YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14572
KARAR NO : 2023/753
KARAR TARİHİ : 26.01.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/257 E., 2022/403 K.
DAVALILAR : 1- … vekili Avukat …
2- Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Avukat …
3- …
4- …
DAVA TARİHİ : 01.01.2006
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
İkinci kez verilen karar davacı … vekilince temyiz edilmiş olup Yargıtay 17. Hukuk Dairesince temyiz istemlerinin reddi ile onama kararı verilmiştir.
Mahkemece onama sonrası yapılan inceleme sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece onama sonrası verilen üçüncü karar davacı ve davalı …Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dilekçesinde özetle, müvekkili Alman Hastalık kasası AOK’ nın sigortalısı olup, Almanya’da ikamet eden 1979 doğumlu … ile 1993 doğumlu … 14.08.2004 tarihinde …’da geçirdikleri trafik kazası sonucu ağır derece yaralandıklarını, kaza sırasında davalılardan …’in sevk ve idaresindeki … plakalı aracın …’dan Mudanya istikametine doğru yolun sol şeridinde giderken aynı istikamette yolun sağ şeridinden giden ve sürücüsü … olan … plakalı araca çarpması neticesinde meydana geldiğini, davalı …’ in sollama yapmak için kontrolsüz şekilde hızlandığını, ancak aracın hızını ayarlayamadığı için direksiyon hakimiyetini kaybedip, sigortalı …’ in sevk ve idaresindeki aracın sol tarafına, kendi aracının sağ yanı ile çarptığını, çarpışma sonucu …’ in aracının yolun sol ortasındaki ayırıcının üstünden takla atarak karşı şeride devrildiğini, yaralanan … ve …’ ın ilk tedavilerin Türkiye ‘de yapıldığını ve kazadan kısa bir süre sonra Almanya’ da devam edildiğin, müvekkilinin Almanya’ da faaliyet gösteren kamu kurumu niteliğine haiz özerk bir sağlık sigortası kurumu olup, kazada yaralanan … ile …’ in Almanya’ da yapılan ve halen devam eden tedavi ve bakım masraflarını karşıladığını, dilekçe eki listede 14.11.2005 tarihine kadar yapılan tedavi ve bakım masraflarının gösterilmiş olup, …’e yapılan masraf toplam miktarın 14.222,01 TL olup, tabloda 6-8-10 ve 12 nci sıradaki katkı paylarının sigortalının kendisinin yaptığı ödeme olup, ve masraflardan mahsup edildiğini, …’ a 17.12.2004 tarihine kadar yapılan tedavi ve bakım masrafları toplamının da 5.324,07 TL olduğunu, gerek kaza tutanağı, gerekse ceza yargılamasında davalı sürücünün % 100 tam kusurlu olduğunun belirtildiğini, sigortalıların kendi uğradıkları zararlar açısından … 2 nci AHM 2004/517 esasında açtıkları tazminat davasında da sürücünün kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kazaya karışan davalı … adına kayıtlı araç üzerine de 3 üncü kişilere devrinin önlenmesi için tedbir konulmasını talep ettikleri ve tedavi giderine ilişkin olarak yapmış oldukları 16.546,08 EURO tutarındaki masrafın davalılardan sigorta şirketi poliçe limiti dahilinde sorumlu olmak kaydı ile davalıdan aynan tahsiline ve aynen tahsilinin mümkün olmaması halinde ise fiili ödeme günündeki merkez bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak YTL olarak tazminine, ve alacağın kaza tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4A md. uyarında faiz işletilmesine, yargılama giderleri ve vekillik ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı …Ş. vekili cevap dilekçesinde; … plakalı aracın 02.06.2004 – 2005 tarihleri arasında müvekkili sigorta şirketine trafik ZMM sigorta poliçesi ile sigortalı olup, sorumluluklarının sakatlanma ve ölümlerde kişi başı 40.000,00 YTL ve sigortalının kusur oranı ile sınırlı olduğunu, davacı tarafın dava öncesi müvekkillerine herhangi bir başvuruda bulunup bilgi ve belge ibraz etmediklerini, konunun yargılamayı gerektirdiğini, delillerin tebliğini talep ettiklerini, kazanın haksız fiilden kaynaklanması sebebiyle yasal faiz talep edebileceğini ve temerrütün durumun sigortacıya ihbarından itibaren 8 iş günü sonrasında gerçekleşeceğini, bu tarihten itibaren yasal faiz talep edilebileceğinden ve dava açılmasına sebebiyet vermediklerinden bahisle faiz, masraf ve vekalet ücretinden de sorumlu olmayacaklarını kararda nazara alınmasını talep ettiklerini belirtmiştir.
