Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/1521 E. 2023/6758 K. 13.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1521
KARAR NO : 2023/6758
KARAR TARİHİ : 13.06.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2371 E., 2021/474 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/51 E., 2019/108 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili; davacının maddi durumunun yerinde olmadığını, ailesinin geçimine yardım etmek amacıyla 13.09.1999 – 03.01.2011 tarihleri arasında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Ferizli’de bulunan Şehit Hacı Uzun İlköğretim Okulunda hizmetli olarak çalıştığını, yaklaşık 12 yıllık çalışma sürecinde ilk 5-6 yıl maaşını okuldan aldığını, maaşının 40 TL olduğunu, 2006’dan sonraki yıllarda ise 175-200TL gibi çok düşük miktarlarda ödeme yapıldığını, ve sigorta girişlerinin yapılmadığını belirterek söz konusu yıllar arasındaki kesintisiz çalışmalarının sigortalılık hizmet hizmetlerinden sayılabilmesi için bu tarihler arasında kesintisiz çalıştığının ve başlangıç tarihinin 13.09.1999 yılı olarak tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; Şehit Hacı Uzun İlk Öğretim Okulunun dosyaya ibraz edilen karar defterleri nüshalarında davacının okulda temizlik işlerini yapması için belirli süreler ile çalıştırılmasının uygun görüldüğü 08.02.2005 tarihinde karara bağlandığını, davacının her ay düzenli olarak çalışmadığını, davacının hergün düzenli olarak gelmediğini, ihtiyaç olması halinde günlük birkaç saatliğine çalıştırıldığını, 1999 yıllından itibarek 2005 yılına kadar çalıştığına dair herhangi bir tutanak, belge vs. bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Fer’i Müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile ilgili kayıtlar incelendiğinde, davacının hizmetlerinin tespit edilmediğini, belirtilen tarihler arasında herhangi bir işe giriş bildirgesinin bulunmadığını,davacının ilk işe giriş bildirgesinin 05.01.2011tarihinde … ünvanlı iş yerinden verildiğinin görüldüğünü , hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Davacının davalı … Bakanlığına bağlı Şehit Hacı Uzun İlköğretim Okulunda 1999 yılından 17.06.2008 tarihine kadar temizlikçi olarak çalıştığının tanık beyanları ve okul aile birliği karar defteri kayıtlarından anlaşıldığı, davacı tarafça dava dilekçesinde 1999 yılında başlayan çalışmanın 03.01.2011 tarihine kadar devam ettiği iddia edilmiş ise de davacının mevcut delil durumuna göre 17.06.2008 tarihinden sonraki döneme ilişkin çalışmalarını ispat edemediği, bu doğrultuda davacının davalı Bakanlığa bağlı okul nezdinde çalışmasının 17.06.2008 tarihinde bitmiş olması nedeniyle hizmet tespiti talepli davanın çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıllık hak düşürücü süreye tabî olduğu bu doğrultuda davacının hizmet tespiti talepli davayı açması için yasada belirlenen sürenin son gününün 31.12.2013 tarihi olduğu eldeki davanın ise 29.01.2016 tarihinde açıldığı, bu kapsamda 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, hak düşürücü süre şartını ortadan kaldıracak şekilde kuruma yapılan bir müracaat veya işe giriş bildirgesinin bulunmadığı, her ne kadar okul aile birliği karar defterinde davacıya temizlik elemanı sıfatıyla yapılan bir kısım ödemeler bulunmakta ise de davacı ile davalı Bakanlığa bağlı okul arasında geçerli olan bu kayıtların hak düşürücü sürenin kesilmesine veya durmasına imkan sağlayacak mahiyette olmadığı anlaşılmakla;

Hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine, karar vermiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
1.Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Yerel mahkemece 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle dava reddedilmiş ise de, tanık anlatımlarından anlaşılacağı üzere müvekkillinin en son çalışmasının 2011 yılı içinde olduğunu, bu sebeple 2016 yılının sonuna kadar dava açma hakkının bulunduğunu davanın süresi içinde açıldığının kabulünün gerektiğini, mahkemece en son çalışmanın 2008 yılında olduğunu kabul edilmiş ise de bu hususun hatalı tespit olduğunu, müvekkilinin çalıştığı okul yetkililerinin gerekli bilgi ve belgeleri okul aile birliği karar defterinde yeterli şekilde tutmadığını, bunun müvekkilinin kusuru olmadığını, davalı kurumun yetkilerinin kusuru olduğunu, ihmaller zincirinin müvekkilinin 12 yıllık çalışmasının karşılıksız kalmasına sebep olduğunu, müvekkilinin çalışmasının, sigortalı çalışanların tanıklığı, okul aile birliği karar defteri ile sabit olduğunu, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası kanunu madde 86 uyarınca davalı kurum gerekli denetim ve bildirim yükümlülüklerini ihmal ettiğini, yükümlülüklerini yerine getirmediği için taleplerinin hak düşümü süresine bağlı olmadığını, davalının Bakanlığa bağlı bir kamu kurumu olması ve resmi ve geçerli ödeme ve karar kayıtlarının hak düşürücü sürenin kesilmesine sebep olacağının açık olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe ve Sonuç
Somut uyuşmazlıkta; davacı 29.01.2016 tarihli dava dilekçesi ile davalı …’na bağlı … Ferizli ilçesi Şehit Hacı Uzun İlköğretim okulunda kesintisiz olarak 13.09.1999 – 03.01.2011 tarihleri arasında çalıştığını ve sigorta kaydının hiç yapılmadığını iddia etmiş olup, SGK İl Müdürlüğünden davacının sicil dosyasının ve varsa 13.09.1999 – 03.01.2011 tarihleri arasında … Ferizli ilçesi Şehit Hacı Uzun İlköğretim Okulunda SGK kurum müfettişleri tarafından yapılan denetim veya soruşturma evraklarının ve ilgili okul veya Bakanlık tarafından kuruma bildirilen sigorta prim kesintisine ilişkin evraklar istenilmiş, İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından gönderilen yazı cevabından davacının okul aile birliği tarafından ödenen ücretlerinden prim kesintisi yapılmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Sgk tarafından gönderilen yazı cevabında ise davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde yapılan müfettiş incelemesinin bulunmadığı görülmüştür. Bu haliyle dava tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü süre dolmuş olup mahkemece hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davacı vekilinin istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddin karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davacının davalı … Bakanlığına bağlı Şehit Hacı Uzun İlk Öğretim Okulunda, 13.09.1999 – 03.01.2011 tarihleri arasında kesintisiz olarak çalıştığının tespiti ve sigorta başlangıç tarihinin 13.09.1999 tarihi olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile

2.506 sayılı Kanun’un 79 uncı maddesinin 10 uncu fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un 86 ıncı maddesinin 9 uncu fıkrası

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgiliden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan …, …, … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla,

13.06.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİDİR

1. Çoğunluk ile aradaki temel uyuşmazlık “davalı bakanlığa ait okullarda 13.09.1999-03.01.2011 tarihleri arasında hizmetli olarak çalıştığını iddia eden ve Okul aile Birliği tarafından tutulan kayıtlarda 03.09.2004 tarihinden 17.06.2008 tarihine kadar düzenli aylık ücret ödenen ve ayrıca Okul müdürü tarafından bu dönemde hizmetli olarak görev yapacağına dair yazılar bulunan, ancak kuruma primleri bildirilmeyen “davacının bu kayıtlara rağmen Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirim yapılmaması nedeni ile bu belgelerin hak düşürücü süreyi kesen belgelerden sayılıp sayılamayacağı ve buradan varılacak sonuca göre hak düşürücü sürenin geçip geçmediği noktasında toplanmaktadır.

2. İlk derece mahkemesince “davacının davalı … Bakanlığına bağlı Şehit Hacı Uzun İlköğretim Okulunda 1999 yılından 17.06.2008 tarihine kadar temizlikçi olarak çalıştığının tanık beyanları ve okul aile birliği karar defteri kayıtlarından anlaşıldığı, davacı tarafın dava dilekçesinde 1999 yılında başlayan çalışmasının 03.01.2011 tarihine kadar devam ettiği iddia edilmiş ise de davacının mevcut delil durumuna göre 17.06.2008 tarihinden sonraki döneme ilişkin çalışmalarını ispat edemediği, bu doğrultuda davacının davalı Bakanlığa bağlı okul nezdinde çalışmasının 17.06.2008 tarihinde bitmiş olması nedeniyle hizmet tespiti talepli davanın çalışmanın geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıllık hak düşürücü süreye tabî olduğu bu doğrultuda davacının hizmet tespiti talepli davayı açması için yasada belirlenen sürenin son gününün 31.12.2013 tarihi olduğu eldeki davanın ise 29.01.2016 tarihinde açıldığı, bu kapsamda 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, hak düşürücü süre şartını ortadan kaldıracak şekilde kuruma yapılan bir müracaat veya işe giriş bildirgesinin bulunmadığı, her ne kadar okul aile birliği karar defterinde davacıya temizlik elemanı sıfatıyla yapılan bir kısım ödemeler bulunmakta ise de davacı ile davalı Bakanlığa bağlı Okul arasında geçerli olan bu kayıtların hak düşürücü sürenin kesilmesine veya durmasına imkan sağlayacak mahiyette olmadığı” gerekçesi ile davanınreddine dair kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

3. Kararın davacı tarafından temyizi üzerine ise çoğunluk görüşü ile hak düşürücü süre yönündeki kabulünün yerinde olduğu kabul edilmiş ve kararın onanmasına karar verilmiştir.

4. İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunun temel ilkelerinden birisi de, işçi-sigortalı lehine yorum ilkesidir. İş hukukunun temel prensipleri arasında yer alan işçinin korunması ilkesinin bir sonucu olan işçi lehine yorum ilkesi, sosyal güvenlik hukukunda kendini sigortalı lehine yorum şeklinde göstermektedir. Sosyal güvenlik hukukunda genel amaç, bu haktan olabildiğince fazla kesimin yararlanabilmesi yani kapsamının genişletilmesidir. Diğer bir ifadeyle bu hukukun uygulanmasında esas alınacak temel ilkelerden birisi de şartlar elverdiği ölçüde sigortalı lehine yorum yapılmasıdır.

5. Sosyal devlet; bireylere belirli bir sosyal güvenlik hakkı ve asgari gelir düzeyi öngören, sağlık ve refah hizmetlerinden serbestçe yararlanma ve belirli bir yaşa kadar eğitim olanağı sunan, bir takım sosyal riskleri önleyici tedbirler alan devlet anlayışıdır. Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu da, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla, hukuk kuralı uygulanırken anayasada güvence altına alınan en temel haklardan biri olan sosyal güvenliğin esas ilkelerinden (sosyal güvenliğinin kapsamının ve uygulama alanının kişiler ve riskler açısından genişletilmesi) hareket ederek sigortalı lehine yoruma başvurulması yanlış olmayacaktır. Bu kapsamda, yorum yöntemi seçilirken tek bir yorum yönteminden hareket etmek yerine; bu hukuk dalının genel niteliği ve amacı da göz önüne alınarak yoruma başvurmak daha sağlıklı sonuçlar verecektir. Değişik tarihlerde verilen yargı kararlarına bakıldığında; sigortalı lehine yorum ilkesinin uygulamaya geçirildiği görülmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 1990 yılında verdiği bir kararda (Y.H.G.K 14.2.1990 E. 1989/10-391 K. 1990/83); “Kanunun çok açık olmasına karşın yine de kuşkulu bir durumun varlığı iddia edildiği taktirde şüphenin sigortalının lehine yorumlanacağı ise iş ve sosyal güvenlik hukukunun temel ilkelerindendir” diyerek bunu vurgulamıştır(Prof. Dr. Nurgül Emine Barın, Türk Sosyal Güvenlik Hukuku’nda Sigortalı Lehine Yorum İlkesi. Internatıonal Conference On Eurasıan Economıes 2016 s: 236 vd).

6. Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun’un “Prim Belgeleri” başlığını taşıyan 79 uncu maddesinin onuncu fıkrasında, yönetmelikle belirlenen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları, Kurumca saptanamayan sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak (5) yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilâm ile kanıtlayabildikleri takdirde, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının göz önünde bulundurulacağı açıklanmıştır. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.

7. Öncelikle temel ve vazgeçilmez hak olan sosyal güvenlik hakkı sınırlanırken, hak düşürücü sürenin kesilmesi yönünde, Anayasa’nın 13 üncü maddesinin göz ardı edilmemesi gerekir. Anayasanın 13 üncü maddesinde temel hakların özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı açıkça belirtilmiştir. Sosyal güvenlik hakkının hak düşürücü süre açısından önem taşıyan belgelerin yönetmeliğe bırakılması ve yönetmelikte sınırlandırılması, Anayasa düzenlemesine uygun olmadığı gibi kurumun tespit ettiği çalışmaların da bu kapsamda değerlendirilmesi, takdir hakkının kötüye kullanılması açısından da doğru olmayacaktır. Kurumun kayıtlar var ise hiç tereddütsüz tüm sigortalılar için çalışmayı saptaması anayasal ve yasal görevidir.

8. Belirtmek gerekir ki kamu kurumu tarafından tutulan ve çalışma olgusunu kanıtlayan belgeler de, Kuruma intikal eden belgeler kadar nitelikli ve esas alınması gereken belgelerdendir. En azından madde de belirtildiği gibi kurumca bu belgeler esas alınarak çalıştığı rahatlıkla saptanabilir. Kurumun bu saptamayı yapmaması maddedeki takdir hakkını keyfi kullanması anlamına gelecektir.

8. Somut uyuşmazlığa gelince davacı sigortalının davalıya ait eğitim ve öğretim yapılan işyerlerinde hizmetli olarak çalıştığı davalı kayıtları ve bordrolar ile sabittir. Okul aile birlikleri T.C. … bağlı okullar bünyesinde kurulan birlikler olup tüzel kişiliği yoktur, temsil eden ise Okul Müdürüdür. Davalı Bakanlık kamu kurumu olup, kamu kurumunca çalışma olgusu kayda alınmıştır. Davacıya düzenli 2004-2008 yılları ücret ödenmiş, görevlendirme yazıları yazılmıştır. Davalı kurumca çok rahatlıkla çalıştığı saptanabilecektir. Anılan belgelere göre hak düşürücü süreden söz edilemez. Sigortalı lehine yorum da bunu gerektirmektedir. Kararın bu gerekçe ile bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan Sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılınmamıştır.