YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14731
KARAR NO : 2023/1147
KARAR TARİHİ : 14.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/3137 Esas, 2020/335 Karar
DAVACILAR : Asıl Dava Dosyası:
1…. 2….
3…. 4….
Birleşen Dava Dosyası:
1….
2…. mirasçıları;
a…. b….
c…. d….
e…. f….
g…. h….
i….
vekilleri Avukat …
DAVALILAR : Asıl Dava Dosyası:
1. … Elektrik Taahhüt ve Ticaret Ltd. Şti.
2. … Elektrik Makina Sanayi Mühendislik İşletme ve Bakım Ltd. Şti.
Birleşen Dava Dosyası:
1. … Elektrik Taahhüt ve Ticaret Ltd. Şti.
2. … Elektrik Makina Sanayi Mühendislik İşletme ve Bakım Ltd. Şti.
3. … Enerji Makina Sanayi ve Ticaret A.Ş.
4. … Elektrik İnşaat Taahhüt ve Tic. A.Ş.
vekilleri Avukat …
DAVA TARİHİ : Asıl Dava: 03.09.2013
Birleşen Dava: 29.07.2015
HÜKÜM/KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 39. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/178 Esas, 2019/264 Karar
Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmek ve de davalıların ortak vekili tarafından duruşma talep edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin ve işin duruşmaya tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle duruşma talebinin kabulüne karar verildikten sonra duruşma için 27.04.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalılar … Elektrik Taah. ve Tic. Ltd. Şti. adına Av. …, … Elektrik İnş. Taah. ve Tic. A.Ş. adına Av. …, … Elektrik Mak. San. Müh. İşl. ve Bakım Ltd. Şti. ve … Enerji Makina San. ve Tic. A.Ş. adlarına Av. … ile davacılar adına Av. … geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanıp sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verilmişti. Dosyanın tekrar Dairemiz’e gönderilmesinden sonra Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçeleri ve talep arttırım dilekçesinde özetle davalıların birlikte oluşturduğu MDC-12 Enerji ortak girişimi adi ortaklığının dava dışı … A.Ş’nin yaptığı ihale sonrası Karabük Kurşunlu arası yüksek gerilim hattının yapım işini aldığı, müteveffa sigortalının bu işte tel çekme işçisi olarak çalışmaya başladığı, 11.01.2013 tarihinde yapımı devam eden yüksek gerilim hattında bulunan yüksek gerilim direğinin altında bulunduğu sırada direğin üstünde bulunan ve tel germe işi sırasında iletkenlerin hasar görmesini engellemek için tampon olarak kullanılan ahşap takozun aşağı düştüğü, müteveffanın kafasına çarptığı, çarpma sonrası müteveffanın kafasında kırıklar oluştuğu, beyin kanaması geçirdiği ve vefat ettiği, davalıların %100 kusurlu olduğundan bahisle davacı eş … için 632,918,70 TL maddi, 120.000,00 TL manev, çocuk … için 151.154,66 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, çocuk … için 89.202,50 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, çocuk … için 83.939,75 TL maddi, 80.000,00 TL manevi, davacı anne ve baba için 40.000,00’er TL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile müteveffa sigortalı …’in davalı iş yerlerinde çalışmakta iken 11.01.2013 tarihinde iş kazası geçirdiği, mahkemece alınan kusur bilirkişi heyeti raporularına göre işveren MDC-12 Enerji Ortak Girişiminin %80 oranında, müteveffa sigortalının %20 oranında kusurlu oldukları, hükme esas alınan hesap raporuna göre davacı eşin maddi zararının 793.673,05 TL, çocuk …’nın maddi zararının 98.002,30 TL, çocuk …’in maddi zararının 198.663,35 TL, çocuk …’nin maddi zararının 102.776,13 TL olarak hesaplandığından bahisle davacılar eş ve çocukların maddi tazminat istemlerinin talepleriyle bağlı kalmak üzere kabulüne, eş lehine 90.000,00 TL, çocuklar lehine 60.000,00’er TL, anne lehine 28.000,00 TL, müteveffa davacı baba lehine 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalı işyerinde 14 gün ara ile iki ölümlü iş kazası meydana geldiğini, kusur bilirkişi raporuna itiraz ettiklerini davalıların %100 kusurlu kabul edilmesi gerektiğini, eş ve çocuklar için hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı şirketler vekili istinaf dilekçesinde özetle, olay esnasında sıcağı sıcağına alınan tanık beyanlarına itibar etmek yerine olayın üzerinden 1,5 yıl geçtikten sonra davacılar ile akraba olan davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilerek bilirkişi raporu hazırlanmasının hatalı olduğunu, davacının düz işçi olarak çalıştığının SGK soruşturma raporunda geçtiği halde çalışma yeri Karabük olmasına karşın Ordu Ticaret Odasının bildirdiği ücret miktarı olan günlük net 110 TL üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, TUİK, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının inşaat birim rayiç bedelleri ile … Ticaret Odasının ücret hususunda bildirdiği yazılar celp edilmesine karşın hesap bilirkişiden ek rapor almaksızın karar verildiğini, 2013 ocak ayı bordrosunda 4 günlük ücretin 133 TL/brüt olarak tahakkuk ettirildiğini ve SGK raporunda da ücretin bu miktar kabul edildiğini, manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığının anlaşıldığından bahisle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, manevi tazminatların az olduğunu, kusur durumunun hatalı tespit edildiğini,
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, ücretin hatalı tespit edildiğini, hesap raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, manevi tazminatların fazla olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
A.Taraf vekillerinin davacı çocuklar ile davacılar anne ve babanın manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazları yönünden
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.