2.
Davalı Kurum vekili zamanaşımı ve husumet itirazlarının olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
3. Davalı asil … yargılamaya katılmış dava konusu bedelleri Axa Oyak Sigorta Şirketi tarafından karşılanmasına, davanın reddine karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
4.Diğer davalı …’na usulüne uygun tebligat yapıldığı, davalının cevap dilekçesi sunmadığı, yargılamaya katılmadığı, kendisini vekil ile de temsil ettirmediği anlaşılmıştır
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.10.2017 tarihli ve 2013/503 Esas, 2017/390 Karar sayılı kararıyla; “Dava Almanya’ da hastalık kasası olarak adlandırılan ve bir nevi kamu kurumu niteliğinde sağlık sigortası kurumu olan davacı tarafın sigortalıları için yaptığı sağlık harcamaları ve maaş tazminatı ödemesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
23.01.2017 tarihli ek bilirkişi raporunda özetle; …’nin faaliyet gösterdiği Almanya’da, ülkemizdeki Sosyal Güvenlik Kurumu niteliğinde bir sosyal güvenlik kurumu olarak faaliyet göstermesi ve Kamu Tüzel Kişiliği olması nedeniyle ve 6111 sayılı Kanun ile trafik kazası sonucunda oluşan yaralanmalara ilişkin tedavi bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumundan talep edilmesi gerektiğinden, uyuşmazlığın 506 sayılı Kanun’un uygulanmasına yönelik olması nedeniyle, 506 sayılı Kanun’un 134 üncü maddesi gereğince, İş Mahkemesinde yürütülmesi ve uyuşmazlığı İş Mahkemesinde çözümlenmesi gerekeceğini bildirmişlerdir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının faaliyet gösterdiği Almanya’da ülkemizde Sosyal Güvenlik Kurumu niteliğinde bir sosyal güvenlik kurumu olarak faaliyet göstermesi ve Özerk Kamu Tüzel Kişiliği olması nedeniyle ve 6111 sayılı Kanun ile değişen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi uyarınca trafik kazası sonucu oluşan yaralanmalara ilişkin tedavi bedellerinin SGK’dan talep edilmesi gerektiğinden, uyuşmazlığın dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun uygulanmasına yönelik olduğundan, aynı Kanunun 134 üncü md’si uyarınca bu tür uyuşmazlıkların iş mahkemesinde çözümleneceği ve 5510 sayılı Kanun’un 101 inci maddesi uyarınca somut olayın iş mahkemesinde görüleceği” gerekçelerine dayalı olarak, “Dava dilekçesinin görev yönünden reddine,
HMK 20 nci maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve süresi içerisinde talep edildiğinde dosyanın yetkili ve görevli … Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesine ” karar verilmiştir.
