Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2022/3452 E. 2023/2041 K. 06.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3452
KARAR NO : 2023/2041
KARAR TARİHİ : 06.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/161 E., 2021/230 K.
DAVA TARİHİ : 15.08.2014
HÜKÜM/KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 10. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde ve bozmadan sonra verdiği ıslah dilekçesinde, davacının yersiz aylık ödemesi nedeniyle kuruma borçlu olmadığının tespiti ile yaşlılık aylığından yapılan kesintilerin ve fazla ödenen primlerin iadesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince,
“A) … TC, … SS ve … Bağ-Kur nolu davacı …’ın 01.10.2012-01.01.2014 tarihleri arasında kuruma 12.223,23 TL borçlu olmadığının tespitine,
B) Davacının aylıklarından 2012 Kasım – 2013 Kasım tarihleri arasında % 15 oranında yapılan 1.120,54 TL’lik SGDP kesintisinin davacıya iadesi gerektiğinin tespitine,
C) 01.04.2014 tarihinden itibaren yeniden bağlanan davacı aylıklarından 12.223,23 TL’lik borca istinaden yapılan kesintilerin davacıya iadesi gerektiğinin tespitine” karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Daire kararında; “Kurumca kabul edilmediği anlaşılan 20.11.1992-15.12.1992 tarihleri ile 16.05.2012-02.07.2012 tarihleri arasında kalan dönem bakımından vergi, meslek kuruluşu ve esnaf sicil kaydı olmayan davacının, 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabulü mümkün olmadığı gibi, somut olayda Medeni Kanun’un 2 nci maddesinin uygulanma şartları da oluşmadığından objektif iyi niyet kuralının olayda uygulanması da olanaksızdır.

Ne var ki, 20.11.1992-15.12.1992 tarihleri bakımından 1993 yılından itibaren devam eden prim ödemeleri nedeniyle davacı hakkında zorunlu sigortalılığın son bulduğu 25.05.2011 tarihinden itibaren zorunlu sigortalılık süreleri dışında fazla ödemenin varlığı halinde 25.05.2011 tarihinden sonrası dönem bakımından isteğe bağlı sigortalı olabileceği dikkate alınmalıdır. Şayet bu tarih itibari ile fazla ödemenin bulunmadığı anlaşılırsa bu kez de 25.09.2012 ve 28.09.2012 tarihlerinde yapılan son ödemelere göre ve ancak ödeme tarihlerinden ileriye yönelik olarak isteğe bağlı sigortalı sayılabilecektir.

Hal böyle olunca, mahkemece davacının şirket ortaklıklarına göre, sosyal güvenlik destek primi tescili ve iadesi hakkında yapılan irdeleme ve sorumluluğunun bulunmadığına ve iadesi gerektiğine dair kabulü yerinde ise de, tahsis şartları bakımından, yukarıda açıklandığı şekilde 20.11.1992-15.12.1992 tarihleri arasındaki dönem bakımından 25.05.2011 tarihi itibari ile fazla ödemelerinin bulunup bulunmadığı hususu davalı kurumdan sorulmak suretiyle belirlenmeli, varlığı halinde fazla primlerin karşıladığı gün kadar bu tarihten (25.05.2011) itibaren isteğe bağlı sigortalı sayılabilmesinin mümkün olduğu, yokluğu halinde ise ancak ödeme tarihlerinden (25.09.2012 ve 28.09.2012) itibaren ileriye doğru isteğe bağlı sigortalı olunabileceği dikkate alınmak suretiyle, tahsis şartlarının oluşup oluşmadığı hususu davalı kurumdan sorularak, yeniden irdelenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.” gerekçeleriyle karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “1-2012/Ekim-2013/ Ekim tarihleri arasında davacının yaşlılık aylıklarından yapılan SGDP tutarı olan 1.438,27 TL’nin talep tarihi 16.09.2013 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-831,37 TL prim borç ve 939,88 TL gecikme zammı toplamı olan 1.771,25 TL’nin ödeme tarihi 27.02.2020 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3- Kurumca yersiz ödeme olarak talep edilen ve davacının yaşlılık aylıklarından kesinlen 10.093,98 TL’nin en son kesinti tarihi olan 11.11.2017 tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine” karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, kararın isabetsiz olduğu, davacıya aylık bağlama koşullarının oluşmadığının aylık bağlandıktan sonra anlaşılması üzerine yapılan kurum işlemlerini mevzuata uygun olduğu, Türk Medeni Kanunun 2 nci maddesinin uygulanamayacağı, ıslah isteminin kanuna aykırı ve geçersiz olduğu gerekçeleriyle kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, başlangıçta Bağ-Kur yönünden tescil ve prim ödemesi olmayan davacının geriye yönelik prim ödemeleri nedeniyle Bağ-Kur sigortalısı sayılıp sayılmayacağı, tahsis şartları bakımından da fazla ödemelerin bulunup bulunmadığı ve isteğe bağlı sigorta şartlarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 1479 ve 5510 sayılı Kanun’un ilgili madde hükümleri.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.