YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14670
KARAR NO : 2023/4247
KARAR TARİHİ : 13.04.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/620 E., 2022/589 K.
DAVA TARİHİ : 06.09.2007
HÜKÜM/KARAR: Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın, davacı vekili tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu kararın da bozulması üzerine İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü, kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Mahkemesi kararı davalı … Apartman Yönetimi ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, davalı işverene ait apartman nezdinde 16.07.2004-15.08.2007 arası dönemde kapıcılık yapmak suretiyle sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, işyeri giriş bildirgesinin olmadığını davacının 2005 yılında Hatay Müze Müdürlüğünde çalıştığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … Aptartmanı kat malikleri kurulu vekili, davacının 2006 yılının sonuna doğru 3 ay kadar haftada 1 kez merdiven temizleme işini yaptığını davacının aynı dönem başka apartmanlarda da çalıştığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.06.2012 tarihli ve 2007/385 E., 2012/295 K. sayılı kararı ile hizmet akdinin olması için bağımlılık, ücret ve süreklilik unsurunun bir arada olması gerektiği, toplanan deliller ile davacının bağımlı bir şekilde işi gerçekleştirmediği zaman zaman temizlik işine gittiği esasen çalışması da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. İlk Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 25.01.2013 tarih ve E.2012/23626, K.2013/1025 sayılı kararında; Mahkemece resen araştırma ilkesi doğrultusunda, tarafların gösterdiği tanıklar ile yetinilmeyerek, civar apartmanlarda uzun yıllar oturan komşu ya da yakın yerlerde kayıtlara geçmiş çalışanlar (diğer apartmanların kapıcıları) ile davacının bu çalışmalarını bilebilecek durumda olan mahalle muhtarı veya azaları tespit edilip tanık sıfatıyla beyanlarına başvurulması, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan, işyerinin kapsamı, apartmanda kaç daire olduğu, apartmanda merkezi ısıtma sistemin bulunup bulunmadığının araştırılması, davacının kapıcılık faaliyeti kapsamında hangi işleri yaptığı, çöp toplama, temizlik ve servise çıkıp çıkmadığı, özellikle, varsa, mahalle marketi dinlenmek suretiyle araştırılması, çalışmanın niteliği ve süresinin açıkça belirlenmesi, çalışmanın varlığı, süresi ve sürekliliği ile çalışmanın varlığı halinde kısmi ya da tam gün olup olmadığı da belirlenip, tartışılarak, çalışmasının kısmi süreli çalışma olduğunun anlaşılması halinde; gerektiğinde uzman bilirkişi görüşü de alınmak suretiyle, hükme konu dönem içinde bir günde kaç saat çalışmış olabileceği, giderek haftalık ve aylık çalışma sürelerinin belirlenmesi ve yedibuçuk saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususu saptanarak, sigortalılık süresinin tespitine karar verilmesi (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 29.04.2011 gün, 21-130-256 sayılı kararı) ile Mahkemenin, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak, elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 17.03.2016 tarih ve E. 2016/30, K.2017/413 sayılı kararı ile komşu iş yeri tanıklarının işveren aleyhine ifade vermekten çekindiği, hiç bir esnaf veya iş yeri sahibi işveren ile şahsi veya ekonomik ilişkilerinin bozulmasını istemeyeceğinden mahkeme tarafından beyanları alınan komşu iş yeri tanığı …’ın ifadesi, kat maliki …’ün beyanı, davacı tanıkları … ile …’in beyanları birlikte değerlendirildiğinde davalı … apartmanın 12 daireden oluştuğu, Temmuz 2004 ile Temmuz 2005 tarihleri arasında apartman dairelerinin bir yıllık süre sonunda tam olarak dolduğu ve 12 dairenin fiilen davacının işe başladığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca apartmanın tam olarak dolu olmaması nedeniyle ifade sahibi olarak dinlenen ve davacının işe başladığı 2004 yılı temmuz ayında davalı apartmanın yöneticisi olan …’un emir ve talimatı ile davacının … apartmanı dışında 2 farklı apartmanda daha çalışmasına izin verildiği, çöp toplama temizlik ve yöneticinin şahsi işi olan kömür yükleme işini üstlendiği, ancak binanın tam olarak dolduğu tarihten sonra davacının sadece … Apartmanında temizlik, çöp toplama