V. ONAMA VE ONAMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Onama Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
2. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 11.02.2020 tarihli 2019/6249 Esas, 2020/1261 Karar sayılı ilamı ile; davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün onanmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Onama Kararı Sonrası Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Tüm dosya kapsamına göre Almanya’ da hastalık kasası olarak adlandırılan ve bir nevi kamu kurumu niteliğinde sağlık sigortası kurumu olan davacı tarafın sigortalıları … ve …’in …’nın Mudanya ilçesinde meydana gelen trafik kazasında yaralanmaları neticesinde ilk tedavilerinin Türkiye’ de yapılmasına müteakip Almanya’ya nakledildiklerinin ve tedavilerinin orada da devam ettiği, ibraz edilen ve bilirkişi raporu ile tespit edildiği şekilde kazada sigortalıya atfı kabil kusur bulunmadığı, kazaya araç sürücüsü davalı …’in %100 kusurlu hareketinin neden olduğu, diğer davalı …’nun araç işleteni, sigorta şirketinin ise poliçe limiti ile oluşan zararda müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları bu itibarla adı geçen davalılar yönünden davanın kabulü ile toplam 16.546,00 EURO rücuan tazminatın, davalı …Ş. yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının bu yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak sureti ile aleyhlerine kabul hükmü kurulan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine dair hüküm tesis edilmiştir.
Her ne kadar dosyada Sosyal Güvenlik Kurumu “dahili dava dilekçesi ile ” ” davalı” olarak yer almış ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda, dava açıldıktan sonra diğer kişilerin davaya dahil edilmek suretiyle davalı sıfatını kazanması ve husumetin bu kişilere yöneltilmesi konusunda bir düzenleme yer almamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında, davaya zorunlu dava arkadaşlığı dışında dahili dava yolu ile davalı olarak taraf eklenmesi mümkün değildir. (Yargıtay 22.Hukuk Dairesinin 20.12.2018 tarih 1026/1513 E – 2018 / 27868 K sayılı ilamı ) Taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı da bulunmamaktadır. Bu itibarla, Sosyal Güvenlik Kurumu hakkında usulune uygun dava açılmadığından davanın Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden reddine karar verilmiştir.
Harç miktarı hesaplanır iken dava tarihinde TC Merkez Bankası Efektif Satış Kuru üzerinden hesaplanan (1 EURO = 1.8843 TL ) miktar üzerinden hüküm fıkrasında gösterilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçelerine dayalı olarak;
” 1-Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı açılan davanın usulden reddine,
2-Diğer davalılar yönünden davanın KABULÜ ile toplam 16.546,00 EURO rücuan tazminatın, davalı …Ş. yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının bu yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak sureti ile aleyhlerine kabul hükmü kurulan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiştir.
“VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı …Ş. vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın ikame tarihinin 2006 yılı olduğu, davanın ikame tarihinde; tedavi giderlerinden sorumluluk konusunda kanunun; özel sigorta şirketlerini sorumlu tuttuğunu; 25.02.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13.02.2011 tarih, 6111 sayılı Kanun’un 59 uncu maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98 inci maddesinin açık lafzından da anlaşıldığı üzere, yapılan değişiklik ile trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurura ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, maddenin devamında ve geçici 1 inci maddede düzenlenen “aktarım” gerçekleşmesi koşuluyla da, hastanelerce sunulan sağlık hizmet bedelleri yönünden sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği, kazazedelerin, bunun dışında kalan bakıcı veya tedaviye bağlı sair harcamalarının, sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının tedavi teminatları kapsamında, yine sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı tarafından karşılanmaya devam edeceği, hükmünün öngörüldüğü, bu doğrultuda kazaya sebebiyet veren aracın ZMMS şirketi ile SGK’nın sorumlu olduğu, kanuni düzenleme ile davanın açıldığı tarihteki sorumluluk hükümlerinin değişmesi sonucu, Yerel Mahkemece dava şartı kapsamında, taraflarına Sosyal Güvenlik Kurumunun davaya dahil edilmesi için süre verildiği, bu kapsamda yargılama esnasında kurulan ara karar gereği, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun davaya dahil edilmiş olmasına rağmen Mahkemece kendi ara kararına aykırı hüküm tesis edildiği ve SGK’nın davaya dahil edilmesine imkan bulunmadığından bahisle SGK yönünden davanın reddine karar verildiği, kararın kendi içinde çelişki arz ettiğinden bozulması gerektiği, ayrıca Mahkemece taraf sıfatına haizmişcesine dahili davalı SGK lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalılardan Axa Sigorta A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Hükme esas alınan 17.04.