Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/14672 E. 2023/6887 K. 14.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14672
KARAR NO : 2023/6887
KARAR TARİHİ : 14.06.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1576 E., 2022/1794 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/13 E., 2021/220 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kurum işleminin iptali istemli davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili özetle, davacının Yıldızeli ilçesi, Merkez Aşağı Çakmak köyünde doğduğunu ve halen aynı mahallede yaşadığını, askerlik dönüşünü takiben kendisinin ve ailesinin geçimini kendisine ait tarım arazisinde arpa, buğday ve şeker pancarı üretmek ve evinde kendisine yeteri kadar hayvancılık yapmak suretiyle tarımsal faaliyette bulunarak sağladığını ve halen tarımsal faaliyetini sürdürdüğünü, davacının … ili, Yıldızeli ilçesi, Ziraat Odası Başkanlığından 18.09.1986 tarihinden bu yana ve halen 72 sicil nolu aktif üyesi olduğunu, … Merkez Sınırlı Sorumlu Pancar Ekicileri Kooperatifinin 01.05.2001 tarihinden bu yana 3655 sicil nolu üyesi olduğunu ve üyeliğinin halen devam ettiğini, davalı Kurumun davacıyı tarımsal faaliyeti nedeniyle 01.06.1998 tarihinde 5510 sayılı Kanun’un 4/b maddesi kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil ettiğini ve 25.10.2014 tarihine kadar olan sigorta primlerini de davacıdan tahsil ettiğini, davacının 01.06.1998-25.12.2014 tarihleri arası dönem için prim borcu bulunmadığını, davacının prim borçlarının bir kısmını kendi imkanlarıyla kalan bakiye prim borcu 31.527,03 TL’yi ise Halk Bankası … Merkez Şubesinin kredisi ile ödediğini, davalı Kurumun davacının sigortalılık tescil kaydına esas aldığı Yıldızeli Ziraat Odası üyeliği kaydındaki yönetim kurulu kararının Ziraat Odası üyelik başlangıç tarihi ile aynı olmadığından bahisle Ziraat Odası üyeliğini geçersiz kabul ederek davacının 01.06.1998 tarihinde başlattığı Tarım Bağ-kur sigortalılığını yine 01.06.1998 tarihi itibariyle sonlandırarak davacıyı 01.06.1998 – 25.12.2014 tarihleri arası dönemde sosyal güvenlik hakkından mahrum bıraktığını, Ziraat Odası tarafından 18.09.1986 – 25.12.2014 tarihleri arasındaki üyelik aidatlarının süresi içerisinde tahsil edildiğini, her yıl çiftçilik belgesi verildiğini, Ziraat Odası üyeliğinin Ziraat Odası yönetimince daha sonraki bir tarihte üyeliğe kabul kararı alınmasının esasa ilişkin olmayıp biçimsel bir noksanlığının giderilmesi işleminden ibaret olduğunu, davacının 25.12.2014 tarihinde yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğunu ancak aylık bağlanmadığını belirterek “davacının 01.06.1998 – 25.12.2014 tarihleri arasındaki 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b bendinin 4 numaralı alt bendi (Tarım Bağ-Kur) kapsamında sigortalı sayılmasını, aksi yöndeki Kurum işleminin iptalini, davacının 01.01.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini” talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, 12.02.2015 tarih ve 2015 / HD-099 sayılı Sosyal Güvenlik Denetmeni Durum Tespit Raporu incelendiğinde, Yıldızeli Ziraat Odasında yapılan inceleme neticesinde üye kayıt ve yönetim kurulu defterlerinin tutulmasına ilişkin her türlü yükümlülüğünün oda yönetimlerine ait olması ve kayıt tarihinin 18.09.1986 olarak beyan edilmiş olmasına rağmen söz konusu tarihi destekleyici belge bulunmaması, 30.03.2007 tarihli aidat ödeme makbuzu bulunması, aidat ödeme makbuzunun sonradan düzenlenemeyecek nitelikte belge olması nedeniyle davacının Yıldızeli Ziraat Odasında bulunan üyelik kaydının 30.03.2007 tarihinden itibaren geçerli üye kaydı olarak değerlendirilmesi gerektiği hususunun tespit edildiğini, davacının 01.06.1998 – 25.12.2014 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun’un 4/b son maddesi kapsamında sigortalı sayılmasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece özetle, “… Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. Muammer Tuksavul Turhal Şeker Fabrikası’nın 24.03.2015 tarihli yazıları doğrultusunda; 1998, 2001,2003 ve 2005 yıllarında Kuruma intikal eden Bağ-Kur kesintisinin yapıldığı, ilk prim tevkifatının yapıldığı yılı izleyen birkaç yıl prim kesintisinin ve/veya ürün tesliminin belirlendiği yıllar için tarımsal faaliyetin devam ettiğinin kabulü yerleşik yargı kararları gereği olup, davacının 1986 yılından beri Yıldızeli Ziraat odası kaydı bulunduğu; davacının yerleşim yerinin … Aşağıçakmak köyü olduğu ve değişmediği, ikamet ettiği mahalle muhtarı, köylüsü olan tanıkların davacının tarım ve hayvancılık ile uğraşarak geçimini sağladığı, jandarma araştırması ile de davacının, kendisinin ve ailesinin geçimini çiftçilik yaparak sağladığı, çiftçilik sonucu arpa, buğday, yulaf, yonca ürettiği ve halen çiftçilikle uğraştığının tespit edildiği, 2002 ve 2003 yıllarına ait çiftçilik belgesinin bulunduğu ve DGD den yararlandığı, tarımsal arazilerinin bulunduğu, tanık beyanlarından da davacının tarım ile uğraştığı hususları mevzuat hükümleri ile birlikte değerlendirildiğinde; davacının ilk prim tevkifatını takip eden aybaşı olan 01.06.1998 tarihinden 25.12.2014 tarihine kadar tarımsal faaliyette bulunduğu bu nedenle Zorunlu Tarım Bağ – Kur sigortalı sayılması gerektiği kanaatine varılmış, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda sigortalı sayıldığı dönemler için davacının SGK ya ödemesi gereken prim borcunu kuruma Mahkememiz dosyasında ödediği ve prim borcunun bulunmadığı, 25.12.2014 tarihi itibariyle davacının prim borcunun bulunmaması halinde yaşlılık aylığı almaya hak kazanacağının Kurumca kabul edildiği bu nedenle davacının 25.12.2014 yaşlılık aylığını tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.01.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı anlaşılmakla davacının davasının kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kumka gereği hasıl olmuştur…” gerekçesiyle;