ve servis işini üstlendiği; her ne kadar davacı tanığı dışındaki re’sen dinlenen komşu işyeri tanıkları çöp toplama ve temizlik dışında davacının çalışmaları konusunda bilgi sahibi olmadıklarını beyan etmiş ise de işveren ile olan ilişkilerin zedelenmesi kaygısı, ekonomik bağlılık ve diğer davacı tanığı …’in samimi beyanı gözetildiğinde davacının 2006 yılında kasık ameliyatı geçirdiği, tanık …’nın 20 gün süre ile sabah 07:30-08:00 arası işe başladığı, akşam 16:30 kadar sürekli çalıştığı, çöp toplama dışında tüm dairelerin zillerine basmak suretiyle servise çıkıldığı anlaşılmakla tanığın beyanına değer verilerek davacının eski yönetici …’un talimatı ile 16.07.2004-16.07.2005 tarihleri arasında bilirkişi…’nün 04.05.2016 tarihli raporu ve 15.07.2016 tarihli ek raporu gözetilerek 28 gün part-time olarak çöp toplama ve temizlik işinde çalıştığı, apartman sakinlerinin tüm daireleri doldurduğu tarih olan 16.07.2005 ile 15.08.2007 döneminde ise tüm emek ve mesaisini davalı … apartmanına adadığı ve tam gün çalıştığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
C. 2’nci Bozma Kararı
Dairenin 18.09.2018 tarih ve E.2017/5885, K.2018/6718 sayılı kararında; eldeki davada, Mahkemenin 16.07.2004 – 16.07.2005 tarihlerine ilişkin kabul kararı yerinde ise de 16.07.2005 – 15.08.2007 tarihleri arasındaki tespitinin eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu; Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılarak ve davacının eşinin tanık sıfatıyla 02.10.2013 tarihli celsede verdiği beyan da göz önünde bulundurularak davacının davalı işveren yanındaki çalışmalarının niteliği, süresi, çalışmanın kısmi olup olmadığı; çalışmasının kısmi süreli çalışma olduğunun anlaşılması halinde; gerektiğinde uzman bilirkişi görüşü de alınmak suretiyle, hükme konu dönem içinde bir günde kaç saat çalışmış olabileceği, giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli ve yedibuçuk saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususu saptanarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ileyerleşik Yargıtay İçtihatları gereği özellikle sigortalılık tespitini kapsar nitelikteki davalarda eylemli çalışmanın ispatında her türlü delile başvurulması gerektiği hususu da dikkate alınarak bozma ilamı sonrasında Mahkemece beyanlarına başvurulan kamu tanığı …’un; “2005 yılından beri dava konusu ipek apartmanında otururum, davacı 2005 yılında işe başladı, 2-3 yıl kadar çalıştı, haftanın 3-4 günü çalışırdı, çöpleri alırdı, haftanın bir günü merdiveni temizlerdi, ancak davacıyı çok takip etmezdim, davacı gün boyu çalışmazdı, çöpleri alır giderdi, çöpleri alması ne kadar sürerdi bilmiyorum, temizlik yapmasının da ne kadar sürdüğünü bilmiyorum, binada 12 daire vardır, 4 katlıdır, bina ilk yapıldığında kat kaloriferi vardı, yani isteyen yakar isteyen yakmazdı, soba gibi isteyen kaloriferini yakmak için kendi kazanına kömür doldururdu, ayrıca kapıcı kömür atmazdı, sanırım 3-4 sene sonra benden ve bir kişiden başka tüm kat malikleri anlaşarak merkezi sisteme geçtiler, hangi tarihde geçildiği yönetici defterinde vardır, ben kapsam dışı kaldığım için davacının kalorifer kazanını yakıp yakmadığını bilmiyorum, davacı servise çıkmazdı, davacının başka binalarda da iş yapıp yaplamadığını bilmiyorum, market alışverişi yaptığını görmedim, kömür taşıdığını görmedim, ben dışarda çalıştığım için benim bilgim bu kadardır, Hatay’da devlet dairesinde çalışıyorum, davacının eşi benim çocuklarıma bakıcılık yaptı, ben davacıyı işe almadım, binaya ilk geçtiğimde davacı bana daha önce de kapıcılık yaptığını söyleyerek kapıcılık yapmak istediğini söyledi, ben bunu kabul ettim ve diğer kat maliklaerine söyledim, onlarda kabul etti, ancak kendisine daire tahsis edeceğimi söylemedim, zaten binada kapıcı dairesi de yoktu, ancak binanın alt katında sığınak vardı, orası zaten kalınacak yer değildi, kimsede kalmadı, ben davacıyı işten çıkarmadım,o zamanki yönetici kimse o çıkarmıştır.” şeklinde beyanda bulunduğu ve davacı tarafın 2005 yılında davalı apartmanda merkezi sistemine geçildiği beyanı göz önünde bulundurulduğunda bu kamu tanığının beyanı ile söylediklerinin örtüştüğü, kamu tanıkları …’nın ifadesinde; kendisinin 2004 ile 2005 yılından itibaren davalı apartmanda