3.Dosya içeriğine göre davacılar vekilinin eş için 120.000,00 TL, çocuklar için 80.000,00’er TL, davacılar anne ve baba için 40.000,00’er TL manevi tazminatın tahsilini talep ettikleri, İlk Derece Mahkemesi’nin 23.05.2019 tarihli kararında eş lehine 90.000,00 TL, çocuklar lehine 60.000,00’er TL, anne lehine 28.000,00 TL, müteveffa davacı baba lehine 25.000,00 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesi’nin 13.02.2020 tarihli kararı ile istinaf yoluna başvuran tarafların istinaf istemlerinin esastan reddine karar verildiği gözetildiğinde davacı çocuklar ile davacılar anne ve babanın manevi tazminat istemleri yönünden hüküm altına alınan tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 72.070,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin bu hükümlere yönelik temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
B. Taraf vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 369’uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 417 inci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13, 16 ve 20 inci maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanun’un 77 inci maddesi, 492 sayılı Harçlar Kanun’un 8 inci ve 31 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları, davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dosya kapsamından 01.01.2018 tarihli ikinci kök hesap raporunun 1. seçeneğinde davacı eşin maddi zararının 672.918,70 TL, davacı çocuk …’nın maddi zararının 83.939,75 TL, davacı çocuk …’in maddi zararının 151.154,66 TL, davacı çocuk …’nin maddi zararının 89.202,50 TL olarak hesaplandığı, davacılar vekilinin 10.01.2018 tarihli dilekçesi ve sonrasında verdiği ıslah dilekçesi ile 01.01.2018 tarihli hesap raporunun 1. seçeneğinde yapılan hesaplamayı açıkça kabul ettiği ve bilirkişinin günlük net 110,00 TL üzerinden 1. seçenekte yaptığı gerçek maddi zarar hesabının hukuka ve dosya içeriğine uygun olduğunu beyan ettiği ve davacıların maddi tazminat taleplerini 01.01.2018 tarihli hesap raporunun 1. seçeneğinde yapılan hesaplamada tespit edilen tutarlara arttırdığı, İlk Derece Mahkemesi’nce davacı eşin maddi zararını 793.673,05 TL, çocuk …’nın maddi zararını 98.002,30 TL, çocuk …’in maddi zararını 198.663,35 TL, çocuk …’nin maddi zararını 102.776,13 TL olarak hesaplayan 17.02.2019 tarihli ek hesap raporunun 1. Seçeneğine itibar edilip maddi tazminat istemleri yönünden taleple bağlı karar verildiği anlaşılmaktadır.
Usuli kazanılmış hak davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrarı sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usulü müktesep hak, anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usulü kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar “Hukuk Devleti” kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa’nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usulü kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Örneğin Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili yeni bir kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Usulü kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir.( HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.) Zira usulü kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Somut olayda, davacılar vekilinin 01.01.2018 tarihli ikinci kök hesap raporunun 1. seçeneğinde yapılan hesaplamayı açıkça kabul ettiği, bu açıdan davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu gözden kaçırılarak daha fazla maddi zarar hesaplayan 17.02.2019 tarihli ek hesap raporunun 1 inci seçeneğine itibar edilip taleple bağlı karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1.Taraf vekillerinin çocuklar, anne ve babanın manevi tazminat istemleri hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının miktardan reddine,
2.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
a. İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararının dördüncü sayfasının ikinci paragrafının tamamen silinerek yerine geçmek üzere “Müteveffa …’in davalı iş yerlerinde çalışmakta iken 11.01.2013 tarihinde iş kazası geçirdiği, mahkememizce alınan kusur bilirkişi heyeti raporularına göre işveren MDC-12 Enerji Ortak Girişiminin %80 oranında, kazalı düz işçi …’in %20 oranında kusurlu oldukları, mahkememizce alınan hesap bilirkişi raporuna göre müteveffanın kaza tarihi itibari ile günlük net 110-TL (yılın ilk dönemi için 4,04 kat, ikinci dönem ve sonrası için 3,87 kat) ücret aldığının kabulü halinde ve davacılar vekilinin 01.01.2018 tarihli ikinci kök hesap raporunun 1. seçeneğinde yapılan hesaplamayı açıkça kabul ettiği, bu açıdan davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alındığında hak sahibi eş …’in karşılanmamış gerçek zararının 632,918,70 TL, hak sahibi çocuk …’in karşılanmamış gerçek zararının 151.154,66 TL, hak sahibi çocuk …’in karşılanmamış gerçek zararının 89.202,50 TL, hak sahibi çocuk … ‘in karşılanmamış gerçek zararının 83.939,75 TL olduğunun belirlendiği, ” rakam ve sözcüklerinin yazılması,
b.İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararının hüküm fıkrasında yer alan tüm “davacının bu alacak kalemindeki fazlaya ilişkin hakkının saklı tutularak” sözcüklerinin silinerek hükümden çıkarılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalı Avukatı yararına takdir edilen 8.400,00 TL duruşma Avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının davacılardan tahsiline,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…
…
…
…
…