YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2974
KARAR NO : 2022/16751
KARAR TARİHİ : 27.12.2022
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
No :
Dava, iş kazasında vefat eden sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı, davacılar ve davalı vekillerinin istinafı üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesince istinaf istemlerinin esastan reddine dair karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesince verilen karar davalı vekili tarafından süresi içerişimde temyiz edildiği ve davacılar vekilinin de temyize cevap süresi içerisinde katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Davalı vekilinin temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede:
A) Davalı vekilinin davacı eş …, çocuklardan … … ve … … lehlerine hükmedilen maddi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Dosyadaki yazılara, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle iş kazasının gerçekleşmesinde müteveffa sigortalının kusursuz olduğunun ve müteselsil sorumluluk kapsamında davalı işverenin %100 kusurdan davacı hak sahiplerine karşı sorumlu olduğunun anlaşılmasına göre davaya konu iş kazasında müteselsil sorumluluk kapsamı içinde kusur sorumluluğu bulunanların tespitinin davalı işveren ile dava harici bu üçüncü kişiler arasında açılması mümkün bulunan rücu dava dosyasında tartışılarak sonuca bağlanmasının mümkün olmasına, iş bu dosyada delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan bu hükümlerin, onanmasına karar verilmiştir.
B) Davalı vekilinin davacı çocuklardan … …, … … ile … … lehlerine hükmedilen maddi tazminatlar ile davacıların her biri lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8. maddesinin 3. fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanunun 5. maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.
Mülga 5521 sayılı Kanunun, 6763 sayılı Kanun 5. maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.
25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3. maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.
6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362. maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.
HMK 362/2. maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”
HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346. madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir
Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL, 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi sonrası için 72.070,00 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL’dir.
6100 sayılı HMK’nun 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alındığında, temyize konu tazminat hükümlerinden davacı çocuklardan … … lehlerine hükmedilen maddi tazminatlar ile davacıların her biri lehine hükmedilen manevi tazminata yönelik hükümlerin birbirlerinden ve diğer hükümlerden bağımsız olarak kesinlik incelemesine tabi tutulması gerektiği gözetilerek, temyize konu iş bu tazminat hükümlerinin, Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan 78.630,00 TL’lik temyiz (kesinlik) sınırının altında kaldığı anlaşılmakla anılan hükümlere yönelik temyiz itirazlarının kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2-Davacılar vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede:
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 7/3. maddesinde HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümleri, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanır denildiğinden katılma yolu ile temyizin de HMK’ya tabi olduğu belirlenmiştir. HMK 366. maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 348/1. madde uyarınca, İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile iki haftalık süre içerisinde vereceği cevap dilekçesi ile temyiz yoluna başvurabilir. 348/2.maddesi uyarınca İstinaf yoluna başvuran, bu talebinden feragat eder veya talebi bölge adliye mahkemesi tarafından esasa girilmeden reddedilirse, katılma yolu ile başvuranın talebi de reddedilir.
Somut olayda, davalı vekili tarafından sunulan temyiz dilekçesinin davacılar vekiline tebliği üzerine davacı vekilince süresi içerisinde katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunulduğu anlaşılmakla beraber, davalı yönünden hükmedilen manevi tazminatların kesin olduğu anlaşılmakla bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yukarıda verilen “1-B” bendi kapsamında esasa girilmeden reddedilmiş olması nedeniyle HMK 348/2.maddesi gereğince, devamla maddi tazminata yönelik katılma yoluyla temyiz isteminin ise davacıların maddi tazminat istemlerinin tam kabul edildiği, davacı kardeşler yönünden ise maddi tazminat istemlerinin bulunmadığı için bu hususa yönelik temyiz itirazlarında da hukuki yarar bulunmadığı gözetilerek davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin REDDİNE, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda dökümü yapılan harcın davalı harçtan muaf olduğundan tahsiline yer olmadığına, davacılar tarafından yatırılan harcın istem halinde kendilerine iadesine, 27.12.2022 günü oy birliğiyle karar verildi.