oturduğu, apartmanın 12 daireden oluştuğu ve 4 katlı olduğu, ısıtmanın o dönem itibariyle bireysel olarak sağlandığı ve bir kapıcının genelde 3-4 tane binaya aynı anda baktığı şeklinde beyanda bulunduğu, kamu tanığı …’nun ifadesinde; davacıyı tanımadığı, dava konusu dönemde apartmanda kapıcı olmadığı şeklinde beyanda bulunduğu, kamu tanığı …’ın ifadesinde; davacıyı tanımadığı, 2006 yılında binaya kalorifer takıldığı, binanın önündeki kömür alınan yerin taşındığı, haftanın 5-6 günü çöpleri alan birinin olduğu ancak bu kişinin davacının olup olmadığını bilmediği şeklinde beyanda bulunduğu ve bu haliyle de gerek dosya kapsamı, gerek bozma öncesi ve sonrasında dinlenen tanık beyanları, gerek dosyaya ibraz edilen müzekkere cevapları ve gerekse bozma ilamı birlikte değerlendirildiğinde; kamu tanığı olarak dinlenen ve genelde davaya konu dönem itibariyle davalı apartmanda ikamet eden tanıkların ifadelerinden davacının bu apartmanda haftanın sadece 1 günü temizlik işini yaptığı, 4 katlı olan apartmanda toplamda 12 dairenin bulunduğu ve bu kapasitede çalışan bir kapıcının hafta bazında ortalama 3 apartmanda görev alabileceği, haftanın 1 günü de olsa sonuçta davacının davalı apartman nezdinde kapıcı pozisyonunda geçen düzenli bir çalışmasının olduğu, tam zamanlı bir çalışmadan söz edilemese de sonuçta yürütülen işin süreklilik arz ettiği ve bu haliyle de davacının aşağıda belirtilen tarihler ve günler itibariyle davalı apartman yönetimi nezdinde fiili bir şekilde çalıştığı sübut bulduğundan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … Apartman Yönetimi ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … Apartman Yönetimi vekili, öncelikle davacının tüm emek ve mesaisini davalı apartmana tahsis etmesi ve davalı apartmana bağımlılığının söz konusu olmadığını, dava konusu dönemde 6-7 farklı apartmanda aynı anda çalıştığını, boyacılık yaptığını bizzat davacının kendisi defalarca ve tanık olarak dinlenen eşi dinlendiği duruşmada zikrettiğini, hizmet sözleşmesinin en önemli unsuru olan tahsis ve bağımlılık unsurunun davaya konu olayda mevcut olmadığını, davacının, davalı apartmanda hiç bir zaman kapıcılık yapmadığını ve tüm mesaisini davalı apartmana tahsis etmediğini, davacının yaptığı işin pazar günleri hariç olmak üzere her gün sadece apartman sakinlerinin çöpünü almak ve haftada bir kez de bina içi temizliğini yapmak olduğunu, Mahkemece dinlenen mahalle muhtarı ve mahalle marketi işletmecisinin duruşmada tanık olarak dinlendiğini, duruşmadaki beyanlarında davacının herhangi bir hizmetine tanık olmak bir yana davacıyı tanımadıklarını beyan ettiklerini, komşu apartman sakinlerinin dinlenildiğini, bir kısmının davacıyı hiç görmediklerini bir kısmının ise davacının apartmanda yaptığı işin sadece çöp toplamak ve haftada 1 kez temizlik yapmak olduğunu beyan ettiklerini, dosyada hükme esas alınan 23.09.2021 tarihli bilirkişi raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişinin söz konusu raporunda müvekkil apartman aleyhine hesaplanmış olan çalışma sürelerinin hatalı olup bu süreleri kabul etmediklerini, dava konusu tarihler arasında davacının farklı farklı iş yerlerinde olan başka çalışmaları ile dosyada kabul edilen çalışma tarihlerinin çakıştığını, kaldı ki bilirkişi raporunda 4 kat ve 12 daireden oluşan küçük bir binada sadece çöp toplama işleminin 2 saat ve bina temizliğinin 5 saat olarak kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olup söz konusu çalışma sürelerini bu doğrultuda hesaplanmasını kabul etmediklerini, dvacının yaptığı günlük çöp toplama işinin fazla yarım saatini, haftalık apartman temizliğinine 1 yahut en fazla 1,5 saatini aldığını, söz konusu raporda kabul edilen 2 ve 5 saatlik çalışma sürelerini kabul etmediklerini, dvacı tanıklarının dahi davacının çalışması ile ilgili çelişkili beyanlarda bulunduklarını beyanla davanın reddini ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı Kurum vekili, davacının 16.07.2005-15.08.2007 tarihleri arasında 216 gün davalı işyerinde çalışmalarının tespitine karar verilmiş ise de gerekçeli kararda verilen gün sayıları toplandığında gün sayısının hatalı bir şekilde fazla hesaplandığını, verilen kararın eksik araştırmaya dayalı olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.
