Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/230 E. 2023/1183 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/230
KARAR NO : 2023/1183
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/277 E., 2021/1996 K.
İHBAR OLUNAN : … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 12.11.2014
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/19 E., 2020/159 K.

Taraflar arasındaki iş kazasından sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının 26.07.2014 günü meydana gelen iş kazasında sürekli iş göremezliğe uğradığını iddia ederek 1.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 28.09.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini toplam 133.263,09 TL’ ye çıkarmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; meydana gelen iş kazasında davalı şirketin bir kusurunun olmadığını, kazanın davacının tedbirsizliği ve dikkatsizliğinden dolayı meydana geldiğini, davacıya gerekli eğitimleri verdiğini, kazanın davacının kusuru ile meydana gelerek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
1-Açılan davanın kabulüne,

-Toplamda 133.263,09 TL maddi tazminatın kazanın meydana geldiği tarih olan 26.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

-Toplamda 25.000 TL manevi tazminatın kazanın meydana geldiği tarih olan 26.07.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece kurulan hükmün eksik araştırma ve inceleme sonucu verildiğini, meydana gelen iş kazasında tüm kusur ve sorumluluğun, dikkatsiz ve tedbirsiz davranmış olan ve işyerindeki iş guvenliği ve işçi sağlığı hususundaki tedbir ve kurallara uymayan çalışan işçi davacıya ait olduğunu, davalı işverenin üzerine düşen tüm tedbir ve yükümlülükleri yerine getirip, herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, belirlenmiş olan kusur oranlarının hatalı olduğunu, bildirdikleri tanıklarının adreslerinin yeterince araştırılmadığını, verilen süreden çok sonra davacı tarafça ismi bildirilen … isimli şahsın tanık olarak dinlenip, sadece bu tanığın beyanları dikkate alınarak dosyanın sonuçlandırılmasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan hesap raporunda hesaplama hatasının olduğunu, SGK tarafından maluliyet oranına göre İlk peşin sermaye değerinin belirlenmediğini, belirlenecek bu miktarın meddi tazminat miktarından tenzilinin yapılmadığını, pasif devre için hesaplama yapılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu, manevi tazminat yasal şartlarının mevcut olmadığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, kurulan hükmün bu yönlerden hatalı olup, kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı işçinin, davalı işyerinde çalışırken 26.07.2014 tarihinde iş kazası geçirdiği, kaza nedeniyle SGK bölge sağlık kurulu ve yüksek sağlık kurulu tarafından maluliyet oranının kontrole gerek olmaksızın kesin şekilde % 10 olarak belirlenmiş olduğu, SGK tarafından yapılan kazaya ilişkin yapılan tahkikat sonrasında kazanın iş kazası olarak tespit edilip, meydana gelen iş kazasında davalı işverenin %90, davacı işçinin %10 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, kaza nedeniyle davacı işçiye geçiçi işgöremezlik ödemesi yapıldığı, gelir bağlandığı, kaza günü tanık olarak çalışmakta olan … isimli çalışanın kullandığı boru delme makinasının arıza yaptığı, bu şahsın vardiya sorumlusu olarak çalışmakta olan davacı işçiye haber vermesi üzerine, davacının o esnada tamir yapabilecek herhangi bir personel olmaması nedeniyle amirinin talimatı üzerine gelip makinadaki arızayı kendisinin gidermek istediği, tamir esnasında pres arasına sıkışan çapakları temizlemek için eliyle müdahele ettiği esnada makina kalıbının kapanması nedeniyle elinin makinada sıkışarak kazanın meydana geldiğinin anlaşıldığı, mahkemece aldırılan kusur heyet raporunda; davacı işçinin kazanın oluşumunda %10, davalı işverenin kazanın oluşumunda % 90 oranında kusurlu olduklarının tespit edildiği, bu kusur oranları kazanın oluşuna, dosya kapsamındaki delillere uygun olduğu, iş güvenliği ve işçi sağlığına dair mevzuat hükümleri doğru şekilde değerlendirilerek kusur dağılımı yapılmış olduğu, belirlenen bu kusur oranlarının SGK tahkikat raporundaki tespit edilen hususlara, değerlendirme ve kusur oranlarına uygun olup, rapor denetime elverişli olmakla davalının kusura yönelik itirazının haklı olmadığı, kaza tarihi, dava ve ıslah tarihleri arasında yasal 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmamış olmakla davalının zamanaşımı itirazının haklı olmadığı, mahkemece, davalının itirazı üzerine ATK dan aldırılan raporlarda maluliyet oranı %14,2 olarak belirlenip, hesap raporunda bu maluliyete göre hesaplama yapılmışsa da; davacı taraf yargılama aşamasında dosyaya sunduğu dilekçesi ile % 10 malüliyete göre hesaplama yapılmasını talep ettiği, ATK tarafından tespit edilen maluliyet oranı SGK ve davacı yönünden bağlayıcı niteliği olmayıp, davacının talebi de dikkate alındığında mahkemece re’sen hesap raporundaki bu yanlışlık giderilip, %10 malüliyet oranına göre bağlanan gelirin PSD miktarı da kusur oranı dikkate alınarak düşülmüş olduğu, rapordaki hata bu şekilde giderilmekle davalı tarafın bu yöne ilişkin itirazının da haklı olmadığı, her ne kadar bilinmeyen dönem yönünden % 5 yerine %10 arttırım ve iskonto uygulanıp ve bakiye ömür TRH 2010 yaşam tablosu yerine PMF yaşam tablosuna göre yapılmışsa da ve bu hesaplama yöntemi Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin içtihatlarına aykırı olsa da; daha önceki iş kazası kaynaklı davalara bakan dairenin görüşüne göre yapılan bu hesaplama yöntemine açık istinaf olmadığından bu hususun hükmün kaldırılması sebebi yapılmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarı, kusur durumu, maluliyet oranı, kaza tarihi, davacının kaza tarihindeki yaşı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında makül olduğu gerekçesiyle;

Davalının istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine
karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe
A.Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.

Mülga 5521 sayılı Kanun’un, 6763 sayılı Kanun 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.

25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.

HMK 362/2 nci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”

HMK 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.

Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.

Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.

Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

B.Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalı vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

2. Davalı vekilinin davacı lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.