YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2619
KARAR NO : 2022/15723
KARAR TARİHİ : 08.12.2022
Mahkemesi :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
No :
Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesidir. 506 sayılı Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde resen araştırma yapılarak kanıt toplanması gerektiği özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.
Öte yandan, 506 sayılı Kanun’un 2’nci maddesine göre sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve 6’ncı madde gereğince çalışmaya başlanması ile edinilir. Aynı Kanun’un “Sigortalı Sayılmayanlar” başlıklı 3/II-B maddesinde; “Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, … devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile bu Kanunun 35’inci maddesi hükümleri uygulanmaz.” hükmü öngörülmüştür.
Atıf yapılan ve dava konusu dönemde yürürlükte bulunan özel kanun olan 3308 sayılı Mesleki … Kanunu’nun 3. maddesi, çırağı; “… sözleşmesi esaslarına göre bir meslek alanında mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve iş alışkanlıklarını iş içerisinde geliştirilen kişi” olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanun’un “… Şartları” başlıklı 10’uncu maddesine göre çırak olabilmek için,
a)14 yaşını doldurmuş, 19 yaşından gün almamış olmak. (Bu bentte yer alan “onüç yaşını” ibaresi, 16/8/1997 tarih ve 4306 sayılı Kanunun 6 ncı maddesiyle “ondört yaşını” olarak değiştirilmiştir.)
b)En az ilköğretim okulu mezunu olmak.
c)Bünyesi ve sağlık durumu gireceği mesleğin gerektirdiği işleri yapmaya uygun olmak gerekmektedir.
Ancak, 19 yaşından gün almış olanlardan daha önce … eğitiminden geçmemiş olanlar, yaşlarına ve … seviyelerine uygun olarak düzenlenecek mesleki … programlarına göre … eğitimine alınabilir. Kanun’un 13’ncü maddesi hükmüne göre ise; “Bu Kanunun uygulandığı yer ve meslek dallarında 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun … sözleşmesine dair hükümleri ile 18 yaşını doldurduktan sonra sözleşmesi devam eden çıraklar hakkında 1475 sayılı İş Kanunu’nun, İşçi Sağlığı ve Güvenliği başlıklı beşinci bölümünde yer alan hükümleri dışındaki hükümler uygulanmaz.”
Bu hükümler çerçevesinde taraflar arasındaki ilişkinin niteliği belirlenirken, başka bir ifade ile, davacının uyuşmazlığa konu dönemde çırak olup olmadığına karar verilirken, çalışma ilişkisine bakılmalıdır.
Gerçekten de … sözleşmesinde, akdi ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, sigortalıya bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak, işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor, meslek ve sanat eğitimi arka planda tutuluyorsa, bu durumda … ilişkisinden söz edilemeyecektir.
Sözü edilen öğrencilerin sigortalı sayılmamaları, “tatbiki mahiyetteki yapım ve üretim işleri” nin gördükleri öğrenimin doğal bir gereği olmasından ötürüdür. Bir başka anlatımla, bu işler -… anlamında sigortalı işçilerin gördükleri iş görünümünde bulunsalar bile- belirgin olarak öğrenim çevresine girmektedir. Bu bakımdan, bu gibi durumlarda, esasen bir hizmet akdinin varlığından söz edilemeyeceği için sigortalılık niteliği edinme hali de söz konusu değildir (…, Sosyal Sigortalar Kanunu Şerhi; …, 1977 Baskı, s;130).
Davacı, davalı şirkete ait pasta imalatı işyerinde 1999 yılının Ekim ayı ile 2007 yıllının Nisan ayı arasında aralıksız çalıştığını beyan ederek bu sürelerin sigortalı çalışma olarak tespitini talep ve dava etmiş, en son Dairemizin 04.04.2017 tarihli ve 2016/17833 Esas ve 2017/2878 Karar sayılı ilamı sonrası Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda “ davacının 2003 yılı öncesi çalıştığına dair somut bir delil bulunmamakta olup 2003-2004 yıllarındaki çalışmasının ise çırak olarak yaptığı ve yapılan işi niteliğinde de … eğitimi ile sınırlı kaldığı görülerek davacının sigorta kaydının doğru tutulduğu” gerekçesine dayalı olarak davanın reddine karar verilmiştir.
İnceleme konusu dava dosyasında; 05/10/2001 tarihli işe giriş bildirgesinin davalı işyerince düzenlendiği, … … Merkezi yazı cevabı ile davacının 18.03.2004-18.11.2004 tarihlerinde pastacılık, tatlıcılık, şekerlemecilik meslek dalında sigortalı çırak öğrenci olarak çalıştığının Mahkemeye bildirildiği, bu tarihler arasında davalı işyerinde ustası olarak … …’dan pratik, … okulunda teorik … aldığının bildirildiği, davacının 24.11.2004-28.02.2006 tarihleri arasında askerlik görevinde bulunduğu, duruşmalarda dinlenen komşu işyeri tanıkları tarafından davacının askerlik dönüşü de işyerinde çalıştığının beyan edildiği anlaşılmakla davacının davalı işyerinde ihtilaf konusu dönem içerisinde yaptığı işin niteliği dikkate alınarak yaşı itibariyle üretime yönelik bir çalışma yapıp yapamayacağı açıklığa kavuşturulmadan, bu şekilde çalışmasının meslek ve sanat öğrenimine yönelik olarak … mahiyetinde mi yoksa üretime yönelik mi olduğu her türlü şüpheden uzak bir biçimde ortaya konulmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Bu doğrultuda Mahkemece yapılması gereken iş, davacının gerek askerlik dönemi öncesi gerek askerlik dönemi sonrası olan ihtilaf konusu tüm dönem yönünden hizmet akdine dayalı olarak çalışmasının olup olmadığı, çıraklıkta geçtiği kabul edilen dönem yönünden özellikle üretime yönelik çalışıp çalışmadığı duruşmalarda yeniden dinlenecek tanık beyanları doğrultusunda açıklığa kavuşturulmalı, hizmet akdi ile çalıştığının tespiti halinde; çırak olarak kayıtlı olduğu dönemde … Merkezi’nde geçirdiği süreler, yani haftanın kaç günü ve saatinde … aldığı belirlenmeli, bu şekilde davalı işyerinde geçen fiili çalışma süreleri dikkate alınarak haftalık çalışma saatleri tespit edilmeli, toplanan deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Mahkemece verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine
, 08.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.