YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14567
KARAR NO : 2023/27
KARAR TARİHİ : 09.01.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1321 E., 2022/1496 K.
DAVACILAR : 1-…
2-…
3-…
4-…
5-…
6-…
7-…
8-…
9-… (Müteveffa)
mirasçıları:
a)…
b)…
vekilleri Avukat …
vekili Avukat …
FER’İ MÜDAHİL : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 31.03.2017
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/561 E., 2022/232 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer’i müdahil tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının murisi …’in, 1989 yılı yerel seçimlerinden 2004 yerel seçimlerine kadar, tüzel kişiliği davalı … İl Özel İdare Müdürlüğüne devredilen Ilısı Belediye Başkanlığında sürekli çalışmasına rağmen, kuruma eksik bildirilen hizmetlerinin tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı fer’i müdahil Kurum vekilleri davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“Davanın kısmen kabulüne, davacılar murisi …’in davalı idareye ait 26847.68 sicil sayılı “… Belediye Başkanlığı” unvanlı iş yerinde 15.05.1995-14.12.1999 tarihleri arasında, Kuruma bildirilen hizmetleri dışında 1995/ 2 inci dönemde 120 gün, 1995/ 3 üncü dönemde 120 gün, 1996/ 1 inci dönemde 120 gün, 1996/ 2 inci dönemde 120 gün, 1996/ 3 üncü dönemde 120 gün, 1997/ 1 inci dönemde 120 gün, 1997/2 inci dönemde 120 gün, 1997/ 3 üncü dönemde 120 gün, 1998/ 1 inci dönemde 90 gün, 1998/ 3 üncü dönemde 30 gün, 1999/1 ini dönemde 120 gün, 1999/2 inci dönemde 120 gün ve 1999/3 üncü dönemde 90 gün olmak üzere 1410 gün daha çalıştığının tespitine, 506 sayılı Kanuna tabi olarak günlük brüt asgari ücret üzerinden hizmet akdi ile çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Fer’i müdahil vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sadece tanık anlatımları ile karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, müvekkil kurumun yasaya ve hukuka aykırı bir işlem olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı … İl Özel İdaresi vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hak düşürücü süre itirazlarının incelenmediğini, işe giriş bildirgesinin verildiği tarihten önceki kısmın hak düşürücü kısma uğradığını, tanık beyanlarına göre hizmet tespit edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, belediyenin kamu kurumu olduğunu, mahkemece eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek kararın kaldırılmasını davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
“Davalı ve feri müdahil kurum vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili istinaf gerekçelerini tekrarla, işe giriş bildirgesi verilmeden önceki dönemin hak düşürücü süreden reddi gerektiği, tanıkl beyanından başka delil olmayıp davanın ispatlanamadığı,
Fer’i müdahil Kurum vekili istinaf gerekçelerini tekrarla, tanık beyanlarının yeterli olmayıp eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiği gerekçeleriyle kararın bozulmasını istemişlerdir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalıya ait işyerinde çalışmasına rağmen kuruma bildirilmeyen hizmetlerinin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile
2. Dava, 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un m. 86/9 inci maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmış olup, anlaşılacağı üzere çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden bu maddeyle getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın özünü etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hakkın özü bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Buna göre; ilgili kişi hakkında işe giriş bildirgesi düzenlenmediği, düzenlenmesine karşın yasal hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, sigortalılık bildirimini içeren dönemsel sigorta primleri bordrosunun/aylık prim ve hizmet belgesinin hazırlanmadığı veya anılan süre içerisinde Kuruma teslim edilmediği, sigorta priminin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde Kurum görevlilerince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre içerisinde yargı yoluna başvurması zorunludur. Söz konusu hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
3. Değerlendirme
Somut olayda, davacının murisi … adına ilk defa 15.04.1998 tarihinden itibaren 30.11.1998’e kadar hizmet bildirimi yapıldığı, davanın ise 31.03.2017 tarihinde açıldığı anlaşılmakla; yukarıda açıklanan mevzuat ve ilkeler kapsamında, bildirim öncesi sürelerin hak düşürücü süreye uğradığı ve reddi gerektiği halde kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan … ile Üyeler …, … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla,
09.01.2023 tarihinde karar verildi.
(M)
…
KARŞI OY
Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespitine ilişkin dava şartları, 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesinde belirtilmiştir. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte belirtilen belgelerin işveren tarafından kuruma verilmemiş olması ya da çalışmaların Kurum tarafından saptanmaması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması şeklinde ifade edilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasından kaynaklanmaktadır.
Bildirimsiz kalan sigortalı çalışmaların tespiti davalarının, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılabileceği öngörülmüştür. Bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğu Yargıtay’ın yerleşmiş, oturmuş görüşlerindendir.
506 sayılı Kanun’un 79/1 inci maddesinde açıkça, işveren tarafından sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiğinin yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde, işveren tarafından Kuruma verilmesi gereken belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vs. olarak belirtilmiştir. Bu belgelerden herhangi birinin Kuruma verilmesi veya Kurum tarafından fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.
Kesintili çalışma halinde de, yukarıda açıklanan hususlar her bir çalışma dönemi açısından geçerli olacaktır.
Yönetmelikte belirtilen işe giriş bildirgesinin, sigortalı işe alınır alınmaz düzenlenerek Kuruma verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, çalışmaya başlandıktan bir süre sonra verildiği sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle işe giriş bildirgesinden önceki çalışmalar, işe giriş bildirgesi sonrasında da kesintisiz olarak devam etmiş ise; başka bir anlatımla blok bir çalışma dönemi varsa bu dönem içerisinde işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi halinde hak düşürücü süreden söz edilmeyecektir. Zira işe giriş bildirgesi verilmekle sigortalının çalışmasından Kurum haberdar olduğundan, artık gerekli denetimleri yapmak sigortalının sigortalı hizmetlerinin eksiksiz bildirilmesini sağlamak Kurum sorumluluğundadır. Denetim görevini yapmayan Kurum’un kendi kusurundan yaralaması düşünülemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.02.2003 gün ve 2003/21 – 44 – 98, 23.04.2004/21-369- 371 27.02.2008 gün ve 2008/21-163-207, 14.11.2012 gün ve 2012/21-735-795 ve 2017/21-2177-2019/ 836 Esas ve Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir
Somut olayda da, davacının işe giriş bildirgesinin verildiği 15.04.1998 tarihinden öncesinde 15.05.1995 tarihinde çalışmaya başladığı, ara vermeksizin blok çalışma halinde 14.12.1999 tarihine kadar çalıştığı sübut bulduğundan bu yöndeki mahkeme kararının onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan, Sayın çoğunluğun kararına bu nedenle katılmıyorum.