2.Bu tür davalarda mahkemece yapılacak iş, davacıyla ilgili varsa tüm belge ve kayıtlar işverenden istenilmeli, çalışmanın gerçekleştiği ileri sürülen işyerinin Kurum nezdinde bulunan dosyası, işverence hazırlanması gerekli ücret ödeme bordroları, puantaj kayıtları ve diğer kayıtlar getirtilmeli, dönemsel sigorta primleri bordrosuyla veya aylık prim ve hizmet belgesiyle bildirimleri yapılan sigortalılar tanık sıfatıyla dinlenilmeli, Kurum müfettişlerince inceleme yapılıp yapılmadığı sorulmalı, inceleme yapılmışsa belgeler getirtilmeli, aynı çevrede faaliyet yürüten ve davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan tarafsız nitelikte başka işverenler ve bordrolu çalışanlar yöntemince saptanarak tanık sıfatıyla dinlenilmeli, işçilik alacaklarına ilişkin dava dosyasının varlığı araştırılarak celbedilmeli ve işçilik hakları davasında dinlenen tanıkların anlatımları ile bu dosyada bilgi ve görgüsüne başvurulan tanıkların anlatımları karşılaştırılmalı, varsa çelişki giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı, işin mevsimlik olduğu anlaşılırsa dönemleri belirlenmeli, bu dönemde davacı ile işveren arasındaki sözleşmenin askıda olduğu ve mevsimlik dönemlerde hak düşürücü sürenin işlemeyeceği gözönünde bulundurulmalı; böylelikle; çalışmanın varlığı, başlangıç ve bitiş tarihleri, mevsimlik mi, sürekli mi olduğu, yapılan işin kapsam ve niteliği de nazara alındığında kısmi çalışma mümkün olduğundan kısmi ve kesintili olup olmadığı yöntemince araştırılmalıdır.
3.Diğer taraftan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 13 üncü maddesinde, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda sözleşmenin kısmî süreli iş sözleşmesi olduğu belirtilmiş, 63 üncü maddesinde, genel bakımdan çalışma süresinin haftada en çok 45 saat olduğu, aksi kararlaştırılmamışsa bu sürenin, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanacağı açıklanmıştır. Bu tür hizmet tespiti davalarında tam gün üzerinden veya kısmi zamanlı olarak çalışma olgusunun ortaya konulması önem arz etmekte olup, çalışmanın kısmi zamanlı olduğu anlaşıldığı takdirde günde kaç saat hizmet verildiği ve giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli, sonrasında değinilen 63 üncü madde kapsamında 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiğinden yola çıkılarak hüküm altına alınması gereken aylık çalışma süresi belirlenmelidir.
4.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
3. Değerlendirme
Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır.
Önceki bozma ilamında; eldeki davada, Mahkemenin 16.07.2004 – 16.07.2005 tarihlerine ilişkin kabul kararı yerinde ise de 16.07.2005 – 15.08.2007 tarihleri arasındaki tespitinin eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu; Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda araştırma yapılarak ve davacının eşinin tanık sıfatıyla 02.10.2013 tarihli celsede verdiği beyan da göz önünde bulundurularak davacının davalı işveren yanındaki çalışmalarının niteliği, süresi, çalışmanın kısmi olup olmadığı; çalışmasının kısmi süreli çalışma olduğunun anlaşılması halinde; gerektiğinde uzman bilirkişi görüşü de alınmak suretiyle, hükme konu dönem içinde bir günde kaç saat çalışmış olabileceği, giderek haftalık ve aylık çalışma süreleri belirlenmeli ve yedibuçuk saat çalışma bir günlük çalışma hesabı ile kaç iş gününe karşılık olduğu hususu saptanarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
Mahkeme tarafından davacının çalışma süreleri ile ilgili olarak kabul ettiği süreler 12 daireli, 4 katlı bir bina için uygun değildir. Mahkemece çöp toplama için ne kadar süre, haftada 1 gün temizlik için ne kadar süre harcandığı araştırılmalı, buna göre bulunan süre tespit edilerek sonrasında değinilen 63 üncü madde kapsamında 7,5 saatlik çalışmanın 1 iş gününe karşılık geldiği nazara alınarak hüküm altına alınması gereken aylık çalışma süresi belirlenmeli ve uyuşmazlık konusu husus hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
Temyiz harcının ilgiliye iadesine,
13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.