri verilir…”, hükmü mevcuttur.

Yapım İşleri Genel Şartnamesi’nin 46’ncı maddesinde; “Taahhüdün, sözleşme ve ihale dokümanı hükümlerine uygun olarak yerine getirilmesinden ve varsa işe ait eksik ve kusurların giderilerek geçici kabul tutanağının onaylanmasından ve yüklenicinin sözleşme konusu işten dolayı idareye herhangi bir borcunun olmadığı tespit edildikten sonra, alınmış olan kesin teminat ve varsa ek kesin teminatların yarısı; … Kurumundan ilişiksiz belgesi getirilmesi ve kesin kabul tutanağının onaylanmasından sonra kalanı, yükleniciye iade edilir.
Yüklenicinin sözleşme konusu iş nedeniyle idareye ve … Kurumuna olan borçları ile ücret ve ücret sayılan ödemelerden yapılan kanunî vergi kesintilerinin kesin kabul tarihine kadar ödenmemesi halinde, protesto çekmeye ve hüküm almaya gerek kalmaksızın kesin teminatlar 4735 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesi hükmüne göre paraya çevrilerek borçlarına karşılık mahsup edilir, varsa kalanı yükleniciye geri verilir.” Şeklindeki düzenleme mevcuttur.
Tüm bu düzenlemeler ile … Kurumunun prim alacaklarının teminatlardan tahsilinde kolaylık, çabukluk, garanti ve güvence sağlanarak, kamu kurum ve kuruluşlarına yükümlülükler getirilmiş olup, alacağın tümünün tahsilinin sağlanmasına ilişkin olarak özel kanun niteliğinde bulunan 5510 sayılı Kanun’un Prim ve idari para cezası borçlarının hak edişlerden mahsubu, ödenmesi ve ilişiksizlik belgesinin aranması başlığını taşıyan 90’ıncı maddesinin uygulama önceliği olduğu gözetilmelidir.
Açıklanan bütün bu yasal düzenlemelere göre, her hak edişin müteahhide ödenmesinden önce müteahhidin Kuruma olan prim borcunun hak edişten mahsubu yapılmak suretiyle verilmesi, mahsup edilen bu prim borcunun da ihale makamı durumunda bulunan kuruluş tarafından Kuruma ödenmesi gerekmektedir. Gecikme zammı borcuda prim borcu kapsamında sayılır.
Önemle belirtmek gerekirse müteahhide iş yaptıran Kurum veya kuruluşun üç türlü yükümlülüğü mevcuttur. Birincisi, işin ihale edildiği müteahhidin kim olduğunu ve adresini Kuruma bildirmek, ikincisi, prim borcuyla gecikme zammının ödendiği belgelendirilmedikçe hak edişleri ve teminatı müteahhide ödememek, üçüncüsü, Kurumun prim ve gecikme zammı alacağının ödenmediğinin anlaşılması halinde, bu alacağı hak edişten veya teminattan kesip Kuruma ödemek. Teminat, nakit olarak yatırılmamışsa teminatı paraya çevirdikten sonra mahsup işlemini yapmaktır (…, … Kanunu Yorumu, sayfa 1795). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.03.1988 tarih, 1986/10-618 Esas, 1988/263 Karar sayılı ve 10.4.2002 tarihli 2002/21-201 Esas, 2002/297 Karar sayılı kararları da bu yöndedir.
Bununla birlikte, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26’ncı maddesinde hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasına “istemle bağlılık” ilkesi egemen kılınmıştır.
Eldeki dava dosyasında davacı …, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ihale makamı olan …. Tic. Ltd. Şti’nin Kurumlarına olan prim borcu ve ferilerini hakediş ve teminatlardan keserek Kuruma ödenmemesinden dolayı Kurum zararı olan 26.918,17 TL’nin gecikme zammı ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiş, Mahkemece kurulan ilk hüküm Dairemiz bozma ilamı ile “Mahkemece her ne kadar belirtilen şekilde hüküm kurulmuş ise de, dava dışı şirketin Kuruma olan borcu net olarak belirlenmemiştir. Zira davalı, 2005/5 dönemine ait borcun ödendiğini ve buna ilişkin makbuzu sunmuş olduğu halde Mahkemece bu husus araştırılmamıştır. Yapılması gereken söz konusu makbuzun gerçekten de ilgili dava dışı şirketin dava konusu borcuna ilişkin olup olmadığı, buna ilişkin ise, ödeme tarihine göre güncel borcun ne kadar olduğu davalı Kurumdan sorulup sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir” denilmek suretiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda Mahkemece “davanın kabulüne, prim alacağının 9.129,21 TL, prim alacağına ilişkin gecikme zammının 15.054,17 TL, işsizlik sigortası prim alacağının 788,54 TL, işsizlik sigortası prim alacağına ilişkin gecikme zammının 1.296,69 TL, damga vergisinin 72,80 TL, damga vergisine ilişkin gecikme zammının 131,76 TL, masraf alacağının 550 TL olduğunun tespiti ile toplamda 27.023,17 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” şeklinde hüküm kurulmuştur.
Somut olayda, davacı …, Kurum zararı olan 26.918,17 TL’nin gecikme zammı ile birlikte ödenmesi talebinde bulunmuş olup Mahkemece taleple bağlı kalınarak bu tutar esas alınarak gecikme zammına ilişkin de hüküm kurulması gerekirken yargılama esnasında güncel borcun araştırılarak Kurum yazı cevabı esas alınmak suretiyle faiz, gecikme zammı ve masraf ile birlikte 27.023,17 TL olarak belirlenerek bu miktar üzerinden hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, karar bozulmamalı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Hükmün 1. numaralı bendinin silinerek yerine gelmek üzere “Davanın kabulüne, davacı alacağı olan 26.918,17 TL’nin gecikme zammı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” cümlesinin yazılmasına ve hükmün bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.