YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14581
KARAR NO : 2023/57
KARAR TARİHİ : 09.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/255 E., 2022/412 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 05.05.2020
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili adına 31.07.2019 tarihli iadeli taahhütlü mektupla yurt dışı borçlanma talebinde bulunduğunu, 01.08.2019 tarihinde 3201 sayılı yasada değişiklik yapılması nedeni ile özellikle Almanya’da konsolosluklar önünde kuyruk olduğunu, vekalet randevularının 1-2 ay sonrasına verildiğini, davalı kurumun,vekaletnamenin düzenleme tarihinin 31.07.2019 olmadığı gerekçesi ile yurt dışı borçlanma talebini reddettiğini belirterek kurum işleminin iptaline, 31.07.2019 tarihli başvurunun geçerli olduğunun tespitine, asgari prim miktarı üzerinden müvekkilinin borçlanma hakkı bulunduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı SGK Başkanlığı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2020 tarihli ve 2020/111 E., 2020/140 K., sayılı kararıyla; başvuru tarihi itibari ile vekilin yurt dışı borçlanma yapmaya yetkisinin bulunmadığı, kurum işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.01.2022 tarihli ve 2020/1323 E., 2022/127 K., sayılı kararıyla; 6100 sayılı HMK’nın 76 ıncı maddesinin “ Avukat, açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekaletname aslını veya Avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğini, dava yahut takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmek zorundadır, 77 inci maddenin “Vekaletnamesinin aslının veya onaylı örneğini vermeyen avukat dava açamaz ve yargılama ile ilgili hiçbir işlem yapamaz. Şu kadar ki gecikmesinde zarar doğabilecek hallerde mahkeme, vereceği kesin süre içinde vekaletnamesini getirmek koşulu ile avukatın dava açmasına veya usul işlemlerini yapmasına izin verebilir. Bu süre içinde vekaletname verilmez veya asıl taraf yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçe ile mahkemeye bildirmez ise dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır” hükümleri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 80 inci maddesinin 2 inci fıkrasının “Sigortalı veya hak sahiplerinin vekilleri tarafından yapılacak yazılı taleplerde, Kurumca verilecek ödenekler ile bağlanacak gelirler veya aylıklar için başvurma yetkisi bulunduğunu açıkça belirten ve noterlikçe onaylanmış vekaletnamenin de ibraz edilmesi gerekir” düzenlemesi kapsamında, başvuru sırasında usulüne uygun vekalet ibraz edilmediği, Kurum işleminin yerinde olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 23.05.2022 tarihli 2022/2148 E., 2022/7578 K., sayılı kararı ile, davacı adına Av. … tarafından 31.07.2019 tarihinde iadeli taahhütlü olarak postaya verilen borçlanma talep dilekçesinin 01.08.2019 tarihinde Kuruma intikal ettiği, başvuru sırasında davacı tarafından avukata verilmiş vekaletname bulunmadığı, vekaletnamenin 23.01.2020 tarihinde düzenlendiği ve 17.02.2020 tarihinde Kuruma gönderildiği,Kurum tarafından avukatın borçlanma başvurusunun yapıldığı 31.07.2019 tarihinde … adına yurt dışı borçlanması yapmaya vekaleti olmadığı belirtilerek borçlanma talebinin reddedildiği, 3201 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi gözetilerek müracaatın doğrudan sigortalı veya vekilince yapılabileceği, somut olayın özelliğinden doğan fiili imkansızlık nedeniyle elde edilemeyen vekaletnamenin sonradan ibrazı ile başvurunun geçerli hale geleceği gözetilmeden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesi ile karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, Kurum işleminin iptaline, davacının 31.07.2019 tarihli başvurusunun geçerli olduğunun tespitine, davacının 31.07.2019 tarihli başvuru tarihinde asgari prim miktarı üzerinden borçlanma hakkının olduğunun tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, 3201 sayılı Kanunda, müracaatın doğrudan sigortalı veya vekilince yapılabileceğine dair bir ibare bulunmadığını, başvuru tarihinin 31.07.2019, vekaletnamenin düzenlenme tarihinin ise 23.01.2020 olup, davacının fiili imkansızlık sebebiyle vekalet sunamadığına dair iddiasına itibar edilemeyeceğini, HMK 76 ıncı maddesi hükümlerinin kıyasen uygulanmasının da mümkün olmadığını, kurum işleminde hata bulunmadığını belirtti.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 3201 sayılı Kanun kapsamında yurt dışı hizmetlerini borçlanma talebinin geçerli olduğunun tespiti ile aksine Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; özellikle önceki bozma ilamında davanın reddine karar verilmesinin belirtilen gerekçelerle hatalı olduğunun ifade edilmiş olması karşısında verilen karar yerinde görülmüş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…