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda, kök bilirkişi raporuna yaptıkları itirazlara yönelik hukuki bir değerlendirme yapılmadığı, nitekim bilirkişi heyetinde sigorta hukukçusunun da yer almadığı, talepleri doğrultusunda akademik ünvana haiz olan sigorta hukukçusu bilirkişiden ek bilirkişi raporu alınması gerekirken, eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğu, bilirkişi kök raporuna itiraz dilekçesinde de belirtildiği üzere, davacı tarafından dava dilekçesinde yalnızca tedavi giderlerine yönelik talepte bulunulduğu, efor kaybına yönelik herhangi bir talebin olmadığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54 üncü maddesi uyarınca her ikisinin farklı zarar kalemleri olduğu, bu doğrultuda taleple bağlılık ilkesi gereği efor kaybı adı altında hesaplanan tazminat tutarının reddinin talep edildiği, Mahkemece alınan 17.04.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda, davacı kurumunun tedavi gideri ve geçici iş göremezlik ayrımı yapmadığı belirtilerek, bu sebeple toplam 16.546,08 Euro üzerinden hesaplama yapıldığı görüşünün belirtildiği, davacı Kurumun talep ettiği tek zarar kaleminin tedavi giderinin olduğu, bilirkişi tarafından talep aşılarak efor kaybı zararının da hesaplamaya konu edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, dava konusu trafik kazası sebebiyle doğan tedavi giderlerinin tamamının SGK’nın sorumluluğunda olduğunun 12.03.2022 tarihli bilirkişi kök raporu ile tespit edildiği, sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98 inci maddesi hükmü gereğince sona erdiği, dava konusu olayda, zarar görenlerin Türkiye’de ikametgahı bulunmamakta olup Almanya’da ikamet ettikleri bu durumda Türkiye’de mukim sosyal sigorta mercii olan Sosyal Sigorta Kurumu, zarar görenlere yapılan parasal yardım tutarlarını Almanya’daki sosyal sigorta mercii olan davacıya ödemekle yükümlü olduğu, kaldı ki Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti arasında akdedilen 01.11.1965 yürürlük tarihli Sosyal Güvenlik Sözleşmesi’nin 50 nci maddesi uyarınca da Alman sosyal sigorta kurumu olan davacının zararını tazmin etmesi için başvurabileceği kurumun Türkiye’de geçerli olan sosyal güvenlik mercii olan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) olmalı gerektiği, davayı ve sorumluluğu hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla Mahkemece Türk Lirası cinsinden hüküm kurulması gerektiği, aksi kanaatte olunması halinde fiili ödeme günündeki kur karşılığı üzerinden ülke parası (Türk Lirası) ile hüküm kurulması gerektiği, usule ilişkin olarak davacı tarafça, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun’un 48 inci maddesi uyarınca yatırılması gereken teminat yatırılmadan huzurdaki davanın ikame edildiği, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği, belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 24.08.2004 tarihinde Türkiye’de meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan, davacı Alman Sigorta Mercii nezdinde sigortalı olan … ile …’e yapılan tedavi giderlerinin rücuan tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Uyuşmazlık, Alman İhtiyarlık Sigorta Merciinin Türkiye’de trafik kazası geçiren sigortalıya yaptığı sosyal sigorta yardımlarının tahsili için rücuan tazminat davası açma konusunda aktif dava ehliyeti bulunup bulunmadığı ve rücu edilebilecek sosyal sigorta yardımının kapsamının belirlenmesine ilişkin olup, Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik Konusunda Yapılan Sözleşme’nin 50 nci maddesinde yer alan “(1) Akit taraflardan birinin mevzuatına göre, diğer akit taraf ülkesinde olan bir sigorta vakası dolayısı ile yardıma hak kazanan bir kimse diğer akit taraf nizamlarına göre üçüncü bir şahıstan zararın tazminini istemek hakkına sahip ise, bu hak, ilgili mevzuat dairesinde, yardımı yapacak olan akit tarafın Sosyal Sigorta Merciine intikal eder. (2) Akit taraflardan birinin Sosyal Sigorta Mercii üçüncü bir şahıstan doğrudan doğruya bir tazminat istemek hakkına sahip ise, diğer akit taraf bu hakkı tanır.” hükmü uyarınca Alman sigorta merciinin aktif dava ehliyeti bulunduğu anlaşılmaktadır.