Davacının davasının kabulüne, 1-Davacının 01.06.1998 – 25.12.2014 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanuna tabi Tarım Bağ- Kur sigortalısı olduğunun tespitine, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline,

2-Davacının 25.12.2014 yaşlılık aylığını tahsis talep tarihini takip eden aybaşı olan 01.01.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine,” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince özetle; … davacının Ziraat Odası kaydının geçerli olduğu, prim kesintilerinin bulunduğu, 1998-2014 yıllarında kesintisiz tarımsal faaliyetinin bulunduğu, 01.06.1998 – 25.12.2014 tarihleri arasında Kurumca kabul edilen süreler yanında kesintisiz olarak 2926 sayılı Kanun’a tabi Tarım Bağ- Kur sigortalısı olduğu, tahsis talebinde bulunduğu 25.12.2014 tarihinde 15 yıl sigortalılık süresini ve 58 yaşını ikmal ettiği, 01.01.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı ve incelenen mahkeme kararının bu yönleri itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, ancak, Kurum harçtan muaf olduğu halde peşin harcın yargılama giderine dahil edilerek Kurumdan tahsiline karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle, “1-Davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile HMK’nın 353/1-b.2 bendi uyarınca … 2. İş Mahkemesine ait 02.11.2017 gün ve 2015/75 E. 2017/357 K. sayılı kararının kaldırılmasına, yerine; 2-Davanın kabulü ile davacının 01.06.1998-25.12.2014 tarihleri arasında kesintisiz 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline, 3-Davacının 01.01.2015 tarihinden itibaren kısmi yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine,” dair karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Dairece; “… mahkemece, öncelikle davalı kurumca davacının davaya konu sigortalı olarak kabul edildiği süreler belirlenerek uyuşmazlık dönemleri net olarak saptanmalı, kurumca kabul edilen herhangi bir süre bulunmaması halinde yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yapılarak herhangi bir tevkifat olmadan sigortalılık başlatılamayacağından, öncelikle kuruma bildirilen davacıya ait bir tevkifat olup olmadığı belirtilen esaslar dahilinde usulünce araştırılmalı ve somut davada 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 54 üncü maddenin uygulama alanının da olmadığı göz önünde bulundurularak elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Kararda özetle: “…6100 sayılı HMK’nın 356 ve 359. Maddeleri uyarınca … 2. İş Mahkemesine ait 02.11.2017 gün 2015/75 Esas 2017/357 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yerine;davanın kabulü ile, davacıların murisi …’un 01.06.1998 – 25.12.2014 tarihleri arasında kesintisiz olarak 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-kur sigortalısı olduğunun tespitine, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline,

2-Davacıların murisi …’un 01.01.2015 tarihinden itibaren kısmi yaşlılık aylığına hak kazandığının ve bu aylığın murisin ölüm tarihi olan 16.01.2021 tarihine kadar davacı mirasçılarına hisseleri oranında ödenmesi gerektiğinin tespitine,” dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmün bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.