Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14610 E. 2023/60 K. 09.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14610
KARAR NO : 2023/60
KARAR TARİHİ : 09.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1601 E., 2022/2023 K.
DAVA TARİHİ : 03.10.2018
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 12. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/415 E., 2020/179 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;Bağ Kur sigortalısı iken 03.05.1986 tarihinde vefat eden annesinden 01.01.2004 tarihinden itibaren aylık bağlandığını, 01.05.2011 tarihinden sonra aldığı aylıkların yersiz ödeme olarak istendiğini ve 18.01.2017 tarihli borç bildirim belgesi ile 27.206,16 TL nin talep edildiğini belirterek,borç bildirim belgesinin ve bu yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; 01.05.2011 sonrası aylık tutarı asgari ücretin üzerinde olduğundan yersiz aylığının geri istendiği belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının annesinin vefat ettiği 03.05.1986 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasanın 45/c. maddesinde “geçimini sağlayacak başka bir geliri olmamak koşulu ile yaşları ne olursa olsun evlenmemiş kız çocuklarına aylık bağlanacağı” belirtilmiş olmasına ve davacıya aylık bağlandığı tarihte gelirinin bulunması nedeni ile aylık bağlanması mümkün değilse de, 1479 Sayılı Kanun’un 45. maddesine 24.07.2003 tarih 4956 Sayılı Kanun’un 23. maddesi ile eklenen (c) fıkrasında bulunan “onsekiz yaşını, orta öğrenim yapması halinde yirmi yaşını, yüksek öğrenim yapması halinde yirmibeş yaşını doldurmayan ve (18 yaşını doldurmayanlar hariç) bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan veya yaşları ne olursa olsun çalışamayacak durumda malul olan çocuklarla, yaşları ne olursa olsun evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan ve veya dul kalan ve bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan kız çocuklarının her birine %25’inden az aylık bağlanamaz” hükmü uyarınca kız çocuklarına aylık bağlanması mümkün hale gelmiş olmakla ve 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren yasa hükmü önceki yasal düzenlemeye göre daha lehe olup, lehe olan yasal düzenlemenin davacı hakkında da uygulanmasının Anayasanın eşitlik ilkesinin bir sonucu olmasına göre 02.08.2003 sonrası davacının lehine olan yasal düzenlemenin davacı hakkında uygulanması gerektiği, bu durumda bu Kanun ile diğer sosyal güvenlik kanunları kapsamında çalışmayan, bu kanunlar kapsamındaki çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almayan ve dul kalan davacının annesinden dolayı yetim aylığı alma hakkı bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne davalı kurumun 18.01.2017 tarih ve 760725 sayılı işleminin iptali ile davacının anılan işlem nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, davacı hakkında Kurum tarafından yapılan tahakkuk işleminin yasal mevzuata uygun olduğunu beyanla, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile , yasal düzenlemeler uyarınca davacıya aylık tahsisi hakkını doğuran ölüm olayı tarihinde kız çocuklarına aylık bağlama koşulu, geçimini sağlayacak başka bir geliri bulunmaması olup, tahsis edilen aylığın kesilme sebebi de sadece kız çocuğunun evlenmesi olarak öngörüldüğü gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davacının annesinin ölüm tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı yasanın 45.maddesine göre kız çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilmesi için geçimini sağlayacak başka geliri olmaması gerektiği, 01.05.2011 tarihinden sonra aldığı aylık/gelir tutarının asgari ücretin üzerinde olduğu anlaşıldığından bu döneme ilişkin aylığı iptal edilmesine dair kurum işleminin yerinde olduğu gerekçesiyle kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 22.12.1974 tarihinde vefat eden eşinden dolayı 01.01.1989 tarihinden itibaren 5434 sayılı Yasa kapsamında ölüm aylığı alan davacının , 03.05.1986 tarihinde vefat eden 1479 sayılı Yasaya tabi annesinden dolayı 02.12.2003 tarihli talebine istinaden 01.01.2004 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa kapsamında aldığı ölüm aylığının, Kurum tarafından, 01.05.2011 tarihinden itibaren almış olduğu aylık tutarının asgari ücretin üzerinde olduğunun belirlenmesi nedeniyle 1479 sayılı Yasanın 45. maddesi kapsamında geçimini sağlayacak başka geliri olmama şartının gerçekleşmediği belirtilerek, 5510 sayılı Yasanın 96/b maddesi kapsamında yersiz ödeme olarak geri istenmesine dair kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,1479 sayılı Yasanın 4956 sayılı Yasa ile değişik 45. ve 46.maddeleri

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, ölüm tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasa’nın 45’inci maddesinde yer alan şartları taşıyan davacı hakkında, 5434 sayılı Yasa kapsamındaki eşi üzerinden ölüm aylığı alması olgusunun 1479 sayılı Yasanın 46’ncı maddesi anlamında bir aylık kesme nedeni oluşturmadığı, buna göre, 1479 sayılı Yasa kapsamında bağlanan ölüm aylığının kesilmesine dair kurum işleminin hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmakta olup davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle ;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.