Rücû hakkınının kapsamı ise, Türk Hukukuna göre belirlenecektir. Ancak davanın yasal dayanağının belirlenemediği, zira kazalanan sigortalıların sigortalılık niteliğinin ortaya konulmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılacak iş, kazalanan sigortalıların Alman Yasal Emeklilik Sigortası Hakkında Kanunu’nun (6. Kitap) 1 inci maddesi kapsamında bir hizmet akdine tabi olarak mı çalıştığı, yoksa 2 nci maddesi kapsamında kendi nam ve hesabına mı çalıştığının ortaya konulması, buna göre, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesi mi, yoksa 1479 sayılı Kanun’un 63 üncü maddesi mi olduğunun belirlenmesidir. Davanın yasal dayanağının, “Kasdı veya suç sayılır hareketi ile sigortalının, eşinin veya çocuğunun hastalanmasına sebep olan kimseye, bu kanun gereğince hastalık sigortasından yapılan her türlü giderler tazmin ettirilir.” şeklindeki 506 sayılı Kanun’un 39 uncu maddesi olduğu sonucuna varılması halinde, ancak hastalık sigortasından yapılan sosyal sigorta yardımlarının rücû edilmesinin mümkün bulunduğunun gözetilmesi gerekir.
Dosya kapsamındaki kayıt belgelerden; Alman Hastalık Kasası AOK’un sigortalısı oldukları anlaşılan ve Almanya’da ikamet eden … ile …’in, 14.08.2004 tarihinde …’da geçirdikleri trafik kazası sonucu yaralandıkları, ilk tedavilerinin Türkiye’de yapılmasına müteakip, Almanya’da yapılan bir kısım tedavi ve bakım giderlerinin tahsili amacıyla, davalı …’nun kazaya sebep aracın işleteni, davalı …’ın sürücüsü, davalı …Ş.’ne ZMSS poliçesi ile sigortalı araç olması nedeniyle, eldeki davanın açıldığı, dosya kapsamından konuya ilişkin ceza yargılamasında, tedbirsizlik ve dikkatsizlik sonucu yaralamaya sebep olma suçundan dolayı yargılanan davalı araç sürücüsü …’ın tam ve asli kusurlu kabul edilerek, cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün onanmak suretiyle kesinleştiği, Mahkemece davalı …Ş. yönünden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere dava tarihinden itibaren Devlet Bankalarının bu yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanmak sureti ile dahili davalı SGK hariç diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, Sosyal Güvenlik Kurumuna açılan davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, yukarıda belirtilen açıklamalar kapsamında Türk Sosyal Güvenlik Hukukuna göre davanın yasal dayanağı tespit edilerek, talep edilen alacakların Türk Sosyal Güvenlik Hukuku kapsamında rucuan talep edilebilir alacaklar olup olmadığı açık ve net bir şekilde belirlenmeli, 6111 sayılı Kanun’un geçici 1 inci maddesi kapsamında irdeleme yapılmalı, Türk hukukuna göre rucuan talep edilen alacakların niteliği gözetilmeli, tarafların kusur durumu da değerlendirilerek infaza elverişli olacak şekilde sonucuna göre karar verilmelidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
26.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…